KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/5294 E., 2025/6211 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/156 E., 2025/41 K.
- Dava tarihi
- 28.06.2013
Karar Metni
648 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2002/3 sayılı Ortaklar Kurulu Kararı ile şirket müdürü olarak atanan davalının kendi isteği ile müdürlükten istifa ettiğini, 23.02.2006 günlü Ortaklar Kurulu Kararı ile istifasının kabul edilerek görevinin sona erdiğini ancak davalının şirketten ayrılmadan önceki dönemde, müvekkili Şirket adına yapılan işlerin bedelini kendi banka şahsi hesabına yatırılmasını sağladığını ve bu şekilde Şirketin yaklaşık olarak 52.367,22 USD'sini zimmetine geçirdiğini ileri sürerek zimmete geçirilen paranın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davalı Şirketin ortağı ... arasında "Acente" adı verilen bir adi ortaklık kurulduğunu, müvekkilinin davalı Şirketin sorumlu müdürlüğü yanında .... ile akdettiği sözleşme gereğince ortağı olduğunu, bu ortaklık anlaşması nedeni ile masraf ve giderlerinin yarı yarıya ödenmesinden sonra kalan kârın paylaşıldığını, ortaklık ilişkisi mevcut olduğundan görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğunu, zimmete para geçerime durumu olmadığı gibi davacı Şirketin hâkim ortağı ile davalı arasındaki ilişki nedeniyle davalı hesabına yatırıldığını, yatırılan paraların iş için kullanıldığını, öte yandan kendi hesabında davacı ile ilgisi olmayan miktarların da bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 23.10.2014 tarihli kararı ile; toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, davalının davacı Şirketin ortağı olmayıp sorumlu müdürü olarak çalıştığı, 22.02.2006 tarihli istifa dilekçesi ile istifa ettiği, görevi sona ermeden şirket adına yapılan ödemeleri kendi şahsi hesabına yatırılmasını sağladığı, bu şekilde davacı Şirketin 53.483,00 USD'sini uhdesinde tuttuğu ve davacı Şirkete bunu ödemediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 23.10.2014 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; hesaba yatan 61.483,00 USD den dava dışı A.D'nin yatırdığı 4.500,00 USD ve K.Ö'nün yatırdığı 1.500,00 USD ile Şirketin gönderdiği 8.000,00 USD'nin tenzili yoluna gidilmesi, ayrıca sonuca giderken dava dilekçesi ekinde olup dava dilekçesinde davaya dayanak yapılan hesap tablosundaki davalı tarafça ödendiği belirtilen 10.128,19 USD'nin de taraflardan sorulup değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece 20.11.2017 tarihli kararı ile; bozma ilâmında bahsi geçen 10.128,19 USD ile ilgili tarafların beyanları tespit edilip bilirkişi raporu da alınarak, rapor doğrultusunda bozma ilâmında belirtilen ödemeler ile 10.128,19 USD'nin mahsubundan sonra bakiye 37.354,81 USD hüküm altına alınmıştır.
Mahkemenin 20.11.2017 tarihli kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece taraf beyanlarında geçen "sebepsiz zenginleşmeye dayalı" davanın sonucu eldeki davayı etkileyeceğinden bekletici mesele yapılması ve çıkan sonuca göre karar verilmesi, ayrıca kabule göre ise harç ve vekâlet ücreti hesabında davaya konu miktarın Türk lirası karşılığı dikkate alınmadan hesaplama yapılmasının hatalı olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; vekâlet ücretinin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı lehine hükmedilen vekâlet ücreti hususundadır.
Somut olayda; Mahkemece davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin, yabancı para üzerinden hüküm altına alınan alacağın, karar tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL'ye çevrilmesi ile belirlenen, toplam miktarı üzerinden belirlenmesi gerekirken bu husus göz ardı edilerek hesaplanıp hüküm altına alınması hatalıdır.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7 hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5294, K. 2025/6211, 11 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama