KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/5405 E., 2025/6945 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/732 E., 2025/1239 K.
- Dava tarihi
- 27.05.2024
- İlk derece mahkemesi
- ... 44. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/165 E., 2024/550 K.
Karar Metni
874 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.01.2004-02.05.2024 tarihleri arasında davalı Bakanlığa bağlı ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ihale ile hizmet satın alınan alt işveren şirketler nezdinde garson olarak çalıştığını, 02.05.2024 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazanması sebebiyle emeklilik nedeniyle işten çıkışının yapılmış olmasına karşın yasal haklarının ödenmediğini, son ücreti 19.000,00 TL olan davacıya bir öğün yemek ve yol giderinin de ödendiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davalı Bakanlığın asıl işveren olmayıp, kendisi işin bir bölümünde bizzat işçi çalıştırmayıp, işi bölerek ihale etmek suretiyle muhtelif kişilerden hizmet satın alan ihale makamı olduğunu ve davacının alacaklarından sorumlu tutulamayacağını, dava konusu alacakların bulunmadığını yanı sıra talep edilen faiz başlangıç tarihlerine ve faiz türüne de itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının davalı ... Bakanlığına bağlı ...
Eğitim ve Araştırması Hastanesi işyerinde 01.01.2004-02.05.2024 tarihleri arasında ihale yoluyla yemek yapım ve dağıtım hizmeti alınan dava dışı firmalar nezdinde servis elamanı olarak çalıştığı, davalı Bakanlık bakımından yardımcı iş kapsamında olan yemek yapımı ve servisi işinin asıl iş devam ettiği sürece kesintisiz devam edecek bir iş olduğunu ve davalı Bakanlığın asıl işveren olarak dava konusu alacaklardan sorumlu bulunduğu, sunulan ücret bordrolarında davacının son ücretinin brüt 21.402,68 TL olarak tahakkuk ettirildiği ayrıca aylık 472,68 TL brüt yol ücreti ödendiğinin tespit edildiği,
davacı tarafça iş sözleşmesinin emeklilik nedeni ile sona erdiğinin iddia edildiği, taraflarca düzenlenmiş yazılı bir fesih bildirimi sunulmamış olduğu ancak Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gönderilen belgelerde işten ayrılış nedeninin kod (08) yani emeklilik olarak gösterildiği ve davacının 01.06.2024 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya başladığının görüldüğü, davacıya kıdem tazminatı ödendiğine dair herhangi bir ödeme kaydının ise sunulu olmadığı,
dosya içerisinde yer alan 2015-2024 yılları arası izin formlarına göre davacıya toplam 223 gün izin kullandırıldığının tespit edildiği buna göre davacının bakiye 183 gün yıllık ücretli izin alacağı olduğunun değerlendirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı işçinin davalı işyerinde hizmet alım sözleşmeleri ile dava dışı yüklenici firmalara verilen yemek pişirme, dağıtım ve yemek sonrası hizmetler personeli olarak yüklenici firma nezdinde çalıştığını, davalı ile dava dışı yüklenici firmalarla arasında 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/7 hükmü uyarınca asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu ve davalı Bakanlığın davacının alacaklarından müteselsilen sorumluluğunun bulunduğu,
01.01.2004-02.05.2024 tarihleri arasında çalışan davacının iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle feshetmek suretiyle kıdem tazminatına hak kazandığı, ispat yükü üzerinde olan davalı tarafından davacı işçinin 223 gün izin kullanmış olduğuna dair belgelerin sunulduğu buna göre bakiye izin alacağı bulunduğunun anlaşıldığı Mahkemece dava konusu alacakların bilirkişi raporunda hesaplanan miktardan davacının talebiyle bağlı kalınarak hüküm altına alınmasının dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalı Bakanlığın ihale makamı olmakla, asıl işveren sıfatının bulunmadığını, 2. Davacının kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının bulunmadığını, yanı sıra davacının yıllık ücretli izinlerinin kullandırılması ve takibinin hizmet alınan şirket sorumluluğunda olduğunu, 3.Faiz başlangıç tarihlerinin ve faiz türünün de hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı işçinin dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanamadığı ile faiz türü ve faiz başlangıç tarihlerinin yerinde olup olmadığına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda ödenmesi gereken faiz mevduata uygulanan en yüksek faizdir. Faiz başlangıcı fesih tarihi olmalıdır. Yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak için işyerinden ayrılma hâlinde işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa başvurduğunu belgelemesi şarttır. Bu hâlde faiz başlangıcı da anılan belgenin işverene verildiği tarihtir.
Somut olayda davacının emeklilik sebebi ile iş sözleşmesini feshettiğini ve Kuruma başvurduğunu işverene belgelemediği anlaşılmaktadır. Bu durumda kıdem tazminatına fesih tarihinden değil arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faiz yürütülmelidir. Bu yön gözetilmeden kıdem tazminatına fesih tarihinden faiz yürütülmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5405, K. 2025/6945, 25 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama