KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/5478 E., 2025/6350 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/601 E., 2025/795 K.
- Dava tarihi
- 18.03.2022
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 4. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/331 E., 2024/410 K.
Karar Metni
584 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Sendikanın üye işçilerin listesini müvekkiline göndermediğini, müvekkili Şirkete ait işletmede tespit edilen işçi sayısının hatalı olduğunu, müvekkili ile organik bağ içinde olan şirketlerin ve müvekkiline ait bir kısım işyerlerinin dikkate alınmadığını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 21.02.2022 tarihli ve 97649 sayılı yetki tespitinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Sendika vekili cevap dilekçesinde; davalının yetki kurallarını bilmesine rağmen sırf toplu iş sözleşme imzalanmasını engellemek ve süreci uzatmak amacıyla yetkisiz mahkemede dava açtığını, davacının dava dilekçesindeki itirazlarının tümünün gerçeğe aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yetki tespitinin usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkili olmayan mahkemede açıldığını, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaları destekler somut bilgi ve belgeye yer verilmediğini, yetki tespit başvuruları karşılanırken işverenler tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) yapılan işyerlerine ilişkin tescil ve işçi bildirimlerinin esas alındığını, Sendika Yetki Sistemi'ne SGK kayıtlarından otomasyon sistemiyle yansıyan bilgiler doğrultusunda işlem yapıldığını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın süresinde açıldığı, yürürlükte olan mevzuat uyarınca Sendikanın işverene bildirim yükümlülüğü bulunmadığı, davacı Şirketin yetki tespitine konu işyerlerinin davalı Sendikanın kurulu bulunduğu metal işkolunda yer aldığı, her iki işyerinde yetki tespit başvuru tarihi itibarıyla 105 işçi çalıştığı ve toplam sendikalı işçi sayısının ise 55 olduğu, Bakanlık kayıtları ile SGK kayıtlarının uyumlu olduğu,
davacının, dava dışı Şirketlerde çalışanların da davacı nezdinde çalışıyormuş gibi değerlendirildiği ve hesap hatası yapıldığı yönündeki iddialarının somutlaştırılmadığı, işyerinde çalışanların yarıdan fazlasının davalı Sendikaya üye olduğu, Sendikanın işyeri ve işletme düzeyinde toplu iş sözleşmesi yapabilmek için kanunda öngörülen üye çoğunluğuna sayısal olarak sahip olduğu gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde: davanın açıldığı tarih itibarıyla müvekkili nezdinde çalışan işçi sayısının kabul edilenden çok daha fazla olduğunu, yetki başvurusundan sonra davalı Sendikadan istifa eden işçilere ilişkin iddialar araştırılmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 4. ve devamı maddeleri kapsamında yetki tespitine itiraz istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5478, K. 2025/6350, 15 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama