KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/5590 E., 2025/6777 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2939 E., 2025/685 K.
- Dava tarihi
- 29.03.2018
Karar Metni
1.419 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 26.12.2013-30.10.20 14... .03.2015-10.11.2017 tarihleri arasında davalıların Türkmenistan'daki şantiyesinde proje müdürü olarak çalıştığını, son ücretinin 4.500,00 USD olduğunu, işyerinde fazla çalışma yapmasına, hafta tatillerinde, resmî tatillerde, ulusal bayram ve genel tatillerde çalışmasına rağmen söz konusu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini, ücret alacağının eksik ödendiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... Uluslararası İth. İhr. Mim. Müh. İnş. Taah. San. Tic. Ltd. Şti. (...
Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, dava dilekçesinin usule uygun olmadığını, davacı ile müvekkili Şirket arasındaki ücret ve diğer ödemelerin TL olarak yapıldığını, alacakların USD olarak talep edilmesinde hukuki yarar bulunmadığını, davacının ikinci dönem çalışmasının 05.09.2015 tarihinde başladığını, davacının 28.06.2017 tarihinde istifa etmek suretiyle işten ayrıldığını, ücret miktarına ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının şantiyede en yetkili kişi olması sebebiyle fazla çalışma ücreti alacağına hak kazanmayacağını, hafta tatillerinin ve diğer tatillerin eksiksiz kullandırıldığını,
faiz oranı ve faiz başlangıç tarihlerine itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... (... Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'i ile husumet ve yetki itirazında bulunduklarını, davacı müvekkili Şirket çalışanı olmadığından herhangi bir hak ve alacağının da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
... 30. İş Mahkemesinin 15.10.2020 tarihli kararı ile; davacının 26.12.2013-30.10.20 14... .09.2015-28.06.2017 tarihleri arasında davalı Şirketler nezdinde çalıştığı, son ücretinin 4.500,00 USD olduğu, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız şekilde sona erdirildiği, davacının ödenmeyen ücret alacağı bulunduğu; ancak davacının pozisyonu dikkate alındığında çalışma düzenini ve saatlerini kendisinin belirlediği, davacıdan daha yüksek bir pozisyonda çalışanın bulunmadığı anlaşıldığından fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına hak kazanamadığı gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret alacaklarının kabulüne; fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının reddine dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 15.10.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 05.01.2023 tarihli kararı ile; davalılar arasında alt işveren asıl işveren ilişkisi bulunması sebebiyle alacaklardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarının yerinde olduğu, tespit edilen ücretinin dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, davalı tanığı tarafından da yeme, içme ve barınmanın işverence karşılandığı ifade edilmiş olup yemek ve barınma bedelinin 200,00 USD olarak tespitinde hata bulunmadığı,
USD olarak talep edilen alacakların yine yabancı para cinsinden hüküm altına alınmasında isabetsizlik bulunmadığı; ancak dosyadaki e-posta yazışma içeriklerine göre davacının işi bıraktığı, diğer proje tekliflerini de kabul etmediğini bildirdiği, iş sözleşmesinin proje bitimi nedeniyle işveren tarafından değil işçi tarafından feshedildiği anlaşıldığından kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının hatalı olduğu;
ayrıca dosya kapsamına göre davacının, davalıya ait işyerinde şantiye şefi olarak görev yaptığı sabit olduğundan bu gerekçe ile fazla çalışma ücreti talebinin reddi yerinde ise de hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının da bu gerekçe ile reddedilmesinin yerinde olmadığı,
tanık beyanlarına göre davacının söz konusu alacaklara da hak kazandığının anlaşıldığı gerekçesi ile başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle ücret, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının kabulüne, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 05.01.2023 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi ile tanıkların beyanlarının yalnızca 05.09.2015-28.06.2017 tarihleri arasındaki davacının ikinci çalışma dönemine ilişkin olduğu dikkate alınarak bu dönem bakımından hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatlandığının kabulü ile değerlendirme yapılması gerektiği, Bölge Adliye Mahkemesince dosya kapsamındaki bilirkişi kök raporu doğrultusunda davacının 2017 yılı Mayıs ayı dâhil ücretinin ödendiği,
2017 yılı Haziran ayı ücretinin ödenmediğinin kabulü ile 4.200,00 USD ücret alacağının hüküm altına alındığı, ancak banka ödemeleri TL üzerinden olup bu ödemelerin USD karşılıkları ve hangi döneme ilişkin oldukları hususlarının bilirkişi raporundan denetlenemediği,
davacının talep konusu dönemi, yapılan ödemelerin USD karşılığı ve ilgili oldukları dönem dikkate alınmak suretiyle davacının ücret alacağı miktarının yeniden hesaplanması gerektiği, davalılar lehine hükmedilecek vekâlet ücreti miktarının da reddedilen miktar dikkate alınmak suretiyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) ilgili hükümlerine göre yeniden değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.02.2024 tarihli kararı ile; bozmaya uyularak bu doğrultuda hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil çalışma ücreti alacaklarının 05.09.2015-28.06.2017 tarihleri arasındaki ikinci çalışma dönemi bakımından ispatlandığı kabul edilerek davacının bu çalışma dönemi için %30 indirim ile birlikte hak ettiği toplam hafta tatili ücret alacağının 5.670,00 USD, ulusal bayram ve genel tatil alacağının 1.470,00 USD olduğunun tespit edildiği,
yapılan ödemelerin USD karşılığı ve ilgili oldukları dönem dikkate alınmak suretiyle davacının ücret alacağı yönünden yaptırılan hesaplamada 2017 yılı Nisan, Mayıs ve Haziran aylarına ilişkin ücret alacaklarının ödenmediğinin tespit edildiği, bu döneme yönelik olarak 13.200,00 USD ücret alacağının kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.02.2024 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacı vekilinin tüm davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ücret alacağının 13.200,00 USD olduğunun belirlendiği, Bölge Adliye Mahkemesince bu tutarın hüküm altına alındığı, davacının dava dilekçesinde ücret alacağı olarak 1.000,00 USD talep ettiği ve bu talebini ıslah dilekçesi ile toplam 4.200,00 USD'ye yükselttiği, buna göre Bölge Adliye Mahkemesince davacının toplam talebini aşar şekilde ücret alacağının hüküm altına alınmasının hatalı olduğu gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Müvekkilinin üst düzey çalışan olmadığından fazla çalışma ücreti alacağının reddinin hatalı olduğunu,
b. Kıdem ve ihbar tazminatının reddinin hatalı olduğunu, müvekkilinin proje bitimi nedeniyle işten çıkışının verildiğini,
c. Davalılar lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının bakiye ücret alacağının bulunmadığını,
b. Davacının ücret miktarının hatalı tespit edildiğini, aylık ücretine fazla çalışmanın dâhil olduğunu,
c. Davacının hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmasının bulunmadığını, çalışma sürelerini kendisi belirlediğinden hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı yönündeki beyanlarının kabul edilemeyeceğini,
ç. Lehlerine vekâlet ücretinin hatalı hükmedildiğini ileri sürmüştür.
3. Davalı... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde;
a. Müvekkili Şirket yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini,
b. Ücret tespitinin fahiş ve hatalı olduğunu, diğer davalı tarafça ödemelerin TL cinsinden yapıldığı ifade edilmiş olmasına rağmen USD üzerinden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,
c. Ücret alacağı bulunmadığını, alacakların brüt olarak hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu,
ç. Davacı tanıklarının davacı ile aynı işi yapmadıklarını, tanık beyanlarına itibar edilmesinin hatalı olduğunu,
d. Lehlerine vekâlet ücretinin hatalı hükmedildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; hüküm altına alınan ücret alacağı ile vekâlet ücreti noktalarındadır.
1. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin tüm, davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince reddedilen miktarın 30.473,33 USD olduğu, karar tarihine (06.03.2025) göre ... Bankası tarafından ilan edilen gösterge niteliğindeki (efektif satış) döviz kuru (36,4950 TL) uyarınca reddedilen alacağın 1.112.124,17 TL'ye karşılık geldiği anlaşılmaktadır. Söz konusu tutar ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13. maddesine göre, davalılar lehine 167.697,38 TL yerine 38.816,41 TL vekâlet ücretinin hüküm altına alınmış olması hatalı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı tarafın tüm, davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalıların Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasından "Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki A.A.Ü.T göre hesap edilen 38.816,41 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,” ibaresinin çıkartılarak yerine “Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT'ye göre hesap edilen 167.697,38 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5590, K. 2025/6777, 23 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama