KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/5804 E., 2025/8048 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/3967 E., 2025/817 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... ... 25. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/426 E., 2020/932 K.
Karar Metni
1.225 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait yurt dışındaki şantiyelerde demirci kalfası olarak 27.06.2003-02.02.2015 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafça haklı neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulundukları, davacının ...'da ... ünvanlı Rus şirketinde kendi adına çalıştığını, davacının Türkiye'ye döndükten sonra ...Tic. Ltd Şti. nezdinde çalıştığını ve iş sözleşmesini kendi isteği ile sona erdirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı işveren ile dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti ve dava dışı ...Tic. Ltd.
Şti.nin Türkiye’deki ... adreslerinin, faaliyet konularının ve ortaklarının aynı olması, çalışma vizesinin ... tarafından alınması, davacının iddia edilen dönemde yurda giriş çıkış kaydının olması, davacının çalıştığını iddia ettiği ... bölgesinde davalı Şirketin projelerinin olması hususları, tanık beyanları ve seri dava dosyalarındaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde; davalı ile davacının çalışmasının bulunduğu Şirketler arasında organik bağ bulunduğunun kabulünün gerektiği, davacının son aylık ücretinin net 2.500,00 Amerikan doları (USD), bunun brüt karşılığının aylık 3.125,35 USD olduğu,
davalı tarafça davacının istifa ettiği iddia edilmiş ise de istifa dilekçesinin sunulmadığı dinlenen tanık beyanlarının ise görgüye dayalı olmadığı belirtilerek 09.03.2020 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamındaki konsolosluk yazısı, tanık beyanları, yurda giriş çıkış kayıtları ile davacı adına bankadan yapılan ödemelerin .... isimli kişi tarafından yatırıldığı, bu kişinin...
İnş. isimli Şirketin yetkilisi olduğu, bu Şirket ile davalı Şirket ortaklarının, faaliyet konularının ve adreslerinin aynı olduğu, dava dışı Şirket ile davalı Şirket arasında organik bağ bulunduğuna ilişkin ... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 2020/2397 Esas, 2022/332 Karar, ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesinin 2019/2690 Esas, 2021/182 Karar, ... Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesinin 2021/44 Esas, 2023/2033 Karar, ...
Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesinin 2021/1024 Esas, 2023/2123 Karar sayılı ilâmları dikkate alındığında davacının, davalı Şirket nezdinde çalıştığı, bu nedenle husumet itirazının yerinde olmadığı, davalı tarafından davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğine dair somut bilgi ve belge sunulmadığı, Ülkemiz ile ... arasında sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmadığı,
5510 Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) 5/g maddesi gereğince Ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçilerinin aynı yasanın 4/a maddesi kapsamında sigortalı sayılıp, haklarında kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanacağının belirtildiği, bu esaslar doğrultusunda hesap bilirkişisince davacının en son brüt aylık ücreti tespitinin isabetli olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Husumet itirazında bulunduklarını, davacının kendi ad ve hesabına çalışıp işçi çalıştırdığını, 2. Giydirilmiş ücretin tespitinin hatalı olduğunu, 3. Hüküm altına alınan alacakların fesih tarihindeki kur üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğunu, 4. Davacının iş sözleşmesini kendi isteği ile sona erdirdiğini, 5. Kabul edilen net ücretin brütleştirilmesinin hatalı olduğunu, 6. Davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanlarına itibar edilmesinin hatalı olduğunu, 7. Faizin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuka, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispat ve hesabına, giydirilmiş brüt ücretin tespitine, davalının dava konusu alacaklar bakımından sorumluluğunun bulunup bulunmadığına ve hükmedilen faiz hususlarına ilişkindir.
1.5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı uyuşmazlık konusu olup İlk Derece Mahkemesince; davalı işverenin, davacının kendi çalışanları olmadığını ayrıca davacının işçi değil taşeron olduğunu iddia ettiği, davacının işten ayrılış bildirgesinde işten çıkış kodu ... (...) (İstifa) olarak Kuruma bildirilmiş ise de dosyada istifa dilekçesinin bulunmadığı, dosyada dinlenen tanıkların iş sözleşmesinin sona ermesine ilişkin görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı,
ispat yükü üzerinde olan davalı işverenin iş sözleşmesinin tazminat ödenmesini gerektirmeyecek şekilde son bulduğunu ispatlayamadığı gerekçeleriyle davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı kabul edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince de benzer gerekçelerle davalının taleplerinin kabulüne ilişkin itirazları esastan reddedilmiştir.
Dosya içerisinde davalı tarafça cevap dilekçesi ekinde sunulmuş olan el yazısı ile düzenlenmiş 10.03.2015 tarihli istifa dilekçesine rastlanılmış olup, söz konusu dilekçe değerlendirilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4. Davacının net ücretinin brüt ücrete çevrilmesi hususu uyuşmazlık konusudur. Ülkemiz ile uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde iş üstlenen işverenlerce, yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçilerinden isteğe bağlı sigortalılık talebinde bulunanlardan Türkiye’de ikamet şartı aranmamaktadır.
5510 sayılı Kanun'un 5/1-(g) hükmünde "(Ek: 17/4/2008-5754/3 md.) Ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçileri 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır ve bunlar hakkında kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümleri uygulanır.
Bu sigortalıların uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmak istemeleri hâlinde, 50 nci maddenin ikinci fıkrasındaki Türkiye’de yasal olarak ikamet etme şartı ile aynı fıkranın (a) bendinde belirtilen şartlar aranmaksızın haklarında isteğe bağlı sigorta hükümleri uygulanır.
Bu kapsamda, isteğe bağlı sigorta hükümlerinden yararlananlardan ayrıca genel sağlık sigortası primi alınmaz.(Ek cümle: 13/2/2011-6111/24 md.) Bu bent kapsamında yurt dışındaki işyerlerinde çalışan sigortalıların, bu sürede ödedikleri isteğe bağlı sigorta primleri 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık sayılır." düzenlemesi yer almaktadır.
Söz konusu hüküm gereğince 2008 yılı Ekim ayı başından itibaren Ülkemiz ile uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmayan ülkelerde işi üstlenen işverenlerce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçileri hakkında kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümleri uygulanacaktır.
Bu durumda işçinin net ücretine, yurt içinde çalışan işçiler gibi %14 oranında Sosyal Güvenlik Kurumu primi ve %1 oranında işsizlik primi eklenerek brüt ücret hesaplaması yapılamaz.
Davacının Ülkemiz ile uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmayan bir ülkede çalıştığı dikkate alınarak ücreti brütleştirilirken dosya kapsamından tespit edilen net ücretine 5510 sayılı Kanun'un 5/1-(g) hükmü gereğince yalnızca %5 oranında genel sağlık primi eklenmek sureti ile sonuca gidilmesi gerekmektedir. Belirtilen husus gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5804, K. 2025/8048, 16 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama