KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/5958 E., 2025/7280 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/359 E., 2025/145 K.
Karar Metni
877 kelime·4 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının sahibi ve temsilcisi olduğu gazete bünyesinde 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 12/1-(h) hükmü ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun (5953 sayılı Kanun) hükümleri çerçevesinde gazeteci, hukuk danışmanı ve avukat olarak çalıştığını, çalışmalarına esas olmak üzere sözleşme yapıldığını; ancak davalı tarafın sözleşmeden doğan hak ve alacakları ödemediğini, alacaklarının tahsili için başlattığı icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek davalı itirazının iptali ile takibin kaldığı yerden devamına ve davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 1136 sayılı Kanun'un 12/h-(1) hükmü ve 5953 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yazılı sözleşmelere dayanarak gazeteci, hukuk danışmanı ve avukat olarak ...nde (...) çalıştığını, davacının muhatabının çalıştığı dönemde Şirket müdürü olan müvekkilinin olmadığını, ilgili tüzel kişiliğin olduğunu, bu sebeple taraf sıfatı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.06.2017 tarihli kararıyla; davacının 5953 sayılı Kanun kapsamına girmeyen taleplerinin tefrik edildiği, eldeki dava konusunun gazetede köşe yazarlığı ve yazı işleri müdürlüğü hizmeti olup Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları ve diğer delillere göre davacının ... işçisi olduğu, davalının ise adı geçen Şirketin ortağı olduğu, davalının işveren sıfatının bulunmadığı, davalı hakkındaki davanın husumet yönünden reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 07.06.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 07.12.2017 tarihli kararı ile; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 07.12.2017 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davaya dayanak olan sözleşme, davacı alacaklarına yönelik taahhütname ve davalı imzasını taşıyan bonoya ilişkin olarak usulsüz teminden bahisle davacı hakkında ceza davası açıldığı ve yargılamanın devam ettiğinin anlaşıldığı, ceza davasında söz konusu belgeler açısından davacı hakkında verilecek karar eldeki uyuşmazlığın çözümünü doğrudan etkileyeceğinden kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılamada ...
4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/129 Esas sayılı dava dosyasının 29.04.2021 tarihinde 2021/230 Karar numarası ile karara çıkarıldığı, katılan ...'ye karşı sanık davacının işlediği iddia edilen açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçundan yürütülen kovuşturmada suç tarihi olarak kabul edilen 25.06.2007 tarihi itibarıyla atılı suç yönünden 8 yıllık zamanaşımı süresi ve 12 yıllık uzamış zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilerek kamu davasının düşmesine karar verildiği, istinaf başvurusunun esastan reddi ile 13.01.2023 tarihinde kararın kesinleştiğinin anlaşıldığı,
davacının hukuk danışmanlığı ile avukatlık hizmetlerinden kaynaklanan ve 17.04.2004-31.12.2005 tarihleri arasındaki köşe yazarlığı hizmetinden kaynaklanan alacaklarının bu dosyadan tefrik edildiği, eldeki dosyanın.
5953 sayılı Kanun kapsamında yapılan 01.01.2006 tarihli sözleşme çerçevesinde davacının 01.01.2006- 31.05.2007 tarihleri arasında ... sunmuş olduğu köşe yazarlığı ve yazı işleri müdürlüğü hizmetlerinden kaynaklanan işçilik alacağına ilişkin olduğu, davacının ... işçisi olduğu, davalının ise adı geçen Şirketin ortağı olduğu, davalının işveren sıfatının bulunmadığı,
sermaye şirketinin ortağı olan davalının taraf sıfatının bulunmaması nedeniyle davalı hakkındaki davanın husumet yönünden reddi gerektiği, davalının kötüniyet tazminatı talebinin davacının kötüniyetinin dosya kapsamında ispatlanamaması nedeniyle reddi gerektiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Husumete dair incelemenin hatalı olduğunu, davanın Şirketin borcunu davalının kabul ve ikrar ederek, buna ilişkin imzalı belge, bono ve bonoya ek sözleşme imzalamış olmasından kaynaklandığını,
2. Davalının şahsî sorumluluğunu doğurabilecek açık borç ikrarı, yazılı sözleşme, noter ihtarları veya fiilî işverenliğe ilişkin deliller yönünden herhangi bir maddi tartışma yapılmadan, tüzel kişilik ortaklığına indirgenmiş soyut gerekçeyle hüküm kurulduğunu,
3. ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.01.2023 tarihinde kesinleşen kararıyla ceza davasının düştüğünü ve bu belgelerin geçerliliğinin sabit hâle geldiğini, buna rağmen mahkemece önceki gerekçeye dayanılarak ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu,
4. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu,
5. ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesi ile işbu dosyada alınan bilirkişi raporları ve verilen kararlar arasında çelişki bulunduğunu,
6. İlk Derece Mahkemesince aynı kararın verilmesinin hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğunu, kararın yeniden bozulması hâlinde, incelemenin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalıya husumet yöneltilmesinin mümkün olup olmadığına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5958, K. 2025/7280, 2 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama