KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/6161 E., 2025/7387 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/850 E., 2025/1430 K.
- İlk derece mahkemesi
- İzmir 4. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/213 E., 2025/58 K.
Karar Metni
820 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Sendikanın işletme toplu iş sözleşmesi imzalamak için gerekli şartları taşıdığı tespitinin hatalı olduğunu, zira müvekkili ...'ye ait birimlerin işletme olarak kabulünün mümkün olmadığını, yetki tespitine konu birimlerin aynı iş organizasyonu kapsamında tek bir işyeri olduğunu, müvekkili Şirketin işyerinde yetki tespit başvurusu sırasında davalı Sendikanın kurulu bulunduğu işkoluna giren bir faaliyet yürütülmediğini, davalı Sendikanın başvuru tarihinde işyerinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasını üye kaydetmesi gerektiğini, davalı Sendikanın bu sayısal çoğunluğu sağlayamadığını,
yetki tespit yazısında yer alan işçi ve üye sayılarında hatalar olduğunu, davacı Şirketin ürettiği ürünlerin satış ve pazarlama işlerini yürüten ... adresinde faaliyet gösteren 11 işçinin çalıştığı birimin işçi sayısına dâhil edilmediğini, yetki tespitinde sendika üyesi olarak kabul edilen birçok işçinin sendika üyeliğinin irade fesadı nedeni ile geçersiz olduğunu belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle ...
Çalışma Genel Müdürlüğünün 04.06.2024 tarihli ve ... sayılı yetki tespitinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Sendika vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Sendikanın ... işkolunda örgütlü bir sendika olduğunu, dolayısıyla Bakanlık tarafından yapılan yetki tespitine konu sayı incelemesinde, davacının metal işkolunda yer alan işyerlerinde çalışan işçi sayısının dikkate alındığını, işyerlerinde metal işkolunda çalışan toplam 204 işçi olduğu ve bunun 107'sinin sendika üyesi olduğunun tespit edildiğini, işverenin yetkiye esas alınan üye çoğunluğuna yönelik yapmış olduğu itirazın yerinde olmadığını, başvuru tarihinde işyerlerinde çalışan işçi sayısının tespitinde işveren ve işveren vekillerinin de çalışan sayısından düşülmesi gerektiğini,
yetki tespitine konu 3 işyerinin aynı işverene ait aynı işkolunda kurulu ve bağımsız nitelikte olmaları itibarıyla işletme toplu iş sözleşmesi yetkisinin değerlendirilmesinin kanuna uygun olduğunu, müvekkili Sendikanın işyeri düzeyinde yetki için aranan yarıdan fazla üyelik koşulunu da sağladığını, dava dilekçesindeki tüm iddiaların soyut mahiyette olduğunu, dava dilekçesi ekinde iddiaları destekler somut delillerin sunulmuş olmaması nedeni ile davanın reddi gerektiğini belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde; davanın yasal sürede açılmamış olması hâlinde süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, işverenler tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) yapılan işyerlerine ilişkin tescil ve işçi bildirimlerinin esas alındığını, sendika yetki sistemine SGK kayıtlarından otomasyon sistemiyle yansıyan bilgilere göre davacı işverene ait aynı işkolunda 3 işyeri bulunduğunu, bu bağlamda işletme düzeyinde yetki tespiti işlemi yapıldığını, dava dilekçesinde hiçbir somut delil ileri sürülmeden soyut iddialarla itirazda bulunulduğunu, verilen kararın hukuka uygun olduğunu belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın süresinde açıldığı, usulsüz sendika üyeliği yapıldığına dair soyut nitelikteki iddialara itibar edilmediği, işçi Sendikasının Bakanlık kayıtlarına güvenerek örgütlenme faaliyetini yürüttüğü ve çoğunluk tespiti için talepte bulunduğu, bu nedenle eldeki olumlu yetki tespitine itiraz davasında ileri sürülen işkolu itirazının dikkate alınamayacağı, davacı ile dava dışı Şirketin iki ayrı tüzel kişiliğe sahip olduğu,
bu nedenle dava dışı Şirkete ait işyerinde çalışan 11 işçinin yetki tespitine esas alınan sayıya dâhil edilemeyeceği, olumlu yetki tespiti kararına konu davacıya ait üç ayrı işyerinin birbirinden bağımsız üretim yapamayacağı, böylelikle amaçta birlik unsurunun sağlandığı, tek muhasebe ve tek yönetim nedeniyle hukuki birlik unsurunun da mevcut olduğu ancak davalı Sendikanın işyerinde yarıdan fazla çoğunluğa sahip olduğu ve davalı Sendikanın işyeri toplu iş sözleşmesi yapabilmek için gerekli sayısal çoğunluğu sağladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Sendika üyesi olarak kabul edilen işçilerin üyeliklerinin geçerliliği noktasında bir değerlendirme yapılmadan karar verildiğini, 2. Yetki prosedür dosyasının şifreli olması nedeniyle hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, 3. Müvekkili Şirketle organik bağ içerisindeki dava dışı Şirket işçilerinin de aynı işte ve aynı işyerinde çalışıyor olmalarına rağmen dikkate alınmadığını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 41 ve devamı maddeleri kapsamında yetki tespitine itiraz istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6161, K. 2025/7387, 6 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama