KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/6300 E., 2025/7116 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/20 E., 2025/12 K.
- Dava tarihi
- 20.10.2020
Karar Metni
1.097 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkete ait yurt dışı projelerde 29.04.2015- 04.08.2016 tarihleri arasında en son net 1.800,00 USD ücret ile çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının çalışmasının ... Federasyonu Tataristan Cumhuriyeti kanunlarına göre kurulmuş olan ..... Şti. nezdinde gerçekleştiğini, davalı Şirket ile hiçbir bağlantısı bulunmadığını, davacının iş görme borcunu yabancı bir ülkede ifa etmesi sebebiyle taraflar arasındaki ilişkide yabancılık unsurunun bulunduğunu, uyuşmazlığa yabancı ülke hukukunun uygulanması gerektiğini, davacının yurt dışında elçilik projelerinde çalıştığını, iş ilişkisinin belirli süreli olduğunu, kıdem ve ihbar tazminatı talep edilemeyeceğini, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.02.2022 tarihli kararı ile; davacının davalı Şirketin yurt dışı projelerinde 29.04.2015-04.08.2016 tarihleri arasında çalıştığı, davacının kıdemi, yaptığı iş ve emsal ücret araştırmaları dikkate alındığında davacının son ücretinin 1.800,00 USD olduğu, giydirilmiş ücretinin 7.427,45 TL olduğu, ispat yükü üzerinde olan davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin ispat edilememesine göre davacının kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacının fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 14.02.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 11.04.2023 tarihli kararı ile; davacı işçi yurt dışında çalışmış ise de davalı işveren Türk şirketi olup işyerinin merkezide Türkiye'de olduğu, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 07.05.2012 tarihli ve 2011/15325 Esas, 2012/15483 Karar sayılı ilâmında da işverenin Türk olması hâinde işyeri yurt dışında olsa dahi Türk hukukunun uygulanacağı belirlendiği,
ayrıca dosyaya taraflar arasında akdedilmiş iş sözleşmesi sunulmadığı gibi taraflar arasında bu yönde uyuşmazlıkta uygulanacak hukukun belirlenmesi yönünden bir anlaşma bulunmadığı, tüm bunlara göre davalı vekilinin yargılama konusu davada yabancı hukukun uygulanması gerektiğine ilişkin istinaf itirazlarının dosya kapsamı ile yerinde olmadığı, kıdem tazminatı da dâhil tüm işçilik alacaklarıyla ilgili belirsiz alacak davası açılabileceğinin kabul edildiği, davacının ücretinin 1.800,00 USD olarak ödendiğinin tanık beyanları ve emsal ücretlere göre kanıtlandığı,
davalı vekili tarafından ıslaha karşı beyan dilekçesi sunulduğu ve duruşmada da beyanda bulunduğu, bu nedenle ıslaha karşı beyan süresinin dolmadığına ilişkin itirazın yerinde olmadığı, iş sözleşmesinin işveren tarafından iş bitimi nedeni ile haksız olarak feshedildiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, tanık anlatımları ve davacının yaptığı işin niteliği dikkate alındığında davacının ayda iki hafta tatilinde çalıştığı, haftalık ortalama 15 saat fazla çalışma yaptığını, dinî bayramların ilk günü hariç diğer ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığını kanıtladığı,
bu alacaklara hak kazandığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.04.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, dosyadaki bilgi ve belgelere göre davalı işverenin projelerinde çalıştırılmak üzere istihdam edilen davacı işçinin, 29.04.2015-04.08.2016 tarihleri arasındaki çalışma süresince ...'da bulunan davalıya ait işyerinde çalıştığı, davacı tarafından iş görme ediminin fiilen söz konusu ülkede yerine getirilmiş olup mutad işyerinin de işçinin işini fiilen yaptığı ... olduğunun sabit olduğu, davacının yerine getirdiği hizmet kendi içerisinde bütünlük arz etmekte olup ...'ya işini mutaden yapmak üzere gönderildiği anlaşıldığı,
davacının 29.04.2015-04.08.2016 tarihleri arasındaki çalışması yönünden taraflar arasında 08.06.20 15... .04.2016 tarihli iş sözleşmeleri imzalanmış olup sözleşmenin dilinin Rusça olduğu, iş sözleşmesi Rusça olarak hazırlanmış olup davacı işçinin Rusça bilip bilmediğinin dosya kapsamından anlaşılamadığı, bu durumda söz konusu sözleşme içeriğinde hukuk seçimi yapılmış olsa dahi davacı işçi için bağlayıcı olmadığı,
ancak, hukuk seçiminden söz edilemeyen durumlarda 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun (5718 sayılı Kanun) uyarınca daha sıkı ilişkili hukuk bulunmadığı sürece mutad işyeri hukukunun uygulanması gerektiği, dosya kapsamına göre daha sıkı ilişkili hukukun da ortaya konulmadığı, yine hukuk seçiminin olmadığı durumlarda işin esasına girinceye kadar hukuk seçimi mümkün olduğu gibi seçilmiş olan hukukun değiştirilmesinin de mümkün olduğu,
somut uyuşmazlığa bu yönüyle bakıldığında davalı vekili cevap dilekçesi ile aynı zamanda mutad işyeri olan ... hukukunun uygulanmasını talep ettiğinden tarafların hukuk seçiminde uzlaştıklarından bahsedilemeyeceği, buna göre hukuk seçimi anlaşması bulunmayan ve daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olmadığı anlaşılan tüm çalışma döneminde uyuşmazlığa mutad işyeri hukukunun uygulanması gerektiğinin düşünülmemesinin hatalı olduğu,
tüm bu hususlar dikkate alındığında davacının 29.04.2015 - 04.08.2016 tarihleri arasındaki dava konusu çalışması yönünden 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmü uyarınca mutad işyeri hukuku olan ... hukukunun uyuşmazlıkta uygulanması gerektiği, hâl böyle olunca, uzman bir bilirkişiden de denetime elverişli rapor alınmak suretiyle dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirilerek dava konusu alacaklar hakkında, usuli kazanılmış haklar da gözetilerek bir karar verilmesi gerektiği,
bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinde 03.07.2016 tarihinde yapılan değişiklikle mahkemeye başvuru için zamanaşımı süresinin 1 yıl olarak belirlendiği, değişiklik öncesi zamanaşımı süresinin 3 ay olarak düzenlendiği, davanın iş sözleşmesinin 04.08.2016 tarihinde
feshedildiği, davanın 20.10.2020 tarihinde ikame edildiği, böylece kanunda öngörülen sürenin aşılmış
olduğunun görüldüğü, dava tarihi olan 20.10.2020 itibarıyla ... hukukuna tâbi geçen çalışmalar yönünden 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı tarafça da usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; somut uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanması gerektiğini, Rus hukuku uygulanması hâlinde müvekkilinin işçilik alacaklarının zamanaşımına uğramasının muhtemel olduğunu belirterek kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davanın süresinde açılıp açılmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6300, K. 2025/7116, 30 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama