KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/6309 E., 2025/7721 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/626 E., 2025/1291 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 34. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/112 E., 2024/498 K.
Karar Metni
814 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ...
Bakanlığına bağlı Hastanede çalıştığını, 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, alt işveren bünyesinde çalışmakta iken ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ve ödendiğini, kadroya geçerken bireysel iş sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin yine asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ancak davalı tarafından eksik ödeme yapıldığını; müvekkilinin ücret farkı alacağının tahsili amacıyla ...
İş Mahkemesinin 2020/427 Esasına kayıtlı dosyası ile dava açtığını, söz konusu davada 2018 yılı Nisan ayı ile 14.08.2020 tarihleri arasındaki ücret farkı alacağının davalıdan tahsiline karar verildiğini ve bu dosyanın kesinleştiğini ileri sürerek 15.08.2020 ve devamına ilişkin ödenmeyen ücret farkı alacağı, 2018 yılı Nisan ayından itibaren ödenmeyen fark ikramiye, fark ilave tediye, fark fazla çalışma ücreti ile fark gece zammı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, kadroya geçiş sonrası ... tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesi dikkate alınarak ücretin belirlendiğini, hukuka aykırı bir uygulamanın söz konusu olmadığını, davacı tarafça talep edilen faizin oranına ve başlangıç tarihine itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalı İdare arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde davacının ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olacağına dair düzenleme olduğundan hareketle belirsiz süreli iş sözleşmesinin ve toplu iş sözleşmelerinin ilgili hükümleri uyarınca yapılan hesaplama doğrultusunda davacı talebi de gözetilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının kadroya geçirilirken imzalanan iş sözleşmesinde ücret miktarının asgari ücretin belli oranda fazlası olarak belirtildiği, buna göre asgari ücret değiştiğinde davacının ücreti de oransal olarak değişeceğinden davacının kadroya geçtikten sonraki ücretinin taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesine uygun olarak ödenmediği,
hesaplanan miktardan ödenen miktarın mahsubu ile belirlenen davacının ödenmemiş fark alacaklarının bulunduğu, hüküm altına alınan alacaklara uygulanan faizin oranı ve başlangıç tarihinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 36. maddesinin dikkate alınması gerektiğini,
2. Bireysel sözleşmede kastedilen asgari ücretin 2018 yılı asgari ücreti olup kadroya geçiş ücretinin de davacının 2018 yılı ücreti korunarak belirlendiğini, davacının ücretinde herhangi bir indirime gidilmediğini,
3. Davacıya ait ücret bordrolarının incelenmesinden davacının toplu iş sözleşmesinde belirlenen ücret zammından ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklı diğer ücret eklerinden yararlandığının anlaşılacağını, bir yandan toplu iş sözleşmesi ile ücretinde artış olan davacının diğer yandan bireysel iş sözleşmesindeki günlük brüt ücretinin esas alınmasını isteme hakkının mümkün olmadığını,
4. Davacı ve aynı durumda olan sürekli işçilerin ücretine hem asgari ücrete yapılan zammın hem de toplu iş sözleşmesinden kaynaklı zammın uygulanmasının çifte zam durumu oluşturduğunu,
5. Alacaklara uygulanan faizin türünün ve başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçiye kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenmesi gereken ücretin tespiti ile fark ücret alacaklarının bulunup bulunmadığına, alacaklara uygulanan faizin türü ve başlangıç tarihine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının 01.01.2023 tarihi ve sonrasındaki dönem için fark alacakları tespit edilirken 05.06.2023 imza tarihli ve 01.01.2023-31.12.2024 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin “Ücret Zammı” başlıklı 33. maddesi doğrultusunda hesaplama yapıldığı görülmektedir. Oysa sözü edilen toplu iş sözleşmesi, arabuluculuğa başvuru tarihi olan 16.05.2023 tarihinde henüz imzalanmamıştır. Bu hâlde arabuluculuk başvuru tarihindeki koşullar göz ardı edilerek 01.01.2023 tarihinden sonraya ilişkin fark alacakların hesabında 05.06.2023 imza tarihli toplu iş sözleşmesinin ilgili maddelerindeki düzenlemelerin dikkate alınması isabetli değildir.
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan alacak miktarlarının ıslah dilekçesindeki miktar ile sınırlı olduğu anlaşılmakta ise de, kararın gerekçesinde hatalı değerlendirme içeren bilirkişi raporunun usule, yasaya, dosya kapsamına uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu ifade edilmiş olduğundan karar bu gerekçe ile hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6309, K. 2025/7721, 13 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama