KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/6392 E., 2025/7947 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/948 E., 2025/1168 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 10. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/196 E., 2025/25 K.
Karar Metni
573 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... (Bakanlık) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.08.2010-17.08.2015 tarihleri arasında davalı Bakanlık nezdinde değişen alt işverenlerde çalıştığını, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, ödenmeyen ücret ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde; talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, müvekkili Bakanlık bakımından davanın husumetten reddi gerektiğini, davalı Bakanlık ile diğer davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunmadığını, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Diğer davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar arasındaki ilişkinin asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğu, hükmedilen alacaklardan müştereken ve müteselsilen sorumluklarının bulunduğu, davacının ödenmeyen alacaklarının bulunduğu, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği ve kıdem tazminatına hak kazandığı, ödenmeyen bir kısım alacaklarının bulunduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Bakanlık vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğundan hükmedilen alacaklardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarının yerinde olduğu, hükmedilen alacak kalemlerinde hata bulunmadığı, davacının ödenmeyen alacağı bulunduğundan iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiği ve kıdem tazminatına hak kazandığı gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Bakanlık vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalı Bakanlık bakımından davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, 2. Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını, 3. Davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı Bakanlığın davacı işçinin alacaklarından sorumlu olup olmadığı, davacının talep ettiği alacaklara hak kazanıp kazanmadığı, hüküm altına alınan alacakların ispatı ve hesaplama yöntemi, davaya konu alacakların belirsiz alacak davasına konu olup olamayacağına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta kıdem tazminatı, ücret ve yıllık ücretli izin alacakları bakımından, koşulları bulunmadığı hâlde belirsiz alacak davası olarak açılan davanın esasına girilerek karar verilmesi hatalıdır (Dairemizin 27.12.2022 tarihli ve 2022/6872 Esas, 2022/17896 Karar sayılı kararı). Diğer taraftan söz konusu alacaklar bakımından daha önce verilen kararlarda hukuki yarar yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğuna bağlı davanın reddi kararları verilmediğinden, Dairenin önceki görüşüne güvenilerek belirsiz alacak davası şeklinde açılan bu davada belirtilen husus Dairemizin aynı doğrultudaki kararları (2016/26476 E., 2020/7547 K.; 2022/5909 E., 2022/6892 K.; 2022/829 E., 2022/1542 K.) da gözetilerek bozma nedeni yapılmamıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Bakanlık vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6392, K. 2025/7947, 15 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama