KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/646 E., 2025/4101 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/3270 E., 2024/3098 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 2. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/824 E., 2023/405 K.
Karar Metni
1.409 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 06.05.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacı vekili ... ile davalı vekili Avukat ... geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 06.03.2016-13.10.2017 ile 21.06.2018-14.04.2020 tarihleri arasında iş makinası operatörü olarak davalı Şirkete ait ...'da bulunan şantiyede 06.03.2016-13.10.2017 tarihleri arasında aylık 2.250,00 USD, 21.06.2018-14.04.2020 tarihleri arasında aylık 2.100,00 USD ücret ile çalıştığını, işyerinde pandemi döneminde işveren tarafından gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle ücretsiz izin verilmek suretiyle Türkiye'ye gönderilmesini istediğini,
işveren tarafından uçak temin etme ve pasaportunun verilmesi için istifa dilekçesi vermesinin istenmesi üzerine başka türlü Türkiye'ye dönme şansı bulunmadığından ailevi nedenlerle iş sözleşmesini feshettiğine ilişkin olarak istifa dilekçesi vermek zorunda kaldığını, davacının ayda 2 hafta tatilinde ve dinî bayramların ilk 2 günü dışındaki tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde olmak üzere 07.00-21.00 saatleri arasında çalıştığını, yıllık izinlerini kullanmadığını, 15 günlük ücretinin ödenmediğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatlar ile,
fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık ücret izin alacağı ile ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 07.03.2016-17.09.2016 tarihleri arasında ...'da bulunan projede loder operatörü olarak 5.551,75 SAR aylık ücret ile çalıştığını, bu dönem çalışmasının iş bitimi nedeniyle işten çıkarılması sureti ile sona erdiğini, 22.06.2018-14.04.2020 tarihleri arasında ..Hattı Projesinde ekskavatör operatörü olarak 5.135,87 SAR aylık ücret ile çalıştığını, pandemi nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti'nin yurt dışında çalışan işçileri bulundukları ülkeden uçak ile tahliye ettiğini,
davacının Türkiye'de karantinada kalmak kaydı ile Büyükelçilik tarafından gönderilen tutanağı imzalayarak dönmeyi kabul ettiğini ve aynı tarihte verdiği istifa dilekçesi ile ayrıldığını, kıdem ve ihbar tazminatı talep edemeyeceğini, davacının ücret bordrolarında fazla çalışma ve hafta tatili ücretlerinin tahakkuk ettirilerek ödendiğini, davacının ... ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmadığını, davacının yıllık izinlerinin kullandırıldığını, davacının USD üzerinden ücret almadığından alacağını USD olarak talep edemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen tanık beyanları ve davacı iddiası hep birlikte değerlendirildiğinde, işyerinde ücretsiz izin talep eden işçilerden işverenin pasaportlarını verme karşılığında istifa dilekçesi aldığı, istifa dilekçesinin işçilerin gerçek iradesini yansıtmadığı, açıklanan sebeplerle iş sözleşmesinin işveren tarafından Covid-19 salgını üzerine mücbir sebeple feshedildiği,
işveren tarafından sunulan istifa dilekçesinin irade fesadı altında verilmiş olması karşısında iş sözleşmesinin işveren tarafından zorunlu sebeple feshine dayalı olarak davacının kıdem tazminatına hak kazandığının kabul edildiği,
iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/3 hükmü uyarınca işverence feshedilmesi hâlinde işçi kıdem tazminatı talep edebilir ise de ihbar tazminatı talep etmesinin mümkün olmadığı ancak somut olayda davacı işyerinde iki dönem hâlinde fasılalarla çalışmış olması karşısında kıdem tazminatı yönünden ilk dönemin de tazminata hak kazanacak şekilde iş bitimi sebebiyle feshedilmesi sebebiyle her iki hizmet süresinin birleştirilmesinin isabetli olduğu,
ilk dönem çalışmasının iş bitimi sebebiyle sona ermiş olması karşısında davacının bu çalışma dönemi için ihbar tazminatına hak kazandığının kabulü gerektiği, yapılan işin niteliği, tanık beyanları ve tüm dosya içeriği dikkate alındığında, davacının bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak belirtildiği şekilde ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, davacının imzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ve hafta tatili çalışmalarının tahakkuk ettiği, davacının bordrolarda gösterilen miktarlardan daha fazla çalışma yaptığını yazılı belge ve kayıtlarla ispat edememiş olması karşısında bu taleplerin reddine karar verildiği,
yıllık ücretli izin alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 06.03.2016-17.09.2016 tarihleri arası ve 21.06.2018-14.04.2020 tarihleri arası olmak üzere iki dönem çalışmasının olduğu, alınan istifa dilekçesinin gerçek iradeyi yansıtmadığı, işveren tarafından ikinci dönem çalışmanın Covid-19 sebebiyle mücbir nedenle feshedildiği, bordro hilesinin bulunmadığı, fazla çalışma hesaplamasında bordrolardaki saatlerin dikkate alındığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının ücret miktarının hatalı ve eksik belirlendiğini, 2. İşverenin bordro hilesi yaptığını, 3. Alacakların hatalı hesaplandığını, 4. İş sözleşmesinin işveren tarafından haklı neden olmadan feshedildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının aylık ücretinin miktarı, iş sözleşmesinin feshi ile dava konusu alacakların ispatı ve hesaplanması noktalarındadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fesih bildirimi tek taraflı bir irade beyanı olup bu beyan, belirsiz süreli iş sözleşmelerinde süre verilerek sözleşmenin sona erdirilmesinde kullanılabileceği gibi belirli ya da belirsiz süreli sözleşmelerin haklı nedene dayanarak, işçi veya işveren tarafından süre verilmeksizin sona erdirilmesinde de kullanılmaktadır.
Bu nedenle iş sözleşmelerinde fesih bildirimi, sözleşmeyi belirli bir sürenin geçmesiyle ya da derhâl sona erdiren, karşı tarafa yöneltilmesi gerekli tek taraflı bir irade beyanı olup muhataba ulaşması ile sonuç doğurur. İş sözleşmelerinde fesih bildiriminde bulunma hakkı, kural olarak her iki tarafa da tanınmıştır.
Hukuki niteliği itibarıyla fesih bildirimi, yenilik doğuran bir hak olup beyanın karşı tarafa ulaşması ile sonuç doğurur; bu nedenle karşı tarafın kabulüne gerek yoktur. Hukuk sistemimizde feshin işçi veya işveren tarafından yapılmasına bağlanan hukuki sonuçlar farklı olduğundan fesih bildiriminin kimin tarafından gerçekleştirildiğinin belirlenmesi önem taşımaktadır.
Yine iş sözleşmesinin her iki tarafça feshedilmiş olması hâlinde de ilk önce kimin tarafından feshedildiğinin ortaya konulması gerekmektedir. İş sözleşmesinin kimin tarafından feshedildiği belirlendikten sonra sözleşmeyi sona erdiren bozucu yenilik doğuran hak bu kişi tarafından kullanılmış sayılacağından, feshe bağlanan hukuki sonuçlar kullanan kişiye göre belirlenecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 19.09.2018 tarihli ve 2015/22-3097 Esas, 2018/1339 Karar sayılı kararı).
İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer.
İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverenin tazminatların derhâl ödeneceği sözünü vererek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması hâlinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu hâlde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut uyuşmazlık incelendiğinde; davacı, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini, istifa dilekçesinin gerçek iradesini yansıtmadığını, iş sözleşmesinin sona ereceği tarihte istifa etmesinin olağan olmadığını belirtmiştir. Davalı işveren ise davacının istifa ettiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince işyerinde ücretsiz izin talep eden işçilerden işveren tarafından pasaportlarını verme karşılığında istifa dilekçesi alındığı, istifa dilekçesinin işçilerin gerçek iradesini yansıtmadığı, iş sözleşmesinin işveren tarafından Covid-19 salgını üzerine zorunlu sebeple feshedildiği gerekçesi ile davacının son dönem bakımından ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ise de davalı tarafın davacının iş sözleşmesini zorunlu sebeple feshettiği iddiasında bulunmadığı da dikkate alındığında varılan sonuç dosya içeriği ile örtüşmemektedir.
Dosya kapsamında dinlenen davacı tanıklarından K.A. "... davacı pandemi nedeniyle ücretsiz izin talep etti, ancak davalı şirket kabul etmedi, davalı şirket davacının pasaportunu vermesi karşılığında davacıdan istifa dilekçesi talep etti, davacı da bunun üzerine istifa dilekçesi yazarak işten ayrıldı," şeklinde beyanda bulunmuş, davalı tanığı O.Ç. "Covid salgını döneminde ... hükümeti şantiyeyi sürekli denetlediğinden alınması gereken tüm önlemler alınmıştı.
Davacı ailesini uzun süredir göremediğini belirterek işverenden kendisini Türkiye ye göndermesini istemişti o dönemde uçuşlar tek yöndü. Biz Türkiye ye gitmesi hâlinde tekrar dönemeyeceğini bu nedenle istifa dilekçesi vermesini istedik davacı da istifa dilekçesi verdi ve o şekilde Türkiye'ye döndü." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı taraf dava dilekçesinde Covid-19 salgını nedeniyle ücretsiz izin istediğini ancak iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini, çıkış işlemleri için toplu evrak imzalatıldığını ve istifa dilekçesi alındığını beyan etmiştir.
Tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, davacı tarafın istifaya ilişkin beyanı ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde istifa dilekçesinin davacının iradesini yansıtmadığı ve iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedildiğinin kabulü gerekmektedir.
Bu nedenle davacının son dönem çalışması bakımından ihbar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/646, K. 2025/4101, 6 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama