KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/6531 E., 2025/8135 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/507 E., 2025/1610 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 6. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/1179 E., 2023/651 K.
Karar Metni
1.157 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 02.07.2019-27.09.2021 tarihleri arasında davalı işyerinde makine bakım onarım-makas işçisi olarak çalıştığını, ücret alacakları ödenmediğinden iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiğini, haftanın 7 günü 08.00-19.00 saatleri arasında ve ayda en az 15 gün çalışmasının 23.30'a kadar devam ettiğini, tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ve yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını iddia ederek kıdem tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının aylık ücreti ile varsa fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin bordrolarda tahakkuk ettirilerek ödemesinin yapıldığını, ödenmeyen ücret alacağı bulunmadığını, yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığını ve buna ilişkin formların bulunduğunu, davacının kıdem tazminatına hak kazanamadığını, yaptığı feshin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ödenmeyen ücret alacakları nedeni ile iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, davacı tanıklarının davacının iddiasını doğruladığı, davacı tanık beyanları dikkate alındığında, davacının fazla çalışma yapmış olduğu, davacının 3 ayda bir toplu olarak hafta tatili kullandığı, buna göre davacının 4 aylık periyotlarda bir kez hafta tatili kullandığı, diğer hafta tatillerinde çalışmasının olduğu, dinî bayramlar dışında ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmasının olduğu ve ödenmeyen yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının feshinin haksız olduğunun dosyaya ibraz edilen delillerle kanıtlandığını, davacının kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, 2. Bilirkişi kök ve ek raporları arasında çelişki bulunduğunu, 3. Ücret bordrolarıyla davacının fazla çalışma ücretinin ödendiğinin sabit olduğunu, 4. İşyerinde yürütülen faaliyetin kamu işi olması sebebiyle pazar günleri çalışma yapılmadığını ve iddia olunan fazla çalışma sürelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshi ile fazla çalışma ve hafta tatili ücret alacaklarının ispat ve hesaplanması noktasındadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması hâlinde ise varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatında salt işverene karşı davası olan veya davacı ile menfaat birliği içerisinde bulunan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenen bu tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar başkaca delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir.
Dosya içeriğine göre davacı işçi 02.07.2019-27.09.2021 tarihleri arasında işyerinde çalışmış, davacı tanıklarının tamamı ise davalı işyerinde 20 20... yıllarında çalıştıklarını beyan etmişlerdir. Bu durumda tanıkların 2019 yılına ilişkin davacının çalışma düzeni hakkında görgüye dayalı bilgi sahibi olmaları mümkün değildir. Açıklanan nedenle öncelikle; fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davacı tanıklarının davacıyla birlikte çalıştıkları dönem belirlenerek bu dönem ile sınırlı olarak hesaplanması gerekir. Bu husus gözetilmeden fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hesaplanması hatalı olmuştur.
Ayrıca somut olayda davacı dava dilekçesinde, normal çalışma saatlerinin haftanın 7 günü 08.00-19.00 saatleri arasında olmasına rağmen ayda en az 15 gün çalışmasının 23.30'a kadar devam ettiğini, karşılığının ödenmediğini ileri sürerek fazla çalışma ücreti alacağını talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının, normal çalışmasının 08.00-19.00 saatleri arasında 11 saat olduğu, ayda 15 gün bu çalışmaya ek 19.00-23.00 saatleri arası çalıştığı, buna göre ayın 15... saat çalışarak ve 1 saat ara dinlenmesi kullanarak haftada 60 saat çalıştığı ve hafta tatili gününde yapılan 7,5 saati aşan çalışma ile haftada 17,5 saat fazla çalışma yaptığı, kalan 15 gün ise günde 15 saat çalışma yaptığı ve 2 saat ara dinlenme kullanarak ile haftada 78 saat fiilî çalışma yaptığı,
hafta tatili gününde yapılan 7,5 saati aşan çalışma da eklendiğinde haftada 38,5 saat fazla çalışma yaptığı tespit edilmiştir.
Ne var ki davacı tanıklarından ....; davalı işyerindeki çalışma saatlerinin haftanın 7 günü 08.00-19.00 saatleri arasında olduğunu beyan etmiştir. Davacı tanığının bu beyanı dikkate alınmadan sonuca gidilmesi yerinde değildir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, davacı tanığı ...'nin beyanı ve yapılan işin niteliği birlikte değerlendirildiğinde; yukarıda belirtilen şekilde davacı tanıklarının davacıyla birlikte çalıştıkları dönem belirlendikten sonra bu dönemde davacının 08.00-19.00 saatleri arasında çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılması gerekir.
Hafta tatili alacağının ayrıca talep edilip hesaplandığı dikkate alındığında, haftanın 7 günü çalışılan haftalarda sadece 7,5 saatin üzerindeki hafta tatili günündeki çalışmaların fazla çalışma hesabında dikkate alınması gerektiği hususu da gözden kaçırılmamalıdır.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6531, K. 2025/8135, 21 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama