KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/6630 E., 2025/9068 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1191 E., 2025/1417 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 17. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/224 E., 2021/37 K.
Karar Metni
1.032 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 22.12.2014-18.10.2018 tarihleri arasında davalı Şirkete ait yurt dışı şantiyesinde toprak işleri formeni olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin hiçbir gerekçe gösterilmeden davalı Şirket tarafından feshedildiğini, haftanın yedi günü akşam 16.00, sabah 06.00 saatleri arasında çalıştığını ancak işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, 22.12.2014-18.10.2018 tarihleri arasında en son toprak işleri formeni olarak davalı Şirketin Etiyopya’daki projesinde çalıştığını, iş bitimi nedeniyle yasal hakları ödenerek iş sözleşmesine son verildiğini, her türlü işçilik alacaklarının bordrolarda gösterilmek suretiyle banka hesabına ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iş sözleşmesinin iş bitimi nedeniyle işveren tarafından feshedildiğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığının kabulü gerektiği, davacının fazla çalışma yaptığı, ulusal bayram ve genel tatil günleri ile tüm hafta tatili günlerinde çalıştığına ilişkin iddiasının ispatlandığı ancak bu çalışmaların karşılığının ödenmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının çalıştırılmak üzere götürüldüğü Etiyopya ülkesi ile Türkiye Cumhuriyeti arasında gelir üzerinden alınan vergilerde çifte vergilendirmenin önlenmesi anlaşması bulunduğundan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 5/g hükmü uyarınca davacının sigortalı sayılacağı ve Türkiye'de vergilendirme işleminin yapılması gerektiği, davacının aylık net ücretinin 2.800,00 Amerikan doları (USD) olduğu,
uluslararası sözleşmeler ve mevzuat uygulanarak belirlenen giydirilmiş brüt ücretin yerinde olduğu, davacının fazla çalışma yaparak çalıştığı, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışması bulunduğu gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, 2. Yurt dışında çalışmış olan davacının ücretinden gelir vergisi kesintisi ile sair prim kesintileri yapılmadığı hâlde hükme esas hesaplamanın giydirilmiş brüt ücret üzerinden yapılmasının hatalı olduğunu, 3. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti hesaplamalarının somut delillere ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, 4. Alacaklardan yapılan indiriminin en üst sınırdan uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, davanın türü, brüt ücretin tespiti, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının ispatı ile hesaplanmasına ilişkindir.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma alacağının ispatında salt menfaat birlikteliği olan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenen bu tür tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacağın varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar başkaca delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı haftanın yedi günü akşam 16. 00... .00 saatleri arasında çalıştığını iddia etmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda talimatla dinlenen davacı tanığı K.Ç'nin beyanlarına göre davacının 16.00-06.00 saatleri arasında 2 saat ara dinlenmesinin düşülmesi ile haftalık 72 saat çalıştığı; ayrıca hafta tatili günündeki 7,5 saati aşan 4,5 saatlik çalışmanın da ilavesiyle davacının haftada toplam 31,5 saat fazla çalışma yaptığı belirlenmiş ve İlk Derece Mahkemesince bu hesaplama üzerinden %30 indirim yapılmak suretiyle hüküm kurulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan raporda dikkate alınmadığı anlaşılan ve talimat yoluyla dinlenen diğer davacı tanığı A.C. davacının haftanın yedi günü akşam 17.00, sabah 06.00 arasında çalıştığını ifade etmiştir.
Şu hâlde dosyadaki ispat durumuna göre ve Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki diğer hesaplama unsurlarına bağlı kalınarak; davacının haftanın yedi günü 17.00-06.00 saatleri arasında 2 saat ara dinlenmesinin düşülmesi ile haftalık (6 günx11 saat=) 66 saat çalıştığı ve bu sürenin (66 saat-45 saat=) 21 saatinin fazla çalışma olduğu; ayrıca hafta tatili günündeki 7,5 saati aşan (11 saat-7,5 saat=) 3,5 saatlik çalışmanın da ilavesiyle haftalık toplam fazla çalışma süresinin (21 saat+3,5 saat=) 24,5 saat olduğu kabul edilerek dava konusu fazla çalışma alacağı hesaplanmalıdır.
Belirtilen hususlar gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6630, K. 2025/9068, 24 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama