KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/6689 E., 2025/9297 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/2772 E., 2025/882 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 32. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/677 E., 2020/682 K.
Karar Metni
1.384 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 15.11.2015-05.10.2016 tarihleri arasında davalı nezdinde Kazakistan ülkesinde ofis şefi olarak çalıştığını, son ücretinin 5.500,00 USD olduğunu, ücretin bir kısmının bankadan bir kısmının elden ödendiğini, 800,00 USD ev kirası ödendiğini, ancak bu miktarın ilk 6 ay elden ödendiğini, daha sonra bankaya "fazla mesai" açıklaması ile ödendiğini ileri sürerek ihbar tazminatı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti ile fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacının 02.11.2015-25.10.2016 tarihleri arasında çalıştığını ve iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiğini, davacının dizayn ofis şefi olarak çalıştığını, tüm alacaklarının davacıya ödendiğini, davacının ücret iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, ödemelerin bordrolar ile yapıldığını, davacının istifa etmesi nedeniyle ihbar tazminatı hakkı bulunmadığını, davacının ödenmeyen alacağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen davacı tanıklarından B.E'nin davalı işverenliğe karşı davasının olduğu, diğer davacı ...
D.Ö'nün ise davacı ile ortak çalışmasının bulunmadığı ileri sürülmüş ise de davalı işverenliğe karşı davası olmayan ve aynı dönemde birlikte çalışan Ç.A. isimli çalışanın da davacı ... olarak dinlendiği, davacı tanık beyanlarının birbiri ile uyumlu olduğu, davacı tanık beyanlarına itibar edilmesinde hukuka aykırı bir yönün bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince taleple bağlılık ilkesinin aşılmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime açık, kapsamlı ve detaylı bir rapor aldığı,
dosyaya ibraz edilen ücret bordrolarında fazla çalışma tahakkuku bulunmamasına rağmen banka kayıtlarında davacıya sabit 800,00 USD fazla çalışma ödemesi yapıldığı, davacı tanıklarının bu ödemenin kira ödemesi olduğunu beyan ettikleri, bordrolar ile banka kayıtlarının birbiri ile uyumlu olmaması nedeni ile 800,00 USD fazla çalışma ücret alacağından mahsup edilmemesinin isabetli olduğu, hesaplamalara esas alınan haftalık 18 saatlik fazla çalışmanın dosya kapsamına uygun bulunduğu, davacının dava konusu taleplerinin değerlendirilmesinin yurda giriş çıkış kayıtları dikkate alınarak yapıldığı,
hüküm altına alınan alacakların zamanaşımına uğramadığının anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesince delillerin değerlendirilmesi ve takdirinde bir isabetsizliğin bulunmadığı gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Müvekkili davalı tarafından bankadan yapılan 7.200,00 USD'lik fazla çalışma ödemesinin, taraflarca İŞKUR nezdinde imzalanmış sözleşmenin dikkate alınmamasının, buna karşı salt davacı ve menfaat birliği içerisindeki tanık beyanlarına itibar edilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu,
2. Hesaplamada yurda giriş çıkış kayıtlarının dikkate alınmadığını,
3. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda iddia ve taleple bağlılık ilkesinin ihlal edildiğini,
4. Fazla çalışma, hafta tatil ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti hesaplamasının hatalı olduğunu, zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını,
5. Alacaklardan yapılan indiriminin daha fazla olması gerektiğini,
6. Harç ve yargılama giderlerinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması, zamanaşımı, harç ve yargılama giderleri konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dâhi işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması hâlinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatında salt işverene karşı davası olan veya davacı ile menfaat birliği içerisinde bulunan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenen bu tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar başkaca delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir.
Ayrıca tanıklar ancak kendi çalışma dönemlerindeki çalışma şekli ile ilgili bilgi sahibi olabilirler ve tanıklıklarına ancak kendi çalışma dönemleri ile sınırlı olarak itibar edilebilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Taleple bağlılık ilkesi" başlıklı 26/1 hükmü; "(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda; davacı vekili dava dilekçesinde; çalışma saatlerinin haftanın 6 günü sabah 08.00-20.00 saatleri arasında olduğunu, cumartesi günleri de aynı şekilde 08.00-20.00 saatleri arasında çalıştığını, son 3. yıl saat 23.00-24.00 saatlerine kadar çalışıldığını ileri sürerek fazla çalışma ücreti alacağını talep etmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının, 6 günlük çalışmanın 3 gününde 08.00-20.00 saatleri arasında, diğer 3 gününde ise 08.00-23.00 saatleri arasında çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır.
Davacının çalışma süresi 15.11.2015-15.10.2016 tarihleri arasında olup çalışmasına ilişkin "son 3. yıl" bulunmadığından, haftanın 3 günü 08.00-23.00 saatleri arasında çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılması ve bu hesaplamaya göre karar verilmesi 6100 sayılı Kanun'un 26/1 hükmünde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.
Davacı işçi, talep ettiği alacaklarına dair iddiasını ispat amacıyla tanık deliline dayanmıştır. Dinlenen davacı tanıklarından B.E'nin davalıya karşı açtığı derdest davasının bulunması, diğer tanık D.Ö'nün ise davacı ile çalışmasının bulunmaması nedeniyle davacı ... Ç.A'nın beyanındaki gibi davacının haftada 6 gün 08.00-19.00 saatleri arasında çalıştığı ve davacının 19.00'dan sonraki çalışmayı ispat edemediği kabul edilerek fazla çalışma alacağı hesaplanmalıdır. Yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3. Dosya kapsamından, davalı işverence davacının banka hesabına "fazla çalışma" açıklaması ile bir kısım ödemelerin yapıldığı, davacı tarafça söz konusu ödemelerin kira yardımı olduğunun iddia edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bahsi geçen ödemelerin fazla çalışma hesabında dikkate alınmadığı görülmektedir.
Davacının kabul edilen aylık ücreti, davacıya "fazla çalışma" açıklaması ile yapılan aylık ödeme miktarı ve Dairemiz incelemesinden geçen emsal dava dosyaları gözetildiğinde; ödemelerin kira yardımı olmadığı açıktır. Bu nedenle bilirkişi tarafından hesaplanan fazla çalışma alacağından uygun bir indirim yapıldıktan sonra belirlenecek tutardan, davalı tarafından "fazla çalışma" açıklaması ile yapılan ödemeler mahsup edilerek sonuca gidimelidir.
Bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6689, K. 2025/9297, 27 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama