KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/7060 E., 2025/7441 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/160 E., 2025/62 K.
- Mahkemesi
- ... 2. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/287 E., 2016/193 K.
Karar Metni
1.411 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Türkiye ... Kurumu Genel Müdürlüğünün (TTK Genel Müdürlüğü) asıl işveren, diğer davalının alt işveren olarak faaliyet gösterdiği işyerinde çalışırken iş sözleşmesinin haksız nedenle feshedildiğini ancak işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı ... ile ... İnşaat ve Ticaret AŞ (... Şirketi) arasındaki hukukî ilişkinin muvazaalı olduğunu, müvekkilinin ücretinin davalı ... Müdürlüğünde aynı işi yapan işçilerden az olamayacağını ileri sürerek muvazaaya dayanan alacakları ile diğer bir kısım işçilik alacaklarının davalı ... Müdürlüğünden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili asıl dava cevap dilekçesinde; davacının müvekkilinin işçisi olmadığını, yapılan ihale ile sözleşme konusu işin anahtar teslim şekilde diğer davalıya verildiğini, müvekkilinin asıl işveren olmadığından sorumluluğunun bulunmadığını, diğer davalı Şirket ile yapılan sözleşmeye göre de yüklenici işçiler ile ilgili mali ve hukuki sorumluluğun yükleniciye ait olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili birleşen dava cevap dilekçesinde; birleşen davayı kabul etmediklerini, yargılama devam ederken ileri sürülen muvazaa iddiasının dikkate alınmasının hukuken mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
3. Davalı ... Şirketi asıl ve birleşen davalara cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 31.10.2014 tarihli ve 2013/578 Esas, 2014/890 Karar sayılı kararı ile; davalılar arasında geçerli bir asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 31.10.2014 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 19.02.2015 tarihli ve 2015/77 Esas, 2015/2196 Karar sayılı ilâmı ile; ücret tespitinin hatalı olduğu, çalışma süresine yönelik eksik araştırma yapılarak hüküm kurulduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin 26.04.2018 tarihli ve 2015/331 Esas, 2018/366 Karar sayılı kararı ile; bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesince davacı tarafından temyiz konusu yapılmasına rağmen kararın muvazaa yönünden bozulmadığı, davacının bu konudaki temyiz talebinin reddine karar verilmekle muvazaa bulunmadığı hususunun kesinleştiği, taraflar yönünden kesin delil, usuli kazanılmış hak ve kesin hüküm hâline gelmesi nedeniyle yeniden inceleme ve araştırma yapılmadığı, bu nedenle muvazaaya dayalı alacak taleplerinin reddi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin 26.04.2018 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 14.02.2019 tarihli ve 2018/11184 Esas, 2019/3475 Karar sayılı ilâmı ile; davalı ... Müdürlüğünün tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, Mahkemece bozmaya uyulduğu hâlde davacının iş sözleşmesinin askıda kaldığı süre salt davalı beyanına göre hesaplanarak davacının taleplerinin hüküm altına alındığı, eksik inceleme ve hatalı gerekçe ile davalı Şirketler arasında muvazaanın olmadığının kabulü ile birleşen davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin 22.10.2020 tarihli ve 2019/171 Esas, 2020/307 Karar sayılı kararı ile; bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda ihale edilen işin Üzülmez Taşkömürü İşletme Müessesesi Galerilerinin Sürülmesi işi olduğu, hizmet alımına konu işin büyük hazırlık denilen ve kömür üretim aşamasının bir parçası niteliğinde asıl iş olduğu, davalı ... Şirketinin gerekli ve yeterli uzmanlığa ve teknolojik alt yapıya sahip olmadığı, araç ve gereçlerin bir kısmını davalı ... Müdürlüğünden kiraladığı ve bu hâli ile üretimin bir parçası olan işin üstlenildiği, bu itibarla davalılar arasındaki hukukî ilişki muvazaalı olduğundan davacının başından itibaren davalı ... Müdürlüğünün işçisi sayılması gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemenin 22.10.2020 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 21.01.2021 tarihli ve 2021/154 Esas, 2021/1910 Karar sayılı ilâmı ile; gerekirse uzman bilirkişi aracılığıyla mahallinde keşif icra edilmek suretiyle işin teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirip gerektirmediği ve böylece davalılar arasındaki asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçerli olarak kurulup kurulmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olmasının hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, 06.10.2021 tarihli ve 2021/245 Esas, 2021/374 Karar sayılı kararı ile; somut olayda ihale edilen işin ...Müessesesi ...-250 Kat Hazırlığı ile Havalandırma ve Nakliyat Galerilerinin Islahı işi olduğunun anlaşıldığı, davalı ... Şirketine verilen işin asıl işin bir bölümü olduğu, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren bir iş olmadığı, davalılar arasındaki hukukî ilişki muvazaalı olduğundan davacının baştan itibaren davalı ... Müdürlüğünün işçisi sayılması gerektiği, birbiriyle çelişen kararların verilmesinin hukukî güvenlik ilkesini ve aynı zamanda kişilerin yargıya duydukları güveni zedeleyeceği gerekçesi ile direnme kararı verilmiştir.
Mahkemece 06.10.2021 tarihli direnme kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2022/9-433 Esas, 2022/779 Karar sayılı kararı ile Özel Daire kararında da belirtildiği üzere gerekirse uzman bilirkişi aracılığıyla mahallinde keşif icra edilmek suretiyle işin teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirip gerektirmediği ve böylece davalılar arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin geçerli olarak kurulup kurulmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bozma ilâmındaki eksikliklerin giderildiği, emsal dosyalarda yapılan keşfin dosya arasına alınarak muvazaa talebinin kabul edildiği, davacı alacaklarının fiilî ücrete göre hesaplanması için bozma ilâmına uygun şekilde yeniden bilirkişi raporu alındığı belirtilerek asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu, daha önce verilen kararlar ile muvazaanın kesinleştiğini, Mahkemece asıl işveren alt işveren ilişkisine göre verilen kararın adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, 2. Davacının Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nden yararlanamayacağına ilişkin bozma kararının kabul edilemeyeceğini, hesaplamaya esas ücreti kabul etmediklerini, bozma öncesinde alınan rapor ile bozma sonrasında alınan raporun çelişkili olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalılar arasında geçerli bir asıl işveren alt işveren ilişkisinin kurulup kurulmadığına, Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi ve Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin bozma kararları ile davacı lehine oluşan kazanılmış hakkın ihlal edilip edilmediğine ve yargılama giderine ilişkindir.
1. Temyizen incelenen kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kavram, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibarıyla bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı karar).
Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 04.02.1959 tarihli ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı karar).
Somut uyuşmazlıkta Mahkemenin 31.10.2014 tarihli kararının Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 19.02.2015 tarihli kararı ile davacı ve davalı ... temyizleri yönünden ücret tespiti ve hizmet süresinin belirlenmesi hususlarında bozulmasına karar verilmesi üzerine, Mahkemenin 26.04.2018 tarihli kararı ile; muvazaaya dayalı alacak taleplerinin reddi gerektiği gerekçesiyle ve Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin ücret tespitine ilişkin değerlendirmeleri dikkate alınarak asıl davanın kabulüne ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu kararın süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 14.02.2019 tarihli kararı ile; davalı ... Müdürlüğünün tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddi ile davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığı hususunda araştırmaya yönelik kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmuştur.
Ancak Mahkemenin 26.04.2018 tarihli kararı, davalı ... Müdürlüğünün tüm temyiz itirazları reddedilerek sadece davacı temyizi yönünden bozulduğuna göre davacı yönünden Mahkemenin 26.04.2018 tarihli kararı ile belirlenen miktarlar yönünden usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu husus gözetilmeksizin dava konusu alacakların Mahkemenin 26.04.2018 tarihli kararı ile belirlenen miktarlardan daha düşük hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/7060, K. 2025/7441, 6 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama