KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/7361 E., 2025/9458 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/357 E., 2025/1708 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 36. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/574 E., 2023/632 K.
Karar Metni
859 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenin Cezayir'de bulunan işyerinde 22.06.2016-10.06.2017 tarihleri arasında aylık net 2.250,00 USD ücretle elektronik ustası - formen olarak çalıştığını, üç öğün yemek ve kalacak yerin işverenlerce sağlandığını, davalılar arasında iş ortaklığı ilişkisi bulunduğunu, haftanın her günü 07.00-21.00 saatleri arasında mesai yaptığını, iki haftada bir gün izin kullandırıldığını, dinî bayramların ilk günü dışında diğer tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştırıldığını, ücretlerin küçük parçalar hâlinde ve eksik ödendiğini, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini,
zorla istifa dilekçesi ve ibraname imzalatıldığını ancak hiçbir ödeme yapılmadığını iddia ederek ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... San. AŞ (... AŞ) vekili cevap dilekçesince; talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, kısmi dava açılamayacağını, Cezayir mahkemelerinin yetkili olduğunu, husumet itirazında bulunduklarını, davacının müvekkili Şirketin ve ... İş Ortaklığının işçisi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Tasfiye Hâlinde ... Grup İnş. ve Tur. Yat. AŞ (... İnş. AŞ) vekili cevap dilekçesinde; talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, kısmi dava açılamayacağını, Cezayir mahkemeleri ve hukukunun yetkili olduğunu, yüksek ücret iddiasının kanıtlanması gerektiğini, davanın davacının asıl işvereninin ... İnternational Şirketine ihbarını istediklerini, müvekkili Şirketin ve ... İş Ortaklığının işçisi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın davalı ... AŞ yönünden husumetten reddine karar verilmiş, mutad işyerinin Cezayir olduğu kabul edilerek ve Cezayir hukuku uygulanarak diğer davalı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Tasfiye Hâlinde ... İnşaat AŞ vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu belirtilerek davacı ile davalı vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, 2. Davanın husumetten reddinin hatalı olduğunu, organik bağın mevcudiyetinin değerlendirilmediğini, 3. Vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin hatalı bir şekilde hüküm altına alındığını ileri sürülmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, husumet, vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkindir.
İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalılar ise yasal süresi içinde sunulan cevap dilekçelerinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince Cezayir hukuku uygulanmak suretiyle yargılama sonuçlandırılmıştır.
Yurt dışı iş sözleşmelerinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmelerde hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup, taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmelerinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir.
Davacının çalışma dönemi bakımından ise taraflar arasında hukuk seçimi anlaşması bulunduğuna dair dosyada herhangi bir sözleşme veya başkaca delil bulunmamaktadır.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur.
Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir.
Bu bağlamda tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; Cezayir'de çalışan davacı işçi ile işveren davalının tabiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan dava konusu çalışma döneminde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/7361, K. 2025/9458, 3 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama