KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/7520 E., 2025/8909 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/548 E., 2025/886 K.
- İlk derece mahkemesi
- İskenderun 2. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/23 E., 2024/117 K.
Karar Metni
1.038 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkete ait işyerinde 2008 yılı Haziran ayından itibaren çalışmaya başladığını ancak Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) işe girişininin 18.03.2018 tarihinde bildirildiğini, 01.04.2019 tarihine kadar davalı asıl işverene ait işyerinde değişen alt işverenler nezdinde ara vermeden kesintisiz olarak çalıştığını, esasında bu alt işverenlerin daha önce davalı Şirkette çalıştırılan kimseler olduğundan ve alt işverenlerle verilen işin, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerden olmadığından,
gerçek anlamda alt işveren ilişkisi kurulduğundan da bahsedilemeyeceğini, iş sözleşmesinin bildirim yapılmadan haksız olarak feshedildiğini, fazla çalışma yapmasına, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatillerinde çalışmasına rağmen karşılığının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili, asgari geçim indirim ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkette 2008 yılı Haziran ayında başlayan bir çalışmasının olmadığını, kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiğini, davacı tarafından ibraname imzalandığını, tüm ödemelerin banka hesabına yapıldığını ve ödenmeyen alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamındaki belgelere göre davacının davalı işyerinde 18.03.2009-01.12.2010, 03.05.2011-10.05.20 11... .02.2012-01.04.2019 tarihleri arasında çalıştığı, kıdeminin 8 yıl 10... gün olduğu, iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı ve geçerli bir neden olmadan feshedildiğinden kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, ödenmeyen alacaklarının bulunduğu, davalının asıl işveren sıfatıyla talep edilen alacaklardan sorumlu olduğu, davacının ücret alacaklarının ödendiğinden bu alacağının bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı işyerindeki hizmet süresinin SGK kayıtları, tanık beyanları ve özellikle davalı tarafça sunulan ücret bordroları esas alınarak hesaplanmış olduğundan hizmet süresine yönelik itirazın yerinde olmadığı,
dinlenen tanıkların, işin yapılmasına dair emir ve talimatları davalı Şirket yetkilisinden aldıklarına dair beyanları ve Daire denetiminden geçen davalı aleyhindeki dava dosyaları dikkate alındığında davalının husumet itirazının da yerinde olmadığı, davacının ödenmeyen alacaklarının kanuna ve usule uygun olarak hesaplanarak hüküm altına alındığı gerekçeleriyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Taleple ve vakıa ile bağlılık ilkesine aykırı olarak şekilde karar verildiğini,
2. İmza ücret bordrolarının dikkate alınmadığını, davacının asgari geçim indirimi ücretinin ödendiğini,
3. Davacı tanıklarının çelişkili beyanlarda bulunduklarının, davacının isticvap talebinin Mahkemece değerlendirilmediğini,
4. Yazılı deliller varken tanık beyanlarına göre hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu,
5. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını,
6. Davalının dava konusu alacaklardan sorumlu olmadığını, davanın husumetten reddi gerektiğini,
7. Davacının hizmet süresinin ve giydirilmiş brüt ücretin hatalı hesaplandığını,
8. Görgüye dayalı bilgisi bulunmayan ve müvekkiline karşı dava açan husumetli tanık beyanlarına göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,
9. Yıllık izin alacağının reddi gerektiğini,
10. İndirim oranının yeterli olmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının talep ettiği alacaklardan davalının sorumlu olup olmadığı, iş sözleşmesinin feshi, davacının kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili, asgari geçim indirim ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı ve bu alacakların hesaplanmasına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma alacağının ispatında salt menfaat birlikteliği olan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenen bu tür tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacağın varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar başkaca delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir.
Aynı ilkeler, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili günündeki çalışmanın ispatı bakımından da geçerlidir.
Somut uyuşmazlıkta; hüküm altına alınan fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacakları davacı tanık beyanlarına göre hesaplanmıştır. Davalı taraf, davacı tanıklarının davalıya karşı davaları olduğundan bu tanıkların beyanlarına göre hüküm kurulamayacağını savunmuştur. Davacı tanıklarından M.S'nin davalıya karşı açılmış davası olup, diğer davacı tanığı C.K ise davalıya karşı dava açmayı düşündüğünü beyan etmiştir.
Fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının ispatında salt menfaat birliği olan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Ancak davacı, dava dilekçesinde işyerinde, giriş çıkışlarda kart basıldığını, bu kayıtların getirtilmesi hâlinde fazla çalışma yaptığının ortaya çıkacağını ileri sürmüştür.
Davalı işverence birtakım giriş-çıkış kayıtları sunulmuş olup davacı söz konusu kayıtları davalının değiştirdiğini, bu durumun bilirkişi incelemesi yapılarak ortaya çıkacağını belirtmiştir.
Mahkemece davacının bu iddiası dikkate alınarak işyeri kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmadan salt menfaat birliği içinde olan tanık beyanlarına göre davacının fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/7520, K. 2025/8909, 19 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama