KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/7549 E., 2025/9717 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/1072 E., 2025/1587 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 81. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/152 E., 2025/60 K.
Karar Metni
1.497 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 02.04.2002-23.02.2016 tarihleri arasında, davalı ... bünyesinde yer alan davalı Şirketler nezdinde, Kazakistan ve ...’da bulunan şantiyelerinde, kalıpçı ekipbaşı olarak çalıştığını, son net ücretinin 2.300,00 Amerikan doları (USD) olduğunu, çalışma döneminde davacının yemek ve barınma ihtiyacının işverence sağlandığını, çalıştığı süre boyunca, ücretinin 300,00 USD ile 500,00 USD arası kısmının elden, kalan tutarın banka kanalı ile ödendiğini, davalı Şirketler ve davacının kayden işvereni görünen dava dışı ... arasında fiilî ve organik bağ bulunduğunu,
Şirket merkezlerinin adres ve ortaklık yapıları aynı olduğundan ve hepsi davalı ... bünyesinde yer aldığından müvekkilinin işçilik alacaklarının tamamının ödenmesinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, davacının iş sözleşmesinin iş bitimi gerekçesiyle haksız ve bildirimsiz olarak sona erdirildiğini, davacının iki haftada bir gün izinli olduğunu ve diğer günlerde her gün, 07.00-22.00 saatleri arasında ve haricinde çalıştırıldığını, fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının ödenmediğini, davacının ulusal bayram ve genel tatil günlerinde sürekli çalıştırıldığını ve ücretinin de ödenmediğini, yıllık izinlerini kullanmadığını,
karşılığı ücretin de ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... Tic. AŞ vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirket bünyesinde çalışmadığını ve müvekkili davacının işvereni olmadığından taraflarına husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını,davacının yurt dışında çalıştığı göz önünde bulundurulduğunda, uyuşmazlığa Türk Hukuku uygulanamayacağını, yine yurt dışında çalışma olgusu nedeniyle ücretinin brüt ücrete çevrilmemesi gerektiğini, dava konusu taleplerin haksız ve dayanaksız olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... Uluslararası İns. Yat. San. ve Tic. AŞ vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, müvekkili Şirketin 22.09.2008 tarihinde kurulduğunu, davacının müvekkili Şirket bünyesinde çalışmadığını, davacının yurt dışında çalıştığı göz önünde bulundurulduğunda uyuşmazlığa Türk Hukuku uygulanamayacağını, yine yurt dışında çalışma olgusu nedeniyle ücretinin brüt ücrete çevrilmemesi gerektiğini belirterek haksız olduğunu savunduğu davanın reddini istemiştir.
3. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili Şirketin 22.09.2008 tarihinde kurulduğunu ve davacının müvekkili Şirket bünyesinde çalışmadığını, davacının yurt dışında çalıştığı göz önünde bulundurulduğunda uyuşmazlığa Türk Hukuku uygulanamayacağını, yine yurt dışında çalışma olgusu göz önünde bulundurulduğunda ücretinin brüt ücrete çevrilmemesi gerektiğini beyanla davanın haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı doğrultusunda yargılamaya devam edildiği, davalı vekilince müvekkili Şirketler ile davacı arasında imzalanmış herhangi bir iş sözleşmesi bulunmadığının beyan edildiği, Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) tarafından gönderilen 11.09.2015 tarihli ...
Bireysel İş Sözleşmesi'nde sözleşmenin davacı ile dava dışı ... arasında akdedildiği, çalışma yerinin Moskova olduğu, davacı işçinin betoncu ekipbaşı olarak çalışacağı, sözleşmenin 11.09.2015-11.03.2016 tarihleri arasında geçerli olacağı, işin sona ermesi, sözleşmenin feshi veya sonlandırılması gibi iş ve sosyal güvenlik konularında çalışılan ülke mevzuatının uygulanacağı hükümlerinin yer aldığı, iş sözleşmesinin 23.02.2016 tarihinde sona erdiği anlaşılmakla davanın 12.06.2019 tarihinde açıldığı da gözetildiğinde, ...
Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi uyarınca sürenin kaçırılması hususunda geçerli bir nedenin de bulunmadığı belirtilerek davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamından, davacının davalıya ait ...
Federasyonu'nda bulunan işyerlerinde en son 23.02.2016 tarihine kadar işçi olarak çalıştığı, davalılar tarafından süresinde dosyaya sunulan cevap dilekçesinde, hem zamanaşımı def'inde bulunulduğu hem de taraflar arasındaki uyuşmazlığa davacının çalıştığı ülke hukukunun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulduğu,
konuya ilişkin son içtihatlar gereği uygulanacak hukuk itirazının cevap dilekçesinde ve en geç ön inceleme duruşmasında ileri sürülmesi gerektiği, cevap dilekçesinde ve en geç ön inceleme duruşmasında uygulanacak hukuk itirazında bulunulmaması hâlinde, uyuşmazlığa işçinin çalıştığı ülke hukukunun uygulanmasının mümkün olmadığı, buna göre taraflar arasındaki uyuşmazlığa ...
Federasyonu hukukunun uygulanması gerektiğinden İlk Derece Mahkemesinin bu yöndeki kabul ve uygulamasında hukuka aykırılık bulunmadığı, fesih tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan ve somut uyuşmazlığa uygulanması gereken, ...
Federasyonu İş Kanunu’nun 392. maddesinde, çalışanın, hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği günden itibaren bir yıl içinde bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma hakkının bulunduğunun hüküm altına alındığı, söz konusu sürenin zamanaşımı süresi olduğunun kabul edildiği, içtihat değişikliği sebebiyle işçinin çalıştığı yabancı ülke hukuku uygulanara, davanın reddine karar verilmesi hâlinde ister hak düşürücü süre nedeniyle isterse zamanaşımı nedeniyle ret kararı verilsin, davalı lehine yargılama giderleri ile vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği;
somut olayda iş sözleşmesinin 23.02.2016 tarihinde feshedildiği, davanın ise 12.06.2019 tarihinde açıldığı görülmekle talep edilen tüm alacakların dava tarihi itibarıyla zamanaşımına uğradığı, davanın zamanaşımı nedeniyle değil de hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi hatalı ise de bu durumun sonuca etkili olmadığı yönündeki içtihat da gözetilerek kaldırma nedeni yapılmadığı gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanması gerektiğini, Anayasa Mahkemesinin 10.03.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 2023/158 Esas, 2024/187 Karar sayılı kararı gereğince seçilen hukukun uygulanması gerektiğine ilişkin düzenlemenin uygulanabilmesinin hukuken mümkün olmayıp daha sıkı ilişkili hukuk olan Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
2. Uyuşmazlık konusu olayda müvekkili Türk vatandaşı olduğu gibi davalı işverenliğin Türk hukukuna göre kurulan tüzel kişi olduğunu, karar gerekçesine dayanak yapılan sözleşmelerin Türkiye'de akdolunduğunu, sözleşmede kullanılan ana dilin Türkçe olduğunu, davacının çalışma süresi boyunca farklı ülkelerde iş görme edimini ifa ettiğini ancak çalıştığı ülkelerin sosyal güvenlik sistemine tâbi de olmadığını, tarafların yerleşim yerlerinin Türkiye'de olduğu gibi müvekkilin sosyal yaşamının Türkiye'de olduğunu, Türk hukukunun taraflar arasındaki uyuşmazlıkla daha sıkı bağlantılı hukuk olduğunu,
3. Uyuşmazlık konusu alacakların Türk hukukuna göre zamanaşımına uğramadığını, davalı Şirketler ve davalı Şirketlerin başkaca ülkelerde çalışan işçilerini istihdam ettiği Şirketler arasında fiilî ve organik bağ bulunduğunu ve işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını beyan etmiş ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı def''i ve davanın süresinde açılıp açılmadığına ilişkindir. İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuku ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan değerlendirmede davacının 11.09.2015 tarihli ...
Bireysel İş Sözleşmesi'nde çalışılan ülke hukukun uygulanması yönünde düzenlemenin yer aldığı, iş sözleşmesinin sona erdiği ve dava açılış tarihi gözetildiğinde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, davacının istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davanın hak düşürücü süre değil zamanaşımı sebebi ile reddi gerektiği ancak bunun sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddedilmiştir.
Dosya içeriğine göre 11.09.2015 tarihli ... Bireysel İş Sözleşmesi'nde hukuk seçimi anlaşması yapıldığı anlaşılan 11.09.2015-23.02.2016 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından Rus hukukunun uygulanması yerinde ise de diğer çalışma dönemleri bakımından varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur.
Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir.
Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; davacının davalılar nezdinde çalıştığını iddia ettiği 02.04.2002-08.06.2015 tarihleri arasındaki dönem bakımından, davacı işçi ile işveren davalılarının tâbiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma dönemlerinde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, davacının söz konusu tarihler arasındaki çalışma dönemleri bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/7549, K. 2025/9717, 9 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama