KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/7620 E., 2025/9852 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/1283 E., 2025/1418 K.
- İlk derece mahkemesi
- KDZ.Ereğli 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/278 E., 2025/29 K.
Karar Metni
536 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 11.05.2007-15.04.2015 tarihleri arasında kulak burun boğaz doktoru olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı neden olmaksızın feshedildiğini, müvekkilinin ceza davasında beraatine karar verildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dışı kişi tarafından kullanılan sahte senedin sahte olduğunu bilmesine ve Şirket içi görüşmelerde bu senedin müvekkili Şirket tarafından kabul edilmediğinin kendisine bildirilmesine rağmen savcılık aşamasında senedin dava dışı kişiye verilmek üzere Şirket yetkilisi tarafından düzenlendiğini beyan ettiğini, davacının dava dışı kişi ile birlikte hareket ederek müvekkili Şirket aleyhine gerçekleştirilen dolandırıcılık fiilînde bulunduğunu, bahse konu senet altındaki imzanın davalı Şirket yetkilisine ait olmadığının bilirkişi raporları ile tespit edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; senet altındaki imzanın davacıya ait olduğunun bilirkişi raporları ile tespit edildiği, davacının da Savcılık aşamasında bu hususu kabul ettiği, her ne kadar ceza yargılaması sonucunda davacı hakkında beraat kararı verilmiş ise de, suça konu olayın önemi, içeriği ve davacının davalı işyerindeki konumu dikkate alındığında davalı ile davacı arasındaki güven ilişkisinin sona erdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bahsi geçen senet altındaki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği, senet altındaki diğer imzanın ise davalı Şirket yetkilisine ait olmadığının tespit edildiği, davacının ise ifadelerinde senedi önce dava dışı Şirket yetkilisinin imzaladığını ve kendisine verdiğini belirttiği, davacının ifadelerinde çelişki bulunduğu, davacının kendisine verilen imza yetkisini amacı dışında kullandığı,
her ne kadar alacak davasının reddine karar verilmesi sebebiyle davalının zararı oluşmasa da davacının eyleminin doğruluk ve bağlılığa uymadığı belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Müvekkilinin muhasebe servisi tarafından getirilen ve Şirketi temsile yetkili diğer kişi tarafından imzalanan evrakları imzalayıp tekrar muhasebe servisine gönderdiğini, 2. Somut uyuşmazlıkta şüphe olgusunun sadece geçerli fesih sebebi olarak değerlendirilebileceğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilip edilmediğine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/7620, K. 2025/9852, 11 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama