İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2008/271 K.2009/92

Ceza Genel Kurulu 2008/9-271 E. , 2009/92 K.

Esas2008/271Karar2009/92Tarih7 Nisan 2009Okuma7 dk · 1.397 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2008/271
Karar No
2009/92
Karar tarihi
7 Nisan 2009
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.397 kelime·7 dk okuma·9 bölüm

Ceza Genel Kurulu 2008/9-271 E. , 2009/92 K.

HAKİMİN TAKDİRİNİN DENETLENMESİ

TAKDİRİ İNDİRİM SEBEPLERİNİN UYGULANMAMASI

TAKDİRİ TAHFİF

TEMYİZE BAŞVURU TALEBİNİN GERİ ALINMASI

TEMYİZE BAŞVURU HAKKINDAN VAZGEÇME

TAKSİRLE ÖLÜME SEBEBİYET

SÜRE TUTUM DILEKÇESI

CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 266

CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (MÜLGA) (1412) Madde 295

"İçtihat Metni"Taksirle ölüme ve yaralamaya neden olmak suçundan sanık T.....’ın, 765 sayılı TCY’nın 455/1. maddesi uyarınca 5 yıl hapis ve 450 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, 2918 sayılı Yasanın 118/5. maddesi uyarınca sürücü belgesinin 1 yıl süreyle geri alınmasına, TCY’nın 59. maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına ve işlenen suçun özelliği gözönüne alınarak 647 sayılı Yasanın 4. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına ilişkin, Tokat 2. Asliye Ceza Mahkemesince 27.06.2005 gün ve 116-347 sayı ile verilen hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 24.11.2005 gün ve 6374-8992 sayı ile;

“Yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden sanık hakkında 765 sayılı TCK’nun 59 ve 647 sayılı Yasanın 4. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi” isabetsizliğinden bozulmuştur.

Yerel Mahkeme ise 23.01.2006 gün ve 677-10 sayı ile;

“TCK’nun 59. maddesi aynen ‘kanuni tahfif sebeplerinden ayrı olarak mahkemece her ne zaman fail lehine cezayı hafifletecek takdiri sebepler kabul edilirse……’ şeklinde bir ifadeyi içermektedir. Bozulan gerekçeli kararda sanık hakkında TCK’nun 59. maddesinin ‘takdiren’ uygulanmadığı belirtilerek tamamen ‘yasal’ bir gerekçeye dayanılmıştır. Yasal olan bir gerekçenin aynı zamanda yeterliliği de içerisinde taşıdığı kuşkusuzdur.

Nitekim, Yüksek Yargıtay birçok kararında TCK’nun 59. maddesinin uygulanmasında takdire dayanılmasını yasal ve yeterli bulmuştur.

(Örnek olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun ‘adı geçen sanığa TCK’nun uygulanması hususundaki talebi yerel mahkemece başkaca teşdit ve tahfife takdiren yer olmadığına denilmek suretiyle gerekçe gösterilerek reddedilmiş olduğundan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının kabulüne karar verilmelidir’ (oybirliğiyle) şeklindeki 09.07.1984 gün, 253-269 sayılı kararı gösterilebilir).

Uygulamada çoğu kez ‘‘sanığın duruşmalardaki olumlu tutumu’ gibi çok da yasal olmayan bir gerekçe ile TCK’nun 59. maddesi uygulanmaktadır. Oysa sanığın duruşma sırasındaki olumlu tutumu (yani bir insanın duruşmada her hangi bir anormallik sergilemeden durması) TCK’nun 59. maddesinin uygulanması için tek başına yeterli sayılmamalıdır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.12.1980 gün, 225-428 sayılı kararında çok veciz bir şekilde belirtildiği gibi ‘‘TCK’nun 59. maddesi bir atıfet maddesi değildir. Murakabeye tabidir.

Bu maddenin uygulanması mahkemenin takdirine bağlı hususlardan olmakla beraber; bu takdir hakkı kullanılırken gösterilen sebeplerin makul ve makbul olması, hukuk akidelerini zedelemeyecek, kanunların esas, maksat ve amacına aykırı düşmeyecek, vicdanları rahatsız etmeyecek bir mahiyet taşıması, hak ve nasafet kurallarını uygun olarak kullanıldığı açıkça anlaşılması gerekmektedir’ somut olayda sanığa atılı suç dikkatsizlik ve tedbirsizlik neticesi bir kişinin ölümüne sebebiyet vermektir.

Hem kaza sonrasında yapılan keşifte, hem de mağdur F....’in beyanlarından açıkça anlaşılacağı gibi sanık kullandığı kamyon ile müteveffanın şeridine tecavüz ederek kazanın oluşumuna sebebiyet vermiş, sanığın kusurunun yoğunluğu gerekçe gösterilerek cezanın tayininde alt sınırdan uzaklaşılmış, bu husus daire tarafından bozma nedeni sayılmamıştır.

Sanık hazırlıktan başlayarak meydana gelen olaydan pişmanlık duyduğunu gösteren tek bir cümle dahi sarf etmediği gibi ağır kusurunun hala farkında olmaksızın kusurun karşı tarafta olduğunu söyleyebilmiştir. Bahsedilen bu husus tüm dosya kapsamından açıkça anlaşılmaktadır. Olaya bakış açısı bundan ibaret olan bir sanık hakkında (duruşmalarda mahkemeye karşı nasıl tavır takınırsa takınsın) TCK’nun 59. maddesinin uygulanmaması gerekir.

647 sayılı Kanunun 4. maddesi ise sanık hakkında ‘işlenen suçun özelliği’ne dayanılarak uygulanmamıştır. Gerekçeli kararın ‘yasal’ ifadelere dayanması için kararda bu cümle özellikle kullanılmıştır. İşlenen suçun özelliği ise cezanın tayininde alt sınırdan uzaklaşılması bahsinde irdelenmiş olup tüm dosya kapsamından da açıkça anlaşılmaktadır.

Biraz daha açmak gerekirse; sanık kendi beyanı ile daha önceden hiç kullanmadığı bir yolda havanın yağışlı ve dolayısıyla yolun kaygan olmasına aldırmayarak, önündeki viraja, kullanmakta olduğu araca uygun olmayan bir hızla girmiş, karşıdan gelen müteveffanın aracını görünce frene basmış, bu defa aracının kayması sonucu kaza meydana gelmiştir.

Olayda tedbirsizce ve dikkatsizce davranmanın boyutu ve buna bağlı olarak meydana gelen sonucu (bir insanın adeta yok yere ölmesi bir diğerinin günlerce acı çekmesi gözönüne alınırsa) büyüktür.' gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.

Bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C.Başsavcılığının “bozma” istekli 18.06.2007 gün ve 145224 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay 9. Ceza Dairesine ve Özel Dairece de Birinci Başkanlığa gönderilen dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, Yerel Mahkemece 765 sayılı TCY’nın 59. ve 647 sayılı Yasanın 4. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçelerin yasal ve yeterli olup olmadığının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.

Ancak, incelenen dosya içeriğine göre;

Sanık ve müdafiinin yüzüne karşı verilen 27.06.2005 günlü ilk hüküm yönünden, sanık müdafiinin 28.06.2005 günlü dilekçe ile süre tutum talebinde bulunması, buna karşılık sanığın ise aynı günlü dilekçesi ile “27.06.2005 tarihli duruşmamda 5 yıl ceza aldım, cezamın onaylanmasını istiyorum, gereğinin yapılmasını arz ederim” şeklinde talepte bulunup, bilahare 30.06.2005 günlü dilekçesinde önceki dilekçesinin iptalini ve temyiz hakkını kullanmak istediğini belirttiği nazara alındığında, sanık asilin dilekçesinin temyizden vazgeçme niteliğinde olup olmadığı Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca ön sorun olarak öncelikle değerlendirilmiştir.

Ön sorun konusunun çözümünde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, konuya ilişkin yasal düzenlemelerin incelenmesinde yarar bulunmaktadır.

1412 sayılı CYUY’nın, “Müracaat hakkından vazgeçilmesi ve tesiri” başlıklı 295. maddesinin 1. fıkrası, “

“Kanun yollarına müracaatta bulunmak hakkının ıskat olunması veya vukubulmuş bir müracaattan vazgeçilmesi, bu müracaat için muayyen mehlin bitmesinden sonra dahi muteber olur” hükmünü taşımaktayken;

5271 sayılı CYY’nın aynı konuyu düzenleyen ve “Başvurudan vazgeçilmesi ve etkisi” başlıklı 266. maddesinin 1. fıkrası ise, “Kanun yoluna başvurulduktan sonra bundan vazge¬

¬çilmesi, mercii tarafından karar verilinceye kadar geçerlidir”hükmünü taşımaktadır.

Görüldüğü gibi, 1412 sayılı CYUY’nın 295. maddesinde yasayolu başvuru hakkından vazgeçme ve geri alma müesseseleri birlikte düzenlenmiş iken, 5271 sayılı CYY’nın 266. maddesinde yalnızca geri alma hakkı kabul edilmiştir. Nitekim bu husus, CYY’nın 266. maddesinin gerekçesinde de, “Tasarı, 1412 sayılı Kanunun 295 inci maddesinde yer alan kanun yoluna başvuru hakkından vazgeçmeyi benimsememiş, yalnızca başvurulduktan sonra geri almayı düzenlemiştir. Buna göre, kanun yoluna süresinde başvurulduktan sonra mercii tarafından karar verilinceye kadar bu başvurudan vazgeçilebilir” şeklinde açıklanmıştır.

Somut olayda sanık Tuncay’ın 28.06.2005 günlü dilekçesi, henüz gerçekleşmiş bir temyiz istemi bulunmadığından temyiz isteminden vazgeçme niteliğinde kabul edilemez. Yasayolu başvurusundan feragat niteliğinde kabul edilebilecek bu istem, 5271 sayılı Yasanın 266. maddesinin açık hükmü uyarınca temyiz incelemesine engel oluşturmayacağından, sanık müdafiinin süresinde yaptığı ve geçerli olan temyiz başvurusunun kabulü ile Özel Dairece temyiz incelemesi yapılmasının isabetli olduğu, ilk müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadığından, 07.04.2009 günü yapılan ikinci müzakerede kararlaştırılarak direnme hükmünün incelenmesine geçilmiştir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul üyeleri ise;

“5271 sayılı CYY’nın 266. maddesi, yasa yollarına ilişkin genel hükümleri düzenleyen diğer hükümler ile birlikte ele alınıp yorumlanmalıdır. Nitekim, Yasanın 260. maddesi yasa yoluna başvurmayı bir hak olarak düzenlemiştir. Hukukun genel ilkeleri uyarınca bir haktan feragat etmek olanaklıdır. Öte yandan Yasanın 261. maddesinde müdafiin, asilin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla yasa yollarına başvurabileceği hükmüne yer verilmiştir. Bu hüküm de, yasa yoluna başvurma hakkına sahip olan asilin bu haktan feragat edebileceğini ve müdafiin, asilin feragat iradesine aykırı davranamayacağını göstermektedir.

Konu öğretide de ele alınmış olup, Prof. Dr. Nurullah Kunter - Prof. Dr. Feridun Yenisey –Doç. Dr. Ayşe Nuhoğlu, ‘

‘Ceza Muhakemesi Hukuku’ adlı eserlerinde; ‘Kanunyolu muhakemesinde iddia hakkı, vazgeçme suretiyle önceden, geri alma suretiyle sonradan düşürülebilir’ şeklinde açıklamışlar ve yasa yolu başvurusundan feragatin olanaklı olduğunu kabul etmişlerdir. (16. Bası, sh.1383)

Bu itibarla, somut olayda sanık asilin, 28.06.2005 günlü dilekçesinde temyizden feragat edildiğinden, Özel Dairenin 24.11.2005 gün ve 6374-8992 sayılı bozma kararının kaldırılmasına ve dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesine karar verilmelidir”görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.

Ön sorun konusu çözümlendikten sonra, dosyanın esasına ilişkin yapılan incelemede;

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış kararlarında vurgulandığı üzere, şeklen ısrar kararı verilmiş olsa dahi;

a) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak,

b) Bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak,

c) Bozma sonrasında yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan yeni kanıtlara dayanmak,

d) İlk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak,

Suretiyle verilen hüküm; özde direnme kararı olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi halinde incelemenin Yargıtay’ın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekir.

Somut olayda, Yerel Mahkemece, ilk hükümde yer almayan yeni ve değişik gerekçelere yer verilmiş olup, bu yeni gerekçeler Özel Dairece denetlenmemiştir. Özel Dairece denetlenmeyen bir hususun ilk kez Ceza Genel Kurulunca ele alınarak değerlendirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır.

Bu itibarla bozma nedenine karşı eylemli uyularak gereğinin yerine getirilmesi karşısında, bu bozma nedeni yönünden Ceza Genel Kurulunca herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın, dosyanın incelenmek üzere Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle;

Saptanan eylemli uyma nedeniyle dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.03.2009 tarihinde ön sorunun ele alındığı birinci müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadığından, 07.04.2009 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oyçokluğuyla, dosyanın esasına yönelik temyiz incelemesi yönünden ise aynı gün yapılan birinci müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2008/271, K. 2009/92, 7 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Hakimin Takdirinin Denetlenmesi
  4. Takdiri İndirim Sebeplerinin Uygulanmaması
  5. Takdiri Tahfif
  6. Temyize Başvuru Talebinin Geri Alınması
  7. Temyize Başvuru Hakkından Vazgeçme
  8. Taksirle Ölüme Sebebiyet
  9. Süre Tutum Dılekçesı
  10. Türk Milleti Adına
  11. Ceza Genel Kurulu Kararı
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2008/271
Karar No
2009/92
Tarih
7 Nisan 2009

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2008/280 K.2009/77
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2008/284 K.2009/100
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2008/290 K.2009/3899
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2008/296 K.2009/6134
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2008/341 K.2009/6231
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2008/344 K.2009/6103

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.