İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2009/16 K.2009/90

Ceza Genel Kurulu 2009/6-16 E. , 2009/90 K.

Esas2009/16Karar2009/90Tarih7 Nisan 2009Okuma6 dk · 1.174 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2009/16
Karar No
2009/90
Karar tarihi
7 Nisan 2009
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.174 kelime·6 dk okuma·5 bölüm

Ceza Genel Kurulu 2009/6-16 E. , 2009/90 K.

TEMYIZ ISTEMININ REDDI

ZORUNLU MÜDAFİİ ATANMASI

ZORUNLU MÜDAFİİ ATANDIĞININ SANIĞA BİLDİRİLMEMESİ

CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 15

CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 149

CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 150

"İçtihat Metni"Sanık M..... T......’un “765 sayılı TCY’nın 493/2 ve 522. maddeleri uyarınca 3 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına……” ilişkin Uşak 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 20.09.2006 gün ve 408-401 sayılı hükmün 29.09.2006 tarihinde sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 6. Ceza Dairesince 10.12.2007 gün ve 3512-13813 sayı ile “Yasal süre içinde temyiz başvurusunda bulunmayan sanık savunmanının bu konudaki isteğini, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi gereğince reddine……” karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.01.2009 gün ve 273612 sayılı itirazı; hükmün tefhiminde hazır bulunan ve süresinden sonra temyiz dilekçesi veren zorunlu müdafiin sanıktan habersiz olarak atanmış olması karşısında, sanığın daha sonra öğrenme üzerine yaptığı temyiz isteminin geçerli sayılması gerektiğine yöneliktir.

Dosya, Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, kendisinden habersiz atanan zorunlu müdafiin tefhimde hazır bulunmakla birlikte süresinden sonra vaki temyiz isteminin Özel Dairece reddedilmiş olması karşısında; sanığın, öğrenme üzerine yaptığı temyiz yolu başvurusunun geçerli sayılıp sayılamayacağına ilişkindir.

İncelenen dosya içeriğinden;

Olayımızla ilgili olarak Uşak’ta başlatılan ve sanığın başka suçlardan İzmir Buca Cezaevinde bulunması nedeniyle yokluğunda sürdürüldüğü gözlemlenen yargılama sürecinde; Uşak Barosuna yazılan müzekkere üzerine, 5271 sayılı CYY’nın 150/3. maddesi uyarınca Av. Ç.... A........’in zorunlu müdafii olarak atandığı, ancak bu hususun sanığa bildirilmediği anlaşılmaktadır.

Atandıktan sonra katıldığı ilk oturumda, dilekçe vermek suretiyle sanık lehine taleplerde bulunan Av. Ç.... A........, hükmün tefhim edildiği 20.09.2006 tarihli oturuma da iştirak etmiş olmakla birlikte hükmü ancak 29.09.2006 tarihli dilekçe ile temyiz edebilmiş, Yargıtay 6. Ceza Dairesince de 10.12.2007 gün ve 3512-13813 sayı ile süresinde yapılmayan temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.

Bu süreçten hiçbir şekilde haberi olmayan sanık ise 17.07.2008 tarihinde, Cezaevi Müdürlüğü ve Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben verdiği dilekçede; “…Uşak 1. Asliye Ceza Mahkemesi benim yokluğumda karar verip, verilen kararı tarafıma tebliğ etmemiş olup, dosyam Yargıtayca onanıp cezamı infaz ediyorum. Karar tarihinde Alaşehir M Tipi Kapalı Cezaevinde idim. Sayın Savcım, Yargıtayca onanmış olan Dairenin onama kararına itiraz ediyorum. Ve infazımın durdurulmasını talep ediyorum” şeklinde talepte bulunmuştur.

Somut olayda, sanığın yargılandığı 765 sayılı TCY’nın 493/2. maddesinin yasada yazılı cezasının 3 yıldan 8 yıla kadar, 5237 sayılı TCY’nda bu maddenin karşılığını teşkil eden 142/2 (d) maddesinin gerektirdiği cezanın ise 3 yıldan 7 yıla kadar hapis olması karşısında; yargılanılan suçun gerektirdiği cezanın üst sınırı 5 yılın üzerinde olduğundan, hüküm tarihi olan 20.09.2006 tarihi itibarıyla yürürlükte olan 5271 sayılı CYY’nın 150/3. maddesi uyarınca sanık için müdafii atanması zorunludur. Bu nedenle, 5271 sayılı CYY’nın 156/1-b maddesi uyarınca mahkemenin istemi üzerine Baroca zorunlu müdafii atanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

İlkeleri Ceza Genel Kurulu’nun 18.03.2008 gün ve 7-56 sayılı kararında açıklandığı üzere; Avukatlık Yasasında atanmış müdafilikle ilgili ayrıntılı bir düzenleme yapılmamış olmakla birlikte, CYY’nda sanığın talebi üzerine atanmış olan müdafii ile zorunlu olarak atanan müdafii arasında herhangi bir fark öngörülmemiş, 5271 sayılı CYY’nın 150/son madde ve fıkrası ile de ayrıntıların düzenlenmesi çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmıştır.

Bu konuda çıkarılması öngörülen ve 02.03.2007 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunan ““Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafii ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik” ise hüküm tarihi itibarıyla henüz yürürlüğe girmemiştir.

Bu nedenle sorunun çözümünde, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan yasal düzenlemelere itibar edilmesi gerekir.

Bu bağlamda ilk bakışta,

5271 sayılı CYY’nın zorunlu müdafiiliğe, tebligata ve yasa yollarına başvuruya ilişkin hükümleri, 1412 sayılı CYUY’nın halen geçerliliğini koruyan temyize ilişkin hükümleri, 7201 sayılı Tebligat Yasasının 11. maddesi ve buna bağlı Tüzükle, Rehber’de yer alan hükümler birlikte değerlendirildiğinde; sanığa haber verilmeden zorunlu müdafii atanmasında, bu müdafiinin sanığın bulunmadığı ahvalde görev yapmasında ve tebligatın bu müdafie yapılmasında usulsüzlük bulunmadığı, başka bir deyişle olayımız açısından müdafie yapılan tebligatın geçerli olduğu, bu nedenle de müdafiinin temyiz dilekçesinin süreden sonra olması itibarıyla, sanık açısından temyiz davası açma olanağının yitirildiği sonucuna varılabilir ise de;

Anayasanın 36. maddesinde yer alan. “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “adil yargılanma hakkını” düzenleyen 6. maddesinin 3. fıkrasının b ve c bentlerinde ise ifade edilen.

“Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir: a)……; b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak; c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir avukatın yardımından yararlanmak ve eğer avukat tutmak için mali olanaklardan yoksunsa ve adaletin selameti gerektiriyorsa mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek……” biçimindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; savunma hakkının, temel insan hakları arasında yer alan “hak arama hürriyetinin” bir gereği olduğu ve avukat tutmak hakkının da savunma hakkından ayrı düşünülemeyeceği gerçeğidir.

Mevzuatımızda zorunlu müdafiilik sistemini öngören yasanın amacı, kendisini savunmak için yeterli maddi olanağı bulunmayanların bu hakkı kullanamamalarından kaynaklanabilecek muhtemel hak kayıplarının önlenmesi, dolayısıyla da savunma hakkının etkin kullanılabilmesinin sağlanması suretiyle adil yargılanmanın gerçekleştirilmesidir.

Bunun doğal sonucu olarak, parası olan sanık nasıl ki vekaletname verdiği avukatı serbestçe tayin edebiliyor, parası olmayan sanığın da aynı şekilde avukatını serbestçe belirleyebilmesi en azından kendisine tayin edilen avukatı beğenmediğinde değiştirme hakkının bulunması, daha da ötesi görülmeye başlayacak davada kendisine bir avukat atanacağının sanığa bildirilmesi gereklidir.

Kendisine avukat atandığını dahi bilmeyen ya da kendisine avukat atanmakla birlikte beğenmediği takdirde bu avukatın değiştirilmesini isteme hakkına sahip bulunmayan bir sanığın, atandığını dahi bilmediği veya beğenmediği halde muhatap olduğu bu avukatın tüm tasarruflarından sorumlu tutulması gerektiğini veya bu avukatın yaptığı tüm işlemleri peşinen kabul etmiş sayılacağını söylemek nasıl mümkün değilse, böyle bir durumda savunma hakkının tam anlamıyla kullanılabileceğini düşünmek te olası değildir.

Özelikle vurgulamak gerekirse, bu sorun Tebligat Hukuku ile değil, münhasıran vazgeçilemez ve gözardı edilemez nitelikteki savunma hakkı ve daha geniş anlamda da adil yargılanma hakkı ile ilgili olduğundan, çözümün tebligata ilişkin hükümler yerine, savunma hakkına ilişkin düzenlemelerde aranması gerekir.

Bu nedenlerle, kendisine zorunlu müdafii atandığından haberdar edilmeyen sanığın bu müdafie yapılmış bulunan tefhim ve tebliğ kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağından, hükmün sanığın kendisine de tebliğ edilmesi, tebliğ ya da öğrenme üzerine temyiz dilekçesi verilmesi halinde ise buna dayalı olarak temyiz davasının açılması gerekmektedir.

Somut olayda; zorunlu müdafiinin yüzüne karşı yapılmış olan tefhim, kendisine zorunlu müdafii atandığından haberdar edilmeyen sanık M..... T...... açısından hukuki sonuç ifade etmediği gibi temyiz süresini de başlatmayacağından; sanığın öğrenme üzerine verdiği 17.07.2008 tarihli temyiz dilekçesine istinaden temyiz davasının incelenmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

Bu itibarla; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Dairenin “temyizin reddine” ilişkin kararının kaldırılmasına ve sanık temyizi nedeniyle temyiz incelemesi yapılması için dosyanın Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım Genel Kurul Üyesi ise; “CYY uyarınca atanmış bulunan zorunlu müdafii tarafından süresinden sonra yapılmış bulunan temyiz isteminin reddedilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığından itirazın reddedilmesi” yönünde karşıoy kullanmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 10.12.2007 gün ve 3512-13813 sayılı temyizin reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA,

3- Dosyanın sanık M..... T......’un 17.07.2008 tarihli temyiz dilekçesine dayalı olarak temyiz incelemesi yapılması için Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2009 günü yapılan müzakerede oyçokluğu ile karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2009/16, K. 2009/90, 7 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyız Istemının Reddı
  4. Zorunlu Müdafii Atanması
  5. Zorunlu Müdafii Atandığının Sanığa Bildirilmemesi
  6. Türk Milleti Adına
  7. Ceza Genel Kurulu Kararı
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2009/16
Karar No
2009/90
Tarih
7 Nisan 2009

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2009/16 K.2009/7921
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2009/17 K.2009/7920
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2009/18 K.2009/2553
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2009/18 K.2009/2186
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2009/18 K.2009/7919
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2009/19 K.2009/2933

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.