İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2010/133 K.2010/184

Ceza Genel Kurulu 2010/11-133 E. , 2010/184 K.

Esas2010/133Karar2010/184Tarih5 Ekim 2010Okuma9 dk · 1.873 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2010/133
Karar No
2010/184
Karar tarihi
5 Ekim 2010
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.873 kelime·9 dk okuma·2 bölüm

Ceza Genel Kurulu 2010/11-133 E. , 2010/184 K.

"İçtihat Metni" Tebliğname 2008/180150 Yargıtay Dairesi : 11. Ceza Dairesi Mahkemesi : GAZİANTEP 3. Ağır Ceza Günü : 11.03.2008 Sayısı : 208-82

Sanık A. B.. hakkında yağma suçundan açılan kamu davasında Kozan Ağır Ceza Mahkemesince 15.04.2004 gün ve 77-89 sayı ile verilen yetkisizlik kararı üzerine, dosyanın gönderildiği Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesince 02.06.2005 gün ve 175-132 sayı ile verilen; sanığın 5237 sayılı TCY’nın 37, 157 ve 53. maddeleri uyarınca sonuç olarak 1 yıl hapis ve 600 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 15.05.2007 gün ve 8733-3392 sayı ile;

“Suç tarihinde yaşı küçük olan sanık H..G..ile müdafii atanmasına ilişkin talebi kabul edilip Baroya yazılan müzekkere cevabı beklenmeyen sanık A.B..’a müdafii tayin edilmeden ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’ nun 150. maddesinin 2 ve 3. fıkraları gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmek suretiyle sanıkların savunma haklarının kısıtlanması” isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmuştur.

Yerel mahkeme ise 11.03.2008 gün ve 208-82 sayı ile;

“…sanık A..'nın önce müdafi istemeden savunmasını yaptığı, daha sonradan cezaevinden müdafi talep ettiği, müdafi teminine çalışıldığı, ancak süreç içerisinde müdafi isteğinden vazgeçip eski savunmalarını tekrarladığı, esas hakkındaki savunmasını da müdafi talepsiz yaptığı gözetildiğinde yapılan usul işlemlerin kanuna uygun olduğu” gerekçesiyle ilk hükmünde direnmiştir.

Bu hükmün de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsav¬cılığının “onama” istekli 31.05.2010 gün ve 180150 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerek¬çelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanığın dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına karar verilen somut olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, sanığa müdafii tayin edilmesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir.

Oldukça geniş bir kavram olan savunma hakkı, şüpheliyi ve sanığı ilgilendirdiği kadar, bir gün şüpheli veya sanık konumuna düşebilecek toplumda yaşayan herhangi bir ferdi, dolayısıyla da toplumu ve yine adaleti sağlama yükümlülüğü bulunan Devleti ilgilen¬dirmektedir. Çünkü ceza yargılamasında savunma, yargılamanın sonucunda verilen ve iddia ile savunmanın değerlendirilmesinden ibaret olan, hükmün doğru olmasını sağlar. Bu yönüyle, geniş bir bakış açısı ile değerlendirilmesi gereken savunma hakkı, susma, soru sorma, kendi aleyhine işlemlere katılmama, tercümandan yararlanma, kanıtların toplan¬masını isteme, duruşmada hazır bulunma… gibi hakların yanında müdafiden yararlanma hakkını da içerir.

Savunma, Anayasamızın 36. maddesiyle anayasal güvence altına alınan meşru bir yol, müdafii de savunmanın meşru bir aracıdır. Dolayısıyla söz konusu hüküm, müdafii aracılığı ile savunulmayı da anayasal güvence altına almaktadır.

Savunma hakkı, uluslararası belgelerde de değerine uygun yerini almıştır. Bunlardan, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 121/I., Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Milletlerarası Antlaşmanın 14/3-b-d, Avrupa İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Koruma Sözleşmesinin 6/3-b-c maddeleri sanığın müdafiden yararlanması konusunda açık düzenlemeler getirmiştir.

5271 sayılı CYY savunma hakkı konusunda oldukça hassas davranmış, bunun bir sonucu olarak da isteğe bağlı müdafiliğin yanında, bazı hallerde zorunlu müdafiliği benim¬semiştir.

Bu bağlamda Yasanın 147. maddesinde; şüphelinin müdafi seçme hakkının bulunduğu, onun hukukî yardımından yararlanabileceği, müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceğini kendisine bildirilmesi gerektiği, 148. maddesinde; müdafi hazır bulun¬mak¬sızın kollukça alınan ifadenin, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamayacağı, 149. maddesinde;

sanığın kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlana¬bileceği, avukatın, sanık ile görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî yardımda bulunma hakkının engellenemeyeceği ve kısıtlanamayacağı, 153. mad¬de¬sinde; müdafi, kovuşturma evresinde dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri inceleyebileceği ve istediği tutanak ve belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabileceği, 154. maddesinde; sanığın vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebileceği hükme bağlanmıştır.

1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren anılan Yasanın “müdafiin görevlendirilmesi” başlıklı 150. maddesi ise;

“(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görev¬lendirilir.

(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.

(3) Üst sınırı en az beş yıl hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.

(4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir” şeklinde iken, 19.12.2006 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasanın 21. maddesi ile maddenin 3. fıkrasında değişiklik yapılarak bu zorunluluk, “alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren” suçlardan yargılanan sanıklarla sınırlandırılmıştır.

Bu maddenin 3. bendi uyarınca, mahkeme tarafından sanığa zorunlu olarak müdafii görevlendirilmesi için aranılacak “alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren” suç, iddianame veya iddianame yerine geçen belgelerde, sanık için gösterilen sevk maddelerindeki ceza miktarına göre belirlenecektir. Suç vasfının sonradan değiştiğinden bahisle yargılama sırasında CYY’nın 226. maddesi uyarınca ceza miktarı daha az olan bir yasa maddesinden ek savunma alınmış ya da hükümde sanığın daha az cezayı gerektiren bir suçtan cezalandırılmış olması da müdafii görevlendirilmesi zorunluluğunu ortadan kaldır¬mayacaktır.

Müdafii görevlendirmenin usulü ise “Müdafiin görevlendirilmesinde usul” başlıklı 156. maddenin 1/a maddesinde;

“150 nci maddede yazılı olan hâllerde, müdafi;

a) Soruşturma evresinde, ifadeyi alan merciin veya sorguyu yapan hâkimin istemi üzerine,

b) Kovuşturma evresinde, mahkemenin istemi üzerine,

Baro tarafından görevlendirilir...” şeklinde düzenlenmiş, ayrıca ilk hükümden sonra ancak direnme kararından önce 02.03.2007 gün ve 26450 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin” müdafi veya vekillerin görevlendirilmesine ilişkin 5. maddesinde de;

“(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, görevlendirilecek müdafie yapılacak ödemelerin yargı¬lama giderlerinden sayılacağı ve mahkûmiyeti hâlinde kendisinden tahsil edileceği hususu hatırlatı¬larak talep ettiği takdirde barodan bir müdafi görevlendirmesi istenir.

… (6) Müdafi veya vekil görevlendirilmesi; soruşturma evresinde ifadeyi alan merci veya sorguyu yapan hâkim, kovuşturma evresinde ise mahkeme tarafından barodan talep edilir” hükmüne yer verilmiştir.

Müdafi görevini yerine getirmediğinde yapılacak işlem ise CYY’nın 151. maddesinde; “150 nci madde hükmüne göre görevlendirilen müdafi, duruşmada hazır bulunmaz veya vakitsiz olarak duruşmadan çekilir veya görevini yerine getirmekten kaçınırsa, hâkim veya mahkeme derhâl başka bir müdafi görevlendirilmesi için gerekli işlemi yapar. Bu durumda mahkeme oturuma ara verebileceği gibi oturumun ertelenmesine de karar verebilir” şeklinde belirtilmiş anılan Yönetmeliğin 6. maddesinin 6. fıkrasında da aynı doğrultuda düzenleme yapılmıştır.

Sanığa iddianamede atılı yağma suçunun düzenlendiği 765 sayılı TCY’nın 495/1. maddesinde öngörülen ceza, “on seneden yirmi seneye kadar”, bu maddenin karşılığı olan 5237 sayılı TCY’nın 148/1. maddesinde ise “altı yıldan on yıla kadar” hapis cezasıdır. Kozan Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen yetkisizlik kararında bahsolunan 765 sayılı TCY’nın 504/3. maddesinde öngörülen ceza miktarı da; “iki yıldan beş yıla kadar ağır hapis” tir. Ancak Kozan Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği yetkisizlik kararında eylemin vasıflan¬dırmasına ilişkin yapılan bu değerlendirmenin, yetkisizlik kararları görevsizlik kararları gibi dava açan belge niteliğinde olmadığından hukuksal bir değeri bulunmamaktadır.

İncelenen dosya içeriğine göre;

Sanık hakkında Kozan C.Başsavcılığınca düzenlenen 14.04.2004 tarihli iddianamede, sanığın eylemi “müştekiyi korkutarak, kendisinden zorla hazır kart şifresi aldığı...müştekiden zorla maddi menfaat sağladıkları” şeklinde nitelendirilerek yağma suçundan 765 sayılı TCY’nın 495/1. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle Kozan Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış,

Kozan Ağır Ceza Mahkemesi ise 15.04.2004 tarihinde, eylemin 765 sayılı TCY’nın 504/3. maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturabileceği görüşünü de eklemek suretiyle yetkisizlik kararıyla dosyayı Gaziantep nöbetçi Ağır Ceza Mahke¬mesine göndermiştir.

Bu dosyadan tutuklanan, ancak başka bir suçtan dolayı da Giresun Kapalı Cezaevinde bulunan sanığın savunması talimat yoluyla Giresun Ağır Ceza Mahkemesince 16.07.2004 tarihinde alınmış, savunmasının alınmasından önce kendisine CYUY’nın 135. madde¬sindeki hakları hatırlatılmış, sanık müdafii talebinde bulunmamıştır.

25.01.2005 tarihinde bizzat mahkeme huzurunda yine CYUY’nın 135. maddesindeki hakları hatırlatılmak suretiyle ifadesi alınmış, sanık yine müdafii isteminde bulunmamıştır.

Sanığın talimat yoluyla ve mahkeme huzurunda alınan bu savunmaları o tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY’na uygun ve geçerlidir.

Sanık 26.01.2005 tarihinde Gaziantep Kapalı Cezaevinden mahkemeye gönderdiği dilekçede, “maddi durumum elvermediği için savunma yapabilmem için avukat tutamıyorum, kendimi ifade edemiyorum, yüce mahkemenize sığınıyorum” şeklinde beyanda bulunmuş,

Dilekçedeki bu beyanların mahkemece müdafii istemi olarak kabul edilmesi nedeniyle 22.02.2005 tarihli oturumda sanığa müdafii tayinine karar verilerek baroya yazı yazılmış, baro tarafından yanıt verilmemesi üzerine 18.03.2005 tarihli oturumda bu yazının tekidine karar verilmiştir.

19.04.2005 tarihli oturumda barodan yine cevap gelmemesi üzerine sanığın; “ben artık bu aşamada avukat istemiyorum, daha önceki savunmalarım geçerlidir, tekrar ederim” şeklinde beyanda bulunmuş,

5271 sayılı CYY’nın yürürlüğe girmesinden sonra da 02.06.2005 tarihinde yapılan oturumda, hazır bulunan sanıktan, müdafii olmaksızın son savunması ve son sözü sorulmak suretiyle mahkûmiyet hükmü tesis edilmiş,

Bozmadan sonra ise, Özel Daire bozma ilamı sanığa tebliğ edilmiş, gelmemesi üzerine yokluğunda direnme kararı verilmiştir.

Bu açıklamalar ışığında tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde;

Sanığın talimat yoluyla 16.07.2004 ve mahkeme huzurunda 25.01.2005 tarihinde alınan savunması, o tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY’na uygun ve geçerli bir savunmadır. Ancak 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren ve derhal uygulanması gereken 5271 CYY’nın 150/2. maddesinin; “üst sınırı en az beş yıl hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada istemi aranmaksızın bir müdafiinin görevlendirileceğine” ilişkin hükmü uyarınca, on yıldan yirmi yıla kadar hapis cezasının öngörüldüğü 765 sayılı TCY’nın 495/1. maddesinde düzenlenen yağma suçundan yargılanan sanığa istemi aranmaksızın derhal müdafii görevlendirilmesi yasal bir zorunluluktur.

Yerel mahkemenin ilk hükmünden sonra yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasa ile 5271 sayılı CYY’nın 150/3. maddesindeki “üst sınır” ifadesinin 5560 sayılı Yasa ile “alt sınır” olarak değiştirilmesi de yağma suçuna ilişkin gerek 765 sayılı TCY gerekse 5237 sayılı TCY’nda öngörülen ceza miktarı nedeniyle bu sonuca etki etmeyecektir.

Sanığın 1 Haziran 2005 tarihinden önce, yürürlükte bulunan CYUY hükümlerine göre usulüne uygun savunmasının alınmış olması, 5271 sayılı CYY’nın yürürlüğe girmesi nedeniyle sanığa müdafii görevlendirilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.

Çünkü 5271 sayılı CYY ile getirilen ve yukarıda ayrıntılı biçimde açıklanan sistemde müdafiin görevi sadece savunmasının alınması sırasında sanığın yanında bulunmakla sınırlı olmayıp her aşamada sanığın yanında olmasından her türlü hukuki yardımda bulunmasına kadar savunmaya ilişkin diğer bütün işlemleri de kapsamaktadır.

Nitekim CYY’nın 151. ve “Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin” 6/6. maddelerinde, 150. madde uyarınca görevlendirilen müdafiin, duruşmada hazır bulunmaması veya çekilmesi veya görevini yerine getirmekten kaçınması halinde mahkeme tarafından derhâl başka bir müdafiin görevlendirilmesi gerektiği ve bu yeni bir müdafii görevlendirilinceye kadar oturuma ara verebileceği gibi oturumun ertelenmesine de karar verebileceği hüküm altına alınmıştır.

Bu hükümle yasa koyucunun bu madde kapsamında bir müdafii görevlendirilmesini yeterli görmediği, bunun yanında müdafiin ceza yargılaması boyunca sanığın yanında yer almasını savunma hakkının kullanılması açısından zorunlu gördüğü, bu konuda görevini yeterince yapmayan müdafiin de derhal değiştirilmesi gerektiğini amaçladığı anlaşılmaktadır.

Ceza Genel Kurulu da 10.06.2008 gün ve 148-169 sayılı kararında; sanığa CYY’nın 150. maddesi uyarınca istemi üzerine görevlendirilen müdafiin yargılama aşamasında duruşmalar için bir kez mazeret dilekçesi vermek ve bir oturuma katılmak dışında herhangi bir işlem yapmamasını sanığın savunmasına ilişkin “görevini yerine getirmekten açıkça kaçınma” olarak kabul etmiş ve mahkemece derhal başka bir müdafiin görevlendirilmesi için CYY’ nın 151. maddesine göre işlem yapılması gerektiğine hükmederek görevini yerine getirmekten açıkça kaçındığı anlaşılan avukat ile sanık arasında CYY anlamında hukuken geçerli bir müdafilik ilişkisi kalmadığını açıkça vurgulamıştır.

Bu nedenle, yerel mahkeme tarafından 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren CYY hükümleri uyarınca sanığa bir müdafii görevlendirilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek 2 Haziran 2005 tarihinde hüküm kurulması ve Özel Daire bozma ilamı sonrasında da yine sanığa müdafii görevlendirilmeden direnme kararı verilmesi suretiyle CYY’nın 150/3-2. maddesine aykırı davranılması, sanığın savunma hakkının açıkça kısıtlanması anlamına gelmektedir.

Bu itibarla isabetsiz bulunan yerel mahkeme direnme hükmünün diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; 1- Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.03.2008 gün ve 208-82 sayılı direnme hükmünün, saptanan usul yanılgısı nedeniyle diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 05.10.2010 günü yapılan müzakerede tebliğnamedeki isteme aykırı olarak oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2010/133, K. 2010/184, 5 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Türk Milleti Adına
  4. Ceza Genel Kurulu Kararı
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2010/133
Karar No
2010/184
Tarih
5 Ekim 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2010/134 K.2010/217
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2010/135 K.2010/204
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2010/138 K.2010/12635
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2010/141 K.2010/190
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2010/142 K.2010/207
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2010/143 K.2010/13441

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.