İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2011/44 K.2011/122

Ceza Genel Kurulu 2011/1-44 E., 2011/122 K.

Esas2011/44Karar2011/122Tarih14 Haziran 2011Okuma5 dk · 1.052 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2011/44
Karar No
2011/122
Karar tarihi
14 Haziran 2011
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.052 kelime·5 dk okuma

Ceza Genel Kurulu 2011/1-44 E., 2011/122 K.

ARALARINDA MENFAAT ÇATIŞMASI BULUNAN SANIKLARIN AYNI MÜDAFİ TARAFINDAN TEMSİL EDİLMELERİ

5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 152 ]

1136 S. AVUKATLIK KANUNU [ Madde 38 ]

"İçtihat Metni"

Haksız tahrik altında eşini öldürme suçundan sanık Makbule'nin TCY'nin 82/1-d, 29/1 ve 62. maddeleri uyarınca 17 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, haksız tahrik altında kasten öldürme suçundan sanık Nihat'ın ise TCY'nin 81/1, 29/1 ve 62. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanıklar hakkında TCY'nin 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin, (Malatya İkinci Ağır Ceza Mahkemesi)'nce 17.12.2008 gün ve 75-456 sayı ile verilen ve sanıklardan Makbule yönünden kendiliğinden temyize tabi olan hükmün, katılanlar vekili ve sanıklar müdafii tarafından da temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay Birinci Ceza Dairesi'nce 06.04.2010 gün ve 6071-2085 sayı ile;

"Aynı suçlardan yargılanan ve menfaatleri çatışan sanıklar Makbule, Nihat ve Hamza'nın aynı müdafii ile temsil ettirilerek kamu davasının yürütülüp sonuçlandırılması suretiyle CYY'nin 152 ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38/b maddelerine muhalefet edilmesi" isabetsizliğinden diğer yönleri ince-lenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel mahkeme ise 28.06.2010 gün ve 160-199 sayı ile;

"Yüksek Yargıtay Birinci Ceza Dairesi ile mahkememiz arasındaki uyuşmazlık; dosyamız sanıkları Makbule, Nihat ve Hamza arasında menfaat çatışması bulunup bulunmadığı, buna bağlı olarak da aynı müdafiinin hukuki yardımından yararlanmalarının, savunma hakkının kısıtlanması olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

Sanıklardan birinin savunması, ancak diğer bir sanığın suçlanması ile sağlanabiliyorsa, aralarında çıkar çatışmasının varlığı kabul edilmektedir.

Olayımızda, sanıklar Nihat ve Hamza tüm aşamalarda atılı suçu işlemediklerini beyan etmiş, sanık Makbule ise yine tüm aşamalarda eylemi tek başına gerçekleştirdiğini söylemiştir.

Mahkememizce, olay yerinde bulunan boş kovanların iki ayrı tüfekten atıldığı belirlenmiş, bu tüfeklerden birinin sanık Makbule, diğerinin sanık Nihat tarafından kullanıldığı tespit edilmiş ve hüküm buna göre tesis edilmiştir.

Deliller ve oluş itibarıyla, her bir sanığın beraat veya mahkumiyeti ya da delillerin değerlendirilmesi, diğer sanığın hukuki durumunu etkilememektedir. Deliller bir bütün olarak değerlendirilip hangi sanık öldürme eylemine katılmış ise onun sorumluluğuna gidilmiştir.

Olayımızda olduğu gibi, bu tür olaylarda, katılan taraf karşı ailenin olay yerinde bulunan bütün bireylerinin cezalandırılmasını sağlamak, sanık taraf ise ailenin bireylerini savunmaya çalışmaktadır.

Savunma tarafı, ailenin öldürme eylemine katılmayan bireylerini savunmaya çalışırken, diğer taraftan mahkeme olarak, yapay şekilde ailenin bireyleri arasında menfaat çatışması olduğunu belirtip, savunmanın bütünlüğünü bölmek, birbirinin aleyhine savunmaya zorlamak da savunmanın amacı dışındadır.

Öte yandan, dosyamızda olduğu gibi ailenin her bir ferdine ayrı müdafii tayini sağlaması halinde, yeni atanan müdafiinin, mevcut müdafii ile ailenin aşamalardaki savunma bütünlüğü dışına çıkarak başka savunma getirmesi de ihtimal dahilinde görülmemektedir. Sanıkların serbest iradelerinin aksine müdafii tayinine zorlama yapay bir uygulama olarak kalacaktır.

Yine dosyamızda olduğu gibi her bir sanığa ayrı bir müdafii tayini yerine, aynı müdafiinin, olayın bütünlüğü içerisinde her bir sanığın olaydaki konumlarını değerlendirip savunma yapması savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olmayıp, aksine daha sağlıklı sonuca ulaşmayı sağlayabilecektir.

Dosyamızda, meydana gelen öldürme olayından sonra ilkin Makbule şüpheli olarak belirlenmiş aile tarafından ona müdafii tayin edilmiş, daha sonra ailenin diğer iki bireyi hakkında aynı suçtan dava açılmış, aile, hukuki yardımdan memnun kaldığı avukatı diğer iki sanığa da atamıştır. Bunun dışında mahkememiz sanıkların ortak iradesi üstüne çıkarak her birine başka müdafii atamalarını istemek, kanun koyucunun amacı olmaması gerekir.

Belirtilen nedenlerle, dosyamıza konu olayda, aynı suçlardan yargılanan sanıklar Makbule, Nihat ve Hamza'nın menfaatleri arasında çatışma bulunmadığından, aynı müdafii ile temsil ettirilerek, kamu davasının yürütülüp sonuçlandırılmasının CMK 152 ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38/b maddelerine muhalefet oluşturmadığı" gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.

Bu hükmün de sanık Makbule yönünden kendiliğinden temyize tabi olması ve sanıklar müdafii tarafından da temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C.Başsavcılığı'nın "bozma" istekli 07.02.2011 gün ve 326111 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığı'na gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulu'nca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

İnceleme, sanıklar Makbule ve Nihat hakkında kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır.

Sanık Makbule'nin haksız tahrik altında eşini kasten öldürmekten, sanık Nihat'ın ise haksız tahrik altında kasten öldürmekten hükümlülüklerine karar verilen somut olayda, Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulu'nca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar Makbule ve Nihat arasında menfaat çatışması bulunup bulunmadığının, buna bağlı olarak da aynı müdafiinin hukuki yardımından yararlanmalarının, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya içeriğinden;

Sanıklar Makbule ve Nihat'ın yargılama aşamasında aynı müdafiinin hukuki yardımından yararlandıkları, sanık Makbule'nin savunmalarında eşi olan Hıdır'ı kendisinin öldürdüğünü, sanık Nihat'ın eyleme katılmadığını, sanık Nihat'ın ise savunmasında suçu işlemediğini, ölen Hıdır'ı ablası olan diğer sanık Makbule'nin öldürdüğünü belirttiği anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlık konusunda sağlıklı bir çözüme ulaşılabilmesi için, konuya ilişkin yasal düzenlemelerin incelenmesinde yarar bulunmaktadır.

5271 sayılı CYY'nin, "Şüpheli veya sanığın birden fazla olması halinde savunma" başlığını taşıyan 152. maddesi, "Yararları birbirine uygun olan birden fazla şüpheli veya sanığın savunması aynı müdafie verilebilir" hükmünü taşımaktadır.

Öte yandan 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın 38. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ile avukata, aynı işte menfaati zıt olan bir tarafa vekalet etmesi halinde, gelen işi reddetmesi zorunluluğu getirilmiştir.

Yine Türkiye Barolar Birliğince kabul edilen Avukatlık Meslek Kurallarının 35. maddesi ile de, "Avukat aynı davada birinin savunması öbürünün savunmasına zarar verebilecek durumda olan iki kişinin birden vekaletini kabul edemez" kuralına yer verilmiştir.

Bütün bu hükümlerden de anlaşılacağı gibi, menfaat zıtlığını dar anlamda yorumlamamak gerekir. Burada önemli olan, savunmanın hiçbir şekilde zafiyete uğramamasıdır. Nitekim öğretide de aynı görüş benimsenmiş, şüpheli veya sanıklardan birisinin savunulması ancak diğer sanığın suçlanmasıyla sağlanabiliyorsa, çıkarların çatıştığını ve müdafilerinin değişik kişiler olması gerektiği belirtilmiştir. (Prof. Dr. Nur Centel - Doç. Dr. Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, 6. Bası, sh. 170)

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Sanık Nihat ile birlikte kasten öldürme suçunu işledikleri iddia edilen sanık Makbule'nin suçun yalnızca kendisi tarafından gerçekleştirildiğinin savunulması karşısında, ortak müdafileri tarafından sanık Nihat'ın bu suçu işlemediğinin savunulması gerektiği ve bu durumun da, sanık Makbule yönünden savunmada zafiyet yaratacağı açıktır.

Bu itibarla, yerel mahkemenin, sanıklar arasında menfaat çatışması bulunmadığı görüşüne dayalı direnme gerekçesi, yukarıda açıklanan yasa ve meslek kurallarına aykırı olup, direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

Ayrıca, sanık Makbule 14.09.2006, sanık Nihat ise 17.11.2008 tarihinden itibaren tutuklu olup, sanıkların üzerine atılı kasten öldürme suçuna bakmak Ağır Ceza Mahkemesinin görevine giren işlerden olduğundan ve 5271 sayılı CYY'nin 102/2. maddesi uyarınca tutuklulukta geçecek süre uzatma da dahil olmak üzere en çok 5 yıl olup, tutuklanma tarihlerinden itibaren bu süre dolmamış olduğundan, sanıkların tahliyesi konusu yerel mahkemece değerlendirilmelidir.

S o n u ç: Açıklanan nedenlerle;

1- Malatya İkinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 28.06.2010 gün ve 160-199 sayılı direnme hükmünün, saptanan usul yanılgısı nedeniyle diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,

SONUÇ / HÜKÜM

2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 14.06.2011 günü yapılan müzakerede tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2011/44, K. 2011/122, 14 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2011/44
Karar No
2011/122
Tarih
14 Haziran 2011

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2011/45 K.2011/102
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2011/46 K.2011/8621
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2011/46 K.2011/48
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2011/47 K.2011/67
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2011/48 K.2011/103
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2011/48 K.2011/3717

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.