İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2012/1520 K.2013/131

Ceza Genel Kurulu 2012/3-1520 E. , 2013/131 K.

Esas2012/1520Karar2013/131Tarih9 Nisan 2013Okuma10 dk · 2.051 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2012/1520
Karar No
2013/131
Karar tarihi
9 Nisan 2013
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.051 kelime·10 dk okuma·7 bölüm

Ceza Genel Kurulu 2012/3-1520 E. , 2013/131 K.

KASTEN YARALAMA SUÇU

DAVASIZ YARGILAMA OLMAZ İLKESİ

TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 52

TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 86

TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 62

"İçtihat Metni" Kasten yaralama suçundan sanık D. Kahya'nın 5237 sayılı TCK’nun 86/2, 86/3-e, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca iki kez 3000 Lira adli para, sanıklar Mehmet ve Ali'nin ise aynı kanunun 86/2, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2000 Lira adli para cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin, Didim (Yenihisar) Sulh Ceza Mahkemesince verilen 10.01.2008 gün ve 433-21 sayılı hükmün, sanık D. ile katılan sanıklar Mehmet ve Ali müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 15.05.2012 gün ve 31510-19712 sayı ile;

“Sanıklar Mehmet ile Ali müdafiinin süre tutum dilekçesinde sanıklar müdafii olarak hükmü temyiz ettiğinden sanıklar Mehmet ve Ali hakkındaki temyiz incelemesinin sanık sıfatı ile yapıldığının tespitiyle yapılan temyiz incelenmesinde;

1) Sanıklar Mehmet ve Ali hakkında kurulan hükümlerin yapılan temyiz incelemesinde:

Tayin olunan cezaların tür ve miktarına göre hükümlerin, 5219 Sayılı Yasa ile değişik CMUK'un 305. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduklarından, sanıklar müdafiinin temyiz isteminin CMUK'un 317. maddesi gereğince reddine,

2) Sanık D. Kahya hakkında kurulan hükümlerin yapılan temyiz incelemesinde:

Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına” karar verilmiştir.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise 01.08.2012 gün ve 236505 sayı ile;

“Sanık D. Kahya’nın daha önce işlemiş olduğu kasıtlı suç nedeniyle Didim Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/53-301 sayılı kararı ile cezalandırıldığı, ilamın 02.12.2004 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmeden itibaren 3 yıl içerisinde incelenmekte olan suçu işlediği, anılan ilam nedeniyle mükerrir olduğu, bu durumda TCK’nun 86/2 maddesinde öngörülen seçimlik cezalardan hapis cezasının seçilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden para cezasının seçilmesi suretiyle, mahkemesince TCK’nun 58/3. maddesine aykırı davranıldığı” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.

5271 sayılı CMK'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 06.11.2012 gün ve 28413-36891 sayı ile, itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; katılan sanıklar Mehmet ve Ali müdafiinin temyiz isteminin sanık D. Kahya hakkında kurulan hükümleri de kapsayıp kapsamadığı, kapsamadığının belirlenmesi halinde ise yalnızca sanık D. tarafından temyiz edilen hükmün sanık D. aleyhine bozulmasının mümkün olup olmadı noktalarında toplanmaktadır

İncelenen dosya içeriğinden;

Olay tarihinde katılan sanıklar Mehmet ve Ali ile sanık D. Kahya'nın karşılıklı olarak kavga ettikleri, D.'un silahtan sayılan bıçakla sanıklar Mehmet ve Ali'yi, sanık Ali'nin taş atarak müşteki Meryem'i, sanık Mehmet'in de tahta sopa ile sanık D'yi basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaraladığı,

Mahkeme tarafından sanıklar Mehmet ve Ali'nin 29.11.2007 tarihli celsede kamu davasına katılmalarına karar verildiği,

Hükmün sanık D. Kahya ve katılan sanıklar Mehmet ve Ali ile müdafinin yüzüne karşı 10.01.2008 tarihinde verildiği, katılan sanıklar müdafiinin aynı tarihte verdiği süre tutum dilekçesinin başlık kısmına “Temyiz eden sanıklar: 1.Mehmet, 2.Ali”, imza kısmına ise “sanıklar vekili” yazmak suretiyle hükmü temyiz ettiği, kanuni temyiz süresinden sonra verdiği 10.03.2008 tarihli gerekçeli temyiz dilekçesinin başlık kısmına “Temyiz eden katılan sanıklar: 1. Mehmet , 2.Ali ”, imza kısmına ise “katılan sanıklar vekili” yazdığı ve katılan vekili olarak lehlerine vekâlet ücreti takdir edilmemesinin kanuna aykırı olduğunu belirtiği, sanık D. Kahya'nın da 14.01.2008 tarihinde hükmü temyiz ettiği,

Özel Daire tarafından katılan sanıklar Mehmet ve Ali müdafiinin hükmü sanıklar müdafii sıfatıyla temyiz ettiği kabul edilerek yapılan inceleme sonucunda, sanıklar Mehmet ve Ali hakkında TCK'nun 86/2, 62 ve 52/2 maddeleri gereğince hükmolunan 2000 Lira adli para cezasının miktar itibarıyla kesin nitelikte olduğundan bahisle temyiz isteminin reddine, sanık D. hakkında kurulan hükmün ise onanmasına karar verildiği,

Anlaşılmaktadır.

Olağan kanun yollarından olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için, bir temyiz davası açılmış olmalıdır. Temyiz davasının açılabilmesi için de, 1412 sayılı CMUK’nun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 310. maddesine göre iki şartın varlığı gereklidir. Bunlardan ilki süre şartıdır. CMUK’nun 310. maddesinde, genel kural olarak tarafların temyiz isteğinde bulunabilecekleri süreyi hükmün tefhiminden, tefhim edilmemişse, tebliğinden başlamak üzere bir hafta olarak belirlenmiştir.

Temyiz davasının açılabilmesi için gerekli olan ve uyuşmazlık konusunu da ilgilendiren ikinci şart ise istek şartıdır. Yargılama hukukunun temel prensiplerinden olan “Davasız yargılama olmaz” ilkesinin doğal sonucu olarak temyiz davası kendiliğinden açılamayacağından, bu konuda bir isteğin bulunması ve bu isteğin de hak ve yetkisi olan kişilerce yerine getirilmesi zorunluluğu aranmış, süre ve istek şartlarına uygun temyiz davasının açılmamış olması halinde ise hükmün Yargıtay’ca incelenmesinin imkansız olduğu ilkesi benimsenmiştir.

Temyiz istemini açıklayan başvuru ise, 1412 sayılı CMUK’nun 310. maddesi uyarınca ya hükmü veren mahkemeye dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilip hâkime tasdik ettirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunulması suretiyle yapılır. Bu başvuruda temyiz iradesinin ortaya konulması yeterli olup, dilekçe veya beyanda temyiz nedenlerinin gösterilmemesi yahut başvuru üzerine gerekçeli kararın tebliğinden sonra layiha verilmemesi temyiz incelemesi yapılmasına engel değildir.

Ancak, birden çok sanık ve suçlara ilişkin hükümlerin temyizi söz konusu ise veya temyiz eden kişi davada hem sanık hem de katılan sıfatlarını taşıyorsa, temyiz yargılamasının kapsamının belirlenebilmesi bakımından, istemin hangi sıfatla gerçekleştirildiği ve hangi sanıklar ile hükümlere yöneltildiğinin açıkça ifade edilmesi gerekir.

Zira bu hususlar, bir yandan temyiz yargılamasındaki istek şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin, diğer yandan da 1412 sayılı CMUK’nun 326/son madde ve fıkrası uyarınca temyizin sanık aleyhine sonuç doğurup doğuramayacağının belirlenmesi bakımından son derece önem taşımaktadır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde,

Kamu davasına katılmalarına karar verilen sanıklar Mehmet ve Ali müdafii tarafından verilen 10.01.2008 günlü süre tutum dilekçesi ile, başlık kısmına “Temyiz eden sanıklar: 1.Mehmet , 2.Ali”, imza bölümüne de “Sanıklar vekili” yazılmak suretiyle, hükmün bozulması istemi dile getirilip, başkaca neden göstermeksizin hüküm temyiz edilerek temyiz irade ve istemi sanıklar Mehmet ve Ali hakkında kurulan hükümlerle sınırlandırılmıştır.

10.03.2008 tarihli gerekçeli temyiz dilekçesinde katılan sanıklar vekili sıfatıyla hükmün temyiz edildiği belirtilmiş ise de, kanuni süreden sonra verilen dilekçe ile temyizin kapsamı genişletilemeyeceğinden, Özel Daire tarafından sanıklar Mehmet ve Ali müdafiinin diğer sanık D. hakkında kurulan hükme yönelik katılan sıfatıyla vaki bir temyiz isteminin bulunmadığı kabul edilerek temyiz isteminin bu sanıklar hakkında kurulan hükümle sınırlanarak incelenmesinde, sanık Durgut hakkında kurulan hükmün ise sadece sanık tarafından temyiz edilmesi ve aleyhe temyiz olmaması nedeniyle onanmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,

3- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 0

Kasten yaralama suçundan sanık D. Kahya'nın 5237 sayılı TCK’nun 86/2, 86/3-e, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca iki kez 3000 Lira adli para, sanıklar Mehmet ve Ali'nin ise aynı kanunun 86/2, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2000 Lira adli para cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin, Didim (Yenihisar) Sulh Ceza Mahkemesince verilen 10.01.2008 gün ve 433-21 sayılı hükmün, sanık D. ile katılan sanıklar Mehmet ve Ali müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 15.05.2012 gün ve 31510-19712 sayı ile;

“Sanıklar Mehmet ile Ali müdafiinin süre tutum dilekçesinde sanıklar müdafii olarak hükmü temyiz ettiğinden sanıklar Mehmet ve Ali hakkındaki temyiz incelemesinin sanık sıfatı ile yapıldığının tespitiyle yapılan temyiz incelenmesinde;

1) Sanıklar Mehmet ve Ali hakkında kurulan hükümlerin yapılan temyiz incelemesinde:

Tayin olunan cezaların tür ve miktarına göre hükümlerin, 5219 Sayılı Yasa ile değişik CMUK'un 305. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduklarından, sanıklar müdafiinin temyiz isteminin CMUK'un 317. maddesi gereğince reddine,

2) Sanık D. Kahya hakkında kurulan hükümlerin yapılan temyiz incelemesinde:

Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına” karar verilmiştir.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise 01.08.2012 gün ve 236505 sayı ile;

“Sanık D. Kahya’nın daha önce işlemiş olduğu kasıtlı suç nedeniyle Didim Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/53-301 sayılı kararı ile cezalandırıldığı, ilamın 02.12.2004 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmeden itibaren 3 yıl içerisinde incelenmekte olan suçu işlediği, anılan ilam nedeniyle mükerrir olduğu, bu durumda TCK’nun 86/2 maddesinde öngörülen seçimlik cezalardan hapis cezasının seçilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden para cezasının seçilmesi suretiyle, mahkemesince TCK’nun 58/3. maddesine aykırı davranıldığı” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.

5271 sayılı CMK'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 06.11.2012 gün ve 28413-36891 sayı ile, itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; katılan sanıklar Mehmet ve Ali müdafiinin temyiz isteminin sanık D. Kahya hakkında kurulan hükümleri de kapsayıp kapsamadığı, kapsamadığının belirlenmesi halinde ise yalnızca sanık D. tarafından temyiz edilen hükmün sanık D. aleyhine bozulmasının mümkün olup olmadı noktalarında toplanmaktadır

İncelenen dosya içeriğinden;

Olay tarihinde katılan sanıklar Mehmet ve Ali ile sanık D. Kahya'nın karşılıklı olarak kavga ettikleri, D.'un silahtan sayılan bıçakla sanıklar Mehmet ve Ali'yi, sanık Ali'nin taş atarak müşteki Meryem'i, sanık Mehmet'in de tahta sopa ile sanık D'yi basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaraladığı,

Mahkeme tarafından sanıklar Mehmet ve Ali Şimşek'in 29.11.2007 tarihli celsede kamu davasına katılmalarına karar verildiği,

Hükmün sanık D. Kahya ve katılan sanıklar Mehmet ve Ali ile müdafinin yüzüne karşı 10.01.2008 tarihinde verildiği, katılan sanıklar müdafiinin aynı tarihte verdiği süre tutum dilekçesinin başlık kısmına “Temyiz eden sanıklar: 1.Mehmet, 2.Ali”, imza kısmına ise “sanıklar vekili” yazmak suretiyle hükmü temyiz ettiği, kanuni temyiz süresinden sonra verdiği 10.03.2008 tarihli gerekçeli temyiz dilekçesinin başlık kısmına “Temyiz eden katılan sanıklar: 1. Mehmet , 2.Ali ”, imza kısmına ise “katılan sanıklar vekili” yazdığı ve katılan vekili olarak lehlerine vekâlet ücreti takdir edilmemesinin kanuna aykırı olduğunu belirtiği, sanık D. Kahya'nın da 14.01.2008 tarihinde hükmü temyiz ettiği,

Özel Daire tarafından katılan sanıklar Mehmet ve Ali müdafiinin hükmü sanıklar müdafii sıfatıyla temyiz ettiği kabul edilerek yapılan inceleme sonucunda, sanıklar Mehmet ve Ali hakkında TCK'nun 86/2, 62 ve 52/2 maddeleri gereğince hükmolunan 2000 Lira adli para cezasının miktar itibarıyla kesin nitelikte olduğundan bahisle temyiz isteminin reddine, sanık D. hakkında kurulan hükmün ise onanmasına karar verildiği,

Anlaşılmaktadır.

Olağan kanun yollarından olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için, bir temyiz davası açılmış olmalıdır. Temyiz davasının açılabilmesi için de, 1412 sayılı CMUK’nun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 310. maddesine göre iki şartın varlığı gereklidir. Bunlardan ilki süre şartıdır. CMUK’nun 310. maddesinde, genel kural olarak tarafların temyiz isteğinde bulunabilecekleri süreyi hükmün tefhiminden, tefhim edilmemişse, tebliğinden başlamak üzere bir hafta olarak belirlenmiştir.

Temyiz davasının açılabilmesi için gerekli olan ve uyuşmazlık konusunu da ilgilendiren ikinci şart ise istek şartıdır. Yargılama hukukunun temel prensiplerinden olan “Davasız yargılama olmaz” ilkesinin doğal sonucu olarak temyiz davası kendiliğinden açılamayacağından, bu konuda bir isteğin bulunması ve bu isteğin de hak ve yetkisi olan kişilerce yerine getirilmesi zorunluluğu aranmış, süre ve istek şartlarına uygun temyiz davasının açılmamış olması halinde ise hükmün Yargıtay’ca incelenmesinin imkansız olduğu ilkesi benimsenmiştir.

Temyiz istemini açıklayan başvuru ise, 1412 sayılı CMUK’nun 310. maddesi uyarınca ya hükmü veren mahkemeye dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilip hâkime tasdik ettirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunulması suretiyle yapılır. Bu başvuruda temyiz iradesinin ortaya konulması yeterli olup, dilekçe veya beyanda temyiz nedenlerinin gösterilmemesi yahut başvuru üzerine gerekçeli kararın tebliğinden sonra layiha verilmemesi temyiz incelemesi yapılmasına engel değildir.

Ancak, birden çok sanık ve suçlara ilişkin hükümlerin temyizi söz konusu ise veya temyiz eden kişi davada hem sanık hem de katılan sıfatlarını taşıyorsa, temyiz yargılamasının kapsamının belirlenebilmesi bakımından, istemin hangi sıfatla gerçekleştirildiği ve hangi sanıklar ile hükümlere yöneltildiğinin açıkça ifade edilmesi gerekir.

Zira bu hususlar, bir yandan temyiz yargılamasındaki istek şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin, diğer yandan da 1412 sayılı CMUK’nun 326/son madde ve fıkrası uyarınca temyizin sanık aleyhine sonuç doğurup doğuramayacağının belirlenmesi bakımından son derece önem taşımaktadır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde,

Kamu davasına katılmalarına karar verilen sanıklar Mehmet ve Ali müdafii tarafından verilen 10.01.2008 günlü süre tutum dilekçesi ile, başlık kısmına “Temyiz eden sanıklar: 1.Mehmet , 2.Ali”, imza bölümüne de “Sanıklar vekili” yazılmak suretiyle, hükmün bozulması istemi dile getirilip, başkaca neden göstermeksizin hüküm temyiz edilerek temyiz irade ve istemi sanıklar Mehmet ve Ali hakkında kurulan hükümlerle sınırlandırılmıştır.

10.03.2008 tarihli gerekçeli temyiz dilekçesinde katılan sanıklar vekili sıfatıyla hükmün temyiz edildiği belirtilmiş ise de, kanuni süreden sonra verilen dilekçe ile temyizin kapsamı genişletilemeyeceğinden, Özel Daire tarafından sanıklar Mehmet ve Ali müdafiinin diğer sanık D. hakkında kurulan hükme yönelik katılan sıfatıyla vaki bir temyiz isteminin bulunmadığı kabul edilerek temyiz isteminin bu sanıklar hakkında kurulan hükümle sınırlanarak incelenmesinde, sanık D. hakkında kurulan hükmün ise sadece sanık tarafından temyiz edilmesi ve aleyhe temyiz olmaması nedeniyle onanmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,

3- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.04.2013 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

9.04.2013 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2012/1520, K. 2013/131, 9 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Kasten Yaralama Suçu
  4. Davasız Yargılama Olmaz İlkesi
  5. Türk Milleti Adına
  6. Ceza Genel Kurulu Kararı
  7. Sonuç
  8. Türk Milleti Adına
  9. Ceza Genel Kurulu Kararı
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2012/1520
Karar No
2013/131
Tarih
9 Nisan 2013

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2012/1521 K.2013/12031
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2012/1521 K.2013/10575
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2012/1521 K.2013/7931
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2012/1522 K.2013/11156
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2012/1522 K.2013/11488
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2012/1522 K.2013/7932

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.