İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2012/359 K.2012/239

Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 7. Ceza Dairesi Mahkemesi :Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Günü : 24.03.2009 Sayısı : 134–26

Esas2012/359Karar2012/239Tarih19 Haziran 2012Okuma8 dk · 1.573 kelime

KÜNYE

Ceza Genel Kurulu 2012/359 E., 2012/239 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
19 Haziran 2012
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.573 kelime·8 dk okuma·2 bölüm

Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 7. Ceza Dairesi Mahkemesi :Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Günü : 24.03.2009 Sayısı : 134–26

Sanıklar ..., ..., ... ve ...’in marka ihlali suçundan beraatlarına ilişkin, Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesince verilen 24.03.2009 gün ve 134–26 sayılı hükmün şikâyetçi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesince 03.11.2011 gün ve 9368–19811 sayı ile;

“Suçtan zarar gören ve yargılamaya katılma isteği karara bağlanmayan şikâyetçinin CMK’nun 260/1. maddesi gereğince hükmü temyize hakkı bulunduğu kabul edilerek yapılan incelemede;

Şikâyetçi vekilinin katılma talebi hakkında bir karar verilmeden hüküm kurulması” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 27.02.2012 gün ve 266072 sayı ile;

“CMK’nun 237. maddesi kamu davasına katılmayı; ‘mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler. Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır’ 238. maddesi ise katılma usulünü ‘katılma kamu davasının açılmasından sonra mahkemeye dilekçe verilmesi veya katılma istemini içeren sözlü başvurunun tutanağa geçirilmesi suretiyle olur’ şeklinde hüküm altına almıştır.

CMK’nun 260. maddesi kanun yoluna başvurma hakkına sahip kimseleri Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve katılan sıfatı almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatı alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar olarak saymıştır.

Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; sanıkların işyerinde yapılan arama sonucunda, şikâyetçiye ait taklit ürünler bulunması ve şikâyetçinin 09.06.2008 havale tarihli şikâyeti üzerine sanıklar hakkında dava açıldığı, şikâyetçinin 12.02.2009 tarihli hâkim havaleli dilekçesinde katılma talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.

Taklit ürüne ilişkin asıl malın yasal hak sahibi ve şikâyetçisi olan, dolayısıyla suçtan doğrudan doğruya zarar gören şikâyetçi vekilinin, sanığın cezalandırılması yönünde beyanda bulunarak katılma arzusunu ortaya koyduğu, ancak mahkeme tarafından bu hususun karara bağlanmadığı, şikâyetçi vekilinin ise hükmü temyiz ettiği, temyiz isteğinde beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda şikâyetçinin katılma isteği karara bağlanmamış olmasına rağmen hükmü temyize hakkı bulunmaktadır. Nitekim Özel Dairece de bu husus vurgulanmaktadır.

CMK’nun 237. maddesinin ikinci cümlesi ‘kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır’ hükmü incelendiğinde, şikâyetçi vekilinin mahkemenin beraat kararına yönelik esas bozma talebine ilişkin temyiz dilekçesinin, usulüne uygun olarak karara bağlanmayan katılma isteği hususunda karar verilmesi talebini de içerdiği şeklinde anlaşılmalıdır. Fıkra hükmünü şikâyetçinin katılma isteği ile ilgili açıklayıcı bir beyanı bulunması şeklinde anlamak yasanın lafzına sıkı sıkıya bağlı kalmak olacaktır ki bu husus doğru bir yaklaşım olmayacaktır.

Diğer yandan suça konu eylemin suç olmaktan çıkmış olması ve sanık hakkında derhal beraat verilmesinin gerekmesi sebebiyle hükmün esasına girilmeden bozulmasının, ‘davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir’ hükmüne uygun bir sonuç doğurmadığı açıktır” görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak, Özel Daire kararının kaldırılmasına ve hükmün esasının incelenmesi için dosyanın Özel Dairesine gönderilmesine karar verilmesi isteminde bulunmuştur.

Dosya, Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanıkların marka ihlali suçundan beraatlarına karar verilen olayda, Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; şikâyetçi vekilinin davaya katılma istemi konusunda yerel mahkemece olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş bulunması ve hükmün şikâyetçi vekili tarafından temyiz edilmesi karşısında, Özel Dairece temyiz incelemesi aşamasında katılma konusunda karar verilmesinin olanaklı olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya içeriğine göre;

Soruşturma aşamasında sanıklardan şikâyetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini belirten şikâyetçi vekilinin, kovuşturma aşamasında da, duruşmada hazır bulunamayacağına ilişkin mazeret ve davaya katılma içerikli dilekçe gönderdiği, yerel mahkemece mazeret isteminin kabul edildiği, ancak davaya katılma talebine ilişkin olarak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği, yokluğunda verilen hükmün şikâyetçi vekiline tebliğ olunduğu ve şikâyetçi vekilince yasal süresi içerisinde temyiz edildiği, temyiz dilekçesinde yerel mahkeme tarafından karara bağlanmayan katılma istemi konusunda karar verilmesi yönünde bir istemde bulunulmadığı anlaşılmaktadır.

5271 sayılı CYY’nın “Kamu Davasına Katılma” başlıklı 237. maddesi;

“1) Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.

2) Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır”,

Aynı Yasanın “Katılma Usulü” başlıklı 238. maddesi ise;

“1) Katılma, kamu davasının açılmasından sonra mahkemeye dilekçe verilmesi veya katılma istemini içeren sözlü başvurunun duruşma tutanağına geçirilmesi suretiyle olur.

2) Duruşma sırasında şikâyeti belirten ifade üzerine, suçtan zarar görenden davaya katılmak isteyip istemediği sorulur.

3) Cumhuriyet savcısının, sanık ve varsa müdafiinin dinlenmesinden sonra davaya katılma isteminin uygun olup olmadığına karar verilir.

4) Sulh ceza mahkemesinde açılmış olan davalarda katılma hususunda Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaz” şeklinde düzenlenmiştir.

Anılan düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemelerinde, kovuşturma aşamasında hüküm verilinceye kadar, suçtan zarar gören, mağdur veya malen sorumlu olanların, mahkemesine bir dilekçe vermek veya katılma istemini içeren beyanlarının tutanağa geçirilmesi suretiyle kamu davasına katılabilecekleri hüküm altına alınmıştır.

Yasa yolu yargılamasında katılma isteminde bulunulmasının olanaklı olmadığı kural olarak benimsenmiş olmakla birlikte, 5271 sayılı CYY’nın 260. maddesinde, katılma isteği reddedilmiş veya karara bağlanmamış olanların yasa yollarına başvuru hakları bulunduğu belirtilerek, böyle bir başvuru halinde, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma isteklerinin yasa yolu başvurusunda açıkça belirtilmesi halinde inceleme merciince incelenip karara bağlanacağı kabul edilmiştir.

TBMM’ne sunulan Ceza Yargılaması Yasası tasarısında ilk derece mahkemesince reddolunan veya karara bağlanmayan katılma isteklerinin istinaf yasa yolu başvurusunda açıkça belirtilmek koşuluyla karara bağlanacağı belirtilmiş ise de, tasarının 249. maddesinin ikinci fıkrasındaki “Bölge Adliye Mahkemesi” ve “İstinaf” ibareleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinde “Kanun yolu” şeklinde değiştirilerek 237. madde bütünlüğü altında kabul edilmiş bulunduğundan, yasa yolu ibaresinin temyiz incelemesini de kapsadığını kabul etmekte zorunluluk bulunmaktadır.

Hernekadar CYY’nın 238. maddesindeki katılmaya ilişkin merasimin Yargıtay tarafından yerine getirilmesinin olanaksızlığı nedeniyle, katılma isteminin Yargıtay’ca karara bağlanamayacağı ileri sürülebilir ise de, Yasanın 238. maddesi usulüne uygun bir katılma istemi üzerine ilk derece mahkemesince yapılması gereken işlemleri belirtmekte olup, anılan Yasanın 237. maddesinin ikinci fıkrasındaki ayrıksı durumu kapsamamaktadır.

237/2. maddesi hükmünün katılma istemleri hakkında özel bir düzenleme getirdiği, usul tasarrufu amacı güttüğü ve 238. maddede öngörülen genel statüye üst derece mahkemelerinde özel bir istisna oluşturduğu nazara alındığında, Yargıtay’ca katılma istemi konusunda, temyiz incelemesi aşamasında herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmesinin olanaklı olduğu ahvalde, öncelikle dairesince karar verilmeli, makul sürede yargılanma ilkesi hayata geçirilmeli, araştırma zorunluluğunun doğduğu ahvalde ise bu husus bozma nedeni yapılarak sorun çözümlenmelidir.

Temyiz merciince verilecek katılma isteminin kabulü kararından sonra katılma istemi reddolunmuş veya karara bağlanmamış olmakla birlikte hükmü temyiz edenlerin, temyiz nedenlerini esas alacak biçimde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca ek tebliğname düzenlenmesi gerekeceği ve bu ek tebliğnamenin de 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca yürürlüğü devam eden CYUY’nın 316/3. maddesince ilgili taraflara tebliği gerekeceği hususunda duraksama bulunmamaktadır. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Kovuşturma aşamasında sanıklardan şikâyetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini belirten, ancak katılma istemi konusunda yerel mahkemece olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeyen şikayetçi vekilinin temyiz dilekçesinde yerel mahkemece karara bağlanmayan katılma isteğinin incelenerek karara bağlanması yönünde açık bir isteğinin bulunmadığı, dolayısıyla Özel Dairece bu konuda bir karar verilmesinin olanaklı olmadığı düşünülebilir ise de;

tüm aşamalarda istikrarlı bir şekilde sanıklardan şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini belirten şikayetçi vekilinin, yerel mahkeme hükmünü temyiz etmiş olmasının, yasayolunda da davayı takip iradesini eylemli olarak ortaya koyduğu ve bu davranışın yerel mahkemece karara bağlanmayan katılma talebinin inceleme merciince incelenip karara bağlanmasına yönelik istemi de içerdiği kabul edilmelidir.

Böyle bir kabul ile yargılamaların gereksiz yere uzamasının dolayısıyla da davaların zamanaşımına uğramasının önüne geçilebilecektir. Yerel mahkeme hükmünün, katılma istemi konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği gerekçesiyle bozulması ise, yargılamanın gereksiz yere uzaması sonucunu doğuracaktır ki, bu durum “davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir” şeklindeki Anayasanın 141/4. maddesi ile Anayasanın 90. maddesi uyarınca bir iç hukuk normu haline gelen ve uygulanması zorunlu bulunan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesine aykırılık oluşturacaktır.

Katılma konusunda Yargıtay ilgili dairesince karar verilmesi halinde katılan sıfatını kazanan kişinin özellikle, iddia ve delillerini bildirme hakkını kullanamayacağı, diğer taraftan katılma konusunda bir karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı, sanık ve varsa müdafii dinlenilmeden karar verilmek suretiyle CYY’nın 238/3. maddesine aykırılık oluşturulacağı ve sanık yönünden savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracağı eleştirisi getirilebilir ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.02.2012 gün ve 294–64 sayılı kararında Cumhuriyet savcısı, sanık ve varsa müdafiinin görüşü sorulmadan katılma kararı verilmesinin nispi nitelikte bir hukuka aykırılık olduğu ve esasa etkili bulunmadığı sonucuna ulaşılmış olup, savunma hakkının kısıtlandığından sözedilemeyecektir.

Mahkemenin “maddi gerçeği araştırma ilkesi” ile; 5271 sayılı CYY’nın “mağdur ile şikâyetçinin hakları” başlıklı 234. maddesinde mağdur ile şikâyetçinin soruşturma evresinde “delillerin toplanmasını isteme” kovuşturma evresinde ise “tutanak ve belgelerden vekili aracılığı ile örnek alma ve tanıkların davetini isteme” haklarının bulunduğu kabul edilmiş olması karşısında da; ilgili, katılan sıfatını kazanmadan dahi bu haklarını kullanabileceğinden iddia ve delillerini bildirme hakkının kullanılmaması da söz konusu olmayacaktır.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, şikâyetçi vekilinin katılma istemi konusunda bir karar verilmesi ve hükmün esasının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Genel Kurul Üyesi ise; itirazın reddi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 03.11.2011 gün ve 9368–19811 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın şikâyetçi vekilinin katılma istemi konusunda karar verilmesi ve hükmün esasının incelenmesi için Yargıtay 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.06.2012 günü yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2012/359, K. 2012/239, 19 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Türk Milleti Adına
  4. Ceza Genel Kurulu Kararı
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2012/359
Karar No
2012/239
Tarih
19 Haziran 2012

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E.2012/359 K.2012/14375
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2012/360 K.2012/5208
  • Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E.2012/360 K.2012/14376
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2012/360 K.2012/7157
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/360 K.2012/39820
  • Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E.2012/361 K.2012/14377

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.