İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2013/814 K.2016/92

Taksirle bir kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan sanığın TCK'nun 85/2, 62, 50/1-a, 52/4 ve 53/6. maddeleri gereğince 27.300 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına, 1 yıl süre ile sürücü belgesinin geri alınmasına…

Esas2013/814Karar2016/92Tarih23 Şubat 2016Okuma7 dk · 1.478 kelime

KÜNYE

Ceza Genel Kurulu 2013/814 E., 2016/92 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
23 Şubat 2016
Mahkemesi
... Ağır Ceza
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.478 kelime·7 dk okuma·2 bölüm

Taksirle bir kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan sanığın TCK'nun 85/2, 62, 50/1-a, 52/4 ve 53/6. maddeleri gereğince 27.300 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına, 1 yıl süre ile sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin, ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen ... gün ve ...-... sayılı hükmün sanık müdafii ve bir kısım katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay ... Ceza Dairesince ... gün ve ...-... sayı ile;

Sanığın trafik kazası tespit tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre, çift yönlü, sollama yasağı çizgisi bulunan yolda, konvoy halinde giden önündeki araçları sollamak için karşı şeride geçtiğinde karşı yönden gelen ...'ın sevk ve idaresindeki araçla üçlü yol kavşağında çarpışmalarıyla meydana gelen olayda bilinçli taksirin uygulanma koşullarının oluştuğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel mahkeme ise, ... gün ve ...-... sayı ile;

"Kazanın olduğu 24.08.2007 tarihinde tanzim edilen trafik kaza tespit tutanağındaki basit krokide, her iki aracın çarpışma noktası olan ön sol tamponlarının orta şerit çizgisine uzaklıklarının 1 metre olarak gösterildiği, aynı krokide sanığın kullandığı ... plakalı aracın arka kısmının orta şeride temas ettiği, hatta şeridi geçer halde bulunduğu, sanığın kendi aracının sol ön tamponundan karşı aracın (sanığın kendine göre) sağ ön tamponundan çarpması sonucu kazanın meydana geldiği, bu tespitlerin sanığın savunmasında belirttiği gibi, önündeki konvoyun uzunluğunu ve yavaş hareketinden kaynaklı ileriyi kontrol amacıyla diğer şeride kısmen geçtiği, tamamen geçerek tecavüzde bulunmadığı hususunun doğrulandığı görülmüştür. Ancak kısmi şerit tecavüzüne rağmen kaza gerçekleşmiştir.

Burada dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlali dışında, kazanın sanık tarafından fiilen öngörülmüş olmasından söz etmek mümkün değildir.

Bu halde sanığın eyleminde bilinçli taksirin olmadığı ve taksirle bir kişinin ölümüyle birden kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek olduğu” gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.

Bu hükmün de sanık müdafii ve bir kısım katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının “bozma” istekli 21.11.2013 gün ve 296021 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Özel Daireyle yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın üzerine atılı taksirle bir kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma eyleminde bilinçli taksir şartlarının bulunup, bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

İncelenen dosya kapsamından;

Sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile meskûn mahal sınırları dışında, açık havada, iki yönlü, yedi metre genişliğindeki, hafif virajlı ve eğimli, sollama yasağı çizgisi bulunan yolda seyrederken konvoy halinde giden önündeki araçları sollamak üzere sol şeride geçtiğinde otomobilinin sol ön kısmı ile karşı yönden gelen ... idaresindeki otomobilin sol yan köşe ve ön kısmına çarpması sonucu, ...’ın aracındaki bir kişinin öldüğü, birden fazla kişinin yaralandığı,

Trafik kazası tespit tutanağında; kazanın oluşumunda sanığın sürücülere ait asli kusurlardan geçmenin herhangi bir trafik işaretiyle yasaklandığı yerlerde geçmek ve şeride tecavüz etme kuralını ihlal ettiği, diğer araç sürücüsünün kural ihlalinin bulunmadığı bilgisine yer verildiği,

Katılan ..., idaresindeki otomobil ile Samsun istikametine giderken olay yeri tepe üstüne doğru geldiğinde karşı şeritte beş-altı aracın konvoy halinde seyir ettiklerini gördüğünü, konvoy arasında bir otomobilin aniden kendi şeridine geçtiğini, aradaki mesafe çok az olduğu için hiçbir şey yapmadığını, sanığın aracının doğrudan kendi aracına çarptığını, sanığın konvoyun üçüncü ya da dördüncü sırasında olduğunu beyan ettiği,

Katılan ... kollukta; iki kamyon arkasından otomobilin çıkarak aniden yollarına girdiğini, hatalı sollama sonucu kazanın meydana geldiğini,

Cumhuriyet savcılığında; karşıdan gelen aracı fark edemediğini, kazanın nasıl meydana geldiğini bilmediğini,

Duruşmada ise; olay tarihinde ...’ın idaresindeki otomobil ile Samsun istikametine seyrederken arka koltukta oturmakla birlikte yolun durumunu gördüğünü, kaza mahalli civarında devrilen bir kamyonun kaldırılması için uğraşıldığından karşı şeritte yaklaşık yüz metrelik araç konvoyu oluştuğunu, konvoydaki araçların hareketsiz beklediğini, kendi şeritlerinin ise açık olduğunu, yollarında devam ederken konvoyun sonuna doğru yaklaştıklarında sanığın aracının aniden önlerine çıktığını, ...’in çarpmamak için sağa kaçmasına karşın kazanın meydana geldiğini ifade ettiği,

Tanık ... kollukta; sanığın aracında sağa sola bakarken birden önüne döndüğünde bir otomobilin üzerlerine doğru geldiğini gördüğünü ve o sırada kaza olduğunu,

Mahkemede; aracın sağ ön koltuğunda oturduğundan sağ tarafa baktığını, kazanın oluş şeklini göremediğini, kazanın olduğu sırada çizgiyi geçtiklerini sanmadığını, sanığın bir ya da iki karış kadar sol şeride doğru hareket ettiğini söylediği,

Tutanak tanığı ...; olay mahalline intikal ettiklerinde bulgulara ve beyanlara göre kazanın ölenin içinde bulunduğu aracın şeridinde olduğunu gördüklerini, araçların konumunu olay mahallindeki durumuna göre kaza tutanağındaki krokiye işaret ettiklerini, olayın tamamen hatalı sollama sonucu ve şerit değiştirme nedeniyle ölenin bulunduğu şeritte meydana geldiğini, tutanak kapsamının ufak tefek farklılıklar olsa da genel olarak doğru olduğunu belirttiği,

Sanığın kollukta; yönetimindeki araçla Samsun’dan dönerken önündeki konvoyda 3-4 adet araç olduğunu, nasıl oldu ise kazanın meydana geldiğini, hatalı sollama yapmadığını,

Cumhuriyet Savcılığında, olay yerine geldiğinde önünde birkaç araç olduğunu, hızının otuz kırk kilometre civarında olduğunu, karşıdan araba gelip gelmediğini görmek amacıyla arabasının ucunu çok az diğer şeride kaydırdığında kazanın meydana geldiğini, kaza anını hatırlamadığını, şerit ihlali yapıp yapmadığını bilmediğini,

Mahkemede; olay yerinde yukarı çıkışa doğru konvoy şeklinde araç yoğunluğunun oluştuğunu, ikinci vitesle otuz kırk kilometre civarındaki hızla seyrederken konvoyun neden oluştuğunu merak edip sebebini öğrenmek üzere aracını bir karış kadar sol şeride çıkararak bakmak istediğinde kazanın meydana geldiğini olay yerinde sollama yasağı olduğunu bildiğini, araç sollamaya kalkışmadığını savunduğu,

Anlaşılmaktadır.

Kural olarak suç; ancak kastla, kanunda açıkça gösterilen hallerde ise taksirle de işlenebilir. İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksirde, failin cezalandırılabilmesi için mutlaka kanunda açık bir düzenleme bulunması gerekmektedir.

5237 sayılı TCK’nun 22/2. maddesinde taksir; “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın, suçun yasal tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir” şeklinde tanımlanmıştır.

Öğretide de benimsendiği üzere, Ceza Genel Kurulunun birçok kararında taksirin unsurları;

1- Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması,

2- Hareketin iradi olması,

3- Sonucun istenmemesi,

4- Hareket ile sonuç arasında nedensellik bağının bulunması,

5- Sonucun öngörülebilir olmasına rağmen öngörülememiş olması, şeklinde kabul edilmektedir.

Taksirli suçlarda da, gerek icrai hareketin gerekse ihmali hareketin iradi olması ve meydana gelen neticenin öngörülebilir olması gerekmektedir. İradi bir davranış bulunmadığı takdirde taksirden bahsedilemeyeceği gibi, öngörülemeyecek bir sonucun gerçekleşmesi halinde de failin taksirli suçtan sorumluluğuna gidilemeyecektir.

Sonucun gerçekleşmesinde, mağdurun taksirli davranışının da etkisinin bulunması halinde, diğer taksirli davranış nedensellik bağını kesmediği sürece bu durum failin taksirli sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi, taksirin niteliğini de değiştirmez. 5237 sayılı TCK’nda kusurun derecelendirilmesi suretiyle herhangi bir ceza indirimi söz konusu olmadığından, bu hal ancak temel cezanın tayininde dikkate alınabilir.

TCK'da taksir; basit taksir ve bilinçli taksir şeklinde ayrıma tâbi tutulmuş, kanunun 22. maddesinin üçüncü fıkrasında bilinçli taksir; "kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi" şeklinde tanımlanarak, bu durumda taksirli suça ilişkin cezanın üçte birden yarıya kadar arttırılacağı öngörülmüştür. Anılan fıkranın gerekçesinde; "Bilinçli taksiri basit taksirden ayıran özellik, fiilin neticesinin failce fiilen öngörülmüş fakat istenmemiş olmasıdır. Bilinçli taksir halinde hükmedilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılacaktır. Böylece bilinçli taksir, iş kazalarını, trafikte meydana gelen taksirli suçları önlemek bakımından caydırıcı etki yapacak ve suçların önlenmesinde yarar sağlayacaktır" açıklamasına yer verilmiştir.

Basit taksirle bilinçli taksir arasındaki ayırıcı ölçüt; taksirde failin öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörememesi, bilinçli taksirde ise bu neticeyi öngörmüş olmasıdır.

Bilinçli taksirde, neticenin gerçekleşmesini istemeyen fail, hareketinin tipe uygun ve hukuka aykırı bir sonuca neden olabileceğini öngörmesine rağmen, hareketine devam ederek istemediği zararlı neticeyi meydana getirmektedir. Hukuka aykırı neticeyi öngördüğü halde gerçekleşmeyeceğine güvenen ve bu güvenle hareketini sürdüren failin söz konusu güveninin dayanağı; şans, bilgi, beceri, yetenek, tecrübe gibi çeşitli etkenler olabilir.

Örneğin, sevk ve idaresindeki araçla trafikte seyri esnasında, kendi yönündeki araçlara kırmızı ışığın yandığını ve diğer istikametten gelen araç veya yayaların hareket etmeye başladığını görmesine rağmen şoförlük yetenek ve tecrübelerine güvenerek süratle yola girip yaya veya araçlara çarpan fail, gerçekleşen zararlı neticeyi öngörmesi ancak istememesi nedeniyle bilinçli taksirden sorumlu olacaktır.

Görüldüğü üzere, bilinçli taksirde meydana gelen netice, fail tarafından öngörüldüğü halde istenmemiştir. Gerçekten fiilinin kanunda suç olarak düzenlenen bir neticeye sebebiyet verebileceğini öngördüğü ve bu neticeyi istemediği halde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin hali, bunu öngörmemiş bulunan kimsenin durumu ile bir tutulamayacağından ve neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun bu sonucu meydana getirecek bir harekette bulunmamakla yükümlü olduğundan, "neticenin fail tarafından öngörülmesi" ölçü alınarak basit ve bilinçli taksir ayrımına gidilmiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile meskûn mahal sınırları dışında, açık havada, iki yönlü, yedi metre genişliğindeki, hafif virajlı ve eğimli, geçiş yasağı çizgisi bulunan yolda seyrederken konvoy halinde giden önündeki araçları sollamak üzere sol şeride geçtiğinde, otomobilinin sol ön kısmı ile karşı yönden gelen katılan ... idaresindeki otomobilin sol yan köşe ve ön kısmına çarpması sonucu, katılanın aracındaki bir kişinin öldüğü, birden fazla kişinin yaralandığı olayda;

sollama yasağının bulunduğu yolda önünde konvoy bulunmasına ve karşı şeritten gelen araçları görmemesine rağmen şerit ihlalinde bulunan sanığın neticeyi öngörmesine karşın şoförlük yeteneğine, şansına ve karşı yönden gelenlerin kendilerini koruma yönünde dikkatli davranacağına güvendiği, böyle bir zanla objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek öngördüğü ancak istemediği neticeye neden olduğu anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, yerel mahkeme hükmünün, sanığın eyleminde bilinçli taksir şartlarının oluştuğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle, 1-... Ağır Ceza Mahkemesinin ... gün ve ...-... sayılı direnme kararının, sanığın eyleminde bilinçli taksir şartlarının oluştuğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.02.2016 tarihinde yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2013/814, K. 2016/92, 23 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Türk Milleti Adına
  4. Ceza Genel Kurulu Kararı
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2013/814
Karar No
2016/92
Tarih
23 Şubat 2016

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2013/1550 K.2016/1112
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2013/1675 K.2016/585
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2013/1809 K.2016/1348
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2013/1892 K.2016/1035
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2013/1909 K.2016/1161
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2013/2031 K.2016/1042

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.