İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2014/217 K.2016/425

Kasten yaralama suçundan sanık ...'ın 5237 sayılı TCK'nun 86/1, 86/3-e, 87/2-b, 87/2-son, 29, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin, Kütahya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen…

Esas2014/217Karar2016/425Tarih15 Kasım 2016Okuma6 dk · 1.119 kelime

KÜNYE

Ceza Genel Kurulu 2014/217 E., 2016/425 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
15 Kasım 2016
Yargıtay Dairesi
1. Ceza Dairesi
Mahkemesi
Ağır Ceza
Günü
26.02.2014
Sayısı
3-38
Temyiz Edenler
Sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.119 kelime·6 dk okuma·2 bölüm

Kasten yaralama suçundan sanık ...'ın 5237 sayılı TCK'nun 86/1, 86/3-e, 87/2-b, 87/2-son, 29, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin, Kütahya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 22.02.2011 gün ve 284-30 sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 26.11.2013 gün ve 5973-6927 sayı ile;

“...Sanığın mağduru sol omuz, sırt ve sol lomber bölgeden üç bıçak darbesi ile yaraladığı, sol lomber bölgeye isabet eden darbenin batına nafiz olup dalakta yaralanmayla splenektomiye (dalağın çıkarılması), organlardan birinin işlevini sürekli yitirmesine ve hayati tehlike geçirmesine neden olduğu, yanlarında bulunan tanıkların sanıkla mağduru araladıkları olayda;

suçta kullanılan elverişli araç, hedef alınan vücut bölgesi, darbe sayısı ve şiddeti, engel sebep nedeniyle sanığın eylemine devam edemediği dikkate alındığında, kastının öldürmeye yönelik olduğu ve sanığın kasten öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgı ile yazılı şekilde kasten yaralama suçundan hüküm kurulması" isabetsizliğinden 1412 sayılı Kanunun 326. maddesi gözetilmek kaydıyla bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel mahkeme ise 26.02.2014 gün ve 3-38 sayı ile;

“...Kavga ortamında, üstelik sanık ve katılanın yere düşerek boğuştukları bir sırada, sanığın ne şekilde ve nasıl ele geçirdiği belli olmayan bıçağı bilinçli olarak tevcih edip katılanı belirlendiği şekliyle yaraladığını kabul etmenin olayın mahiyeti ile uygun düşmeyeceği, en azından şüphenin sanık lehine değerlendirilerek böyle bir kavga ortamında sanığın bıçağı bilinçli olarak tevcih edip katılanı hayati bölgelerinden yaraladığını kabul etmenin mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.

Diğer taraftan, her ne kadar Yargıtay bozma ilamında sanığın engel sebep nedeniyle eylemine devam edemediği belirtilmiş ise de, önceki gerekçeli kararda da belirtildiği üzere mahkememizce bu hususun kabul edilmediği, esasen her iki tarafın arkadaşları olan tanıkların olaya ilişkin olarak birbirlerine üstünlük tanıyacak net anlatımlarının olmadığı, ifadeleri sorumluluk almadan ana hatları ile olayı anlatmaktan ibaret olduğu, ancak tüm deliller çerçevesinde sanık ile müştekinin fiili kavgası sonucunda sanığın olay yerinden kaçtığı ve daha sonra müştekinin yaralandığının anlaşıldığı nazara alınarak,

sanığın ısrarlı bir şekilde eylemine devam etmek istediği ve engel sebep nedeniyle bunu gerçekleştiremediği hususunda kanaat oluşturacak dosyada delil olmadığı değerlendirilmiş, olayın oluş şekline ilişkin yapılan irdelemede belirtilen şekilde tarafların önce küfürleşme ve daha sonra fiili kavgaya tutuşmaları neticesinde yerde boğuşmaya devam ettikleri ve yaralanmanın da bu aşamada gerçekleştiği nazara alınarak,

her ne kadar kullanılan bıçak öldürmeye elverişli bir silah ise de, bunun sanık tarafından bilinçli olarak tevcih edilip katılanı öldürme kastıyla yaraladığının kabul etme açısından yeterli olmadığı ve yine katılanda üç ayrı yaralanma tespit edilse de bunlardan bir tanesinin hayati tehlike oluşturması ve dalağının alınmasına sebebiyet verdiği, dolayısıyla olayın bu aşamasına ilişkin olarak da sanığın öldürme kastını ortaya koyacak şüpheden uzak, yeterli kanaat oluşturacak şekilde delil olmadığı değerlendirilmiş ve bu husus sanık lehine kabul edilmiştir.

Yukarıda özetlenen hususlar çerçevesinde, her ne kadar mahkememiz kararı belirtilen gerekçeyle sanığın eyleminin öldürmeye teşebbüs olduğu belirtilerek bozulmuş ise de, mahkememizin bozulan kararındaki kanaatinde herhangi bir değişiklik olmadığı, mevcut deliller çerçevesinde izah edildiği gibi sanığın eyleminin yaralama olarak kabul edilmesi gerektiği..." şeklindeki gerekçe ile önceki hükümde direnilmesine karar vermiştir.

Bu hükmün de sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.03.2014 gün ve 106418 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin nitelendirilmesine ilişkin ise de, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle hazır bulunduğu oturumda son söz sanığa verilmeden direnme hükmü kurulmasının, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

İncelenen dosya kapsamından;

Özel Dairenin bozma kararından sonra, yerel mahkemece sanığın da hazır bulunduğu oturumda, bozma ilamına karşı önce sanık ve müdafiine diyeceklerinin sorulduğu, ardından Cumhuriyet savcısının görüşünün alındığı ve hazır bulunan sanığa son söz hakkı tanınmadan duruşmaya son verilip direnme hükmü kurulduğu anlaşılmaktadır.

1412 sayılı CMUK'nun 251. maddesine benzer hükümler içeren 5271 sayılı CMK'nun "Delillerin tartışılması" başlıklı 216. maddesinin üçüncü fıkrasında; "hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir" düzenlemesi yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca katılmış olduğu takdirde son söz mutlaka sanığa verilerek duruşma bitirilecektir. Ceza muhakemesinde sanığın en önemli haklarından biri de savunma hakkı olup, hazır bulunduğu oturumda son söz sanığa verilmeden hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.03.2016 gün ve 216-109; 03.03.2015 gün ve 170-20; 03.06.2014 gün ve 1207- 309; 29.01.2013 gün ve 1406-30; 28.04.2009 gün ve 77-111; 29.01.2008 gün ve 193-7; 04.12.2007 gün ve 246-261; 25.04.2006 gün ve 3-124; 06.07.2004 gün ve 138-159 sayılı kararlarında açıkça belirtildiği üzere, savunma hakkı ile yakından ilgili olan son sözün sanığa ait bulunduğuna ilişkin usul kuralı emredici nitelikte olup, bu kurala uyulmaması kanuna mutlak aykırılık oluşturmaktadır.

Temyiz merciince verilen bozma kararından sonra ilk derece mahkemeleri tarafından yargılamaya devam olunduğunda, dava henüz sonuçlanmamış bulunduğundan, ilk defa hüküm kurulurken "son sözün sanığa verilmesi" kuralı, bozmadan sonra başlayan yargılamalarda da "kamu davasının kesintisizliği ve sürekliliği" ilkesinin doğal bir sonucu olarak aynen geçerli olacaktır.

Kovuşturmanın sona erdirilip hükmün tesis ve tefhimine geçilmesinden önce son söz alan tarafın sanık olması gerektiği şeklinde anlaşılması gereken "son sözün sanığa verilmesi" kuralına uyulmaması hali, gerek "savunma hakkının sınırlandırılamayacağı" ilkesine, gerekse CMK'nun 216. maddesinin üçüncü fıkrasına açık aykırılık teşkil edecek ve bu durum, temyiz incelemesi aşamasında hükmün esasına geçilmeden önce bozma nedeni kabul edilecektir.

Öğretide. "Son söz sanığındır. Son sözün sanığa verilmesi, müdafaa bakımından çok önemlidir. Bunun içindir ki son sözün hazır bulunan sanığa verilmemesi mutlak temyiz sebebi, hukuka kesin aykırılık ve dolayısıyla bozma sebebi sayılmaktadır." (Nurullah Kunter-Feridun Yenisey-Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, 18. Baskı, Beta Yayınları, İstanbul 2014, s. 1484). "Hüküm safhasına geçmeden önce son söz hazır olan sanığa verilmek zorundadır.

Bu hüküm silahların eşitliği ve suçsuzluk karinesi ilkelerinin gereği olarak düzenlenmiş, uyulması zorunlu ve emredici bir hükümdür.

Son sözün sanığa verilmesi bozmadan sonraki yargılamada da uyulması zorunlu bir usul kuralıdır." (Yener Ünver-Hakan Hakeri, Ceza Muhakemesi Hukuku, 7. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2013, cilt: 2, s. 146–149) şeklinde görüşler ileri sürülmek suretiyle, hükmün tesis ve tefhim edildiği duruşmada hazır bulunan sanığa mutlaka son sözün verilmesi gerektiği düşüncesi ittifakla benimsenmiştir.

Bu açıklamalar ışığında ön soruna ilişkin olarak yapılan değerlendirmede; Yerel mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılama aşamasında sanık ve müdafii dinlendikten ve Cumhuriyet savcısından bozma ilamına ilişkin görüşü alındıktan sonra, hazır bulunan sanığa son sözleri sorulmadan yargılama bitirilmek suretiyle hükmün tesis ve tefhim edilmesi, CMK'nun 216/3. maddesine açıkça aykırılık oluşturduğundan, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuran bu usule aykırılık nedeniyle yerel mahkeme direnme hükmünün diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; 1- Kütahya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2014 gün ve 3-38 sayılı direnme hükmünün, hükümden önce son sözün hazır bulunan sanığa verilmemesi isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 2-Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.11.2016 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2014/217, K. 2016/425, 15 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Türk Milleti Adına
  4. Ceza Genel Kurulu Kararı
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2014/217
Karar No
2016/425
Tarih
15 Kasım 2016

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2014/313 K.2016/407
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2014/320 K.2016/3762
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2014/360 K.2016/421
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2014/374 K.2016/427
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2014/402 K.2016/431
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2014/467 K.2016/420

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.