İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2016/168 K.2019/252

Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 8. Ceza Dairesi Mahkemesi :Asliye Ceza Sayısı : 1051-389 Kasten yangın çıkarma suçuna teşebbüsten sanık ...'ın TCK’nın 170/1-a, 35/2, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak…

Esas2016/168Karar2019/252Tarih26 Mart 2019Okuma10 dk · 2.066 kelime

KÜNYE

Ceza Genel Kurulu 2016/168 E., 2019/252 K.

Karar tarihi
26 Mart 2019
Konu
Finans Hukuku

Karar Detayı

2.066 kelime·10 dk okuma

Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 8. Ceza Dairesi Mahkemesi :Asliye Ceza Sayısı : 1051-389 Kasten yangın çıkarma suçuna teşebbüsten sanık ...'ın TCK’nın 170/1-a, 35/2, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Isparta 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 27.05.2013 tarihli ve 1051-389 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 21.05.2015 tarih ve 30042-17374 sayı ile TCK'nın 53. maddesinin uygulanması yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 18.06.2015 tarih ve 355179 sayı ile. "TCK'nın 170. maddesi: '(1) Kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda; a) Yangın çıkaran, b) Bina çökmesine, toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olan, c) Silâhla ateş eden veya patlayıcı madde kullanan, Kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Yangın, bina çökmesi, toprak kayması, çığ düşmesi, sel veya taşkın tehlikesine neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.' hükümlerini içermektedir. Kişilerin hayat, vücut bütünlükleri ve mal varlığı bakımından bir zarar tehlikesi doğmadan, güvenlik içinde yaşama haklarını korumaya yönelik bir yasal düzenleme olan maddeye göre eylemin iki şekli mevcuttur.

Birinci fıkrada kişilerin hayatı, sağlığı veya mal varlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda a, b ve c bendinde gösterilen fiillerin işlenmesi hâli düzenlemiş olup burada düzenlenen tehlike suçu somut tehlike suçudur.

İkinci fıkra ise yangın, bina çökmesi, toprak kayması, çığ düşmesi, sel veya taşkın tehlikesine neden olma hâli düzenlenmiştir ki, burada somut bir tehlikenin varlığı değil, bir takım tehlikeli hâllerin oluşmasına yönelik bir tehlikenin varlığı yeterli görülmüştür. Bu hâli ile ikinci fıkradaki düzenleme soyut tehlike suçuna yöneliktir.

Bira almak üzere evden gönderdiği kızının geç gelmesi nedeniyle kızı ve eşi ile tartışan sanığın, eşinden arabanın anahtarlarını istemesi üzerine alkollü olan sanığa eşinin anahtarı vermediği, kızı ile birlikte bir odaya sığınıp oda kapısını kilitlediği, sanığın kapıyı açmak istediği, kapıyı kırmaya çalıştığı, kıramayınca seramik kaplı zemin üzerine ve kapının altına gelecek şekilde tiner döküp ateşlediği, bu ateş binanın aynına sirayet etmeden ve fazla büyümeden sanığın eşi tarafından ayağı ile basılmak suretiyle söndürüldüğü somut olayda sanıkça yakılan ateşin yangın boyutuna ulaşıp ulaşıp ulaşmadığının irdelenmesi gerekmektedir.

Yangın, genel tehlikeye neden olacak şekilde yanan ateştir. Yanan ateşin çevreye yayılması veya yayılma eğiliminin bulunması, söndürülmesinde güçlük bulunması hâlinde bu ateş yangın olarak nitelendirilmelidir. (Erman/Özek Kamunun Selametine Karşı Suçlar s. 9) Ateş bu niteliğe ulaşamadan söndürülmüş ve kendiliğinden sönmüş ise artık birinci fıkradaki suçun varlığından söz edilemez.

TCK'nın 170/1. maddesinde yazılı suça teşebbüs de mümkün olmadığından artık TCK'nın 170/2. maddesinde yazılı soyut tehlike suçunun oluştuğu kabul edilmelidir. Somut olayda sanığın eşini odadan dışarı çıkarmak için oda kapısı altına seramik zemine döktüğü tineri ateşe vermesi sonucu yanan ateşin binanın aynına sıçramadan ve yayılma imkânı bulamadan sanığın eşi tarafından kolayca söndürülmüş olmakla artık sanığın yangın tehlikesine neden olduğu kabul edilmelidir.

Çünkü sanığın eylemi yangına neden olmamakla birlikte yangın çıkarmaya elverişli bir eylemdir ve bu hâliyle yangın tehlikesi oluşmuştur. Eylem TCK'nın 170/2. maddesine temas eder niteliktedir." düşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.

CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 11.12.2015 tarih, 10828-25791 sayı ve oy çokluğuyla itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Sanık hakkında inceleme dışı suçun mağduru ...’a yönelik hakaret suçundan verilen düşme kararı temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olduğundan, itirazın kapsamına göre inceleme kasten yangın çıkarma suçuna teşebbüsten kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin TCK’nın 170. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen kasten yangın çıkarma suçunu mu yoksa aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen yangın tehlikesine neden olma suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından.

Olay yeri görgü ve tespit tutanağında; suça konu evin içinin tiner koktuğu, ahşap oda kapısının orta kısmında iki adet yumruk büyüklüğünde göçük oluştuğu, kapının altında yanmadan dolayı is izi olduğu ve kapı arkasında bulunan üzerinde tiner kokusu olan montun yaka kısmının yanma sonucu erimiş olduğu bilgilerine yer verildiği, Isparta Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen doktor raporlarında; inceleme dışı suçun mağduru ..., tanık ... ile sanık ...’da darp ve cebir izine rastlanmadığının, ayrıca sanık ...’ın 2,34 promil alkollü olduğunun belirtildiği, Anlaşılmaktadır.

İnceleme dışı suçun mağduru ... kollukta; olay günü eşi olan sanığın kızları ...’ı tekel bayisine bira ve tost alması için gönderdiğini, kızının biraz geç kalması nedeniyle sanığın sinirlenerek kendisine ve kızına hakaret etmeye başladığını, daha sonra kızına vurduğunu, araya girmesi üzerine kendisine de vurmaya başlayınca kızını da alarak başka bir odaya sığınıp kapıyı kapattığını, akabinde eşi olan sanığın kendisinden aracın anahtarını istediğini, alkollü olduğu için aracın anahtarını vermeyince sanığın odanın kapısını kırdığını, bu sırada sanığın içeri girmesini engellemek amacıyla kapı arkasına eşya koyduğunu,

bunun üzerine sanığın bulundukları odanın kapısına tiner dökerek yaktığını, yanan ateşi üzerine basmak suretiyle söndürdüğünü, bu sırada kızının kapı askılığında bulunan ceketinin yandığını, zeminin seramik olması nedeniyle zarar görmediğini, bu olaydan sonra sanığın odada alkol almaya devam ettiğini, sanıktan şikâyetçi olduğunu, mahkemede ise; sanığın kapının altına tiner dökerek yakması üzerine kızı ile birlikte müdahale edip ateşi söndürdüklerini, hatta sanığın da yardım ettiğini, şikâyetçi olmadığını, Tanık ... kollukta;

babası olan sanığın kendisinden sekiz adet bira almasını istemesi üzerine biraları alıp eve döndükten sonra eve geç geldiğinden bahisle sanığın kendisi ile tartışmaya başladığını, bu sırada yüzüne tokat attığını, annesi olan ...'ın araya girmesi üzerine annesine de vurmaya başladığını, akabinde annesi ile birlikte başka bir odaya kaçtıklarını, sonra babası olan sanığın bulundukları odanın kapısına yumrukla vurarak annesinden arabanın anahtarını istediğini, annesinin anahtarı vermemesi üzerine sanığın kapının altına tiner dökerek yaktığını, annesinin ise yanan ateşi ayağı ile söndürerek büyümesini engellediğini, sanıktan şikâyetçi olmadığını,

mahkemede ise; sanığın bulundukları odanın kapısının altına tiner dökerek ateşe vermesi üzerine kapıyı açarak ateşi söndürdüklerini, kapının zarar görmediğini sadece is olduğunu, sanıktan şikâyetçi olmadığını, İfade etmişlerdir.

Sanık kollukta ve mahkemede; kızı olan ...’ı kendisine tost ve bira alması için büfeye gönderdiğini, kızının eve geç gelmesi nedeniyle eşi ve kızı ile tartışmaya başladığını, bunun üzerine evden ayrılmak için eşinden aracının anahtarını isteğini, eşinin anahtarı vermemesi üzerine evden ayrılamayınca tamirat yapmak amacıyla tiner şişesini eline aldığını, daha sonra şişeyi yere düşürdüğünü, bu sırada elindeki sigaranın da tinerin üzerine düşmesi üzerine ateş aldığını, kendisinin ateşe müdahale edip hemen söndürdüğünü, suçlamaları kabul etmediğini savunmuştur.

Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu TCK’nın 170. maddesinde; “(1) Kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda; a) Yangın çıkaran, b) Bina çökmesine, toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olan, c) Silâhla ateş eden veya patlayıcı madde kullanan, Kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Yangın, bina çökmesi, toprak kayması, çığ düşmesi, sel veya taşkın tehlikesine neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Madde metninde, genel güvenliği kasten tehlikeye sokan fiiller suç olarak tanımlanmıştır.

Maddenin birinci fıkrasında, bu suçu oluşturan seçimlik hareketler; yangın çıkarmak, bina çökmesine, toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olmak; silahla ateş etmek veya izinsiz patlayıcı madde kullanmak olarak sayılmış olup suç, somut tehlike suçu olarak düzenlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında ise, bir soyut tehlike suçu tanımına yer verilmiştir.

Bu hükümde; yangın, bina çökmesi, toprak kayması, çığ düşmesi, sel veya taşkın tehlikesine neden olmak ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Buna göre bu fıkrada düzenlenen suçun oluşabilmesi için somut bir tehlikenin meydana gelmesi gerekmemektedir. Suçun mağduru belirli bir kimse olmayıp toplumu oluşturan tüm bireylerdir.

Bu suçla korunan hukuki değer, kişilerin hayat, vücut bütünlükleri ve mal varlığı bakımından bir zarar tehlikesi doğmadan, güvenlik içerisinde yaşamaları üzerindeki haklarıdır. Suçla yasaklanan eylemlerin işlenmesi durumunda, kişilerin hayatları, sağlıkları veya mal varlıklarının zarar görmesi tehlikesi meydana gelmektedir.

Tehlikenin somut olarak belirli kişi veya kişiler hakkında söz konusu olması gerekli olmayıp belirsiz sayıda kişinin, dolayısıyla toplumu oluşturan birçok kimsenin bu suçtan dolayı korunması amaçlanmaktadır.

Yargıtayın istikrar bulunan ve süregelen kararlarında; yangından söz edilebilmesi için ateşe vermenin ya da yakmanın belirli bir ağırlığa erişmesi, ateş konulan cismin kişiler ve mallar üzerinde genel bir tehlike doğurmaya elverişli şekilde yanmaya başlaması, yaygınlaşma eğilimi göstermesi gerektiği, yakma henüz yangın hâlini almadan söndürülmüş veya sönmüş ise yangından değil TCK'nın 170. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen yangın tehlikesinden söz edilebileceği belirtilmiştir.

Uyuşmazlık konusuna ilişkin öğretide de. "Yangın çıkarmak hareketinden söz edilebilmesi için, ateşe vermenin ya da yakmanın yangın sayılacak ağırlık ve boyuta ulaşması gerekmektedir. Bu itibarla ateşe konulan şeylerin kişiler veya mal üzerinde maddede belirtilen genel tehlikeyi doğurmaya elverişli biçimde yanmaya başlaması gerekir.

Yakılan veya ateşe konulan cisim, kişiler veya malvarlığı üzerinde genel tehlike doğurmaya elverişli olmalıdır." (Zeki Hafızoğulları-Muharrem Özen, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler Topluma Karşı Suçlar, 2. Bası, Ankara, 2016, s. 12.).

"Yanıcı maddeler uzaklaştırıldıktan sonra ateşe verilen nesne yanmaya devam ediyorsa ve yakılan bu ateş özel araçlar kullanmadan ya da normalin üstünde bir çaba sarf etmeden söndürülemiyorsa, başka nesnelere de sirayet etme, yaygınlaşma eğilimi gösteriyorsa, artık genel güvenliği tehlikeye sokan bir yangından bahsedilebilir.

Zira ancak bu çeşit bir yakmanın, ateş koymanın, kişilerin yaşam hakları, vücut tamlıkları, beden ve ruh sağlıkları ve malları bakımından tehlikeli olup olmadığı ya da onlarda korku, kaygı veya panik yaratıp yaratmadığı değerlendirilebilir. Şu hâlde bir yakma, yukarıda bahsettiğimiz tarzda 'yangın çıkarma' boyutuna varmışsa, inceleme konusu suç tipi anlamında bir değerlendirme yapmak gerekir.

Şayet yakma henüz 'yangın çıkarma' boyutuna varmadan söndürülmüşse veya sönmüşse (örneğin, ani olarak yoğun bir yağmurun başlaması) diğer unsurları da bulunmak kaydıyla kişi, yangın tehlikesine sebebiyet vermekten (TCK.m. 170/2) sorumlu olur." (Mehmet Emin Artuk-Ahmet Gökcen-A. Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, 14. baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2014, s. 444-445.).

"Yakılan ateşin çevreye yayılması veya yayılma eğiliminin bulunması, söndürülmesinde güçlük bulunması, yangın olarak nitelenmektedir.

Ateşin, yangın niteliğine ulaşamadan söndürülmesi veya sönmesi durumunda 1. fıkradaki suç oluşmaz ise de, yangın tehlikesine neden olunması dolayısıyla 170/2. maddedeki fiilin işlendiği kabul edilmelidir." (Osman Yaşar-Hasan Tahsin Gökcan- Mustafa Artuç, Türk Ceza Kanunu, 4. cilt, Adalet Yayınevi, Ankara, 2014, s. 5423.) şeklinde açıklamalara yer verilmiştir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde.

Olay günü tanık ...'ın, babası olan sanık tarafından bira alması için tekel bayisine gönderildiği, kızının eve geç geldiğinden bahisle sanık ile aralarında çıkan tartışma sonrasında sanığın evden ayrılmak amacıyla aracının anahtarını eşi olan inceleme dışı suçun mağduru ...'dan istediği, ...'ın ise sanığın alkollü olması nedeniyle aracın anahtarını vermediği, bu duruma sinirlenen sanığın eşi ile kızının bulunduğu oda kapısının altına tiner dökerek yakmaya çalıştığı olayda;

yakılan ateşin başka nesnelere sirayet etme, diğer bir ifadeyle yaygınlaşma eğilimi göstermeden basit bir müdahele ile sanığın eşi tarafından üzerine basılmak suretiyle yangın boyutuna ulaşamadan söndürüldüğünün anlaşılması karşısında, TCK'nın 170. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen kasten yangın çıkarma suçunun yasal unsurları oluşmaz ise de, yangın tehlikesine neden olunması nedeniyle aynı maddenin ikinci fıkrasındaki suçun oluştuğu kabul edilmelidir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.

Öte yandan, TCK'nın 53. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendindeki "Velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun" sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoy haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden “altsoy ayrımı yapılmaksızın” diğer kişiler açısından da koşullu salıverme tarihine kadar sürmesine karar verilmesi kanuna aykırı olup,

hükümden sonra 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 140-85 sayılı kararı uyarınca, Yerel Mahkemece sanık hakkında belirtilen maddenin uygulanması bakımından yeniden değerlendirme yapılmasında da zorunluluk bulunmaktadır.

SONUÇ: Açıklanan nedenlerle. 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 21.05.2015 tarihli ve 30042-17374 sayılı düzeltilerek onama kararının KALDIRILMASINA, 3- Isparta 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.05.2013 tarihli ve 1051-389 sayılı hükmünün; a) Sanığın sabit olan eyleminin TCK’nın 170. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen yangın tehlikesine neden olma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç niteliğinin hatalı değerlendirilmesi suretiyle aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen kasten yangın çıkarma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi,

b) TCK'nın 53. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendindeki "Velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun" sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoy haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden “altsoy ayrımı yapılmaksızın” diğer kişiler açısından da koşullu salıverme tarihine kadar sürmesine karar verilmesi kanuna aykırı olup,

SONUÇ / HÜKÜM

hükümden sonra 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 140-85 sayılı kararı uyarınca, Yerel Mahkemece sanık hakkında belirtilen maddenin uygulanması bakımından yeniden değerlendirme yapılmasında da zorunluluk bulunması, Nedenlerinden BOZULMASINA, 4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 26.03.2019 günü yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

  • CGK (Ceza Genel Kurulu) KararlarıYargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2016/168
Karar No
2019/252
Tarih
26 Mart 2019
Konu
Finans Hukuku

İlgili Rehberler

  • MASAK & Hesap Bloke Savunması
  • Kripto & Dolandırıcılık Toplu Talep

İlgili Kararlar

  • Ceza Genel Kurulu — Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2016/167 K.2019/120
  • Ceza Genel Kurulu — Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2016/163 K.2016/369
  • Ceza Genel Kurulu — Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2016/137 K.2017/19
  • Ceza Genel Kurulu — Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2016/130 K.2017/84
  • Ceza Genel Kurulu — Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2016/105 K.2017/118
  • Ceza Genel Kurulu — Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2016/74 K.2019/87

Tüm Arşiv

Karar Arşivine Dön
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.