İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2017/101 K.2018/306

Sanıklar ... ve ... hakkında mağdur ...'ya yönelik nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma; sanık ... hakkında mağdurlar ... ve ...'ya yönelik nitelikli yağma suçlarından açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda; sanıklar ... ve…

Esas2017/101Karar2018/306Tarih26 Haziran 2018Okuma6 dk · 1.263 kelime

KÜNYE

Ceza Genel Kurulu 2017/101 E., 2018/306 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
26 Haziran 2018
Mahkemesi
Ağır Ceza
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.263 kelime·6 dk okuma·2 bölüm

Sanıklar ... ve ... hakkında mağdur ...'ya yönelik nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma; sanık ... hakkında mağdurlar ... ve ...'ya yönelik nitelikli yağma suçlarından açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda; sanıklar ... ve ...'ün beraatine, sanık ...'in mağdur ...'a yönelik eyleminin TCK'nun 150. maddesi yollamasıyla basit yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilerek aynı Kanunun 86/2 ve 73. maddeleri uyarınca şikâyetten vazgeçme nedeniyle kamu davasının düşmesine,

sanık ...'in mağdur ...'a yönelik eyleminin ise TCK'nun 150. maddesi yollamasıyla nitelikli kasten yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilip aynı Kanunun 86/1-3-e, 87/3 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 12 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 31.03.2015 gün ve 59-125 sayılı hükümlerin, Cumhuriyet savcısı ve sanık ... müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 15.12.2015 gün ve 3130-46528 sayı ile;

“...Oluş ve dosya kapsamına göre, sanık ...'in mağdurlar ... ve ... ile araç alım satım işi yaptığı, sanık ...'ın mağdurlar ile birlikte satın aldıkları ve tanık ... adına satış işlemi yapılan aracın kendisinden habersiz satılacağını düşünmesi nedeniyle olay günü sanık ...'ın yanında diğer sanıklar ... ve ... ile birlikte mağdur ...'ü bir parkın önünde araçlarına bindirdikleri, adı geçen mağduru başka bir mahalde bulunan ormanlık alana götürüp bir ağaca bağladıkları, her üç sanığın mağdur ...'e yumrukla vurarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladıkları,

aynı araçla sanıkların mağdur ...'i ve tanık ...'i araçlarına bindirerek bu mağduru da aynı ormanlık alana götürüp diğer mağdur ...'ün yanına ağaca bağladıklarının, soruşturma aşamasında alınan beyanlarında mağdur ...'in, sanık ...'ın kendisini darp ederek eşorfmanının sol cebinde bulunan Blackberry marka cep telefonunu, mağdur ...'ün de sanık ... ve yanındaki iki şahıs tarafından darp edildiğini ve sanık ...'ın yanındaki tanımadığı uzun boylu şahıs tarafından pantolonunun sağ cebinde bulunan 860 TL parasının ve samsung marka cep telefonunun zorla alındığını ifade etmiş olmaları karşısında;

Sanık ... ile mağdurlar ... ve Müslüm arasında suç tarihi itibariyle bir borç ilişkisi olup olmadığı re'sen araştırılıp saptanmadan, mağdurların beyanlarında belirttikleri cep telefonlarının olay gününden itibaren iletişim tutanakları temin edilip, herhangi bir telefon hattıyla kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise bu hat sahip/sahiplerinin sanıklarla irtibatının olup olmadığı araştırılıp, gereğinde Samet Kalkan ve Murat Göz'ün olayla ilgili ayrıntılı beyanları alınıp saptanmadan eksik soruşturma ile yetinilip,

Sanık ... hakkında mağdur ...'e karşı eylemi nedeniyle yağma suçundan açılan kamu davasında suç vasfı değişikliği nedeniyle TCK'nın 150/1.md delaletiyle 86/2. maddesi kapsamında kasten yaralama suçu olarak kabulüyle bu suçtan şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme;

Sanık ...'ın mağdur ...'e yönelik eylemi nedeniyle yağma suçundan açılan kamu davasında suç vasfı değişikliği nedeniyle eylemin TCK'nın 150/1.md delaletiyle 86/1, 86/3-e, 87/3. maddeleri kapsamında kasten yaralama suçu olarak kabulü;

Sanıklar Erkan ve Okan'ın mağdur ...'e yönelik yağma eylemi nedeniyle beraatlerine; yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle karar verilmesi,” isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi ise 26.01.2016 gün ve 53-15 sayı ile önceki hükümlerde direnilmesine karar vermiştir.

Direnme kararına konu bu hükümlerin de Cumhuriyet savcısı ve sanık ... müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.04.2016 gün ve 130449 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 gün ve 600-924 sayı ile; 6763 sayılı Kanunun 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 30.01.2017 gün ve 17-103 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanıklar ... ve ... hakkında mağdur ...'a yönelik nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen beraat hükümleri onanmak, sanık ... hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet ve mağdurlar ... ve ...'ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen mahkûmiyet hükümleri düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme sanıklar ... ve ... hakkında mağdur ...'ya yönelik nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan beraat hükümleri ile sanık ... hakkında mağdurlar ... ve ...'a yönelik kasten yaralama suçundan kurulan hükümler ile sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklara atılı nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle sanıkların hazır bulunduğu oturumda hükümden önceki son sözün sanıkların müdafilerine verilmiş olmasının, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.

İncelenen dosya kapsamından;

Özel Dairenin bozma kararından sonra sanıkların hazır bulunduğu 26.01.2016 tarihli oturumda, yerel mahkemece sırasıyla sanık ... ve müdafii, sanık ... ve müdafii, sanık ... ve müdafiinden bozma ilamına karşı diyeceklerinin sorulduğu, ardından hazır bulunan sanıklara son söz hakkı tanınmadan duruşmaya son verilip direnme kararına konu hükümlerin kurulduğu anlaşılmaktadır.

1412 sayılı CMUK'nun 251. maddesine benzer hükümler içeren 5271 sayılı CMK'nun "Delillerin tartışılması" başlıklı 216. maddesinin üçüncü fıkrasında; "hükümden önce son söz hazır bulunan sanığa verilir" düzenlemesi yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca katılmış olduğu takdirde son söz mutlaka sanığa verilerek duruşma bitirilecektir. Ceza muhakemesinde sanığın en önemli haklarından biri de savunma hakkı olup, hazır bulunduğu oturumda son söz sanığa verilmeden hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun süreklilik arz eden çok sayıdaki kararlarında açıkça belirtildiği üzere, savunma hakkı ile yakından ilgili olan son sözün sanığa ait bulunduğuna ilişkin usul kuralı emredici nitelikte olup bu kurala uyulmaması kanuna mutlak aykırılık oluşturmaktadır.

Bununla birlikte, yürürlükten kaldırılmış bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 251. maddesinin son fıkrasındaki; “Sanık namına müdafii tarafından müdafaada bulunulsa dahi müdafaaya ilave edecek bir şeyi olup olmadığı sanığa sorulur” şeklindeki düzenlemenin yeni usul kanununda yer almamasının nedeni, aynı yöntemin yeni yasada kabul edilmemesi değil, 216. maddenin son fıkrasındaki “Hükümden önce son söz hazır bulunan sanığa verilir.” ibaresinin bu anlamı da kapsamasıdır.

Temyiz merciince verilen bozma kararından sonra ilk derece mahkemeleri tarafından yargılamaya devam olunduğunda, dava henüz sonuçlanmamış bulunduğundan, ilk defa hüküm kurulurken "son sözün sanığa verilmesi" kuralı, bozmadan sonra başlayan yargılamalarda da "kamu davasının kesintisizliği ve sürekliliği" ilkesinin doğal bir sonucu olarak aynen geçerli olacaktır.

Kovuşturmanın sona erdirilip hükmün tesis ve tefhimine geçilmesinden önce son söz alan tarafın sanık olması gerektiği şeklinde anlaşılması gereken "son sözün sanığa verilmesi" kuralına uyulmaması hâli, gerek "savunma hakkının sınırlandırılamayacağı" ilkesine, gerekse CMK'nun 216. maddesinin üçüncü fıkrasına açık aykırılık teşkil edecek ve bu durum, temyiz incelemesi aşamasında hükmün esasına geçilmeden önce bozma nedeni kabul edilecektir.

Öğretide. "Son söz sanığındır. Son sözün sanığa verilmesi, müdafaa bakımından çok önemlidir. Bunun içindir ki son sözün hazır bulunan sanığa verilmemesi mutlak temyiz sebebi, hukuka kesin aykırılık ve dolayısıyla bozma sebebi sayılmaktadır" (Nurullah Kunter-Feridun Yenisey-Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, 18. Baskı, Beta Yayınları, İstanbul 2014, s. 1484). "Hüküm safhasına geçmeden önce son söz hazır olan sanığa verilmek zorundadır.

Bu hüküm silahların eşitliği ve suçsuzluk karinesi ilkelerinin gereği olarak düzenlenmiş, uyulması zorunlu ve emredici bir hükümdür.

Son sözün sanığa verilmesi bozmadan sonraki yargılamada da uyulması zorunlu bir usul kuralıdır" (Yener Ünver-Hakan Hakeri, Ceza Muhakemesi Hukuku, 7. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2013, cilt: 2, s. 146–149) şeklinde görüşler ileri sürülmek suretiyle, hükmün tesis ve tefhim edildiği duruşmada hazır bulunan sanığa mutlaka son sözün verilmesi gerektiği düşüncesi ittifakla benimsenmiştir.

Bu açıklamalar ışığında ön sorunlara ilişkin olarak yapılan değerlendirmede; Yerel mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılama aşamasında sanıklar .., ... ve ... ile müdafilerinin bozma ilamına ilişkin görüşleri alındıktan sonra, hazır bulunan sanıklara son sözleri sorulmadan yargılama bitirilmek suretiyle hükümlerin tesis ve tefhim edilmesi, CMK'nun 216/3. maddesine açıkça aykırılık oluşturduğundan, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuran bu usule aykırılık nedeniyle her üç sanık yönünden yerel mahkemenin direnme kararına konu hükümlerinin diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; 1- İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.01.2016 gün ve 53-15 sayılı direnme kararına konu hükümlerinin, hükümden önce son sözün hazır bulunan sanıklara verilmemesi isabetsizliğinden, direnmeye konu tüm sanıklar yönünden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 2- Dosyanın, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.06.2018 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2017/101, K. 2018/306, 26 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Türk Milleti Adına
  4. Ceza Genel Kurulu Kararı
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2017/101
Karar No
2018/306
Tarih
26 Haziran 2018

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2017/102 K.2018/7530
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2017/102 K.2018/6381
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2017/104 K.2018/8157
  • Yargıtay 19. Ceza Dairesi E.2017/106 K.2018/7523
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2017/107 K.2018/1260
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2017/107 K.2018/6365

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.