İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2019/275 K.2022/261

Sanık ...’ın sarkıntılık suretiyle çocuğun basit cinsel istismarı suçundan TCK’nın 103/1-2. cümle, 103/3-d, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin ... 10. Ağır Ceza Mahkemesince…

Esas2019/275Karar2022/261Tarih12 Nisan 2022Okuma12 dk · 2.445 kelime

KÜNYE

Ceza Genel Kurulu 2019/275 E., 2022/261 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
12 Nisan 2022
Yargıtay Dairesi
(Kapatılan) 14. Ceza Dairesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.445 kelime·12 dk okuma·2 bölüm

Sanık ...’ın sarkıntılık suretiyle çocuğun basit cinsel istismarı suçundan TCK’nın 103/1-2. cümle, 103/3-d, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin ... 10. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.12.2016 tarihli ve 501-389 sayılı hükmün katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili ve sanık müdafisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen ... Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince 14.06.2017 tarih ve 686-1270 sayı ile yargılama sonucunda, Yerel Mahkemece kurulan hüküm kaldırılarak, sanığın zincirleme biçimde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103/1-1.cümle, 103/3-d, 43/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.

Bu kararın sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 30.10.2018 tarih ve 6375-6318 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 05.12.2018 tarih ve 52278 sayı ile;

"..Dava dosyası kapsamına göre, suç tarihleri itibarı ile sanık ... Gençlik ve Spor Bakanlığı ... İli ... Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürlüğünde P.11-13021 sicil numarası ile bekçi-bakıcı olarak görevlidir. Masa tenisi antrenörlük belgesi sahibidir. Gönüllü olarak masa tenisi ile ilgilendiği, masa tenisi antrenörlüğü ve masa tenisi hakemliği yaptığı, mağdure çocuk ... ve ailesini 2009 yılından beri tanıdığı, mağdure çocuk ile birlikte başka çocuklara da masa tenisi eğitimi verdiği anlaşılmaktadır.

Mağdure çocuk ... ... Cumhuriyet savcısı tarafından alınan 30.11.2015 tarihli ifadesinde özetle, sanık ...'tan 2 haftadır masa tenisi dersleri aldığını, genelde arkadaşları da olduğu halde 16.00-18.00 saatleri arasında ... Spor Salonu'nda ders aldığını, derslerini aksattığı için 1 hafta önce hocası sanık ile 29.11.2015 günü saat 16.00 da antreman için sözleştiklerini, saat 15.30 sıralarında mesajlaşarak ...

Belediyesi Spor Salonu önünde buluştuklarını, konuşmalarında başka arkadaşlarının da olacağını söylemesine rağmen, başka gelen olmadığını, spor salonunda çalıştıklarını, mola verdiklerinde sanığın yanına yaklaştığını, arkadaşlarından, hocalarından annesinden bahsedildiğinde duygulandığını, hocası olan sanığın beline sarıldığını, dudaklarını eliyle tutup 'koparayım mı?' dediğini, 10 ... kadar dudaklarından öptüğününü, kendisini çekince özür dileyerek çalışalım dediğini, çalışmaya devam ettiklerini, bir süre sonra çıkmak istediğinde kapının kilitli ve anahtarının üzerinde olduğunu gördüğünü, sanığın kapıyı açtığını ve salondan çıktıklarını,

sanığın çikolata alma teklifini kabul etmediğini, yolları aynı olmasına rağmen yolunu değiştirerek eve gittiğini, evde ağladığını, annesine olayı anlattığını, 1 hafta önce de çalışma bitiminde sanığın yanına gelip önce dudağının kenarından sonra da yanağından öptüğünü, daha önce de arkadaşlarına olduğu gibi yanağından öptüğü için yanlışlıkla olduğunu düşündüğünü şikayet ve iddia etmiştir.

İtiraz konusu öncelikli olarak sanığın eylemlerinin çocuğun basit cinsel istismarı suçunu mu yoksa sarkıntılık suçunu mu oluşturduğu noktasındadır. Gerek 765 sayılı TCK'da ve gerekse 5237 sayılı TCK'da sarkıntılığın tanımı ile ilgili bir hüküm bulunmamaktadır. Uzun süre yürürlükte kalan mülga 765 sayılı TCK uygulamalarında sarkıntılık suçu ile hakaret, hayasızca hareketler, söz atma, ırz ve namusa tasaddi suçları arasındaki ayrım içtihatlarla belirlenmeye çalışılmıştır.

Sarkıntılık cinsel amaçla kişinin rızasına aykırı olarak edep ve iffetine yönelen, diğer bir ifade ile söz atma niteliğini aşan ırz ve namusa tasaddi ve buna teşebbüs aşamasına ulaşmamış söz ve davranışlar olarak tarif edilmiştir. Mülga 765 sayılı TCK uygulamalarıda sarkıntılık belli bir kimseye karşı edep ve iffete dokunacak nitelikte , aralıklı olarak devam eden saldırıdır. Belli bir kişiye karşı işlenmesi sarkıtılık ile hayasızca hareketleri birbirinden ayıran unsurdur.

Söz atmada özel kast aranırken sarkıntılıkta genel kast yeterlidir. Fiilin sırnaşıkça bir mahiyette olması sarkıntılığın diğer bir unsurudur. (Dr.ıur.A.P.Gözübüyük Türk Ceza Kanunu Açılaması genişletilmiş 4.bası c.lV sh.190-192). Irza tasaddi bir kimse üzerinde , ırza geçme niteliğinde olmayan zaman bakımından devamlı,ve hareketler yönünden zincirleme (müteselsil) şehvani hareketlerdir.

Mesela bir küçüğün şehveti tahrik edici yerlerini tutmak, kucağına oturtmak, dudaklarını veya baldırını öpmek gibi dereceli ve zincirleme hareketlerdir. Sarkıntılık ise zaman bakımından âni ve hareketler yönünden kesik, ayrı ayrı bir kimse üzerinde icra edilen şehvani hareketlerdir. Mesela bir küçüğün göğsüne veya baldırına çimdik atmak veya onun aynı maksatla dudağından veya kol, yanak gibi yerlerinden öpmek veya vücudunun bir yerini sıkmak gibi. (a.g.e sh.156-157).

Bilindiği üzere sarkıntılık suçu mülga 765 sayılı TCK'da 421. madde içerisinde söz atma ile birlikte düzenlendiği halde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'da çocuğun cinsel istismarı ve cinsel saldırı suçu ile birlikte 102 ve 103. maddelerinde olmak üzere iki ayrı maddede düzenlenmiştir.5237 sayılı TCK'da 103/1-a-b maddelerinde çocuğa karşı yapılan her türlü cinsel davranış (bedensel temas içeren eylemler) cinsel istismar olarak tanımlanmıştır.

5237 sayılı TCK'daki düzenlemeden sarkıntılık suçunun mülga 765 sayılı TCK'daki düzenlemeye göre daraltıldığı söylenebilir. Sözlü olarak yapılan cinsel amaçlı eylemlerin cinsel taciz kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

Örneğin evli bir kadına devamlı olarak mektup yazmak, devamlı olarak sırnaşık şekilde aşk mektubu göndermek gibi eylemler mülga 765 sayılı TCK uygulamasında sarkıntılık olarak kabul edilmesine rağmen, 5237 sayılı TCK uygulamasında zincirleme cinsel taciz olarak kabul edilecektir.

6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesinde, çocuğa karşı bedensel temas içeren her türlü cinsel davranışların çocuğun cinsel istiasmarı suçunu oluşturacağı belirtildiğine göre, mülga 765 sayılı TCK uygulamasında sarkıntılık olarak nitelendirilen bazı eylemlerin 5237 sayılı TCK uygulamasında çocuğun basit cinsel sitismarı suçunu oluşturduğu barizdir.Yine eski TCK uygulamasında sarkıntılık olarak nitelendirilen sırnaşıkca hal alan bedensel temas içermeyen söz atma eylemlerinin de yeni TCK uygulamasında cinsel taciz suçunu oluşturacağı kabul edilmelidir.

Bu bilgiler ışığında sanığa isnat edilen eylemler değerlendirildiğinde sanığa isnat edilen masa tenisi antremanı sırasında verdikleri molada sohbet ederlerken hocası olan sanığın öğrencisi mağdurenin beline sarılarak eliyle dudaklarından tutup 'koparayım mı?' şeklinde söz sarf ettikten sonra 10 ... kadar mağdure çocuğu dudaklarından öpmek biçimindeki eyleminin sarkıntılık suretiyle çocuğun basit cinsel istismarı olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Mahkemenin kabul ve uygulamasına göre, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 103/1(2.cümle) maddesinde düzenlenen sarkıntılık suretiyle çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu, ayrıca mağdure çocuğun ifadesinde geçen olaydan 1 hafta öncesi çalışma bitiminde de diğer arkadaşlarına da yaptığı gibi yanağından öperken dudağının kenarından da öptüğünü,

yanlış anlamış olabileceğini ifade etmesi karşısında ayrıca olayda suçun zincirleme şekilde işlendiği hususu sabit olmadığından TCK'nın 43 maddesinin uygulanmaması gerektiği anlaşılmakla 5271 sayılı CMK'nın 308 maddesi gereğince Yargıtay 14.Ceza Dairesi'nin kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulmuştur..," görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.

CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 26.03.2019 tarih ve 10199-8502 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanık hakkında mağdureye karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat kararına yönelik istinaf isteminin reddine dair karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme; sanık hakkında mağdureye yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın mağdureye yönelik eyleminin TCK'nın 103/1. maddesinin birinci cümlesinde yer alan çocuğun basit cinsel istismarı suçunu mu yoksa ikinci cümlesinde yer alan sarkıntılık suretiyle çocuğun basit cinsel istismarı suçunu mu oluşturduğunun ve sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesine ilişkin ise de Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) bilişim sisteminden alınan güncel nüfus kaydında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazından sonra sanığın 23.10.2020 tarihinde öldüğü bilgisine yer verilmesi karşısında, Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle bu hususun değerlendirilmesi gerekmektedir.

İncelenen dosya kapsamından;

Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sisteminden alınan güncel nüfus kaydına göre sanık ...’ın, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazından sonra 23.10.2020 tarihinde öldüğü anlaşılmıştır.

Ön sorun bakımından isabetli bir çözüme ulaşılabilmesi için karar tarihinden sonra sanık veya hükümlünün ölmüş olmasına bağlanan hukuki sonuçlarla ilgili yasal düzenlemeler üzerinde durulmasında fayda bulunmaktadır.

TCK’nın "Sanığın veya hükümlünün ölümü" başlıklı 64. maddesi;

"Sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir.

(2) Hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edilmemiş adlî para cezalarını ortadan kaldırır. Ancak, müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm, infaz olunur." şeklinde düzenlenmiştir.

5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nun "Adlî sicil ve arşiv bilgilerinin silinmesi" başlıklı 12. maddesinin (a) bendinde, ilgilinin ölümü üzerine arşiv bilgilerinin tamamen silineceği hüküm altına alınmış, 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nun "Adlî sicil bilgilerinin silinmesi" başlıklı 9. maddesinin 2. fıkrasında da aynı yönde düzenlemeye yer verilmiştir.

Görüldüğü gibi, TCK’nın 64. maddesinde; sanığın ölümü durumunda kamu davasının düşürüleceği, sadece niteliği itibarıyla müsadereye tâbi olan eşya ve yararlar hakkında yargılamaya devam edileceği; hükümlünün ölümü hâlinde ise cezanın ortadan kaldırılmasına karar verilmekle birlikte, müsadere ve yargılama giderlerine ilişkin hükmün infaz edileceği belirtilmek suretiyle hükümlü ile sanığın ölümüne farklı sonuçlar yüklenmiştir.

Buna göre, kamu davası açılmadan önce şüphelinin ölmesi hâlinde kovuşturma imkânının bulunmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı, kamu davası açıldıktan sonra sanığın ölmesi hâlinde ise mahkemece düşme kararı verilecektir.

Ölüm, ceza ilişkisini sadece ölen kişi bakımından sona erdirdiğinden iştirak hâlinde işlenen suçlarda diğer sanıklar hakkında davaya devam edilecek, sanığın ölümü, niteliği itibarıyla müsadereye tâbi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak müsadere kararı verilmesine engel olmayacaktır.

Sanığın ölümü ceza ve infaz ilişkisini düşürürken, hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş olan hükümlünün ölümü sadece hapis ve henüz infaz edilmemiş adli para cezalarının infaz ilişkisini ortadan kaldıracaktır.

Buna bağlı olarak ölümden önce tahsil edilmiş bulunan para cezaları mirasçılarına iade edilmeyecek, buna karşın tahsil edilmemiş bulunan para cezaları da mirasçılardan istenmeyecek, bunun yanında müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin hükümler ölümden önce kesinleşmiş olmak kaydıyla infaz olunacaktır.

Suç teşkil eden bir fiilin işlenmesiyle fail ile devlet arasında doğan ceza ilişkisi, bu fiili işleyen sanığın ya da hükümlünün ölümüyle cezaların şahsiliği ilkesi nedeniyle başkası sorumlu tutulamayacağından, düşmektedir. Ölüm, bir vakıa olan suçu ortadan kaldırmayacak, fakat ortada suçtan sorumlu tutulacak kişi olmadığından, devletin suçla birlikte ortaya çıkan cezalandırma sorumluluk ve yetkisini sona erdirecektir.

Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararlarında da açıklandığı üzere, temyiz aşamasında sanığın öldüğüne ilişkin bir iddianın ortaya çıkması ya da Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla alınan nüfus kaydında öldüğü bilgisinin yer alması veya sanık adına tebliğnamenin tebliğ edilmesi için çıkarılan evrakın öldüğünden bahisle iade edilmesi gibi durumlarda, ölümün kamu davasının düşmesini gerektiren bir neden olduğu göz önüne alınarak, ölüm nedeniyle düşme kararının temyiz merciince dosya üzerinde yapılan inceleme sırasında verilmesi yerine, ölüm bilgisi nedeniyle diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına karar verilerek,

yerel mahkemelerce mahallinde yapılan araştırma sonucunda sanığın öldüğünün kesin olarak saptanmasından sonra düşme kararı verilmesinin sağlanması gerekmektedir.

Gelinen aşamada itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmasına ilişkin esaslar ve başvuru amaçları ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz tarihinden sonra hükümlünün ölmesi durumunda nasıl bir karar verilmesi gerektiği üzerinde de durulmalıdır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı kurumu, 1412 sayılı CMUK'da temyize ilişkin hükümler içerisinde düzenlenmişken, 5271 sayılı CMK'da olağanüstü kanun yolları kısmında yer almıştır. 1412 sayılı CMUK’nın 322/4. maddesi; "Ceza dairelerinden birinin kararına karşı Cumhuriyet Başmüddeiumumisi, ilamın kendisine verildiği tarihten otuz gün içinde Ceza Umumi Heyetine itiraz edebilir." biçiminde iken, 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesi; "Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz." şeklinde düzenlenmiştir.

Görüldüğü üzere, 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinde yer alan "lehe itirazda süre aranmayacağına" ilişkin cümle dışında madde metinleri benzerlik arz etmektedir.

05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun'un 99. maddesiyle, 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesine;

"2- İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir.

3- Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir." şeklindeki (2) ve (3) numaralı fıkralar eklenmek suretiyle madde son şeklini almıştır.

Temyiz incelemesi sonucu Yargıtay ilgili Ceza Dairesince hükme ilişkin karar verilmesiyle olağan kanun yolları sona ermektedir. Bu aşamadan sonra ancak 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesi uyarınca olağanüstü kanun yolu olan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı gündeme gelebilecektir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi, Yargıtay Ceza Daireleri kararlarına karşı başvurulan olağanüstü bir kanun yolu olup bu yetki sadece Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına aittir. Yargıtay Cumhuriyet Savcıları, Yargıtay Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı adına bu yetkiyi kullanır.

İtiraz, daire kararında gerek maddî ve gerek usul hukukuna aykırı olduğu saptanan hususlara yönelik olabilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı itiraz yasa yoluna başvurusunu "itirazname" denilen belgeyi düzenleyerek yapar. İtiraz başvurusunda itiraz nedenlerinin açık ve gerekçesiyle birlikte yazılı olarak bildirilmesi gerekir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, itiraz üzerine incelemeyi dosya üzerinden yapar ve düşme sebebi varsa davanın düşmesine karar verir. İtiraz nedenlerini yerinde görmezse itirazı reddeder, yerinde görürse, kararı ıslah eder. İtirazın reddedilmesi hâlinde Ceza Dairesinin kararı konusunda bir karar vermesi gerekmez (... Centel, Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Basım Yayım Dağıtım, 19. Bası, ... 2020, ....956).

5271 sayılı CMK’nın olağanüstü yasa yolları bölümünde yer alıp 308. maddesinde düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazının, Özel Ceza Daire kararlarındaki hukuka aykırılıkların, Ceza Genel Kurulu tarafından giderilmesini isteme ve bu yolla içtihat birliğini sağlama işlevi de bulunmaktadır. Kanun yollarının ortak amacı, temyiz edilen kararların hukuka ve maddi gerçeğe uygunluğunun denetlenmesi olup Yargıtay Ceza Dairelerinin temyiz incelemesi sonucunda verdikleri kararların da, temyiz incelemesinin kapsamı gözetilerek gerek maddi gerekse muhakeme hukukuna aykırı olduğu gerekçesiyle itiraz kanun yoluna başvurulabileceğinde bir tereddüt bulunmamaktadır.

Bununla birlikte, kanun yolu davası açabilmek için korunan hukuki yararın ihlâl edilmiş olması gerekir. Kanun yolu başvurusunun temel şartlarından biri karardan zarar görme şartıdır (Feridun Yenisey, ... Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayıncılık, 9. Baskı, ..., 2021, ....894-899). Olağanüstü kanun yollarının genel amacı, kesin hükmün otoritesinin ancak çok ciddi boyutta hukuka aykırılıkların bulunması hâlinde hukuk düzenince kabul görmeyerek ortadan kaldırılmasıdır. Yargısal kararın güvenirliği ve hukuki kesinlik ilkeleri de dikkate alındığında, ancak hukuki yararın bulunması kaydıyla olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği kabul edilmelidir.

Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde;

Sanık ...'ın çocuğun basit cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, sanığın sarkıntılık düzeyinde kalan çocuğun basit istismarı suçundan mahkûmiyetine karar verildiği, ... Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda, 14.06.2017 tarih ve 686-1270 sayı ile ...

10. Ağır Ceza Mahkemesinin hükmü kaldırılarak sanığın zincirleme biçimde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğu, Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 30.10.2018 tarih ve 6375-6318 sayı ile onanmasına karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ise 05.12.2018 tarih ve 52278 sayı ile, sanığın eyleminin sanığın eyleminin sarkıntılık düzeyinde kalan çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu ve sanık hakkında TCK'nın 43. maddesinin uygulanmaması gerektiği görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurulmasından sonra güncel nüfus kaydına göre sanığın 23.10.2020 tarihinde öldüğü anlaşılan olayda;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının konusu, hakkında çocuğun basit cinsel istismarı suçundan verilen mahkûmiyet hükmü Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşen ve itiraz sırasında hayatta olan sanığın eyleminin sarkıntılık düzeyinde kalan çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu ve hakkında TCK'nın 43. maddesinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığı olup bu itibarla sanığa atılı onanmak suretiyle kesinleşen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı yönünde hükmün hukuka uygunluğunun denetlenmesi ve bu yolla içtihat birliğinin sağlanması amacını taşımakla birlikte, sanığın,

itiraz tarihinden sonra ölmesi nedeniyle ceza mahkûmiyeti ve mahkûmiyete bağlı tüm sonuçlar ortadan kalkmış bulunacağından mahkûmiyet kararından zarar görme şartının gerçekleşmesi artık söz konusu olmadığı gibi sadece sanık açısından sonuç doğuracak olan hükmün, maddi ceza hukuku veya muhakeme hukukuna uygun olup olmadığının denetlenmesinde de hukuki bir yarar kalmadığı anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının konusunun kalmadığı kabul edilmelidir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. Ulaşılan bu sonuç karşısında asıl uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 12.04.2022 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/275, K. 2022/261, 12 Nisan 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Türk Milleti Adına
  4. Ceza Genel Kurulu Kararı
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2019/275
Karar No
2022/261
Tarih
12 Nisan 2022

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2019/278 K.2022/531
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2019/284 K.2022/252
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2019/297 K.2022/609
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2019/330 K.2022/465
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2019/358 K.2022/618
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2019/369 K.2022/427

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.