KÜNYE
Ceza Genel Kurulu 2021/105 E., 2025/88 K.·Kararı Veren
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2025
- Yargıtay dairesi
- (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2973-688
Karar Metni
3.584 kelime·18 dk okuma·5 bölüm
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Çocuğun basit cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-3. cümle, 43, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 12.12.2017 tarihli ve 340-489 sayılı hükmün, katılan kurum vekili ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesince 07.02.2019 tarih ve 658-185 sayı ile; Yerel Mahkemenin mahkûmiyet hükmünün kaldırılmasına, sanığın çocuğun basit cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103/1-1. cümle, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba karar verilmiştir.
Bu kararın da sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 14.11.2019 tarih ve 3856-12484 sayı ile.
"Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin suça konu eylemin dört yıl önce gerçekleştiğini beyan etmesine karşılık bu durumu ailesine anlatmaması, savunma ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, anılan hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü gerekirken eylemde zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı gerekçesiyle hükmün kaldırılarak yazılı şekilde sanığın müsnet suçtan mahkumiyetine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi ise 30.09.2020 tarih, 2973-688 sayı ve oy çokluğu ile; "...İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Çocuk İzlem Merkezi'nde 12.10.2017 tarihinde dinlenen ...'nin 12.12.2017 tarihli celsesinde yeniden dinlendiği ve ayrıntılı olarak beyanının alındığı, katılan mağdurun Çocuk İzlem Merkezi'ndeki ifadesiyle mahkeme huzurunda verdiği ifadesi arasında ana hatlarıyla çelişki bulunmadığı,
duruşma sırasında hazır bulunan pedagog bilirkişi...'nın ...'nın mahkemede anlattığı olayları duruşmadan önce kendisine de anlattığını, olaydan kaynaklı ani tepkiler verdiğini gözlemlediğini, zihinsel ve fiziksel gelişiminin yaşına uygun olduğunu, beyanına itibar edilmemesi için bir sebep görmediğini belirttiğinin anlaşılması, katılan mağdur ...'nın 12.12.2017 tarihli çocuk izlem merkezinde alınan ifadesi sırasında hazır bulunan Adli Görüşmeci ...'ın tarafından düzenlenen 12.10.2017 tarihli, adli görüşme değerlendirmesi raporunda;
...'nin yaşadığı olayı, duygu ve düşüncelerini açık, anlaşılır, samimi, ayrıntılı ve nesirsel bir şekilde aktardığı, verdiği ifadenin tutarlı olduğu ve 'yaşadığı olay nedeniyle ruh sağlığının olumsuz etkilenmiş olabileceğinin düşünüldüğü'nün belirtilmesi,
Uzman Dr. ... tarafından 20.10.2017 tarihinde yapılan muayene sonucunda düzenlenen psikiyatrik muayene konsültasyon raporunda 'kendisine ve ailesine zarar verecek korkusu var, gece korkuları, hırçınlık' şeklindeki tespit, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Adli Kurulu'nun 27.11.2018 tarihli raporunda 'olaya bağlı kişide 'travma sonrası stres bozukluğu' tanısının meydana gelmesi dolayısıyla ruh sağlığının kalıcı olarak bozulduğu, ifadelerine itibar edilmesini engelleyecek bir psikiyatrik bozukluğunun olmadığı,
olayla ilgili yönlendirilerek ifade verdiğini düşündüren bir bulgu saptanmadığı kanaatine varıldığı' şeklindeki uzman bilirkişiler tarafından yapılan tespitlerin, katılan mağdurun gerek çocuk izlem merkezinde gerekse ağır ceza mahkemesinde verdiği ifadelere tıbben itibar edilmesine engel bir durumun bulunmadığı,
Tüm dosya kapsamı ve dairemizin kabulüne göre sanığın 2014 yılı Ocak-Kasım ayları arasında katılan mağdur ...'nın 7 yaşının içinde bulunduğu bir gün uzaktan akrabası olan sanık ...'ün kaldığı eve misafirliğe gittikleri, sanığın o dönemde bekar olup henüz evlenmediği, sanığın kendi odasına gelen ...'nın üzerine kapıyı kilitleyerek onun pantolonunu çıkarıp iç çamaşırını dizlerine kadar indirdiği daha sonra kendi üzerindeki kıyafetlerini de çıkardığı, ...'nın bacaklarına ve vajinasına dokunup saçlarını, boynunu ve göğüslerini ellediği,
penisini katılan mağdurun vajinasına sürtecek şekilde hafiften dokunduğu bu sırada sanığın halının üzerine boşaldığı sonrasında kapıyı açarak ...'nın odadan çıkmasına izin verdiği, Dairemizce kabul edilmiş olup bu hususun dosya kapsamı ve bilirkişi beyanları ve raporlarıyla da doğrulandığı anlaşılmış,
7 yaş içinde bulunan ve raporlara göre eylem nedeniyle ruh sağlığı bozulan mağdurenin soyut olarak yalan söylemesinin mümkün olmadığı, suç tarihi itibariyle dairemizin bozma ilamından önce gerekçesinde de belirtildiği şekilde, aileler arasında herhangi bir husumet bulunmadığı, katılan mağdur ... ailesinin sanığa iftira atması için geçerli bir sebebin ileri sürülmediği, sanık ... müdafiisinin belirttiklerinin aksine 2017 yılında sanığın evinde katılan mağdur uyuduğu sırada eve gelen sanığın, eşi ve katılan mağdurun üzerilerini örttüğü sırada uyanan katılan mağdurun önceki olayın da etkisiyle sanığın eylemlerini öğretmenleri ve ailesine anlatması üzerine soruşturma başladıktan sonra aileler arasında husumet oluştuğunun dosya kapsamından anlaşılması,
Katılan mağdurun yaşadığı travma ve yaşı itibariyle ilk olayı ailesine ve öğretmenlerine geç iletmesinin tek başına suçun işlenmediğini göstermeyeceği, nitekim 2017 yılında sanığın eşine gece geç geleceğim bu nedenle ...'yı çağırıp bebeğiyle beraber üçünün uyuyabileceğini söyledikten sonra gece eve geldiği, birlikte yatan bebeği eşi ve ...'nın üzerine örtmeye çalışırken ...'nın uyanması ve sanığın görmesi neticesinde 2014 yılı Ocak-Kasım ayları arasında tam tespit edilemeyen bir günde sanıkların evinde gelen olayı hatırlayıp ailesi ve öğretmenlerine durumu anlatması üzerine soruşturmanın başladığı,
katılan mağdurun baştan beri birbiriyle uyumlu beyanları, uzman pedagog ve psikologlar tarafından yapılan tespitler Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Adli Kurulu'nun raporunun içeriği ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanık ...'ün katılan mağdur ...'ye yönelik basit cinsel istismar suçunu işlediğine dair dairemizin kararının usul ve yasaya uygun olduğu," şeklindeki gerekçe ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.12.2020 tarihli ve 103465 sayılı onama istekli tebliğnamesiyle dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 11.03.2021 tarih ve 11400-2038 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU
Direnmenin ve temyizin kapsamına göre inceleme sanık hakkında çocuğun basit cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen çocuğun basit cinsel istismarı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Katılan ...'nın 7-8 yaşlarında olduğu, suç tarihinde öğlen vakitlerinde annesi, babası ve kardeşi ile birlikte sanığın yaşadığı eve misafirliğe gittikleri, katılan ...'nın su almak için mutfağa gittiği sırada sanığın bulunduğu odadaki bilgisayarı gördüğü, bilgisayara meraklı olduğu için bu odaya girdiği, bunun üzerine sanığın odayı kitleyerek soyunduğu ve ailesine söylememesi yönünde tehdit ederek katılan ...'nın cinsel organına, bacaklarına ve saçına dokunduğu, ona 1 TL para verdiği ve cinsel organını katılan ...'nın cinsel organına sürttüğü, iddiası ile çocuğun cinsel istismarı suçundan kamu davası açıldığı,
12.10.2017 tarihli adli görüşme değerlendirmesi raporunda; katılan ...'nın gerçek yalan ayrımı yapabildiğinin, iletişime açık olduğunun, fiziksel görünümü, bilişsel kapasitesi ve kendini ifade etme becerisinin yaşıyla uyum gösterdiğinin, beden dilinden heyecanlı ve tedirgin olduğunun gözlemlendiğinin, verdiği ifadenin tutarlı olduğunun, yaşadığı olay nedeniyle ruh sağlığının olumsuz etkilenme ihtimalinin bulunduğunun belirtildiği,
Duruşmada dinlenen pedagogun; katılan ...'nın olaydan kaynaklı ani tepkiler verdiğini, zihinsel ve fiziksel gelişiminin yaşına uygun olduğunu, beyanlarına itibar edilmemesi için herhangi bir sebep bulunmadığını beyan ettiği,
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Adli Kurulunun düzenlediği 27.11.2018 tarihli raporda; katılan ...'da travma sonrası stres bozukluğu meydana geldiğinin, dolayısıyla ruh sağlığının kalıcı olarak bozulduğunun, ifadelerine itibar edilmesini engelleyecek bir psikiyatrik bozukluğunun bulunmadığının, olayla ilgili yönlendirilerek ifade verdiğini düşündüren bir bulgu saptanmadığının yazıldığı,
Öğrenci görüşme formunda; katılan ... ile yaşadığı sağlık sorunlarına ilişkin görüşme yürütülürken üçüncü görüşmede katılan ...'nın, komşusu olan ... (...) isimli bir şahıs tarafindan rahatsız edildiğini, bahsi geçen şahsın evinde kaldığı gece şahsın kendisinin üstüne geldiğini ve dokunmaya çalıştığını, çok korktuğunu, karşıda bulunan evlerine gittiğini, anne babası ile bu durumu paylaşmadığını, ancak artık bu durumun kendisini çok etkilediğini, geceleri uyuyamadığını, eskisinden çok daha çabuk sinirlendiğini, öfke anında saçını yolduğunu, kendine zarar verdiğini,
bahsi geçen şahsın yolda kendisini gördüğünde öpücük attığını ve kendisini sıkıştırmaya çalıştığını ifade ettiğinin, katılan ...'nın görüşme süresince sürekli "Çok korktum, korkuyorum!" ifadelerini kullandığının ve ağladığının belirtildiği,
Anlaşılmaktadır.
Katılan ... savcılıkta.
Kurban Bayramının ortalarında bir gün sanığın eşinin, annesine eşinin eve geç geleceğini ve kendisinin onunla kalıp kalamayacağını sorduğunu, annesinin de kabul ettiğini, yaşadıkları apartmanların karşılıklı olduğunu, bu evin salonunda yere minder sererek uyuduklarını, bir minderde kendisi ile sanığın kızı olan 1.5 yaşındaki...'ün, diğer minderde ise sanığın eşinin uyuduğunu, sanığın eve erken geldiğini ve çekyata uzandığını, kendisinin de uyandığını ve sanığı görünce korkudan uyuyamadığını, kendisine bir şey yapabilir diye sabaha kadar gözlerini açık tuttuğunu, sanığın üstüne üstüne geldiğini ve üzerine bir şey örttüğünü,
kendisinin içten içe ağladığını ve uzaklaşmaya çalıştığını, bu sırada ezanın okunduğunu, gelen kokudan sanığın mutfağa giderek sigara içtiğini anladığını, bir gün de saklambaç oynadıkları sırada sanığın yaşadığı eve saklanmak üzere gittiğinde ayağının kabloya takıldığını, daha sonra evin salonunun bir köşesinde saklandığını, bu sırada sanığın bilgisayarı bırakarak üstüne üstüne geldiğini, resmen içine girecek gibi olduğunu, tam kendisine dokunacakken kolunun altından kaçtığını, bu sırada annesinin ve komşularının sokak kapısının önünde oturup çay içtiklerini,
hatırladığı kadarıyla sanığın kendisine dokunmadığını ve gidip bilgisayarla oynamaya devam ettiğini, sanığın kendisini gördüğünde özel bölgesini kaşıdığını ve kendisini parayla kandırdığını, 7-8 yaşlarında olduğu bir gün öğlen vakitlerinde annesi, babası ve kardeşi ile birlikte onlara misafirliğe gittiklerini, ailesiyle bahçe gibi bir yere halı serip oturduklarını, bir adım attıklarında odayı görebilecek konumda olduklarını, su içmek için yanlarından ayrıldığını, o zamanlar bilgisayara çok meraklı olduğunu, olay günü de bilgisayarı görüp merak ederek sanığın yanına gittiğini, sanığın üzerine kapıyı kilitlediğini ve soyunduğunu,
bu sırada sanığın özel bölgesini gördüğünü, sanığın üstüne üstüne geldiğini ancak kendisinin kaçtığını, annesine söylememesi için kendisini tehdit ettiğini, ön özel bölgesine, bacaklarına ve saçına dokunduğunu, kendisine 1 TL verdiğini, küçük olup anlamadığı için parayı aldığını, bu sırada kıyafetlerinin üzerinde olduğunu, kıyafetlerinin içinden kendisine dokunduğunu, hatırladığı kadarıyla sanığın pantolonunu çıkarttığını veya sıyırdığını, tenine değecek şekilde eliyle dokunduğunu, cinsel organını gördüğünü, iç çamaşırının olduğunu, özel bölgesini özel bölgesine hafifçe sürtecek şekilde dokunduğunu,
bu sırada yüzleri birbirini görecek şekilde ayakta olduklarını, kendisini biraz tuhaf hissettiğini, bu sırada galiba kendisini tehdit ettiğini, ön özel bölgesine dokunmasının annesi gelene kadar bir dakika kadar sürdüğünü, bu esnada vücuduna dokunduğunu, tuvaletinin geldiğini ve halının üzerine yaptığını, bunun beyaz renkli olduğunu, bundan sonra idrar yolu enfeksiyonu olduğunu, biraz canının yandığını, sanığın özel bölgesi dışında vücuduna dokunduğunu, galiba kendisinin de ona dokunmasını istediğini, ancak sanığa dokunmadığını, bu sırada sanığın annesinin geldiğini, sanığın pantolonunu yukarı çektiğini,
sanığın annesi ne yaptıklarını sorduğunda sanığın bilgisayar oynadıklarını söylediğini, bu günün dışında sanığın özel bölgesiyle kendisine hiç dokunmadığını, bir gün de atletsiz olarak camdan kendisine bakarak özel bölgesini kıyafetinin üzerinden kaşıdığını, bunların dışında sanığın mahallede kendisine durmadan öpücük attığını ama öpmesine izin vermediğini, kendisine yaklaşmaya çalıştığını ancak yaklaşamadığını, bakkala gittiğinde kendisine zorla 2.5 TL vermeye çalıştığını, kendisinin önce almadığını ancak ısrar edince almak zorunda kaldığını,
Mahkemede.
7-8 yaşlarında olduğu bir gün ailesiyle birlikte sanığın evine gittiklerini, bilgisayarı merak ettiği için kendiliğinden bilgisayar odasına gittiğini, bu sırada sanığın odada oturmakta olduğunu, sanığın kendisine bir şey yapabileceğini hiç düşünmediğini, sanığın kendisine 1 TL vererek "Bir şeyler alırsın." dediğini ve kendisini kandırdığını, kapıyı kapatıp kitlediğini ve pantolonunu çıkarttığını, alt tarafının çıplak hâle geldiğini ve bu sırada sanığın cinsel organını gördüğünü, fakat kendisine tutmasını veya ellemesini söylemediğini, bu sırada üstüne üstüne geldiğini, korktuğu için bağıramadığını,
üzerini çıkarıp çıkarmadığını tam olarak hatırlamadığını ancak çıkarmış gibi geldiğini, sanığın boynuna ve göğsüne ellediğini, sonra cinsel organına dokunduğunu, galiba okşadığını, poposunu ellemediğini ve kendisini öpmediğini, annesi kapıyı çalınca sanığın üstünü giyinerek "Bu olanları kimseye söyleme!" dediğini, kapıyı açmadan önce halıya tuvaletini yaptığını, sanığın annesinin halının üzerindeki sıvıyı fark etmediğini, kendisinin odadan çıktığını, sanığın ise bilgisayarda oyun oynamaya devam ettiğini, daha sonra ailesi ile birlikte evden ayrıldıklarını,
korktuğundan bu durumu kimseye anlatmadığını idrar yolu enfeksiyonu olduğunu ve bunu rehber öğretmenine söylediğini, rehber öğretmeninin de "Annen gelsin görüşelim." dediğini, annesinin rehber öğretmeni ile konuştuğu sırada sinirli hâlinden bahsetmesi nedeniyle rehber öğretmeninin kendisiyle görüşmek istediğini, rehber öğretmeni ile biraz konuştuklarını ancak o gün bir şey anlatmadığını, eve gelip biraz düşündüğünde rehber öğretmenine bu durumu anlatmaya karar verdiğini ve ertesi gün bu durumu rehber öğretmenine anlattığını,
İfade etmiştir.
Sanık kollukta; katılan ...'nın, dayısının eşinin yeğeni olduğunu, katılan ...'nın ailesi ile birbirlerine gidip geldiklerini, katılan ...'nın şimdiye kadar bir kez evlerinde kaldığını, 2017 yılı Kurban Bayramına yakın bir tarihte gece saatlerinde tramvay yoluna parke taşı döşenecek olduğunu, eşini arayıp eve geç geleceği için komşularının çocuğu olan katılan ...'yı eve çağırmasını istediğini, bir süre sonra tekrar eşi ile telefonda görüştüğünü, eşinin kendisine katılan ...'nın eve geldiğini söylediğini, gece saat 04.00 sıralarında işinin bittiğini ve eve gittiğini, kapıyı anahtarı ile açtığını, içeriye girince salonda eşi,
kızı... ve katılan ...'nın birlikte uyuduklarını gördüğünü, üzerlerinin açılmış olduğunu farkedince yorganla örttüğünü, mutfakta bir sigara içtikten sonra salondaki kanepeye uzandığını, 5-10 dakika kadar sonra katılan ...'nın uyanarak eşine hitaben eve gitmek istediğini söylediğini, eşinin de "Sabah sabah gitme, rahatsız etme, sonra gidersin." dediğini ancak katılan ...'nın ısrar etmesi nedeniyle eşinin onu götürüp ailesine teslim ettiğini, 2017 yılı Kurban Bayramından sonra bir gün akşam saatlerinde evde tek başına bilgisayarda film izlerken eşinin ve komşularının kapı önünde çay içtiklerini,
bu esnada salona giren katılan ...'nın ayağının kabloya takıldığını ve düşer gibi olduğunu, salon lambası kapalı olması nedeniyle içerisinin loş olduğunu, kendisinin de bu esnada dalmış olduğundan korktuğunu ve baktığında katılan ...'yı gördüğünü, ayağa kalkarak yanına gittiğini ve ona temas etmeden "Abiciğim ne oldu, bir şeyin var mı?" diye sorduğunu, onun da bir şey olmadığını söyleyip salondan çıktığını, katılan ...'nın bilgisayarında oyun oynamak için kendisinden izin istediğini, ancak bilgisayarını bozabileceğini düşünerek izin vermediğini,
zaman zaman ailesinden izin alarak ihtiyaçlarını alması için katılan ...'ya para vererek onu markete gönderdiğini, geri kalan bozuk paraları almayıp kendisine bir şeyler almasını söylediğini, katılan ...'nın gündüz vakitlerinde hemen hemen her gün evlerine girip çıktığını ve 1.5 yaşındaki kızını sevdiğini, katılan ...'nın cinsel bölgesine ya da başka bir yerine cinsel amaçlı dokunmadığını, katılan ile kendi evinde veya başka bir yerde kısa süreliğine de olsa hiç baş başa kalmadığını, suçlamaları kabul etmediğini,
Sorguda; katılan ... ile aralarında herhangi bir husumet bulunmadığını, kendisiyle ilgili bu suçlamaların neden yapıldığını bilmediğini, bekâr olduğu zaman da nadiren kendilerine gelip gittiklerini, ancak kesinlikle katılan ...'ya dokunmadığını ve onu istismar etmediğini, her ne kadar kolluktaki ifadesinde eve anahtarını kullanarak girdiğini belirtmiş ise de şimdi olayları daha iyi hatırladığını, o tarihte gece vakti evin kapısını eşinin açtığını, çünkü kapının arkasında süngü olduğunu, şimdiki ifadesinin daha doğru olduğunu,
Mahkemede; katılan ...'nın ailesi ile hiçbir husumetinin bulunmadığını, ancak annesi, babası ve ailesinin diğer fertleri ile katılan ...'nın ailesi arasında husumet bulunduğunu, bu husumetin sebebini bilmediğini, bir gün evde bilgisayarın başında oturduğu sırada katılan ...'nın ailesi ile birlikte evlerine geldiğini, kendisinin kalkıp onlara "Hoş geldiniz" dediğini, katılan ...'nın, onu odaya kapattığı ve orada vücudunu ellediği, yönündeki beyanının gerçek olmadığını, zira annesi evdeyken müsnet eylemleri gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını, (Bu sırada salonda bulunan katılan ...'nın.
"Sen kapıyı kilitledin, pislik adam!" şeklinde bağırarak ağlamaya başladığı, katılan ... saklambaç oynarken evine geldiğini ve bu sırada kendisine cinsel istismarda bulunduğunu söylemiş ise de böyle bir davranışa maruz kalması halinde evine gelmemesi gerektiğini, başka bir zamanda ailesi ile birlikte evde bulundukları sırada katılan ...'nın ayağının bilgisayar kablosuna takıldığını ve düştüğünü, kendisinin de yerden kalkmasını sağladığını (Bu sırada yine katılan ...'nın ağlayarak ve yüksek ses tonuyla "Yalan söyleme pislik, gelip beni sıkıştırdın ya!" şeklinde tepki gösterdiği ve ağladığı,
bunun üzerine psikoloğun tavsiyesi üzerine katılanın, sanığın ifadesi tamamlanıncaya kadar salon dışına alındığı), katılana cinsel anlamda herhangi bir temasta bulunmadığını,
Savunmuştur.
IV. GEREKÇE
Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’nin 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır.
Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s.139) maddi sorunu çözecektir.
Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir.
Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir.
Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir ( Feyzioğlu, s. 357).
Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır.
Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir.
Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi. "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir.
Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır.
Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Herşeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK., 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı).
Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir.
Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir.
Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemelidir.
Toplanan delillerin bir kısmına gözetilip diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK., 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı).
Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanıkla aralarında husumet bulunmayan katılan ...'nın aşamalarda istikrarlı biçimde; sanığın, evlerinde bulunduğu sırada üzerine kapıyı kilitleyerek soyunduğunu, cinsel bölgesine, bacaklarına ve saçına dokunduğunu, cinsel organını kendi cinsel organına hafifçe sürttüğünü, sonra tuvaletini halının üzerine yaptığını beyan etmesi, 2017 yılında yine evinde kaldığı bir gün sanığın yalnızca üstünü örtmesine rağmen önceki olayın da etkisiyle korkup evden ayrılması,
daha sonra da artık bu durumun kendisini çok etkilediğini, geceleri uyuyamadığını, eskisinden çok daha çabuk sinirlendiğini, öfke anında saçını yolduğunu ve kendisine zarar verdiğini belirtip okuldaki öğretmenine bu durumu anlatması üzerine olayın adli mercilere intikalinin sağlanmış olması, suç tarihinde 6-7 yaşlarında olan katılan ...'nın, adli görüşme değerlendirme raporunda belirtildiği üzere; fiziksel görünümü, bilişsel kapasitesi ve kendini ifade etme becerisinin yaşıyla uyumlu ve verdiği ifadenin tutarlı olması, bu tespitlerin duruşmada dinlenen pedagogun;
katılan ...'nın beyanlarına itibar edilmemesi için herhangi bir sebep bulunmadığı yönündeki gözlemleriyle de desteklenmesi, benzer şekilde Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Adli Kurulu tarafından düzenlenen raporda; katılan ...'da travma sonrası stres bozukluğu meydana geldiğinin ve ruh sağlığının kalıcı olarak bozulduğunun, bununla birlikte ifadelerine itibar edilmesini engelleyecek psikiyatrik bir bozukluğunun bulunmadığının ve olayla ilgili yönlendirilerek ifade verdiğini düşündüren bir bulgu saptanmadığının belirtilmesi,
sanığın, katılan ...'nın beyanlarıyla kısmen uyumlu şekilde bir gün evde bilgisayarın başında oturduğu sırada katılan ...'nın ailesi ile birlikte evlerine geldiğini kabul etmesi ile sanığın duruşma sırasındaki savunmalarına tepki olarak katılan ...'nın "Sen kapıyı kilitledin pislik adam!", "Yalan söyleme pislik, gelip beni sıkıştırdın ya!" şeklinde bağırması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın suç ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilemeyeceği ve katılan ...'ya yönelik eylemlerinin sabit olduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme gerekçesinin isabetli olduğuna, dosyanın uygulamanın denetlenmesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan on bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığa isnat edilen çocuğun basit cinsel istismarı suçunun sabit olmadığı gerekçesiyle karşı oy kullanmışlardır
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 30.09.2020 tarihli ve 2973-688 sayılı hükmündeki, sanığa isnat edilen çocuğun basit cinsel istismarı suçunun sabit olduğuna ilişkin direnme gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2021/105, K. 2025/88, 19 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama