KÜNYE
Ceza Genel Kurulu 2022/121 E., 2025/270 K.·Kararı Veren
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2025
- İtirazname No
- 2021/372
- Yargıtay dairesi
- 6. Ceza Dairesi
- Mahkemesi
- Ağır Ceza
- Sayısı
- 248-82
Karar Metni
1.631 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık ...'ın, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220/1. maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına; sanıklar ... ve ...'in, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan TCK'nın 220/2. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına;
tüm sanıkların aynı Kanun'un 53 ve 63. maddeleri uyarınca hak yoksunluklarına ve mahsuba ilişkin İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 06.03.2014 tarihli ve 654-141 sayılı hükümlerin, sanıklar ... ve ... ile sanık ... müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesince 14.01.2016 tarih ve 8141-462 sayı ile; "...Sanıkların müştekiler ... ve ...'e yönelik eylemlerinin 5237 sayılı TCK'nın 148 ve devamı maddelerinde düzenlenen yağma suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin kanıtları, değerlendirme görevinin ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek,
görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hükümler kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararına uyan İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 12.04.2016 tarihli ve 53-195 sayılı görevsizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesince 06.03.2019 tarih ve 248-82 sayı ile sanıkların aynı şekilde cezalandırılmalarına karar verildiği, bu hükümlerin de sanık ... müdafii ile sanıklar ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesince 02.03.2021 tarih ve 2347-3712 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 16.06.2021 tarih ve 66482 sayı ile; "...İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçeli kararında, hükümlüler ..., ... ve ...'un, kurdukları organize suç örgütünün yapısını, hiyerarşik bağını, amaç suçları işleme devamlılığını somut ve inandırıcı delillerle denetime imkan verecek şekilde açıklanıp tartışılması yerine, hükümlülere atılı yağma ve hırsızlık suçlarına ilişkin delillerin gösterilmesi suretiyle genel, soyut ve geçişli ifadelere yer verilerek hükümlüler ..., ... ve ... hakkında TCK.nun 220/1 ve 220/2. maddeleri gereğince mahkûmiyetlerine, haklarında verilen hükümlerin TCK.nun 58/9. maddesine göre infazına karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 22.02.2022 tarih ve 20685-2109 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KONUSU VE KAPSAMI
İtirazın kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma; sanıklar ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma; sanıklar ... ve ... hakkında ise suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin Anayasa'nın 141 ve CMK'nın 34, 230 ve 232. maddelerinde öngörülen şekilde yasal ve yeterli gerekçe içerip içermediğinin belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Yerel Mahkeme kararının "Hukuki delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe" bölümünde; deliller belirtildikten sonra "...Sanık ... müsnet suçlarla kendisinin ilgisi olmadığını, kendisinin emlakçı iş yeri bulunduğunu bu nedenle tapuya ve bankalara girip çıktığını, örgüt yöneticisi olmadığını diğer sanıklarla birlikte davranmadığını müsnet suçları işlemediğini savunmuşsa da; yukarıda belirtilen fiziki takip tutanaklarında ve olay tutanağı ile yakalandığında üzerinde ele geçen telefonda kayıtlı mesajların incelenmesinde;
diğer sanıklar ... ve ... ile birlikte davrandığı banka şubesi önlerinde ya da tapu idaresinin yakınlarında birlikte bulundukları sanık ...'ın banka şubelerinde ya da tapuda bulunduğu fiziki takip tutanağı ile sabit olan olaylarda orada o sırada hiçbir işlem yapmadığı,
sanık ...'ın banka şubesi içerisinde ve tapu idaresinde içeride bulunarak para tahsil eden kişileri dışarıda bekleyen ve daha önceden anlaştıkları diğer sanıklar ... ve ...'e haber ettiği bu şekilde eylemleri birlikte gerçekleştirdikleri gibi diğer sanıkları da yönlendirdiği suç sonunda yakalama tutanağında belirtildiği üzere örgütlenmenin eldeki davanın münferit olaylarına göre Kasım 2009 tarihi ile Ocak 2010 tarihleri arasında sürekli olarak planlı bir şekilde disiplinli olarak ve iş bölümü içinde davrandıkları bir çok suçu işlemek için bir araya geldikleri sanık ...'ın dışarıda eylemin fiilen gerçekleştirilmesine katılmadığı yanlızca
banka şubesi ya da tapu idaresi içerisinde para alan kişileri işaret ederek fiili birlikte gerçekleştirdiği bütünüyle her üç sanığın birlikte davrandığı bu şekilde Pendik, Tuzla, Gebze, Kadıköy ilçelerinde belirtilen suçları işledikleri sabit olmuştur. Bu eylemlerde sanık ... hem örgütü yönetmiş hem de tapu idaresi içerisinde ve banka şubelerinde para alan kişileri işaret etmekle '100.000 TL trene binecek' gibi sözler söyelerek bizzat eylemin içerideki icrasına katılmıştır.
Bu bakımdan; sanık ...'ın hem örgüt yöneticisi hem de müsnet suçları fiilen işleyen olarak ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiştir. Nitekim, Yargıtay 8. CD'nin 04.02.2010 tarih ve 2009/17971 esas, 2010/1352 karar sayılı kararı da aynı yöndedir...
Ayrıca sanıklar ... ve ...'ın birlikte iş birliği içerisinde kar maskeli ve bereli olarak müsnet suçları işlediği sonucuna varılmakla ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiştir." şeklinde açıklamaların yapıldığı ve sanıkların mahkûmiyetlerine hükmedildiği,
Özel Dairece yapılan incelemede de sanıklar hakkında kurulan hükümlerin onanmasına karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma; sanıklar ... ve ... hakkında ise suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin gerekçesinin yetersiz olduğu düşüncesiyle itiraz yoluna başvurduğu, Anlaşılmaktadır.
V. GEREKÇE
A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." şeklinde düzenlenmiştir.
CMK'nın "Kararların gerekçeli olması" başlıklı 34. maddesinin birinci fıkrasında;
"Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230. madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.”,
"Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar" başlıklı 230. maddesinde de;
"(1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:
a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.
b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.
c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanunu'nun 61 ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanun'un 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi.
d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.
(2) Beraat hükmünün gerekçesinde, 223. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hâllerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
(3) Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hâllerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
(4) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar veya hükmün verilmesi hâlinde bunun nedenleri gerekçede gösterilir.",
Hükümlerine yer verilmiştir.
Yüksek Ceza Genel Kurulunun 2003/7-223, 2003/239 ve 2004/4-23, 2004/38 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere;
Karar; sorun, gerekçe ve sonuç bölümlerinden oluşur. Sorun bölümünde, somut olay ile suçun işlenmesindeki özellikler ve suçun ne şekilde işlendiği açıklanmalı, gerekçe kısmında mevcut deliller irdelenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ, diğer bir söylemle neden bu sonuca varıldığı anlatılmalı ve hukuki nitelendirme yer almalıdır. Sonuç, hüküm kısmında ise 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 268. maddesi uyarınca, verilen kararın ne olduğu, uygulanan yasa maddeleri, hükmolunan ceza miktarı, kanun yollarına başvurmanın mümkün olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir.
Gerekçe/esbabı mucibe; tarafların esasa müessir iddia, savunma ve taleplerinin dinlendiğini, hangisinin hangi nedenle makbul addedilip üstün tutulduğunu, hangi beyan ya da delilin niçin kabul edilmediğini (AİHM Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/4/2007, §§ 84, 85, Boldea/Romanya, B. No: 19997/02, 15/2/2007, § 30; Hiro Balani/İspanya, B. No: 18064/91, 9/12/1994, § 27), bu cümleden olarak; maddi vakıanın kabulüne hangi delillere dayanılarak ulaşıldığını açıklamalıdır. Karar mahkûmiyete ilişkin ise; eylemin hangi suçu oluşturduğuna dair hukuki değerlendirmeler ile cezanın belirlenmesi ve kişiselleştirilmesine ilişkin kriterlerin, somut olaya özgü hangi olgusal temellere göre belirlendiğini gösterilmelidir.
Yargılama faaliyeti sonucunda ortaya çıkan vicdani kanaatin oluşum sürecinin in'ikâsı olan gerekçe; akla, bilime, hukuka ve dosya kapsamına uygun, tarafların ve kamuoyunun ikna ve güveni ile kanun yolu mahkemelerinin denetimine elverişli yeterlilikte (Hadjianastassiou/Yunanistan, B. No: 12945/87, 16/12/1992, § 33) olduğunu açıkça ortaya koymalı, gerek kendi içinde gerekse hüküm fıkrası ile çelişki oluşturacak ifade ve unsurlar barındırmamalıdır.
Nihayet bir cihette hükmün meşruiyetini tahkim eden hukuki ve edebi bir metin olması itibarıyla insan onuruna, mahkemenin mehabetine, hukuk biliminin gerekleri ile temel kavramların da özgün anlamları ile kullanıldığı Türkçenin belagat ve selasetine yaraşır bir üslupla kaleme alınmalıdır.
Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta, tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi, CMK'nın 289/1-9 ve CMUK'un 308/7. maddeleri uyarınca hukuka kesin aykırılık hâllerinden birini oluşturacaktır.
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
Yerel Mahkemece; sanık ...'ın, banka şubesinden veya tapu idaresinden para tahsil eden kişileri dışarıda bekleyen ve daha önceden anlaştığı sanıklar ... ve ...'e haber ederek onları yönlendirdiğinin, sanıkların Kasım 2009 ile Ocak 2010 tarihleri arasında sürekli ve disiplinli olarak,
planlı bir şekilde ve iş bölümü içinde davrandıklarının, birçok suçu işlemek için bir araya geldiklerinin, Pendik, Tuzla, Gebze ve Kadıköy ilçelerinde hırsızlık ve yağma suçlarını işlediklerinin, sanık ...'ın örgütü yönettiği belirtilerek buna ilişkin örnek Yargıtay kararı da eklemek suretiyle sanıklar arasında gevşek de olsa hiyerarşik bir bağ bulunduğunun ve belli bir suçu işlemek veya bir suç işlemek için değil devamlılık oluşturacak şekilde bir araya geldiklerinin ve sanıkların savunmalarının hangi nedenle kabul edilmediğinin açıklandığı, bu cümleden olarak;
maddi vakıanın kabulüne hangi delillere dayanılarak ulaşıldığına, eylemin hangi sebeple sabit olduğuna dair hukuki değerlendirmeler ile cezanın belirlenmesi ve kişiselleştirilmesine ilişkin kriterlerin somut olaya özgün olgusal temellere göre belirlendiğine, böylece vicdani kanaatin oluşum sürecinin, hukuka ve dosya kapsamına uygun olarak kararda ayrı ayrı gösterilmiş olmasına nazaran.
Yerel Mahkemenin sanıklar hakkındaki mahkûmiyet hükümlerine ilişkin gerekçesinin Anayasa'nın 141 ve CMK'nın 34, 230 ve 232. maddelerinde öngörülen şekilde yasal ve yeterli olduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabul edilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
VI. KARAR
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/121, K. 2025/270, 18 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama