Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2022/140 E. , 2025/55 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1-412 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık ...'ün katılan mağdure ...'e yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-b maddesi delaletiyle 103/1, 103
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2022/140 E. , 2025/55 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1-412 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık ...'ün katılan mağdure ...'e yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-b maddesi delaletiyle 103/1, 103/2, 103/3, 103/6, 43/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 18 yıl 9 ay hapis; katılan mağdure ...'e yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan aynı Kanun'un 103/1-b maddesi delaletiyle 103/1-1.cümle, 103/3-c, 43/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin İzmir 9.Ağır Ceza Mahkemesince verilen 25.01.2017 tarihli ve 144-15 sayılı hükümlere yönelik sanık müdafii ve katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesince 18.04.2017 tarih ve 1519-951 sayı ile sanığın katılan mağdure ...'e yönelik eylemi yönünden istinaf başvurusunun esastan, katılan mağdure ...'e yönelik eylemi yönünden ise istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, bu kararların sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 18.12.2018 tarih ve 6945-7592 sayı ile; "Mahkumiyetin dayanağı olan olan mağdure beyanlarının mahkemece alınmayarak soruşturma aşamasındaki beyanlarına atıfla yetinildiği, mağdurelerin yer, zaman ve mekan bildirmeyen soyut anlatımlarına dayanılarak hüküm kurulduğu bu suretle mahkumiyetin hangi temelde yapıldığının yeterince gerekçelendirilmediği, savunmanın öne sürdüğü itirazların hiçbiri dikkate alınmayarak hazır edilen savunma tanığının dahi dinlenmemesi neticesinde karar sonucunu etkileyecebilecek esaslı iddianın karşılanmadığı anlaşılmakla, öncelikle mağdurelerin mahkemece detaylı beyanlarının alınması, savunmanın iddia ve talepleri karşılanarak bu yöndeki eksikliklerin giderilmesi gerekirken AİHS'nin 6. , Anayasanın 36. maddesine aykırı olarak adil yargılanma ve savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle eksik araştırma ile hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 18.09.2019 tarih ve 345-1166 sayı ile; İzmir 9.Ağır Ceza Mahkemesince verilen hükümlerin kaldırılarak, sanığın katılan mağdure ...'e yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103/1-b maddesi delaletiyle 103/2, 103/3, 103/6, 43/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 18 yıl hapis; katılan mağdure ...'e yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan ise aynı Kanun'un 103/1-b maddesi delaletiyle 103/1-1.cümlesi, 103/3-c, 43, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba karar verilmiş, bu hükümlerin de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 11.11.2020 tarih ve 6787-4876 sayı ile; "Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurelerin yer, zaman ve mekan belirtmeyen ve hiçbir ayrıntı içermeyen soyut anlatımları ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise 17.03.2021 tarih ve 1-412 sayı ile bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükümlerin, sanık müdafii ve katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.09.2021 tarihli ve 62275 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 02.02.2022 tarih ve 25142-688 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın katılan mağdureler ... ve ...’e yönelik eylemlerinin sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Sanığın kardeşi olan katılan mağdurelerin amcaları olduğu, 17.02.2016 tarihli ... Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesince katılan mağdure ... hakkında düzenlenen rapora göre; hymenin anüler ve intakt olarak izlediği, anal bölgesinde ekimoz ve fissür olmayıp anal tonusun normal olduğu, 09.03.2016 tarihinde İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğünce katılan mağdure ... hakkında düzenlenen rapora göre; hymende eski veya yeni yırtığın olmadığı, parmakla yapılan penetrasyon durumunda hymende yırtık olmayabileceği, anal yoldan fiili livata eyleminin tıbbi delillerine rastlanmadığı, rıza, tehdit ve kayganlaştırıcı madde kullanımı durumunda ve geçen zamana bağlı olarak böyle bir bulgunun görülmeyebileceği, 16.12.2016 tarihinde Adli Tıp Kurumu Adli Tıp 6. İhtisas Kurulunca katılan mağdure ... hakkında düzenlenen rapora göre; olaydan kaynaklanmış travma sonrası stres bozukluğu tespit edildiği ve ruh sağlığının bozulduğu, 16.12.2016 tarihinde Adli Tıp Kurumu Adli Tıp 6. İhtisas Kurulunca katılan mağdure ... hakkında düzenlenen rapora göre; olaydan kaynaklanmış travma sonrası stres bozukluğu tespit edildiği ve ruh sağlığının bozulduğu, Anlaşılmaktadır. Katılan mağdure ... ...; 2014 yılına kadar ailesi ve amcası olan sanıkla birlikte aynı evde yaşadıklarını, 2011 yılında lise 1. sınıfa kaydını yaptırdığını ve henüz okulların açılmadığı bir tarihte, tahminine göre Eylül ayının ilk günlerinde babasının iş için il dışına gittiğini, annesinin evin birinci katında kardeşleri ile ilgilendiğini, bu sırada sanığın yattığı teras katına çıktığını, burada gördüğü sanığın, kıyafetlerinin üzerinden göğsünü ve cinsel organını eliyle sıktığını, sanığa direnerek yapmamasını söylediğini, sanığın ise bir daha yapmayacağını ve bu olayı babasına anlatmaması gerektiğini belirttiğini, devamında "Aynı şeyleri kardeşlerine de yaparım!" diyerek kendisini tehdit ettiğini, sonraki tarihlerde de eliyle vücudunun değişik yerlerini ve göğsünü sıkan sanığın, elini külodunun içerisine sokup parmağını cinsel organına soktuğunu, yaklaşık iki yıl süren bu olayların birçok kez tekrarlandığını, iki yılın ardından sanığın motosiklet ile kendisini ormanlık bir alana götürdüğünü, burada pantolon ve külodunu çıkardıktan sonra kendisini sırt üstü yere yatırdığını ve üzerine abandığını, korkudan gözlerini yumduğu için sanığın üzerindeki elbiseleri çıkarıp çıkarmadığını görmediğini, ancak cinsel organına bir cisim sokulduğunu hissettiğini, bir acı duymadığını, sanığın bu şekilde sık sık kendisini ormana götürüp benzer eylemlerde bulunduğunu, bundan iki yıl kadar önce sanığın evden ayrıldığını ve başka bir ev kiralayıp orada yaşamaya başladığını, bir yıl kadar önce de kendisini bu eve çağırdığını, pantolon ve külodunu çıkararak kendisini koltuğa yatırdığını, karşı koymaya çalıştığı sanığın “Gitmeyeceksin, yoksa aramızda geçen olayları babana anlatırım!” diyerek kendisini tehdit ettiğini, daha sonra sanığın ağzıyla cinsel organını emdiğini, sanığın sürekli olarak uyuşturucu kullandığını ve genelde uyuşturucu madde aldığı zamanlarda bu eylemleri gerçekleştirdiğini, kendisini sürekli tehdit ettiği için bu durumu ailesine anlatamadığını, beş ay kadar önce bu olayları kardeşi katılan mağdure ...’ye anlattığını, ...'nin ağlamaya başladığını, sanığın kendisine de bu tür eylemlerde bulunmak istediğini, ancak karşı koyduğu için bir şey yapamadığını söylediğini, psikolojisi bozulduğu için annesinin kendisini psikoloğa götürmek istediğini, doktora gitmeden önce sanığın kendisine yönelik eylemlerini annesine anlattığını, Katılan mağdure ... ... soruşturma evresinde ve ilk derece yargılamasında; amcası olan sanığın ve kendi ailesinin 2014 yılına kadar birlikte aynı evde yaşadıklarını, 2012 yılında lise 1. sınıfa kayıt olduğu ve tüm ailesinin düğüne gittiği bir dönemde evde yalnız kaldığını, sanığın evin terasında bulunduğunu, o gün saat 21.00 sıralarında sanığın terastan aşağı inerek yanına geldiğini, birlikte yemek yediklerini, daha sonra terasa birlikte çıktıklarını, burada televizyon izlemeye başladıklarını, yatakta bulundukları sırada sanığın tişört ve sütyeninin içerisine elini sokarak göğüslerini okşayıp sıktığını, bunun üzerine sanığın karın boşluğuna dirseğiyle vurarak “Sen ne yapıyorsun?” diye bağırdığını, sanığın böylelikle eylemine son verdiğini, hemen sanığın yanından kalkarak evin birinci katına gidip içeriden kapıyı kilitlediğini, bu olaydan yaklaşık bir ay sonra evde yalnız bulunduğu bir sırada sanığın eve geldiğini, sanığa kapıyı açtıktan sonra televizyon seyretmek için salona gittiğini, ardından gelen sanığın bir süre sonra “Gel senin belini ovayım.” dediğini, “Ben istemiyorum.” şeklinde cevap vermesine rağmen sanığın yanına gelerek kendisini yere doğru iteklediğini, yüzü koyun yere düşmesi üzerine sanığın, beline oturarak sırtını ve omuzlarını okşamaya başladığını, kendisini bırakması için bağırmasına rağmen sanığın eylemlerine devam ettiğini, üç dört dakika bu şekilde sırtını, belini ve karnını eliyle okşadığını, var gücüyle ittiği sanığın yere düştüğünü, böylelikle evden çıkıp komşularına gidebildiğini, sanığın sürekli uyuşturucu madde kullandığını, ondan korktuğu için bu olayları ailesine anlatamadığını, yaklaşık beş ay önce ablası olan katılan mağdure ...'ün, sanığın kendisine cinsel eylemlerde bulunduğunu anlatması üzerine ağlayarak kendi yaşadıklarını da ona anlattığını, bölge adliye mahkemesinde; bu konuda daha önceden ifade verdiğini ve o ifadesinin doğru olduğunu, katılan mağdure ... ile konuşup onun da aynı olaylara maruz kaldığını öğrenince birlikte olayı anneleri katılan ...'ye anlattıklarını, sanığın kendisine yönelik ilk cinsel eylemlerinin ardından bir pazar günü evde sanıkla yalnız oldukları bir vakitte karnının ağrıdığını söylediğini, sanığın “İstersen karnına masaj yapayım.” dediğini, sanığın bu teklifini kabul ettiğini ve tişörtünü karın bölgesinin üst tarafına doğru çektiğini, sanığın, göbek bölgesini ovalayarak kendisine masaj yapmaya başladığını, daha sonra elini göğsünün olduğu kısma götürdüğünü, itmesine karşın sanığın elini göğsüne bastırmaya devam ettiğini, devamında külodunun altından cinsel organına dokunmaya başladığını, sanığın elinden kurtulup dışarı kaçtığını, 10. sınıfa başladığında babasıyla sanık arasında yaşanan bir kavga nedeniyle sanığın başka bir eve geçtiğini, ne kadar süre geçtiğini hatırlayamadığını ancak bir gün ablası katılan mağdure ... ile kavga ettiklerini ve babasının kendilerini evden kovduğunu, kalacak başka bir yerleri olmadığından sanığın evinde bir ay kadar kaldıklarını, Katılan ... ... aşamalarda; kızları olan katılan mağdurelerden ...'ün yirmi gün kadar önce “Anne, sana bir şey anlatacağım.” dediğini ancak sonra vazgeçtiğini, bunun üzerine ...'ü konuyu anlatması için sıkıştırdığını, katılan mağdure ...'ün sanık tarafından elle taciz edildiğini ve kendisini "Diğer kardeşlerine ve annene de yaparım!" diyerek tehdit eden sanıktan korktuğu için bu tacizlere ses çıkaramadığını belirttiğini, katılan mağdure ...'e “Kızım başka bir şey yaptı mı?” diye sorduğunda ...'ün tıkanıp kaldığını, sonrasında katılan mağdure ...'nin "Anne sanık beni de eliyle bir kaç kez taciz etti." dediğini, bu zamana kadar eşinin kardeşi olan sanığın kötü bir davranışını görmediğini ve kendisinden şüphelenmediğini, Tanıklar ... ve ... bölge adliye mahkemesinde; sanığın böyle bir şey yapabileceğini düşünmediklerini, sanığa ölen babasından kalan maaş kesildikten sonra katılan mağdurelerin babaları olan...ve eşi olan katılanın sanıktan kurtulmak için böyle bir iftirada bulunduklarını, Beyan etmişlerdir. Sanık ... soruşturma evresinde; suçlamaları kabul etmediğini, altı aylıkken belden aşağı kısmına çay döküldüğünü ve cinsel bölgesinin yandığını, bu nedenle neredeyse hiç cinsel arzusunun bulunmadığını, katılan mağdurelerin babası olan abisi ... ... ile alacak verecek meselesinden dolayı tartıştıklarını bir dönem uyuşturucu kullandığını, cinsel arzularının olmadığına yönelik rapor alınabileceğini, 11.05.2016 tarihinde mahkemede; 2011 yılının son aylarında katılan mağdure ...'ün, anneannesinin evinden altın çaldığını ve kendisine bu olaylardan anne ve babasının haberinin olması hâlinde cinsel saldırıda bulunduğu iftirasında bulunacağını söylediğini, bu söz üzerine birlikte kaldıkları evden kendisinin ayrıldığını, kendisinin doğumundan bu yana cinsel istek duymadığını, katılan mağdurelerin babası...ile yaşanan bir tartışma sonucunda yaralandığını, bunun üzerine katılan mağdure ...'ün hırsızlık olayının ortaya çıkacağından korkarak kendisine iftira attığını, katılan mağdure ...'yi pire ısırdığı için sırtına kolonya sürdüğünü, başkaca bir eyleminin olmadığını, 09. 11. 2016 tarihinde mahkemede ve bölge adliye mahkemesinde; yeğenleri olan katılan mağdurelerin babalarının şiddetinden dolayı evden kaçtıklarını, onları arayarak bulduğunu, polisin katılan mağdureleri kendisine teslim ettiğini, buna ilişkin tutanakların mahkemece istenmesi gerektiğini savunmuştur. IV. GEREKÇE Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’nin 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Herşeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı). Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmına gözetilip diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Katılan mağdurelerin 2011-2014 yılları arasında aynı evde kaldıkları öz amcaları olan sanık tarafından birden fazla kez cinsel istismara uğradıkları kabul edilen olayda; Olayın adli mercilere intikalinin katılan mağdure ...'e yönelik son eylemden bir yıl sonra gerçekleşmesi, katılan mağdure ...'nin 04.07.2019 tarihli bölge adliye mahkemesi duruşmasında belirttiği üzere iddia edilen cinsel istismar olaylarından sonra diğer katılan mağdureyle birlikte evlerinden ayrılan sanığın evinde bir ay süreyle kalmış olmalarının genel hayat tecrübelerine uygun olmaması, katılan mağdure ...'nin ilk derece yargılmasındaki beyanında, yaşanan ikinci olayda sanığın masaj yapma teklifini kabul etmediğini belirtmesine karşın 14.07.2019 tarihli bölge adliye mahkemesi duruşmasında sanığın "Karnına masaj yapayım mı?" şeklindeki teklifini kabul ettiğini belirtmek suretiyle çelişkiye düşmesi, sanığın katılan mağdurelerin babaları olan abisiyle tartışmalarından kaynaklanan husumet sebebiyle iftiraya maruz kaldığı iddiasının tanıklarca doğrulanması ve tüm aşamalarda katılan mağdurelere yönelik cinsel istismarda bulunmadığı yönündeki savunmalarının aksinin kanıtlanamaması hususları hep birlikte değerlendirildiğinde; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığın müsnet suçları işlediği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçlardan beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararına konu mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına karar verilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1 İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 17.03.2021 tarihli ve 1-412 sayılı direnme kararına konu hükümlerinin, sanığın katılan mağdureler ... ve ...’e yönelik eylemlerinin sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.02.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.