İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2022/165 Karar: 2025/466 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2022/165 K.2025/466

Ceza Genel Kurulu 2022/165 E. , 2025/466 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 84-159 I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/2, 103/3, 103/6, 43/1, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 15 yıl hapis

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2022/165 E. , 2025/466 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 84-159 I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/2, 103/3, 103/6, 43/1, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 15 yıl hapis

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2022/165 E. , 2025/466 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 84-159 I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/2, 103/3, 103/6, 43/1, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 19.03.2018 tarihli ve 23-63 sayılı resen de istinafa tabi hükmün, katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesince 26.06.2018 tarih ve 1511-1312 sayı ile; "...mahkemece açılan davada iddia, savunma ve delillerle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği hâlde, iddianamede açıklanmayan ve davaya konu edilmeyen bu eylemden dolayı usulüne uygun dava açılması sağlanıp bu dava dosyası ile birleştirilerek sanığın hukuki durumunun tayini gerektiği hâlde, açılmayan bir davadan karar verilmek suretiyle Anayasanın 90, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılamayı düzenleyen 6 ve 5271 sayılı CMK'nın 2 25... /1-d ve h maddelerine muhalefet edilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Dosyanın gönderildiği İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesince sanık hakkındaki dava 2019/322 esas sırasına kaydedilmiş, 19.07.2018 tarihli tensip zaptında bozma kararı doğrultusunda katılan mağdure yönünden İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulmuş, anılan Mahkemenin 18.03.2019 tarihli ve 74-180 sayılı kararı ile de sanık hakkında bu doğrultuda tanzim edilen iddianame üzerine açılan 2019/74 esas sayılı davanın, aralarında hukuki ve fiili bağlantı olduğu gerekçesi ile 2019/322 esas sayılı dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Bozma üzerine yargılama yapan İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesince 08.05.2019 tarih ve 322-251 sayı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103/2, 103/3, 103/6, 43/1, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin kurulan resen de istinafa tabi hükme yönelik katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili ve sanık müdafii tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 08.11.2019 tarih ve 2072-183 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın da katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili ve sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 08.03.2021 tarih ve 2691-1899 sayı ile; "...Suç tarihi dönem itibarıyla on yaşından küçük olan mağdurenin aşamalarda değişen çelişkili ifadeleri, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkûmiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi,'' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 02.06.2021 tarih ve 84-159 sayı ile; "...sanık hakkında yine mahkememizce sanığın diğer torunları olan ..., ... ve ...'a yönelik cinsel istismar eylemleri nedeniyle yapılan yargılamalar neticesinde eylemleri sabit görülerek mahkumiyet hükümleri verildiği ve bu hükümlerin Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu davaların da aynı delillere dayandığı, dosyamız mağduresi ile sanığın diğer torunları olan mağdurelerin beyanlarının birbirleriyle örtüştüğü, mağdurenin aşamalardaki beyanlarının çelişkili olmadığı, eylemin sabit olduğu kanaatine varıldığı," şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.10.2021 tarihli ve 111891 sayılı onama istekli tebliğnamesiyle dosya kararına direnilen Daireye gönderilmiş, inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 16.02.2022 tarih ve 25893-1329 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU İlk Derece Mahkemesince sanığın inceleme dışı katılan mağdureler ... ve ...'a yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı, ...'a yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçlarından mahkûmiyetine ilişkin hükümlerin istinaf edilmesi üzerine istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararın Özel Dairece onanmasına karar verilmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme sanık hakkında katılan mağdure ...’a yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın katılan mağdureye yönelik çocuğun cinsel istismarı eylemlerinin sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Katılan mağdure hakkında düzenlenen adli görüşme raporunda; yaşadıklarından utanması ve olayın aile içinde olması nedeniyle dokunmaları ayrıntılı olarak konuşmak istemediğinin, bu nedenle de sanığın dokunmalarını hafifleterek anlattığının, ayrıntılara girmediğinin belirtildiği, Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 23.12.2016 tarihli raporuna göre; duygu durumun ve duygulanımın depresif olduğu, gelecek kaygısı ve insanlara güvenmeme hissi bulunduğu, ders başarısında düşme, sinirlenmeler, olayları ara ara hatırlamalar ve ağlamalar yaşadığı, sonuç olarak; özellikle olayın açığa çıktığı dönem sonrasında depresyon tanısı konulduğu tıbbi kanaatine varıldığı, Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunca katılan mağdure hakkında düzenlenen 12.04.2017 tarihli raporda; Eylül 2010-2016 tarihleri arasında mağduru bulunduğu olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunun, mağduru bulunduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağı ve fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olamayacağının mütalaa edildiği, Katılan mağdurenin çocuk izlem merkezinde alınan ifade görüntüsünün izlenmesinde; görüntünün sekizinci dakikasının yirminci saniyesinde adli görüşmeci tarafından sorulması üzerine; kakasını yaptığı deliğe sanığın dokunmadığını, dokuzuncu dakikasının elli birinci saniyesinde poposuna dokunmadığını, onuncu dakikasının on beş-elli beşinci saniyeleri arasında, salonda oturduğunda kucağına oturttuğunu, eliyle kıyafetinin altından sırtını okşadığını, poposuna kadar indiğini ancak poposuna dokunmadığını belirttiği, Anlaşılmaktadır. Katılan mağdure Çocuk İzlem Merkezinde; ilk kez altı yaşlarındayken babaannesinin odasında yatakta uyurken dedesi sanığın odaya geldiğini, bu sırada babaannesinin diğer odada olduğunu, önce bacaklarına okşar gibi dokunduğunu, sonra iç çamaşırlarını çıkarmaya başladığını, diz kapaklarına kadar sıyırdıktan sonra eliyle özel bölgelerine dokunduğunu, özel bölgesine eliyle sıkacak ve parmaklarını gezdirecek şekilde, poposuna ise sıkacak şekilde dokunduğunu, "Babaanneme gideyim." dediğinde "Sus!" dediğini, bunlar yaşanırken sanığın kıyafetlerinin üzerinde olduğunu, ikinci kez dokunmasının ise 7-7,5 yaşlarındayken babasının odasında gerçekleştiğini, o olayda da önceki eylemine ek olarak özel bölgesini yaladığını, o tarihten sonra dedesinden hep uzak durduğunu, bu iki dokunmasının dışında sanığın kendisine benzer şekilde dokunmasının olmadığını, ayrıca salonda tek başına otururken yanına çağırıp kucağına oturttuğunu, elbiselerinin içinden sırtını ovduğunu, mahkemede; sanığın yedi yaşından başlamak üzere aralıklarla kendisine yönelik cinsel davranışlarda bulunduğunu, en son davranışını dördüncü sınıftayken gerçekleştirdiğini, dördüncü sınıfta taşındıklarını, bu tarihten sonra da kendisine bir şey yapamadığını, bir defasında poposuna parmağını soktuğunu, acı hissettiğini, o tarihte küçük olması ve korkması nedeniyle kimseye bir şey anlatamadığını, sanığın kendisine altı-yedi yaşlarındayken ilk davranışlarını gerçekleştirdiğini, son davranışını ise kendisi on yaşındayken yaptığını, aradan geçen üç-dört yıl içinde de birçok kez bu davranışını tekrarladığını, yani kendisine yönelik eylemleri dört beş kez gerçekleştirdiğini, Katılan ... kollukta; eşiyle dört yıldır ayrı yaşadıklarını, bir yıl önce boşandıklarını, katılan mağdurenin kendisiyle kaldığını ancak zaman zaman da babasının yanında kaldığını, son bir yıldır ise babasının yanına gitmek istemediğini, bu zamana kadar katılan mağdurenin kendisine bir şey aksettirmediğini, bugün katılan mağdureyi telefonla aradığında katılan mağdurenin babasını görmek için gittiği zamanlarda evde yalnız kaldıkları sıralarda dedesi olan sanığın, kıyafetlerini tamamen çıkardığını, göğüslerini okşadığını, cinsel bölgelerine eliyle dokunduğunu, göğüslerini ve cinsel bölgelerini öptüğünü, bunları yedi yaşından bu yana zaman zaman yaptığını anlattığını, katılan mağdureyle detaylı görüşme imkânının olmadığını, mahkemede; eşinden iki yıl önce ayrıldığını, evlerin birlikte anlaşılarak paylaşıldığını, sanığın da haberinin olduğunu, İnceleme dışı katılan ...; kızı olan inceleme dışı katılan mağdure ...'nın, sanığın kendisine ve diğer inceleme dışı katılan mağdureler ile katılan mağdureye yönelik eylemlerini anlatması üzerine, bu durumu onların ailelerine de bildirdiğini, kızının aktardıklarını diğer inceleme dışı katılan mağdureler ile katılan mağdurenin de doğruladıklarını, Tanık ... kollukta; sanığın eşi, katılan mağdurenin ise babaannesi olduğunu, öncesinde olayla ilgili bir bilgisinin olmadığını, inceleme dışı katılan mağdureler ve katılan mağdureyi sanıkla birlikte uygunsuz bir durumda görmediğini ancak birçok kez hatırlamadığı zamanlarda sanıkla aynı odada yalnız kaldıklarını gördüğünü, sık sık kendilerinin yanında da dede-torun ilişkisi gibi sanığın torunlarını yanaktan öpüp sarıldığını, hiçbir zaman aklına kötü bir şey gelmediğini, mahkemede; oğulları ile sanık arasında herhangi bir anlaşmazlık bulunmadığını, tapuların çocuklarına verilmesinden sanığın da haberinin olduğunu, Tanık ... mahkemede; katılan mağdurenin babası, sanığın ise oğlu olduğunu, sanığın böyle bir şey yapmayacağını, meselenin özünde taşınmaz olduğunu, boşandığı katılan ...'in sanığa "... bey sana öyle bir oyun yaparım ki aklın şaşar!" şeklindeki sözünü de duyduğunu, Tanıklar ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in mahkemede; bir kısım tanıkların sanıkla yeğen, üvey baba, amca gibi yakın akraba olduklarını ve sanığın inceleme dışı katılan mağdureler ve katılan mağdureye yönelik cinsel eylemlerde bulunduğuna inanmadıklarını, böyle bir eyleme tanık olmadıklarını, ayrıca tanık ...'nin; katılan ...'in "O bizim kayınpederimiz, canımız isterse dışarı çıkarırız." dediğini, tanık ...'nin katılan ...'in yeğeni tanık ...'tan boşandıktan sonra bir ara yanına gelip "...'e öyle bir iftira atarım ki üstümü başımı yırtar, ... saldırdı derim. Cezaevinde çürütürüm. Yapacağım proje var. Şeytanın bile aklına gelmez!" dediğini, ayrıca telefonuna katılan ...'in "Amca kendimi zor durduruyorum, ...'ın kızını arayıp her şeyi yaptın, ihale bana kaldı diyeceğim." şeklinde mesaj gönderdiğini, tanık ...'un; katılan ...'in "... Bey bu daha burda bitmedi, sana öyle bir oyun oynayacağım ki şeytanın bile aklına gelmez!" şeklinde sözler söylediğini, boşanmayı sanıktan bildiğini, tanık ...'in; bir etkinlik için sanığın ağabeyi tanık ...'nin yanına gittiğini, orada bir kadının telaşlı bir şekilde gelip "Amca ben ...'ın başına öyle bir iş açacağım ki şeytanın bile aklına gelmeyecek iş yapacağım!" dediğini, telaşlı ve heyecanlı bir şekilde konuştuğunu, oradan ayrılmak istediğinde hâlâ konuştuğunu, Beyan etmişlerdir. Sanık; katılan mağdureye ve inceleme dışı katılan mağdurelere sadece bir dede olarak sevgi gösterip onlarla oynayıp onları öptüğünü, hakkında neden böyle bir suçlamada bulunduklarını bilmediğini, çocuklarıyla arasında tapu nedeniyle anlaşmazlık bulunduğunu, tanık ...'yi sıkıştırıp tapuları geri istediğini, bu nedenle kendisine iftira atıldığını, ayrıca katılan ...'in kendisini çağırarak oğlu tanık ...'tan ayrılacağını söylediğini, ona "Kızım yapmayın, etmeyin!" dediğini ancak boşandıklarını, daha sonra da bu mevzuların ortaya çıktığını, birleşen dosyada mahkemede; eşi tanık ... ile tartışmaya başlayınca torunlarının ellerinde meyve bıçaklarıyla önüne geçip babaannelerine kötü davrandığı takdirde kendisini bıçaklayacaklarını söylediklerini, erkek kardeşinin yanına katılan ...'in giderek "Ben ağabeyine öyle bir oyun oynayacağım ki şeytan bile işin içinden çıkamayacak!" dediğini, "Üstümü başımı parçalayacağım, bana tecavüz etmeye kalktı diyeceğim!" dediğini, bunlardan sonuç alamayınca, böyle bir yola başvurduklarını, katılan ...'in, kardeşi tanık ...'ye "Dayımın o...pu kızı bu oyunu oynadı, bizi öne sürdü, sonra kendisi kenara çekiliverdi." şeklinde mesaj çektiğini, kastettiği kişinin okuldan çocukları alan Süheyla olduğunu savunmuştur. IV. GEREKÇE A- İlgili Mevzuat ve Doktrinde Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS'ın 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkânı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey, aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Her şeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK'nın 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı kararı). Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK'nın 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı kararı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. B- Hukuki Değerlendirme Sanığın, cinsel organını ve vücudunun diğer yerlerini okşayıp sıkmak ve anüsüne parmağını sokmak suretiyle katılan mağdureye yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği Derece Mahkemelerince kabul edilen olayda; Olayın inceleme dışı katılan mağdure ...'nın sanığın kendisine ve diğer inceleme dışı katılan mağdurelere yönelik eylemlerini anlatması üzerine doğal bir seyir izleyerek adli mercilere intikal etmesi, 23.12.2016 tarihli raporda katılan mağdurede gelecek kaygısı ve insanlara güvenmeme, ders başarısında düşme, sinirlenmeler, olayları ara ara hatırlamalar ve ağlamalar yaşama şeklinde duygu değişiklikleri görüldüğünün belirtilmesi, Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunun raporunda, katılan mağdurenin olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğuna yer verilmesi, katılan mağdurenin aşamalarda istikrarlı bir şekilde sanığın farklı zamanlarda kendisine yönelik cinsel eylemlerde bulunduğunu açıklaması, adli görüşme raporunda, katılan mağdurenin yaşadıklarından utanması ve olayın aile içinde olması nedeniyle olayları ayrıntılı olarak konuşmak istemediğinin, bu nedenle de sanığın dokunmalarını hafifleterek anlattığının öne sürülmesi, katılan ...'in, katılan mağdurenin son bir yıldır sanıkla aynı evde yaşayan babasının yanına gitmek istemediğini ifade etmesi, sanık her ne kadar kovuşturma aşamasında önce çocuklarıyla arasında yaşanan tapu ihtilafı nedeniyle, daha sonra katılan ...'in kendisine iftira atacağı yönünde tehditte bulunduğunu savunmuş ise de kollukta ve sorguda hakkında neden böyle bir suçlamada bulunulduğunu bilmediğini ileri sürerek çelişkiye düşmesi, kaldı ki olayın adli mercilere intikal etmesini inceleme dışı katılan mağdure ...'nın ailesinin sağlaması, görgüye dayalı bir bilgiye sahip olmayan bir kısım tanıkların sanığın böyle bir eylem gerçekleştireceğine inanmadıklarına ilişkin beyanlarının öznel değerlendirme niteliği taşıması itibarıyla ancak somut delillerle desteklenmesi hâlinde itibar edilebilecek olması hususları bir bütün olarak göz önüne alındığında, sanığın katılan mağdureye yönelik çocuğun cinsel istismarı eylemlerinin sabit olduğu kabul edilmelidir. Ancak katılan mağdure Çocuk İzlem Merkezindeki ifade görüntüsünde adli görüşmeci tarafından sorulması üzerine; anüsüne sanığın dokunmadığını ifade etmesi ve sanığın katılan mağdurenin vücuduna bir organ veya cisim ithal edildiğine yönelik tıbbi bir delilin bulunmaması karşısında katılan mağdurenin ifadesinde ortaya çıkan bu çelişkinin suç vasfı yönünden in dubio pro reo şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanık lehine değerlendirilmesi gerekmektedir. Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığın katılan mağdureye yönelik çocuğun cinsel istismarı eylemlerinin sabit olmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 02.06.2021 tarihli ve 84-159 sayılı sanığın katılan mağdureye yönelik çocuğun cinsel istismarı eylemlerinin sabit olduğuna ilişkin direnme kararına konu hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA, 2- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla