İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2022/143 Karar: 2025/429 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2022/143 K.2025/429

Ceza Genel Kurulu 2022/143 E. , 2025/429 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 23-103 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın teşebbüs aşamasında kalan nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/2, 102/3-d, 35, 102/5, 62/1, 53... . maddeleri uyarınc

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2022/143 E. , 2025/429 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 23-103 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın teşebbüs aşamasında kalan nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/2, 102/3-d, 35, 102/5, 62/1, 53... . maddeleri uyarınc

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2022/143 E. , 2025/429 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 23-103 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın teşebbüs aşamasında kalan nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/2, 102/3-d, 35, 102/5, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.02.2014 tarihli ve 387-36 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 23.12.2020 tarih ve 9806-6252 sayı ile; "Olayın intikal şekli ve zamanı, dinlenen tanıklar ile mağdurenin aşamalardaki gerek birbirleriyle gerekse kendi içlerinde çelişkili beyanları, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Yerel Mahkeme ise 01.04.2021 tarih ve 23-103 sayı ile; "...Her ne kadar Tanık ...' sanığın olay tarihinde sabahtan geceye kadar kendisi ile beraber olduğunu beyan etmiş ise de; sanığa ait telefon kayıtları incelendiğinde sanığın olay günü Karabağlar, Gaziemir ve saat 16.40 civarında da Güzelbahçe'den baz aldığı, tanığın beyanında iddia ettiği gibi Kemalpaşa'dan hiç baz almadığı, ayrıca olayın üzerinden bunca zaman geçmesinden sonra tanığın arkadaşı ile beraber geçirdiği bir günü bu şekilde hatırlamasını da hayatın olağan akışına aykırı olduğu, tanığın beyanının sanığı suç ve cezadan kurtarmaya yönelik gerçek dışı beyanlar olduğu kanaatine varılmış ve beyanlara itibar edilmemiş, Mağdure beyanı, mağdurenin aynı evde birlikte yaşadığı çocuğu ...'nın beyanı ve ara sıra mağdure ile aynı evde yaşadığı tanık ...'ün beyanları üstün tutulmuş, Her ne kadar mağdure olayın hemen arkasından şikâyetçi olmayıp 09.09.2011 olayın üzerinden yaklaşık iki ay kadar sonra şikâyetçi olmuş ise de; mağdurenin ilk başta şikâyetçi olmamasını sanığın kendisine ve yakın çevresine yönelik tehditlerini ve eylemlerini devam ettirmesi olarak açıklaması, ilk başta namusuna yönelik bir eylemin açığa çıkmasını istememesinin hayatın olağan akışına uygun olması sebebiyle bu husus eylemin gerçekleşmediğine yönelik bir delil olarak kabul edilmemiş, Olayın delili olan mağdure beyan, mağdurenin çocuğu ...'nın beyanı ve tanık ...'ün beyanı, mağdure hakkında düzenlenen rapor hep birlikte değerlendirildiğinde suçun işlendiği ile ilgili olarak herhangi bir şüphe olmadığı, beyanların tutarlı ve birbirini doğrular nitelikte olduğu, buna göre eylemin sabit olduğu kanaatine varıldığından mahkememizin ilk kararında direnilmesi gerektiği kanaatine varılmış, Sanığın eylemine uyan yasa maddelerinde suç tarihinden sonra değişiklikler yapıldığı, suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan düzenlemeye göre mağdurenin eylem sebebiyle ruh sağlığının bozulması nedeniyle sanık hakkında TCK'nın 102/5 maddesi hükümlerinin de uygulanması gerekeceği ancak suç tarihinden sonra yapılan değişiklikler ile TCK'nın 102/5 maddesindeki mağdurun beden ve ruh sağlığının bozulmasına ilişkin artırım düzenlemesinin kaldırıldığı, buna göre;..., ...6545 sayılı yasa ile yapılan değişikliklerden sonraki yasa hükümlerinin sanığın lehine olduğu anlaşıldığı,'' şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek, sanığın lehine olan TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 102/2, 102/3-d, 35/2, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafii ve Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.11.2021 tarihli ve 118418 sayılı red ve onama istekli tebliğnamesiyle dosya, CMK'nın 307. maddesi uyarınca Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 22.06.2021 tarihli ve 196 sayılı kararı ile kararına direnilen Yargıtay 14.Ceza Dairesinin kapatılması nedeniyle aynı karar uyarınca bu Daireye ait işlerin devredildiği Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmiş, inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 08.02.2022 tarih ve 27140-1007 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN Direnmenin kapsamına göre inceleme, sanık hakkında cinsel saldırı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen teşebbüs aşamasında kalan nitelikli cinsel saldırı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Yerel Mahkeme kararının yeni hüküm niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. III. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER Cinsel saldırı suçundan cezalandırılması istemiyle açılan ve isnada konu eylem sebebiyle katılan mağdurun ruh sağlığının bozulduğundan bahisle verilen İzmir 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.10.2012 tarihli ve 611-1932 sayılı görevsizlik kararına müsteniden yapılan yargılama neticesinde; sanığın cinsel saldırıya teşebbüs suçundan, TCK’nın 102/2, 102/3-d, 35, 102/5, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Yerel Mahkemece 20.02.2014 tarih ve 387-36 sayı ile kurulan hükümlerin temyiz edilmesi üzerine sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına dair Özel Daire kararına; suçun sübut bulduğu gerekçesiyle, ancak bu defa sanık hakkında lehe olan TCK’nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 102/2, 102/3-d, 35/2, 62/1 ve 53. maddelerinin de tatbiki cihetiyle 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmek suretiyle, Yerel Mahkemece 01.04.2021 tarih ve 23-103 sayı ile direnme kararının verildiği anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE A. Ön Sorun Konusuna İlişkin Açıklamalar Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi; a) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak, b) Bozma kararında tartışılması gerektiği belirtilen hususları tartışmak, c) Bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme ya da toplanan yeni delillere dayanmak, d) Önceki kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak, Suretiyle verilen hüküm, direnme kararı olmayıp yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi hâlinde ise incelemenin Yargıtayın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekmektedir. B. Somut Olayda Ön Soruna İlişkin Değerlendirme Özel Dairece mahkûmiyet hükmünün bozulmasından sonra, Yerel Mahkemece 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklere istinaden lehe kanun değerlendirmesi yapmak, hüküm fıkralarını değiştirmek ve evvelki hükümden farklı bir cezaya hükmetmek; keza Yargıtay bozma ilamında yer alan hususları daha önceki kararda yer almayan mülahazalara müsteniden değişik ve genişletilmiş gerekçelerle tartışmak suretiyle verdiği hüküm, direnme kararı niteliğinde değildir. Özel Dairenin temyiz denetiminden geçmeyen bu yeni hükmün doğrudan Ceza Genel Kurulunca ele alınması mümkün olmadığından, dosyanın inceleme yapılmak üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir. Ulaşılan sonuç karşısında asıl uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.04.2021 tarihli ve 23-103 sayılı kararı yeni hüküm niteliğinde olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.10.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla