İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2022/359 Karar: 2025/420 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2022/359 K.2025/420

Ceza Genel Kurulu 2022/359 E. , 2025/420 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 244-395 I. HUKUKÎ SÜREÇ Nitelikli cinsel saldırı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/2, 62, 53... . maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, ha

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2022/359 E. , 2025/420 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 244-395 I. HUKUKÎ SÜREÇ Nitelikli cinsel saldırı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/2, 62, 53... . maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, ha

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2022/359 E. , 2025/420 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 244-395 I. HUKUKÎ SÜREÇ Nitelikli cinsel saldırı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/2, 62, 53... . maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 18.03.2019 tarihli ve 335-111 sayılı hükmün, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince 14.06.2019 tarih ve 1516-1064 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın da sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 29.04.2021 tarih ve 3258-3390 sayı ile; "…Mağdurenin kovuşturma evresinde sunduğu 18.09.2019 tarihli dilekçe içeriği ile aşamalardaki çelişkili beyanları, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkûmiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesi, 04.10.2021 tarih ve 244-395 sayı ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Bu hükmün de sanık müdafii ile katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.12.2021 tarihli ve 140115 sayılı bozma istekli tebliğnamesiyle dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 26.05.2022 tarih ve 495-4974 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen nitelikli cinsel saldırı suçunun yasal unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 25.06.2018 tarihinde Aksu Polis Merkezi Amirliğine müracaat eden mağdurun; ... (ok.ru) isimli web sitesi üzerinden ofis temizliği için anlaştığı sanık tarafından, 24.06.2018 tarihinde araçla temizlik yapılacak ofise götürüldüğü sırada aracı ıssız bir yerde durduran sanığın, cinsel ilişkiyi kabul etmemesi durumunda yanlarında bulunan kızını kaçıracağını söyleyip korkutmak suretiyle araç içerisinde kendisine tecavüz ettiğini beyan ederek şikâyetçi olduğu ve sanık hakkındaki soruşturmanın bu şekilde başladığı, Mağdurun, şikâyeti sırasında kolluk görevlilerine rızasıyla teslim ettiği telefonundan erişilen ok.ru isimli web sitesi hesabında kayıtlı sanık ile mağdur arasındaki mesajlaşmaların; "23 Haz Başka çağıran olursa (18.18) Da çikmadi (18.18) Belki kocan gelirse onunla vakit gecirirsin (18.24) 24 Haz Sabah erkin habar ed una gore gelm geç olmasın yok Velma dersan san bilyon (00.39) Oy kullandıktan sonra (00.41) Oyu kacda kollanyon (00.42) Sonra gelir alirim (00.52) Değişiklik olmazsa (00.52) Zaten o tarafta fideciye ugrayacam (00.53) Senide alirim (00.53) Tamam yarın habarlaşrz (00.54) Ev de olur (00.59) Sadeca ofis ucn 200 TL (01.01) 2 si olursa fazla para olur (01.07) Banca ban arkadaşla gelm acala yoperz ikkisiyada yetsrz (01.11) 2 kişi olursa cabuk olr (01.11) Gerek yok bence (01.20) 2 kisiye (01.20) Yok turk (01.21) Yan komsu (01.21) Haber edeyim (01.22) 2 temizlikçi olmaz (01.22) Sen istemiyorsan o gelir (01.22) Kim (01.24) Bakarsa (01.25) Yok banla gelyo u kalmaz (01.26) Haber ederim (01.28) Gunaydin (08.17) Uyandinmi (08.40) Gelirim birazdan (08.59) Hadi goruşurz (09.01) Tamam mi (09.01) 15 dk hazır ol (09.04) Cik (09.15)" şeklinde olduğu, Sanığın telefonundan elde edilmiş imaj dosyasının yer aldığı CD’nin incelenmesi sonucunda hazırlanan 14.12.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre; imaj dosyasında yer alan sanığın telefonuna ait arama/aranma ve SMS geçmişinin incelenmesinde; mağdurun iletişim numarası olarak belirttiği 0554 … .. 36 GSM numaralı hat ile yapılmış herhangi bir arama/aranma kaydının ve SMS trafiğinin mevcut olmadığı, video dosyaları arasında dosya konusu ile bağdaştırılabilecek herhangi bir videonun bulunmadığı, video dosyalarının internet videoları ile günlük çekilmiş videolardan ibaret olduğu, fotoğraf dosyaları arasında, telefonun SD kartı içerisinde fotoğraf galerisi bölümünde kayıtlı olan ve dava konusu olayla ilgili olabileceği düşünülen fotoğraf dosyalarının tespit edildiği, - 29...39 684 isimli fotoğraf dosyasında araç içerisinde yüzünü kapatmış olan bayan şahsın altında pantolonunun bir bacağından tamamen çıkartılmış, diğer bacağından da dizine kadar çıkartılmış şekilde olduğunun göründüğü (6. fotoğraf), diğer fotoğraflarda da yüzünü kapattığının anlaşıldığı, araç içerisinde yalnızca kadın ve erkek şahsın bulunduğu, "Ok.Ru Görüşmeleri" isimli klasör içerisinde; ok.ru (...) isimli sosyal paylaşım web sitesine ait konuşma, mesaj ve ekran görüntülerinin yer aldığı fotoğraf dosyalarının mevcut olduğu, bu konuşmaları, karşı taraftaki kadınların ... olarak hitap ettiği kişinin yapmış olduğu, ... isimli kişinin karşı taraftaki kadın şahıslara "bakıcı arıyorum", "çocuk bakıcısı arıyorum", "yatılı bakıcı arıyorum", "merhaba tanışabilir miyiz", "sohbet etmek amacım" şeklinde mesajlar attığı, karşı taraftaki kadınların bazılarının kabul ettiği, bazılarının ise "sen beni ne sanıyorsun", "kendine bakıcı arıyorsun galiba sen" şeklinde cevaplar verdikleri, dosya arasında mevcut ok.ru sitesi üzerinden mağdur ile yapıldığı belirtilen mesajlaşmaların kayıtlar içerisinde mevcut olmadığının ve yine mağdur ile yapılmış herhangi bir konuşmanın da bulunmadığının görüldüğü, "Tahkikat Resimleri" olarak adlandırılmış klasör içerisinde ise mobil cihaz incelemesi sırasında fotoğraf dosyalarından çıkan fotoğrafların bulunduğunun tespit edildiği, Sanığın cep telefonunun incelenmesi sonucunda hazırlanan 01.02.2019 tarihli bilirkişi raporuna göre; inceleme yapılmak üzere açıldığı sırada android dosyalarını ön yükleme izni talep ettiğinin ve telefonun hafızasının sıfırlanmış olduğunun görüldüğü, galeri bölümünde, mesaj bölümünde vs. herhangi bir verinin mevcut olmadığı, bu durumun fiziksel imaj alma sırasında gerçekleşmiş olabileceği, telefon üzerinde inceleme yapılabilmesi bakımından FoneLab for Android yazılımı ile recovery (silinmiş / kaybolmuş verilerin geri getirilmesi) işlemine tabi tutulduğu, recovery işlemi sonrasında telefon uygulamaları arasında ok.ru uygulamasının tespitinin yapıldığı, uygulamanın açılmasında "... ChA" kullanıcı profilli kişiye ait olduğunun görüldüğü, arkadaş listesi arasında mağdurun bulunmadığı, yine mağdur ile yapılmış herhangi bir mesajlaşma kaydının mevcut olmadığı, imaj dosyaları içerisinde yer alan ve 14.12.2018 tarihli raporda belirtilen konuşmaların mevcut olduğu, "... ChA" isimli kullanıcı tarafından çok sayıda yabancı uyruklu kadına "Bakıcı lazım" şeklinde mesajlar yollandığı, SMS kayıtlarının geri getirilmesi sonucunda "Kim Bu ?" ismi ile kaydedilmiş “0541 … 0721” GSM numaralı hat ile mesajlaşma kayıtlarının mevcut olduğu, 27.06.2018 tarihinde yapılmış olan mesajlaşmada "Kim Bu ?" olarak kayıtlı kişinin "Arkadaş bu ...yla ne alp geceyim var", "Bana doğruyu söyle", "... bey ismini adresini üşendim bi dahada söylemem fotorafı günder" şeklinde mesaj attığı, sanığın da; "Yok dedim ya" şeklinde cevap verdiği, ardından aynı kişinin "Var var" biçiminde yazdığı, sanığın da "İfade vermeye gidiyorum zaten" şeklinde cevap verdiği, yine ardından aynı kişinin "Bak kardeş bu fotorafı günder bize bırak" şeklinde mesaj attığı, aralarında başkaca mesajlaşma tespitinin yapılamadığı, Aksu Polis Merkezi Amirliğince düzenlenen 18.10.2018 tarihli raporda; idari yaptırım defteri incelendiğinde sorumluluk bölgelerinde mağdur hakkında fuhuş eylemi nedeniyle uygulanmış herhangi bir idari yaptırım kararının bulunmadığının belirtildiği, Anlaşılmaktadır. Mağdur soruşturma evresinde; Özbekistan uyruklu olduğunu, yaklaşık 7 yıl kadar önce Türkiye'ye geldiğini, ... isimli şahıs ile tanışıp 2014 yılında resmî olarak evlendiklerini, iki çocuğunun bulunduğunu, eşinin yaklaşık 2 ay önce turizm işinde çalışmak için İzmir iline gittiğini, maddi durumları biraz kısıtlı olduğundan iş bulup çalışmaya karar verdiğini, ... (ok.ru) isimli web sitesinden iş aramaya başladığını, bu sitede ... ChA isimli kullanıcı adını kullanan sanık ile irtibata geçtiklerini, sanığın kendisine çocuklarının bakıcı ihtiyacı bulunduğunu söylediğini, bu işi kabul ettiğini, daha sonra eşine bilgi verdiğinde eşinin istememesi nedeniyle bu işi kabul etmediğini, sanığın tekrar kendisine aynı site üzerinden mesaj attığını ve ofis temizlik işi olduğunu, yapıp yapmayacağını sorduğunu, sanıkla 24.06.2018 tarihinden birkaç gün önce yazışmaya başladıklarını, sanığın bu siteden kendine ait olduğunu söylediği 0536… ... numaralı telefon ile irtibata geçmelerini belirttiğini, ancak bu numaradan sanığı aramadığını, temizlik işi günlük olduğu için kabul ettiğini, sanık ile 200 TL karşılığında ofis temizliği için anlaştıklarını, sanık ile yine aynı site üzerinden 24.06.2018 tarihinde saat 00.40 sıralarında yazıştıklarını ve sabah saat 09.00 sıralarında sanığın kendisini alarak temizlik yapacağı ofise götüreceğini kararlaştırdıklarını, sabah saat 09.00 sıralarında ... Mahallesi Atatürk Bulvarı üzerindeki eczane önüne 4,5 yaşında olan kızı ile birlikte çıktıklarını ve sanığın burada beklediğini gördüğünü, sanığın aracına bindiklerini ve temizlik yapacağı ofise gitmek üzere Çamköy istikametine doğru gitmeye başladıklarını, sanığın kendisini ofis temizlemek bahanesi ile adresini bilmediği ve gösteremeyeceği ormanlık bir alana getirdiğini, sanığa yolda nereye gittiklerini sorduğunda fidelikte kısa bir işinin olduğunu, onu halledip oradan da temizlik yapacağı ofise gideceklerini söylediğini, sanığa güvenerek bir şey demediğini, ormanlık alana geldiklerinde sanığın kendisiyle cinsel ilişkiye girmek istediğini, kabul etmemesi durumunda ise çocuğunu kaçıracağını söylediğini ve burada birisi ile telefon görüşmesi yaptığını, ancak gerçekten görüşüp görüşmediğini bilmediğini, kendisinin de çocuğunun kaçırılmasından korktuğu için rızası dışında sanık ile aracın ön tarafında anal yoldan cinsel ilişkiye girdiğini, bu ilişkiye rıza göstermediğini, çocuğunun kaçırılmasından korktuğu için de direnmediğini ve çığlık atmadığını, bu sırada sanığın telefonuyla çıplak fotoğraflarını çektiğini ve bu olaydan başkasına haber vermesi hâlinde fotoğrafları eşine ve çevresine göstereceğini söylediğini, sanıktan korktuğu için 24.06.2018 tarihinde şikâyete gelemediğini, Kovuşturma evresinde ek ve farklı olarak; ormanlık alana geldiklerinde birisi ile telefonda konuştuğunu, telefondaki şahsa "Bayan burada, yanında da çocuk var eğer benimle birlikte olmaz ise çocuğu kaçıracağım." şeklinde sözler söylediğini, 18.09.2019 tarihinde sunduğu dilekçesinde ise şikâyetinin doğru olmadığını, olay tarihinde sanıkla anlaştıklarını, ancak sanığın parasını vermediğini ve fotoğraflarını çektiğini, bu nedenle sanıktan şikâyetçi olduğunu, olay büyüyüp ailesi öğrenince de yalanından dönemediğini, sanığa iftira attığını, ancak vicdanı rahatsız olduğu için gerçeği anlatmaya karar verdiğini, sanık hakkındaki şikâyetinden vazgeçtiğini, Tanık ...; mağdurun, yeğeninin eşi olduğunu, bir gün yanına geldiğini ve kendisine "Ben bir işe gittim, adam bana yevmiyemi vermedi. Ben de gittim şikâyet ettim." dediğini, mağdurun gittiği işin temizlik işi olduğunu söylediğini, kendisinin de "Bir esnaf yevmiye için mahkemelik olmaz." diyerek mağdura tepki gösterdiğini, bunun üzerine mağdurun kendisine "Temizlik işi için götürdü. Ancak başka yere götürdü ve uygunsuz fotoğraflarımı çekti." dediğini, ayrıca fotoğraflarını çeken şahsın kendisine "Benden para talep edersen bu fotoğrafları kocana gönderirim." şeklinde sözler söylediğini anlattığını, bunun üzerine kendisinin mağdurdan bu şahsın telefon numarasını aldığını, yanında bulunan tanık ...’ın telefonla sanığı aradığını ve "Neden mağdurun fotoğraflarını çektin? Fotoğrafları bize ver, gönder." dediğini, sanığın ise "Bende fotoğraf yok." diye cevap verdiğini, bunun üzerine telefon görüşmesinin sona erdiğini, ayrıca Cafer’in fotoğrafları mesaj yolu ile istediğini, Tanık ...; mağduru kayın biraderinin eşi olması nedeniyle tanıdığını, sanığı tanımadığını, tanık ...’in dayısı olduğunu ve o gün kendisini aradığını, mağdurun yanına gelerek çalıştığı hâlde parasının kendisine ödenmediğini ve uygunsuz fotoğraflarının çekildiğini, bu fotoğraflarla da kendisine şantaj yapıldığını tanık ...’e anlattığını, bunun üzerine kendisinin de tanık ...’in yanına gittiğini, mağdurun orada olmadığını, sanığın telefon numarasının tanık ...’te olduğunu, bu numarayı aradığını, sanığa "Bana fotoğrafları gönder, biz olayı kapatalım. Ben mağdurun eşine bir şey anlatmayım." dediğini, sanığın, numarasını engellediğini, bunun üzerine sanığa "Senin fotoğrafını biliyorum, yerini yurdunu biliyorum, fotoğrafları gönder." diyerek mesaj çektiğini, sanıkla hem telefon görüşmesi yaptığını hem de mesaj yoluyla görüştüğünü, İfade etmişlerdir. Sanık aşamalarda; ... Danışmanlık adı altında resmî kurumlarda kaydı ve izni bulunan bir şirketinin bulunduğunu, ... isimli arkadaşlık sitesi üzerinden kendisi tarafından kullanılan ... ChA isimli profilinden çocuk bakıcısı aradığı konusunda ilan verdiğini, böylelikle tanışıp görüşmeye başladıkları mağdurla 24.06.2018 tarihinde tekrar buluştuklarını ve kendisinin de mağdurla beraber olma yönünde arzusunun oluştuğunu, araçla Isparta yolu üzerinde ormanlık alanda yeni yol çalışmasının bulunduğu bölgeye gittiklerini, arabanın içerisinde mağdurla ters ilişkiye girdiklerini, mağdur ile bu konuda zaten 200 TL’ye iki saatliğine iki defa beraber olmak üzere anlaştıklarını, mağdurun cinsel ilişki anal yoldan olduğu için 100 TL daha istediğini, kendisinin de vermeyeceğini söylemesi üzerine mağdurun kendisinden şikâyetçi olacağını belirttiğini, mağdurun yalnızca normal fotoğraflarını çektiğini, dayısının kendisini arayarak şikâyetten vazgeçme karşılığında para talep ettiğini, Savunmuştur. IV. GEREKÇE Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’ın 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma; "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Her şeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı). Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ... (ok.ru) isimli web sitesi üzerinden ofis temizliği için anlaştığı mağduru, temizlik yapılacak ofise götüreceği beyanıyla aracına alan sanığın, aracı ıssız bir yerde durdurup cinsel ilişkiyi kabul etmemesi durumunda yanlarında bulunan kızını kaçıracağını söyleyerek korkutmak suretiyle araç içerisinde mağdura cinsel saldırıda bulunduğu iddia olunan olayda; Sanığın, mağdurla öncesinde anlaşarak cinsel birliktelik amacıyla buluştukları yönündeki aşamalarda değişmeyen istikrarlı savunmaları, mağdurun şikâyeti sırasında sunduğu ... (ok.ru) isimli web sitesi üzerinden sanıkla yaptıkları yazışma kayıtlarındaki ilk ifade olan ve sanık tarafından söylendiği anlaşılan "Sende gordun vakit dardi " şeklindeki mesajın, mağdur ile sanığın önceden de görüştükleri intibaını oluşturması, akrabaları olan tanıkların dahi ifadelerinde, fotoğraflarının geri alınmasından ziyade mağdurun parasını alamadığından bahisle sanığı aradıklarını beyan etmeleri, mağdurun olayın anlaşarak rızası dâhilinde gerçekleştiğine, vicdanen rahatsız olduğuna ve şikâyetten vazgeçtiğine dair 18.09.2019 tarihli dilekçesi ile aşamalardaki beyanlarının çelişki göstermesi hususları bir bütün olarak göz önünde bulundurulduğunda; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığa isnat edilen nitelikli cinsel saldırı eyleminin, mağdurun rızası hilafına gerçekleştirildiği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçtan beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesinin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün, sanığa isnat edilen nitelikli cinsel saldırı suçunun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu üyesi de; "Sanığa isnat edilen nitelikli cinsel saldırı suçunun yasal unsurları itibarıyla oluştuğu" görüşüyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle, 1- Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.10.2021 tarihli ve 244-395 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmündeki gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün, sanığa isnat olunan nitelikli cinsel saldırı suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, İlk Derece Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.10.2025 tarihli müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla