Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2022/575 E. , 2025/190 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2021/22348 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 826-1227 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın maktule yönelik eylemi nedeniyle kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 62, 53 ve 63. maddeleri
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2022/575 E. , 2025/190 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2021/22348 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 826-1227 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın maktule yönelik eylemi nedeniyle kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezasıyla, katılanlar ..., ... ve ...’e yönelik eylemi nedeniyle teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan aynı Kanun'un 81/1, 35, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca üç kez ayrı ayrı 7’şer yıl 6’şar ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba ilişkin Silivri Ağır Ceza Mahkemesince 30.01.2020 tarih ve 74-41 sayı ile kurulan ve kasten öldürme suçu yönünden resen istinafa tabi olan mahkûmiyet hükümlerine yönelik olarak sanık müdafi, Cumhuriyet savcısı ile katılanlar ... ve ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 23.10.2020 tarih ve 826-1227 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bu kararın da sanık müdafi ve katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 23.02.2022 tarih ve 7548-1393 sayı ile; "... 1) Sanık ... hakkında maktul ...’a yönelik kasten öldürme suçu yönünden; Sanık ... ile maktul ... ve katılanlar ..., ... ve ...’ın önceye dayalı herhangi bir tanışıklıkları olmadığı, bu nedenle aralarında öldürmeyi gerektirecek bir husumetin de bulunmadığı, aracın park yeri konusunda vale ile maktul ve katılanlar arasında olay öncesinde gerçekleşen tartışmanın sanık ... için öldürmeyi gerektirecek nitelikte bir husumet oluşturduğunun değerlendirilemeyeceği, sanığın öldürmeye elverişli ruhsatsız tabanca ile uzak mesafeden atış yaptığı, atış sayısının katılanların beyanlarına göre üç, araç üzerinde yapılan tespite göre ise iki adet olduğu, daha fazla ateş etme imkanı olmasına sanığın eylemine iki veya üç ateşten sonra kendisinin son verdiği, atışlardan birinin aracın arka plakasının sağ kısmında kaporta üzerine, diğerinin arka camın sol alt kısmına isabet ettiği, sağ arka koltukta oturan maktulün aracın arka plakasının sağ kısmından giren mermi çekirdeği ile öldüğünün tespit edildiği, katılanların beyanlarına göre sanık tarafından atılan üçüncü merminin ise araca isabet etmediği, sanığın araca binerek uzaklaşan maktul ve katılanların içinde bulunduğu araca uzak bir mesafeden ateş ettiği, bu haliyle sanık muhakkak değil ama, büyük bir ihtimalle gerçekleşecek olan neticenin meydana gelmesini kabullenmekte ve 'olursa olsun' düşüncesi ile sonucu göze almakta olduğundan, sanığın olası kast ile hareket ettiği ve olası kast ile meydana gelen neticeden sorumlu olması gerektiği anlaşılmakla, sanığın maktul ...’a yönelik öldürme eylemi nedeniyle TCK’nin 81/1 ve 21/2. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde doğrudan kast ile hareket ettiği gerekçesi ile kasten öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi, 2) Sanık ... hakkında katılanlar ..., ... ve ...’e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçları yönünden; Sanığın uzak mesafeden maktul ve katılanların içinde bulunduğu araca hedef gözetmeksizin katılanların beyanlarına göre üç kez, araç üzerindeki tespitlere göre iki kez ateş edip, eylemini kendiliğinden sonlandırdığı olayda, ek savunma da verilmek suretiyle sanığın katılanlar ..., ... ve ...’a yönelik zincirleme silahla tehdit suçundan TCK’nin 106/2-a ve 43. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından cezalandırılmasına karar verilmesi..." isabetsizliklerinden bozulmasına oy çokluğuyla karar verilmiş, Daire Üyesi...; "...Maktul ve katılanların otel çalışanları ile tartışmaları üzerine oradan ayrılmak amacıyla araçlarına bindikleri sırada 5-6 kişinin aracın etrafını sardığı, belinde silah olan sanığın 'mekana saygısızlık yapamazsınız inin aşağı' dediği, katılanların iniyoruz dedikten sonra katılan ...’ın 'silahı var, bas bas' şeklindeki uyarısı üzerine aracın hareket ettiği sanığın giden aracın arkasından maktul ve katılanları hedef alarak öldürmeye elverişli silahla yakın ve etkili mesafeden belirli aralıklarla üç el ateş ettiği, araca isabet eden mermilerin sayısı ve isabet eden bölgeler dikkate alındığında, yapılan atışların araç içerisinde bulunanlara isabet almasının mutlak ve kaçınılmaz olduğu sanığın atışları sonucu maktulün öldüğü, açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kabul, suç vasıflarının tayini ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesinin 'istinaf başvurularının esastan ayrı ayrı reddine' dair kararının onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 22.05.2022 tarih ve 22348 sayı ile; "... Sanık ...’in öldürmeye elverişli 9 mm çapındaki silahla yakın ve etkili mesafeden katılanlar ve ölenin bulunduğu araca hedef gözeterek ateş ettiği, katılanların tutarlı ve aşamalarda değişmeyen anlatımlarında, hareket halindeki araca üç el yapılan ateşin belli aralıklarla olduğu ve araca isabet eden mermilerin sayısı ve isabet eden bölgeler, aracın hareket halinde olması dikkate alındığında, ölen ve katılanların hedef gözetildiğinin açık olduğu, taraflar arasında önceye dayalı bir husumet bulunmasa da sanığın kastının belirlenmesinde kastın daha çok dış dünyaya yansıyan eylemlerle ortaya koyulması gerektiği, sanığın suç işlerken kullandığı silahın ateşli bir silah olması, katılanların yoluna devam etmelerine rağmen sanığın ısrarlı ve aralıklı bir şekilde hedef gözeterek ateş etmeye devam etmesi, atış sayısı, mermilerin hareket halindeki araçtaki isabet yerleri, sanığın sonuç alma ve eylemini sürdürme konusunda ciddi bir çaba içerisinde olması dikkate alındığında sanığın ortaya çıkan kastının doğrudan öldürmeye yönelik olduğu, sanığın eylemine devam etme olanağı varken kendiliğinden son verdiği şeklinde bir kabulün de söz konusu olamayacağı, zira, aracın hareket halinde olmasından dolayı olay yerinden uzaklaşıldığı hususunda bir duraksamanın olmadığı, sanığın silahla kasten öldürmeye yönelik eyleminin araçta bulunanların hepsine yönelik olduğu, elverişli hareketlerle doğrudan ölen ve katılanlara yönelik olarak üç el ateş ettiği, ilk atışın aracın hızla olay yerinden uzaklaşması nedeniyle isabet etmediği, ikinci atıştaki mermi çekirdeklerinden bir tanesinin ölen ...’a gelmesi sonucu yaşamını yitirdiği, diğer mermi çekirdeğinin ise aracın camından içeri girerek hoparlöre ve aracın tavanına sektiği bu haliyle sanığın araca doğrudan hedef gözeterek aralıklarla ateş etmesi ve aracın alt geçitten geçip Tekirdağ istikametine yönelmesi ile sanığın görüş açısından çıktığı ve eylemin diğer katılanlar bakımından teşebbüs aşamasında kaldığının kabulü gerektiği gözetilerek; Sanık ...’in kanıtlandığı kabul edilen eylemlerinin ölen ...'a yönelik -doğrudan kastla- kasten öldürme, katılanlar ..., ... ve ...'e yönelik olarak ayrı ayrı (3 kez) kasten öldürmeye teşebbüs suçlarını oluşturacağının gözetilmemesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır..." düşüncesiyle itiraz yoluna başvurulmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun'un 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 27.09.2022 tarih ve 6210-7376 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU Sanık hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmek suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme; sanığın maktule yönelik eylemi nedeniyle kasten öldürme ve katılanlara yönelik eylemi nedeniyle teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın, maktul ve katılanların içinde bulundukları araca arkadan ateş etmek suretiyle gerçekleştirdiği kabul edilen olayda; 1- Maktule yönelik eylemi nedeniyle kasten öldürme suçundan mı yoksa olası kastla öldürme suçundan mı cezalandırılması gerektiğinin, 2- Katılanlar ..., ... ve ...'a yönelik eyleminin, üç ayrı teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunu mu yoksa zincirleme şekilde işlenen silahla tehdit suçunu mu oluşturduğunun, Belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 08.04.2018 tarihli olay yeri inceleme raporunda; olayın meydana geldiği İstanbul-Tekirdağ Karayolu üzerinde bulunan ... isimli otelin kamera kayıt sisteminin bulunmadığı, devlet hastanesi önünde bulunan ... marka 59 *** 740 plakalı aracın arka plaka sağ kısmında kaporta üzerinde bir adet ateşli silah mermi giriş deliği bulunduğu, mermi çekirdeğinin aracın bagaj iç kısmından devam ederek sağ arka koltuğun sırt kısmından girip ön yüzündeki kılıftan çıktığı, ayrıca aracın arka camı sol alt köşesinde ateşli silah mermi giriş deliği bulunduğu, arka cam parçalarının aracın iç kısmına doğru dağılmış olduğu, bu merminin hoparlör kısmından sekerek aracın tavan kısmına oradan da sağ arka koltuğun ön kısmına düşmüş olduğunun görüldüğü, 08.04.2018 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağında; sağ hemitoraks arka yüzde 9. interkostal aralıkta midskapülar hatta omurganın 8 cm uzağında 1,5x1,3 cm boyutunda etrafında vurma halkası bulunan bir adet ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası bulunan maktulün ölüm sebebinin ateşli silah mermi çekirdeğine bağlı kot kırıklarıyla birlikte iç organ yaralanması sonucu meydana gelen pnömohemotoraks ve gelişen iç kanama olduğunun tespit edildiği, 24.04.2018 tarihli uzmanlık raporunda; maktulden alınan tüm svaplar üzerinde atış artığı tespit edildiğinin, kıyafetleri üzerinde yapılan incelemede atışın uzak atış mesafesinden yapıldığının belirtildiği, Katılanlar ..., ... ve ...'ın maktulle aynı arabada bulundukları ancak yapılan atışlardan isabet almadıkları, Anlaşılmaktadır. Katılan ...; olay günü kendi kullanımındaki araçla arkadaşları olan katılanlar ..., ... ve maktul ile birlikte saat 02.30 sıralarında ... Otel'in gece kulübüne eğlenmek için gittiklerini, otelin otoparkında boş yer olmadığından aracı ortalık bir yerde durdurduğunu, valenin belirtilen yere park etmenin yasak olduğunu söyleyerek "Aracı dışarı çekin, sizi almıyorum!" demesi üzerine "Sen kim oluyorsun? Git patronunu getir!" dediğini, görevlinin ise "Si..n gidin buradan!" diyerek hakaret ettiğini, olay yerine gelen otel sahibinin "Sizi içeri almıyoruz kardeşim, zaten geç oldu, birazdan kapatacağız!" dediğini, daha sonra yanlarına 3-4 kişinin daha geldiğini, arkadaşlarıyla birlikte araca binip ilerleyecekleri sırada kırmızı kazaklı ve kolunda büyük saati olan birinin aracın şoför kapısının yanına gelerek "Durun, inin aşağıya, mekâna saygısızlık yapamazsınız!" demesi üzerine "Biraz ileri çekelim öyle konuşalım." şeklinde karşılık verdiğini, o sırada katılan ...'ın "Silah var belinde!" dediğini, kendilerini çevirenlerde silah görüp görmediğini hatırlamadığını, hızla oradan uzaklaşmak istediklerini, direksiyona kendisinin geçtiğini, öne yan koltuğa ...’ın, arkaya sağa ...'un, arka sol koltuğa ...'ın oturduğunu, araçla biraz ileri doğru gittiklerinde arkadan iki el silah sesi duyunca daha da hızlandıklarını, sonra ...'un "Of yandım, vuruldum!" dediğini, Katılan ...; gece saat 02.30 sıralarında ... otele geldiklerinde vale ile aralarında çıkan tartışma nedeniyle otel müdürü tanık ...'in yanlarına gelerek "Yetki valededir, istediğini alır istediğini almaz, zaten saat geç oldu sizi bu saatte otele alamam" demesi üzerine araca geri binip ayrılacakları sırada aracın etrafını 5-6 kişinin sardığını, tam ilerleyecekken kırmızı kazaklı kot pantolonlu 1.65 cm boylarında kirli sakallı doğu şiveli bir şahsın "Siz kimsiniz lan bizim mekanda artistlik yapıyorsunuz?" diyerek aracın şoför kapısını açmaya çalıştığını, ancak ön yolcu koltuğunda oturan ...'ın ...'a "Silahı var! Kaçalım, bas bas!" dediğini, şoför kapısının yanındaki 30 yaşlarındaki şahsın silahı olduğunu görmediğini, ancak elini beline attığını, hızla zigzaglar çizerek uzaklaştıkları sırada arkalarından bir el silah sesi gelince hemen başını öne eğdiğini, kısa bir süre sonra ikinci el silah sesini duyduğunu ve maktul ...'un o anda "İçim yanıyor, vuruldum galiba" dediğini, akabinde bir el daha silah sesi duyduğunu, kurşunlardan birinin ...'a isabet ettiğini, diğerinin arka camın solundan içeri girdiğini, üçüncüsünün ise araca isabet etmediğini, sesi duyunca yere doğru eğildikleri için ateş edeni göremediğini, ...'un elini beline attığında vurulduğunu fark ettiğini, Katılan ...; otopark görevlisi "Sizi almıyorum si..n gidin buradan!" dedikten sonra otelden 5 kişinin daha çıktığını ve araca binerken kalabalıktan birinin aracın sağ tarafına vurup "Durun!" dediğini, belinde silah olan şahsın da şoför kapısını açıp "Mekana saygısızlık edemezsiniz!" dediğini, ...'un "Düze çıkalım iner konuşuruz" şeklinde karşılık verdiğini, ancak şahsın belinde silahı gördüğü için ...'a "Basıp gidelim" dediğini, 5-6 metre ilerledikten sonra arkadan iki el silah sesi geldiğini, sonra daha da hızlanıp alt geçide gelince iki el daha silah sesi duyduğunu, sonra maktul ...'un "Bana birşey oldu!" dediğini ve "Yaralandım!" diye bağırdığını, maktulün "İçim yanıyor" demesi üzerine montunu çıkardıklarını ve vurulduğunu gördüklerini, İfade etmişlerdir. Sanık ...; arkadaşlarıyla diskoda oturup alkol aldıklarını, gecenin ilerleyen saatlerinde sigara almak için otelin karşısındaki markete gittiğini, ancak kapalı olduğu için geri döndüğü sırada köprünün altından geçerken bir aracın süratle karşısından üzerine doğru geldiğini ve tekerinin ayağına değdiğini, elini kaldırıp "Ne yapıyorsunuz?" diye bağırdığında, araçtan inen ve alkollü olduklarını anlaşılan katılanların, "Sen bizi tanımıyorsun senin ananı avradını s...riz!" dediklerini, sonra şoförün "Ben Jandarmayım." dediğini, "Jandarma olsanız da böyle davranamazsınız." diyerek karşılık verdiğini, akabinde torpido gözünden iki silah çıkarıp ateş ettiklerini, kaçmaya başlayınca o andaki refleks ile kendisini korumak için silahını çıkartıp nereye ateş ettiğini bilmeden iki el ateş ettiğini, kaçarak otelin oraya denize doğru gelince Jandarma araçlarını görüp korkudan silahı denize attığını, olay sırasında üzerinde kırmızı tişört, kot pantolon, .. marka ayakkabı olduğunu, kolunda saat olmadığını, anlattığı gibi otelin önünde herhangi bir tartışma olayının yaşanmadığını, olay öncesi dışarıdaki şahıslarla veya kardeşi ... ile karşılaşmadığını, ...'ın olayı görmediği için bunun nasıl yaşandığını bilemeyeceğini, şahısların olay anında iki silahı olduğunu, çok sarhoş olduklarını, kendilerini bile vurmuş olabileceklerini, ancak ilk aşamada ...'ın kendisine çok benzediği için onu teşhis ettiklerini, olayın tamamen ismini bilmediği şahısların karşıdan gelip üzerine araç sürmeleri nedeniyle gerçekleştiğini savunmuştur. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler TCK'nın "Suça teşebbüs" başlıklı 35. maddesi; "(1) Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur. (2) Suça teşebbüs hâlinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onüç yıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir" şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre suça teşebbüs, işlenmesi kast olunan bir suçun icrasına elverişli ve yeterli araçlarla başlanmasından sonra, elde olmayan nedenlerle suçun tamamlanamamasıdır. Maddenin açık hükmüne göre, icra hareketlerinin yarıda kalması ya da sonucun meydana gelmemesi failin iradesi dışındaki engel nedenlerden ileri gelmelidir. TCK’nın teşebbüsü düzenleyen 35. maddesinde; 765 sayılı TCK’nun aksine teşebbüs halinde cezanın belirlenmesi ile ilgili olarak "eksik teşebbüs - tam teşebbüs" ayrımına yer verilmemiş, adil ve eşit bir cezalandırma bakımından teşebbüs hareketinin meydana getirdiği zarar veya tehlikenin ağırlığının esas alınması öngörülmüştür. Öte yandan, suça teşebbüsle ilgili değerlendirme yapılabilmesi, failin hangi suçu işlemeyi kastettiğinin belirlenmesini gerektirir ki buna subjektif unsur denir. Failin gerçekleştirdiği davranış ile bir suçu işlemeye teşebbüs edip etmediğini, eğer etmişse hangi suça teşebbüs ettiğini belirleyebilmek için öncelikle kastın varlığının belirlenmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle, tıpkı tamamlanmış suçta olduğu gibi, teşebbüs aşamasında kalan suçta da, işlenmek istenen suç tipindeki bütün unsurlar failce bilinmelidir (İçel Suç Teorisi, Kayıhan İçel, Füsun Sokullu-Akıncı, İzzet Özgenç, Adem Sözüer, Fatih S. Mahmutoğlu, Yener Ünver 2. Kitap, 2. Baskı, İstanbul, 2000, s. 315). Bu husus, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 765 sayılı TCK'nın yürürlükte olduğu dönemde verilmiş olup kabul edilen ilkeler açısından 5237 sayılı TCK'nın teşebbüse ilişkin 35. maddesi yönüyle de varlığını devam ettiren 04.06.1990 tarihli ve 101-156 sayılı kararında da; "Teşebbüste aranan kast, icrasına başlanmış cürmü teşebbüs aşamasında bırakma kastı olmayıp, söz konusu suçu tamamlamaya yönelmiş kasttır" şeklinde açıklanmıştır. İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüsü oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda yara meydana gelmiş ise bu yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır. Tehdit suçu ise TCK’nın 106. maddesinde; "(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. (2) Tehdidin; a) Silahla, b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle, c) Birden fazla kişi tarafından birlikte, d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir." şeklinde düzenlenmiştir. Türk Dil Kurumunun Büyük Türkçe Sözlüğü'ne göre, Gözdağı verme anlamına gelen tehdit, bir kimsenin bir zarara veya kötülüğe uğratılacağının bildirilmesidir. Bu bildirimin sözlü olması mümkün olduğu gibi başka yollarla ve bu bağlamda davranışlar yoluyla da yapılması mümkündür. Bu nedenle tehdit suçu; söz, yazı, resim, şekil veya işaret ile de işlenebilecek bir suç olup önemli olan gerçekleştirileceği belirtilen haksızlığın mağdurun bilgisine ulaştırılmasıdır (M. Emin Artuk, A. Gökcen, A. Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Turhan Kitabevi, Ankara, 6. Bası, s. 100). Tehdidin, mağdurun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya objektif olarak elverişli olması yeterli olup, saldırının kişinin veya başkasının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına, belirli bir ağırlıkta olmak kaydıyla malvarlığına veya bunlar dışındaki sair bir kötülüğe yönelik olması gereklidir. Suçun oluşabilmesi için mağdurun iç huzurunun bozulup bozulmadığının veya korkup korkmadığının ayrıca araştırılmasına gerek yoktur. Önemli olan failin tehdidi oluşturan fiili Korkutmak amacıyla yapmış olmasıdır. (Majno, Ceza Kanunu Şerhi, Sevinç Matbaası, Ankara 1978, C. II, s. 127; A. Pulat Gözübüyük, Mukayeseli Türk Ceza Kanunu, 5. Bası, C. II, s. 517 ve 873) Tehdit suçuyla korunan hukuki yarar TCK’nın 106. maddesinin gerekçesinde; "Tehdidin koruduğu hukukî değer, kişilerin huzur ve sükûnudur; böylece kişilerde bir güvensizlik duygusunun meydana gelmesi engellenmektedir. Bu nedenle, söz konusu madde ile insanın kendisine özgü sulh ve sükûnuna karşı işlenen saldırılar cezalandırılmış olmaktadır. Fakat, tehdidin bu maddeyle korumak istediği esas değer, kişinin karar verme ve hareket etme hürriyetidir." şeklinde açıklanmıştır. Maddenin uyuşmazlıkla ilgili ikinci fıkrasının (a) bendinde, suçun silahla işlenmesi nitelikli hâl olarak yaptırıma bağlanmıştır. Tehdidin silahla işlenmesi mağdur üzerindeki korkunun etkisini artırması, eylemin icrasını kolaylaştırması, tehdidin ciddiliğini göstermesi ve faile cesaret vermesi nedenlerinden dolayı kanun koyucu tarafından nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir. Suçun silahla işlendiğinin kabulü için failin silahlı olması yeterli olmayıp tehdidin gerçekleştirilmesi sırasında silahın kullanılmış olması, silahın korkutucu gücünden bir şekilde faydalanılmış olması gerekmektedir. Bu durum, failin eline silah alıp mağdura doğru doğrultması şeklinde olabileceği gibi, failin belindeki silahı göstermesi şeklinde de olabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanan kararlarında da belirtildiği üzere olası kast ile doğrudan kast arasındaki farkı ortaya koyan en belirgin unsur, doğrudan kasttaki bilme unsurudur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini biliyorsa doğrudan kasıtla hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir. Yine failin hareketiyle hedeflediği doğrudan neticelerle birlikte, hareketin zorunlu veya kaçınılmaz olarak ortaya çıkan sonuçları da açıkça istenmese dahi doğrudan kastın kapsamı içinde değerlendirilmelidir. Belli bir sonucun gerçekleşmesine yönelik hareketin, günlük hayat tecrübelerine göre diğer bir kısım neticeleri de doğurması muhakkak ise failin bu sonuçlar açısından da doğrudan kastla hareket ettiği kabul edilmelidir. Olası kastı doğrudan kasttan ayıran diğer ölçüt; suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşmesinin muhakkak olmayıp muhtemel olmasıdır. Fail, böyle bir durumda muhakkak değil ama büyük bir ihtimalle gerçekleşecek olan neticenin meydana gelmesini kabullenmekte ve olursa olsun düşüncesi ile göze almakta; neticenin gerçekleşmemesi için herhangi bir çaba göstermemektedir. Olası kastta fiilin kanunda tanımlanan bir sonucun gerçekleşmesine neden olacağı muhtemel görülmesine karşın, bu neticenin meydana gelmesi fail tarafından kabul edilmektedir. B. Uyuşmazlığa İlişkin Hukuki Nitelendirme Olay yerini gösterir bir kamera kaydının bulunmaması, hareket hâlindeki aracın içinde toplam dört kişi olması, katılanların ateş eden kişiyi görmemekle birlikte toplamda üç el ateş edildiğini duyduklarını ve maktulün ikinci atıştan sonra vurulduğunu beyan etmeleri, aracın yalnızca iki isabet alması, savunmasında kimseyi hedef almadan rastgele ateş ettiğini ileri süren sanığın; olay yerinden kaçmaya başlayan aracın arkasından ateş edenin kendisi olduğu konusunda ikrarda bulunması, uzmanlık raporuna göre; atışların uzak atış mesafesinden gerçekleşmesi ve maktul dışındaki katılanların hiçbirinin isabet almaması karşısında; Sanığın daha önce hiç görmediği ve tanımadığı kişilerin içinde bulundukları aracın arkasından durmalarını sağlamak maksadıyla art arda toplamda üç atış yaptığı, bunlardan sadece ikisini araca isabet ettirdiği eyleminin esasen hukuki anlamda kesintisiz bir fiil olarak gerçekleştiği, birinci atış sonucu arka camın solundan giren, tavandan seken merminin kimseye isabet etmediği, ancak ikinci atışın maktulün ölümüne sebebiyet verdiği, üçüncü atışa dair ne olay yerinde ne de araçta bir delil bulunmadığı gözetildiğinde; sanığın, aracın arkasından yaptığı birinci atış, öldürmeye elverişli bir icra hareketinin başlangıcı olarak değerlendirilse dahi aracın içindeki her üç katılanı da ayrı ayrı öldürmeye yeterli veya araçtakilerin tümünün hayatını tehlikeye sokma konusunda elverişli nitelik taşımadığından sanığın eyleminin birden fazla kişiyi aynı anda öldürmeye teşebbüs olarak değerlendirilemeyeceği ve zincirleme silahla tehdit suçunu oluşturduğu; sanığın hızla kaçarak uzaklaşan aracın arkasından içindeki kişilerden herhangi birine isabet etmesi hâlinde yaralanabileceği hatta ölebileceği öngörerek yaptığı ve maktulün ölümüne neden olan ikinci atışın ise aracın içinde kapalı hedef konumundaki kişilerden herhangi biri üzerinde meydana gelebilecek muhtemel ölüm neticesinin sanık tarafından kabullenildiğini gösterdiği, bu nedenle söz konusu eylemin olası kastla öldürme suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yerinde görülmeyen aleyhe itirazının her iki uyuşmazlık yönünden de reddine karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.04.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.