Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2023/279 E. , 2025/432 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 49-67 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıklar ile suça sürüklenen çocuklar hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan açılan kamu davalarının birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda Riz
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2023/279 E. , 2025/432 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 49-67 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıklar ile suça sürüklenen çocuklar hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan açılan kamu davalarının birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesince 04.03.2016 tarih ve 47-39 sayı ile; eylemlerinin kasten öldürme suçunu oluşturduğu kabul edilerek sanıklar ..., ... ve ...'nin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 37/1, 81/1, 53... . maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba, suça sürüklenen çocukların aynı Kanun'un 37/1, 81/1, 31/3, 62... . maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve mahsuba, sanıklar ... ve ...'in eylemlerinin ise kasten öldürme suçuna yardımı oluşturduğu kabul edilerek aynı Kanun'un 81/1, 39/2-c, 62, 53... . maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir. Kısmen resen temyize tabi olan hükümlerin sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafileri ile katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 18.12.2019 tarih ve 702-5604 sayı ile; "...Sanıklar ve suça sürüklenen çocukların eylem ve irade birliği içinde, fiili hâkimiyetleri altına aldıkları maktulü, sırf cinsel tercihleri nedeniyle, ölümün meydana getirilmesi bakımından zorunlu olmayan ve ölüme takaddüm eder vahşice hareketlerle ve eziyet çektirme kastıyla ‘birlikte’ öldürdükleri anlaşıldığı hâlde, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...’in eziyet çektirerek öldürme suçundan, TCK'nin 37, 82/1-b maddesi, suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'ın ise TCK’nin 37, 82/1-b, 31/3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları yerine, suçların niteliğinde ve iştirakin derecesinde yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde hükümler kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesince 18.12.2020 tarih ve 108-438 sayı ile; sanıklar ve suça sürüklenen çocukların eylemlerinin olası kastla nitelikli kasten öldürme suçunu oluşturduğu kabul edilerek; sanıklar ..., ... ve ...'nin TCK'nın 37/1, 82/1-b, 21/2, 53... . maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba, suça sürüklenen çocukların aynı Kanun'un 37/1, 82/1-b, 21/2, 31/3, 62... . maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve mahsuba, sanıklar ... ve ...'in ise aynı Kanun'un 82/1-b, 21/2, 62, 53... . maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir. Kısmen resen temyize tabi olan hükümlerin sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafileri ile Cumhuriyet savcısı ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 14.12.2021 tarih ve 9483-14987 sayı ile; "…Dairemizin 18.12.2019 tarih ve 2018/7 02... /5604 karar sayılı bozma ilamında belirtildiği üzere sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'ın maktul ...'e yönelik TCK'nin 82/1-b, 37. maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen, Dairemiz ilamının etkisiz bırakacak şekilde sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar hakkında uygulama yeri bulunmayan olası kast hükümlerinin uygulanması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 11.02.2022 tarih ve 49-67 sayı ile; "…Maktulün evine götürülmek üzere ya da evinin yakınlarında bırakılmak üzere taksiye bindirildiği, ancak yolda giderken maktulün ölmesi üzerine delillerin yok edilmesi için maktulün tenha bir yere atılmasına karar verildiği kabul edilmiş, sanık ve suça sürüklenen çocukların gerçekten öldürmek istedikleri bir şahsı, onu dövdükten sonra evine ya da evine yakın bir yere bırakmak gibi bir düşünce içerisine girmelerinin kendilerinden beklenemeyeceği değerlendirilmiş, sanık ve suça sürüklenen çocuklar hakkında eylemleri nedeniyle maktulün ölümü şeklinde gerçekleşen neticeyi öngördükleri hâlde istemedikleri sonucuna ulaşılmıştır." şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek sanıklar ve suça sürüklenen çocukların önceki hükümler gibi mahkûmiyetlerine karar vermiştir. Kısmen resen temyize tabi olan hükümlerin sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafileri ile Cumhuriyet savcısı ve katılan vekili tarafından da temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.06.2022 tarihli ve 75723 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 09.05.2023 tarih ve 7517- 2858 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU Suça sürüklenen çocuk ... müdafii tarafından yasal süresi içerisinde temyiz isteminde bulunulmuş ise de; dilekçe tarihi itibarı ile reşit olan suça sürüklenen çocuk ...'un cezaevinden gönderdiği 12.12.2023 tarihli dilekçesinin feragat niteliği taşıdığı anlaşıldığından, CMK'nın 266/1 ve 298/1. maddeleri uyarınca suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz isteminin reddiyle, kısmen resen de temyize tabi olan hükümler, Cumhuriyet savcısı, katılan ..., diğer sanıklar ve suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz talepleri ile sınırlı olarak incelenmiştir. Sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar hakkında nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup direnme kararının kapsamına göre inceleme sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... ile suça sürüklenen çocuklar ... ve ... hakkında kasten öldürme suçundan kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır. Nitelikli kasten öldürme suçunun sübutuna ilişkin bir uyuşmazlık ve bu kabulde dosya içeriği itibarıyla herhangi bir isabetsizlik bulunmayan somut olayda; Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... ile suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'nın nitelikli kasten öldürme suçunu doğrudan kastla mı yoksa olası kastla mı işlediklerinin belirlenmesine ilişkin olup sanıklardan ... ve ...'nın diğer sanık ve suça sürüklenen çocukların nitelikli kasten öldürme suçuna TCK'nın 37. maddesi uyarınca müşterek fail olarak mı yoksa aynı Kanun'un 39. maddesi uyarınca yardım eden sıfatıyla mı iştirak ettikleri ayrıca değerlendirilmiştir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Olay yeri inceleme ve keşif tutanağından; 19.11.2014 tarihinde maktulün eşi katılan ... tarafından yapılan kayıp müracaatı üzerine maktul ...'in aranmaya başlandığı, aynı gün akşam saatlerinde polis merkezine başvuran suça sürüklenen çocuk ...'ın 18.11.2014 tarihinde Güneysu ilçe merkezindeki parkta sanıklar ..., ..., ..., suça sürüklenen çocuk ..., firari sanık ... ... ve ismini bilmediği bazı şahıslarla birlikte içki içtiklerini, sohbet sırasında maktul ...'in eşcinsel eğilimleri olduğunun konuşulduğunu, ...'ın yönlendirmesi üzerine ...'nin kullandığı araçla maktulün evinden alınıp darbedildiğini ve parka getirildiğini, burada ...'ın maktulü yumruklayıp kemerle vurarak dövdüğünü, maktulün başında içki şişesi kırdığını, yine maktule sopayla defalarca vurduğunu, ... ve ...’in de maktulü darbettiklerini, ardından maktulü boş içki şişesine oturttuklarını, bacağını kırana kadar maktulün bacağına ...'ın sopayla vurduğunu, olay yerine çağrılan inceleme dışı sanık ...'a ait ticari taksiye binen ... ile firari sanık ...'ın maktulü alıp gittiklerini, 19.11.2014 tarihinde kendisini telefonla arayan ...'den maktulün öldüğünü öğrendiğini ifade ettiği; inceleme dışı sanık ...'ın beyanlarından da maktulün Handüzü Yaylası'na götürülerek uçurumdan aşağı atıldığının öğrenilmesi üzerine yaylaya gidildiği, maktulün cesedinin zirveden 50 metre aşağıda bulunduğu, kurtarma ekiplerinin yardımı ile alınıp hastaneye götürüldüğü, Ölü muayene tutanağı ve otopsi raporundan; 177 cm boyunda, 90 kg ağırlığında, 60 yaşlarındaki erkek cesedinde yapılan incelemede, ölenin pantolon cebinden bir adet cep telefonu çıktığı, başta ve kollarda, çok sayıda, ekimoz, kesi, laserasyon bulunduğu, kanda etanol bulunmadığı, antidepresan ve ağrı kesici ilaçlarda kullanılan etken maddelerin tespit edildiği, anal muayenede zemini ekimozlu, en büyüğü bir cm uzunluğunda mukozal yırtıklar görüldüğü, bu yırtıkların anal bölgeye yönelik travmanın bulguları olduğu, sol bacakta tespit edilen parçalı kırığın, küt bir cismin birden fazla kez doğrudan uygulanması ile meydana gelecek nitelikte olduğu, sol bacak kırık bölgesindeki büyük damar yaralanmasının tek başına öldürücü nitelikte olduğu, başta solda, alın bölgesindeki kemik kırığı ve fokal subaraknoid kanamanın tek başına kısa sürede ölüme neden olacak nitelikte olmadığı, kişinin yaşaması hâlinde yaşamını tehlikeye sokacağı, kafatası kemik kırığının düşme sonucu mu yoksa küt bir cismin doğrudan uygulanması nedeniyle mi oluştuğuna ilişkin tıbben ayrım yapılamayacağı, maktulün küt ekstremite travmasına bağlı kruris kemik kırıkları ile birlikte büyük damar yaralanmasından gelişen dış kanama sonucu öldüğü, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunca düzenlenen 26.08.2015 tarihli rapordan; travmaya maruz kalma ile ölüm arasında geçen sürenin ve ölüm olayında soğukta kalma ve donmanın etkisi olup olmadığının bilinemediği, kişide tespit edilen ve ölüme neden olan sopayla vurularak oluşan travmatik değişimlerin tek başına ölümü açıklayabilecek ağırlıkta olduğunun mütalaa edildiği, Anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Doktrinde Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 25.09.2024 tarihli ve 401-264 sayılı kararında açıklandığı üzere; Doğrudan kast; öngörülen ve suç teşkil eden fiili gerçekleştirmeye yönelik irade olup kanunda suç olarak tanımlanmış eylemin bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi ile oluşur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kastla hareket etmiş olacak, buna karşın işlemiş olduğu fiilin muhtemel bazı neticeleri meydana getirebileceğini öngörmesine ve bu neticelerin gerçekleşmesini mümkün ve muhtemel olarak tasavvur etmesine rağmen muhtemel neticeyi kabullenerek fiili işlemesi hâlinde olası kast söz konusu olacaktır. Buna göre kast bilme ve isteme, olası kast ise öngörme ve kabullenme unsurlarından meydana gelmektedir. Kastın bir türü olmasına rağmen kanunda olası kast bakımından bilme yerine öngörme, isteme yerine ise madde gerekçesinde kabullenme kavramlarının tercih edilmesi tesadüfi değildir. Bununla, olası kast hâlinde failin fiile ve neticeye yönelik amaç ve yaklaşımının doğrudan kast kadar ciddi ve belirgin bir boyut kazanmadığı vurgulanmak istenmiştir. Gerçekten de olası kastta, doğrudan kast derecesinde bir isteme bulunmasa da failin gerçekleşmesi muhtemel olan sonucu öngörerek kayıtsız kaldığı, başka bir ifadeyle bu sonucu kabullendiği ifade edilmektedir. Yine ceza sorumluluğuna yol açacak netice, gerçekleştirilecek asıl fiile bağlı olduğundan olası kast bir yan netice sorumluluğudur. Olası kast ile doğrudan kast arasındaki farkı ortaya koyan en belirgin unsur, doğrudan kasttaki bilme unsurudur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini biliyorsa doğrudan kasıtla hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir. Yine failin hareketiyle hedeflediği doğrudan neticelerle birlikte, hareketin zorunlu veya kaçınılmaz olarak ortaya çıkan sonuçları da açıkça istenmese dahi doğrudan kastın kapsamı içinde değerlendirilmelidir. Belli bir sonucun gerçekleşmesine yönelik hareketin, günlük hayat tecrübelerine göre diğer bir kısım neticeleri de doğurması muhakkak ise failin bu sonuçlar açısından da doğrudan kastla hareket ettiği kabul edilmelidir. Olası kastı doğrudan kasttan ayıran diğer ölçüt; suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşmesinin muhakkak olmayıp muhtemel olmasıdır. Fail, böyle bir durumda muhakkak değil ama büyük bir ihtimalle gerçekleşecek olan neticenin meydana gelmesini kabullenmekte ve olursa olsun düşüncesi ile göze almakta; neticenin gerçekleşmemesi için herhangi bir çaba göstermemektedir. Olası kastta fiilin kanunda tanımlanan bir sonucun gerçekleşmesine neden olacağı muhtemel görülmesine karşın, bu neticenin meydana gelmesi fail tarafından kabul edilmektedir. Öte yandan; ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 379-278 sayılı kararında açıklandığı üzere; Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı fail konumundadır. Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına şerik denilmekte olup TCK'da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden TCK'nın 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır. TCK'nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme de; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır. 1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım; a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, Olarak sayılmıştır. 2- Manevi yardım ise; a) Suç işlemeye teşvik etmek, b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek, c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek, d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek, Şeklinde belirtilmiştir. B. Hukuki Değerlendirme Uyuşmazlık konuları birlikte değerlendirildiğinde; olay tarihinden kısa süre önce terhis olup memleketine gelen sanık ...'ın, inceleme dışı firari sanık ...'ın işlettiği, suça sürüklenen çocuk ...’in ise işçi olarak çalıştığı Güneysu ilçe merkezindeki parka olay günü geldiği, parkta bulunan arkadaşı sanık ... ve tanıdığı olan suça sürüklenen çocuk ..., onun arkadaşı ... ile birlikte oturmaya başladığı, ...'ın arkadaşı sanık ...'nin de bir süre sonra bu gruba katıldığı, birlikte sohbet edip alkol aldıkları, sohbet sırasında maktul ...'in içki, sigara ve para vererek genç erkeklerle ilişkiye girdiğinin konuşulduğu, bir süre sonra ...'ın telefonunun çaldığı, ...'ın telefonu "Dayı arıyor." diyerek ...'a verdiği, arayan şahsın maktul olduğunun öğrenilmesi üzerine, alkollü sohbet ortamında maktul hakkındaki konuşmaların daha da hararetlendiği, ...'ın maktulün köylüsü olması nedeni ile maktulü bulabileceğini söylediği, bunun üzerine toplanan gruptakilerin ... ve ...'nin araçlarıyla maktulü aramak için parktan ayrıldıkları, parkta ... ve ...'ın kaldıkları, bahsedilen sanıkların maktulü mahallesinde ve deniz kenarında aradıkları ancak bulamadıkları, bu sırada ...'ın kaza yapması üzerine dayısı sanık ...'i aradığı, ... ile buluştukları, yolda giderken ...'nin arkadaşı sanık ...'ı da yanlarına aldıkları, bir süre daha maktulü aradıkları, bulamayınca Güneysu ilçesine dönmeye karar verdikleri, firari sanık ...'ın, maktulün kendisine telefon ettiğini onu bulabileceğini söyleyerek araçtan indiği, diğer sanıkların ise parka gidip alkol alıp sohbet etmeye devam ettikleri, bir süre sonra ...'ın sanık ...'a telefon ederek maktulü bulduğunu ancak getiremediğini söylediği, bunun üzerine sanık ...'in aracını maktulün getirilmesi için ... ve ...'ye verdiği, ... ve ...'nin maktul ve ...'ı almaya gittikleri, olay yerine döndükleri sırada yolda, araç içinde, her üçünün maktulü darbettikleri, maktulün yaralı bir şekilde saat 21.00 sıralarında parka getirildiği, ancak araçtan inmek istemediği, suça sürüklenen çocuk ...'in beyanına göre ... ve ...'ın, aracın yanına giderek maktulü zorla serendere çıkardıkları, ...'ın maktule saldırdığı, ...'ın ise "Ben dururken sen nasıl vurursun!" diye ...'ı darbettiği, ... ve yanındakilerin maktulü cinsel tercihleri konusunda sıkıştırmaya başladıkları, sanık ...'in beyanına göre bu sırada sanık ...'in "Sen tam a...na koyulmalık adamsın" dediği, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... tarafından maktulün darbedildiği, sanıkların beyanlarına göre ... ve ...'in maktule vurmadıkları, sanık ...'ın maktulü önce yumrukla, ilerleyen saatlerde kemer ve şişe ile darbettiği, içkilerinin bitmesi üzerine sanıklar ... ve ...'in dışarıdan alkol alarak geri geldikleri, ... tarafından serenderin ortasına, yere boş bir votka şişesi konulduğu ve maktulden şişenin üstüne oturmasının istendiği, maktulün kabul etmemesi üzerine ... ve ...'nin maktulün pantolon ve iç çamaşırını çıkardıkları ve omuzlarına çökmek suretiyle maktulü şişenin üzerine oturttukları, şişenin maktulün anüsüne girdiği, ...'ın sopa istediği, ...’in beyanına göre ...'in "Benim aracımda sopa var." demesi üzerine ...'in aracında bulunan sapı siyah bantla sarılı demir çubuğun getirilerek ...'a verildiği, ...’in olaydan sonra aracında bulunan bu demir aleti bulamadığını belirttiği, sanıklar ... ve ...'nin, maktulün sol bacağını tuttukları, sanık ...'ın ise elindeki sopa ile defalarca vurarak maktulün bacağını kırdığı, bacakta oluşan büyük damar yaralanması nedeniyle maktulün hızla kan kaybettiği ve kendinden geçtiği, sanık ...'ın bu eylemler yapılırken olanları cep telefonuna kaydettiği, saat 24.00 sıralarında ...'ın ticari taksi şoförü olan inceleme dışı sanık ...'ı parka çağırdığı, maktulün suça sürüklenen çocuklar tarafından omuzlarından ve bacaklarından tutulup sürüklenerek taksinin bagaj kısmına konulduğu, araca ... ve ...'ın da bindikleri, maktulün inilti seslerinin kesilmesi nedeniyle öldüğünü düşündükleri, maktulü önce bir yere gömmeyi planladıkları, taksi sürücüsüne araçta kürek olup olmadığını sordukları, kürek olmadığını öğrenince maktulü Handüzü Yaylası'nda uçurumdan aşağı atmayı kararlaştırdıkları ve maktulü 50 metre yükseklikteki bir yardan aşağı yuvarladıkları, dönüş yolunda ...'in, ...'ı arayarak olay yerini temizlemelerini söylediği, ... ve ...'in olay yerini temizledikleri, maktule ulaşamayan eşi katılanın kayıp başvurusunda bulunduğu, suça sürüklenen çocuk ...'ın anlatımları üzerine, olaydan iki gün sonra maktulün cesedinin atıldığı uçurumda bulunduğu, yapılan otopsi sonucunda, maktulün baş, yüz, göğüs, karın, kol ve bacaklarda çok sayıda darp ve kesi izi bulunduğu, kafa kemiği kırıklarına bağlı olarak beyin kanaması geçirdiği, anüsünde yırtılma meydana geldiği, maktulün, küt ekstremite travmasına bağlı kruris kemik kırıkları ile birlikte büyük damar yaralanmasından gelişen dış kanama sonucu öldüğünün bildirildiği, sanıklardan ... ve ...'ın olaydan sonra ormanlık alana kaçarak 36 gün boyunca saklandıkları, ardından teslim oldukları anlaşılan dosyada; 60 yaşındaki maktulün, sanıklar ve suça sürüklenen çocuklardan oluşan grup tarafından üç saati aşkın bir süre boyunca tekme, tokat, yumruk, kemer, şişe ve demir sopayla ağır şekilde darbedilmiş olması, sıkıca tutularak etkisiz hâle getirilen yaralı hâldeki maktulün bacağına demir sopayla defalarca vurulması, bunun sonucunda sol bacakta açık kemik kırıkları ve büyük damar parçalanmasına yol açılması, maktulün anüsüne sokulan içki şişesinin derin doku yırtılmalarına neden olması, büyük damar parçalanması sonucu, beyanlara göre olay yerini kan gölüne çevirecek miktarda maktulün kan kaybetmesi, kendinden geçen maktulün olay yerinin 50 metre yakınındaki hastaneye götürülmek yerine sürüklenerek olay yerine çağrılan bir ticari taksinin bagajına konularak bu şekilde götürüldüğü ilçe dışındaki yaylada bir uçurumdan aşağı atılmış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; Ölüm neticesinin sanıklar ve suça sürüklenen çocukların yukarıda anlatılan hareketlerinin zorunlu ve kaçınılmaz bir sonucu olduğu, hayat tecrübelerine göre de ölüm neticesini doğurması muhakkak olan bu nitelik ve yoğunluktaki eylemleri birlikte gerçekleştiren sanıklar ve suça sürüklenen çocukların doğrudan kastla hareket ettikleri kabul edilmelidir. Bu nedenle Yerel Mahkemenin, sanıklar ve suça sürüklenen çocuklarca istenmeyen ölüm neticesinin muhtemel olduğundan bahisle suçun olası kastla işlendiğine ilişkin direnme gerekçesinin isabetli olmadığına karar verilmelidir. Sanıklar ... ve ...'nın, diğer sanıklar ve suça sürüklenen çocukların nitelikli kasten öldürme suçuna iştiraklerine ilişkin olarak; Sanık ...'in, sanık ...'ın talimatı üzerine maktulün olay yerine getirilmesi için kendi aracını tereddütsüz bir şekilde ... ve ...'e teslim etmesi, parktaki serendere zorla çıkarılan maktulün öldüresiye darbedildiğini görmesine ve 17... yaş aralığındaki diğer sanıklar ve suça sürüklenen çocuklara göre yaşça çok daha büyük olmasına karşın, sanıklar ve çocukların yanında yer alması, olay sırasında maktulü kastederek birkaç kez "Sen tam a.ına koyulacak adamsın" demek suretiyle yanında yer aldığı sanıklar ve suça sürüklenen çocuklarla birlikte maktul üzerinde fiili hâkimiyet kurması, içkileri bitince maktulü öldüresiye darbeden sanıklar ve suça sürüklenen çocuklara içki alıp getirmesi, olaydan sonra olay yerinden ayrılmayarak maktulün cesedini ortadan kaldırmak maksadıyla sabaha karşı maktulün atıldığı uçuruma ...'la birlikte gitmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanık ...'in sayılan bu aktif eylemleri ile sanıklar ve suça sürüklenen çocukların eylemlerine katılım gösterdiği, olayın başından itibaren sanıklar ve suça sürüklenen çocuklarla birlikte aldığı suç işleme kararı doğrultusunda, maktule yönelik gerçekleştirilen eylemler üzerinde fiili hâkimiyet kurduğu, bu suretle suçların işlenişine fonksiyonel katkıda bulunarak sanıklar ve suça sürüklenen çocukların nitelikli kasten öldürme suçuna TCK'nın 37/1. maddesi kapsamında müşterek fail sıfatıyla iştirak ettiği kabul edilmelidir. Gerek istikrarlı savunmalarına gerekse de diğer sanık ve suça sürüklenen çocukların kendisine ilişkin beyanlarına göre; olay sırasında maktule vurmadığı anlaşılan, olay yerine zorla getirilen maktulün araçtan indirilip serendere sokulmasına yardım etmek ve maktulün ölümü ile sonuçlanan darp ve cinsel saldırı eylemini baştan sona cep telefonu ile kaydetmekten ibaret eylemleri bulunan sanık ...'nın ise; diğer sanık ve suça sürüklenen çocukların maktule yönelik nitelikli kasten öldürme eylemi üzerinde fonksiyonel bir fiilî hâkimiyet oluşturacak konumda veya suçun akim kalmasını engelleyecek katkı mahiyetinde başkaca bir eylemi olduğunun toplanan delillerle ispatlanamaması karşısında, sanığın diğer sanıklar ve suça sürüklenen çocukların nitelikli kasten öldürme suçunun icrasını kolaylaştırmak sureti ile TCK'nın 39/2-c maddesi uyarınca yardım eden sıfatıyla iştirak ettiği kabul edilmelidir. Bu itibarla; Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.02.2022 tarihli ve 49-67 sayılı hükümlerinin; sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... ile suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'nın eylemlerinin maktule yönelik doğrudan kastla işlenen nitelikli kasten öldürme suçunu oluşturduğunun; sanık ...'nın diğer sanık ve suça sürüklenen çocukların nitelikli kasten öldürme suçuna TCK'nın 39. maddesi uyarınca yardım eden sıfatıyla iştirak ettiğinin gözetilmemesi isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmelidir. Sanık ...'ın nitelikli kasten öldürme suçuna iştirakine ilişkin uyuşmazlık yönünden çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı; sanığın nitelikli kasten öldürme suçu üzerinde fonksiyonel bir fiilî hâkimiyet oluşturacak konumda veya suçun akim kalmasını engelleyecek katkı mahiyetinde başkaca bir eylemi olduğunun toplanan delillerle ispatlanamadığı, bu itibarla, in dubio proreo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi de gözetilerek yukarıda zikredilen eylemlerinin suça yardım niteliğinde olduğu düşüncesiyle, Aynı uyuşmazlık yönünden çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi de; sanık ...'in, nitelikli kasten öldürme suçuna müşterek fail olarak değil, yardım eden olarak iştirak ettiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesince kurulan 11.02.2022 tarihli ve 49-67 sayılı hükümlerin; a) Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... ile suça sürüklenen çocuklar ... ve ...’nın eylemlerinin doğrudan kastla işlenen nitelikli kasten öldürme suçunu oluşturduğunun, b) Sanık ...’nın diğer sanık ve suça sürüklenen çocukların maktule yönelik nitelikli kasten öldürme suçuna TCK'nın 39. maddesi uyarınca yardım eden sıfatıyla iştirak ettiğinin, Gözetilmemesi isabetsizliklerinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2025 tarihli müzakerede, kastın niteliğine ve sanık ...'nın nitelikli kasten öldürme suçuna iştirakine ilişkin uyuşmazlıklar yönünden oy birliğiyle, sanık ...'ın nitelikli kasten öldürme suçuna iştirakine ilişkin uyuşmazlık yönünden ise oy çokluğuyla karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.