Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2023/260 E. , 2025/551 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 61-108 2-Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/2, 103/3-4, 43... . maddeleri uya
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2023/260 E. , 2025/551 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 61-108 2-Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/2, 103/3-4, 43... . maddeleri uyarınca 22... ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 02.12.2019 tarihli ve 227-489 sayılı hükmün, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 13.03.2020 tarih ve 243-322 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine, bu kararın da sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 07.12.2021 tarih ve 15024-9776 sayı ile; "Olayın intikal şekli ve zamanı, suç tarihi itibarıyla on yedi yaşı içerisinde bulunan mağdurenin aşamalarda değişen çelişkili anlatımları, katılanlar ile tanıkların gerek kendi içerisinde gerekse mağdure anlatımlarıyla çelişen beyanları savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi..." isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi 21.04.2022 tarih ve 61-108 sayı ile; "Mağdure beyanlarının tanık beyanları ile doğrulandığı, çelişen beyan olmadığı, sanığın eylemlerinin sabit olduğu" gerekçesiyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.09.2022 tarihli ve 100418 sayılı bozma istekli tebliğnamesiyle dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 11.04.2023 tarih ve 13040-2196 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Sanığın oğlu ve katılan ...'nin kardeşi ...'nun 05.01.2014 tarihinde babası olan sanığı öldürmeye teşebbüs etmek eylemiyle yargılandığı dosyada, katılan ...'nin tanık sıfatıyla dinlenildiği, ifadesinde sanık tarafından cinsel istismara maruz kaldığını beyan etmesi üzerine İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince, sanık hakkında suç ihbarında bulunulduğu, Anlaşılmaktadır. Katılan ... soruşturma evresinde; babasının vajinasına parmağını sokmadığını, üzerinde elini gezdirdiğini, kardeşiyle birlikte uyuduğu bir gece sanığın ortalarına yatıp cinsel organını yalatmak istemesi üzerine bağırdığını ve annesinin yanına gidip uyuduğunu, 2013 yılında gerçekleşen son eylemde babasının kendisini dövmesinden sonraki gün annesinin iş yerine gidip babasının cinsel eylemlerini anlattığını, şehir dışında okuyan erkek kardeşini de bu konunun konuşulması için çağırdıklarını ve bu nedenle kardeşinin sanığı bıçakladığını, Kovuşturma evresinde ise; öz babası olan sanığın yaklaşık on yaşından beri bu eylemleri yaptığını, bazen yattığı yerden kucağına alıp salona götürdüğünü, annesinin zaman zaman kız kardeşini de alarak Söke'ye gittiğini, erkek kardeşinin de okulda olduğu zamanlarda sanıkla evde yalnız kaldığını, sanığın ilk olarak göğüslerini sıkıp yaladığını, arkadan ilişkiye girmeye çalıştığını, vajinasını yaladığını ve parmağını içine soktuğunu, kendi cinsel organını da yalatmaya çalıştığını, çoğunlukla alkollüyken bunları yaptığını, bazen de annesi uyuduğunda kendisini yatağından alıp salona götürerek eylemlerine devam ettiğini, biraz büyüdükten sonra elini kolunu ısırarak sanığa karşı koymaya çalıştığını, bir gece kardeşi ... ile birlikte uyurken sanığın ortalarına yattığını, cinsel organını yalatmaya çalışınca bağırdığını, kardeşinin sese uyandığını ancak odanın karanlık olması sebebiyle bir şey görmediğini, sanığın da "Ne oluyor?" diyerek odadan çıktığını, yaşadıklarını önce kardeşlerine anlattığını, oyun karakterinin satılması el hadisesi ile ilgili olarak sanıkla erkek kardeşi tartıştıklarında kardeşinin sanığa "Zaten çalışmıyorsun, bizim üstümüzdesin. Sen kızına böyle yapıyorsan adam değilsin!" dediğini, sanığın en son eylemini 2013 yılında dershaneden eve geldiği bir günde gerçekleştirdiğini, pantolonunu çıkarmaya çalıştığını, karşı gelince kendisini dövdüğünü, elinin yüzünün şiştiğini, annesinin babasıyla neden tartıştığını sorduğunu fakat olayın cinsel boyutunu anlatmayıp başka şeyler uydurduğunu, Tanık ... aşamalarda; bir gece katılan ...'nin gelip yanına yattığını, sanığın katılan ...'yi yanından alıp götürdüğünü, korktuğu için ne yaptıklarına gidip bakmadığını ancak katılan ...'nin "Baba, yapma!" şeklinde ağlayarak bağırdığını, bizzat bir şeye tanık olmadığını, katılan ...'nin anlattıkları kadar bilgisinin olduğunu, zaman zaman ...'nin ağlama sesine uyandığını, ışığı açtığında sanığın katılan ...'nin üzerinden kalktığını ama ne yaptıklarını görmediğini, Tanık ... aşamalarda; katılan ... ile anneleri evde olmadığı zaman birlikte uyuduklarını, bazen sanığın katılan ...'nin yanına yatıp sarılıp uyuduğunu, ... ile aynı yatakta yattıkları bazı günlerde ise sanığın ...'yi başka bir odaya götürdüğünü, Tanık ... aşamalarda; katılan ...'nin anlattığı olaylara ilişkin görgüye dayalı bilgisinin olmadığını, sanık ile katılan ... arasında normal baba -kız ilişkisi olduğunu, sanığın eylemlerinden katılan ... ve diğer çocuklarının anlatımı üzerine haberdar olduğunu, Beyan etmişlerdir. Sanık aşamalarda; iftiraya uğradığını, oğlu ...'ın oynadığı bir oyundaki karakteri satmak istediğini söylemesi üzerine aralarında tartışma çıktığını ve oğlunun evi terk ettiğini, bir süre sonra gözleri dönmüş bir şekilde eve geldiğini, "Niye evden kaçtın? İt uğursuz mu olacaksın?" diye kızınca ...'ın kendisini bıçakladığını, hastanedeki tedavisi sırasında oğlunun arkadaşlarının "Nasıl olsa baban ölecek, namus davası olursa az ceza alırsın." diye akıl verdiklerini duyduğunu, katılan ... ve tanıkların ...'ı kurtarmak için kendisine iftira attıklarını savunmuştur. IV. GEREKÇE Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 11.06.2013 tarihli ve 36-294 sayılı ile 22.04.2025 tarihli ve 308-180 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, suçun işlenmesi ile bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanığın, on yaşından on yedi yaşına kadar göğüslerine ve cinsel organına dokunmak, cinsel organını yalatmak ve zorla anal yoldan ilişkiye girmek suretiyle kızı olan katılan ...'ye yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddia ve kabul edilen olayda; Katılan ...'nin sanık hakkındaki iddialarını her aşamada önceki beyanlarıyla çelişecek şekilde değiştirmesi ve genişletmesi, olayın adli mercilere intikalinin mağdurun kardeşinin sanığı bıçaklaması nedeniyle yapılan yargılamada katılan ...'nin tanık sıfatıyla verdiği beyanı üzerine suç ihbarında bulunulması neticesinde gerçekleşmesi, sanığın müsnet eylemleri aile içerisinde ve gece vakti katılanın kardeşi ... ile aynı odada uyuduğu sırada icra ettiğine yönelik iddiaların, görgüye dayalı bilgileri bulunmayan ve cinsel eylemlerle bağlantılı olduğu kabul edilen olayları katılan ...'nin anlatımları doğrultusunda anlatan tanıklar ..., ... ve ... tarafından doğrulanmaması ve sanığın tüm aşamalarda katılan ...'ye yönelik cinsel istismarda bulunmadığına dair aksi kanıtlanamayan savunmaları birlikte değerlendirildiğinde; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığın müsnet çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçtan beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün, sanığa isnat edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun sübut bulmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığa isnat edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun sabit olduğu görüşüyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle, 1- İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 61-108 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmündeki gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün, sanığa isnat olunan çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun sabit olmaması nedeniyle sanık hakkında beraat hükmü kurulması gerekirken mahkûmiyet hükmü kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.12.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.