Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2023/262 E. , 2025/171 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2021/154228 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ : ADANA Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza SAYISI : 1583-1341 I. HUKUKÎ SÜREÇ Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 109/2, 109/3-f
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2023/262 E. , 2025/171 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2021/154228 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ : ADANA Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza SAYISI : 1583-1341 I. HUKUKÎ SÜREÇ Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 109/2, 109/3-f, 109/5, 53, 58/6-7 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezasının ikinci defa mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 18.12.2020 tarihli ve 212-346 sayılı hükmün, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili, katılan ... vekili ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesince 22.09.2021 tarih ve 1583-1341 sayı ile; "1- Sanık ... müdafii Av. ...'in istinaf başvurusu yerinde görülmekle Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.12.2020 tarihli, 2020/212 Esas, 2020/346 Karar sayılı kararının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile ilgili olan 2 nolu bendinin tamamının kaldırılmasına, 2- Her ne kadar sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolayı TCK'nın 109/1, 109/3-f, 109/5. maddeleri gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de; sanığın üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun yasal unsurları oluşmadığından sanık ...'nin müsnet suçtan CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine, 3- CMK'nın 280/1-a, 303/1-a maddeleri uyarınca hükmün bu şekilde düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine," karar verilmiştir. Bu kararın, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 27.09.2022 tarih, 1300-8230 sayı ve oy çokluğu ile onanmasına karar verilmiştir. Daire Üyeleri... ve ...; "İlk Derece Mahkemesi, Bölge Adliye Mahkemesi ve Dairemizce de sabit görüldüğü üzere; sanık ... ile mağdur ...'in Suriye ülkesi vatandaşı oldukları ve bitişik evlerde ikamet ettikleri, olay günü katılan ...'nın mağdur ...'i sanık ...'ın bulunduğu eve zeytin vermek amacıyla gönderdiği, mağdur ...'in bir şişe zeytin ile sanık ...'ın ikametine gittiği, ikametin kapısını sanığın açtığı, 'Ben yorgunum, sen zeytin şişesini mutfağa götür.' diyerek mağdur ...'i evin içerisine aldığı, mağdur ...'in zeytinleri mutfağa bıraktıktan sonra geri döndüğü esnada sanık ...'ın mağdur ...'i elinden tutarak salona götürdüğü, yere yatırıp cinsel istismarda bulunduğu ve mağduru serbest bırakarak evden çıkmasını sağladığı. Bölge Adliye Mahkemesince sanığın eyleminin sadece cinsel istismar suçunu oluşturup eylemle sınırlı sürede mağduru evde tutmasının ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmadığından bahisle beraatine karar verilmiş ise de, sanığın kapısına gelen mağdurun elinden zeytin kavanozunu alıp göndermesi gerekirken cinsel istismar eylemini gerçekleştirmek amacıyla hile kullanıp mağdura yorgun olduğunu söyleyerek kavanozu mutfağa bırakmasını istediği, bu şekilde mağdurun içeri girmesini sağladığı, kavanozu mutfağa bırakan mağdurun evden çıkmasını önleyerek elinden tutup salona götürerek orada cinsel istismar eylemini gerçekleştirdiği, bu hâliyle eylemin TCK'nın 109/2. maddesinde tanımlanan hâliyle hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 17.11.2022 tarih ve 154228 sayı ile; "... somut olayda, mağdurun yaşı gereği kolayca inanabileceği şekilde yorgun olduğu bahanesini söyleyerek mağduru kandırdığı ve bu şekilde eve girmesini sağladığı gözetildiğinde mağdurun bulunduğu yerden başka bir yere gitmesini hile temin ettiği, mağdurun eve girmesi ile atılı suçun oluştuğu ve cinsel istismar fiilinin gerektirdiğinden daha fazla bir süre ile mağdurun hürriyetinin kısıtlandığı ... ilk derece mahkemesinin sanığa atılı hile ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluştuğuna dair kabulünün isabetli olduğu" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 14.02.2023 tarih, 15018-618 sayı ve oy çokluğu ile; itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme, sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan Bölge Adliye Mahkemesince verilen düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Olay tarihinde katılan ...'in 6 yıl, 8 ay, 25 günlük olduğu, Kolluk tarafından düzenlenen tutanağa göre; 31.08.2020 tarihinde saat 13.30 sıralarında ... Mahallesi, ... Sokak, No. ... önünde kavga olayı olduğunun anons edilmesi üzerine olay yerine intikal edildiği, sanığın toplanan kalabalık bir grup tarafından darbedildiğinin görüldüğü, sanığın bu grup içinden alınıp ekip otosuna bindirildiği, yapılan araştırmada katılan ...'in cinsel istismara uğraması nedeniyle sanığın darbedildiğinin belirlendiği, Kolluk tarafından düzenlenen basit kroki ile olay yeri fotoğraflarına göre; .... Sokağın bir tarafında sanığın evinin, diğer tarafından ise katılan ...'in evinin bulunduğu, sanığın evinin söz konusu sokağa bakan demir dış kapısının olduğu, bu kapının bir hole açıldığı, bu holün sonunda bulunan merdivenlerden üst kata çıkıldığı, olayın gerçekleştiği mutfak ve salon bölümlerinin de bu üst katta yer aldığı, Kolluk tarafından düzenlenen 31.08.2020 tarihli canlı teşhis tutanağına göre; katılan ...'in teşhis odasında yer alan şahıslardan özel bölgelerine dokunan kişinin sanık olduğunu beyan ettiği, Anlaşılmıştır. Katılan ... savcılıkta; Suriye ülkesinden geldiklerini, Türkiye'de ailesi ile birlikte yaşadığını, olay tarihinde annesinin kendisine bir şişe zeytin verip komşularına götürmesini istediğini, komşularının kapısına vurduğunu, kapıyı bir erkeğin açtığını, kendisine, "Ben yorgunum sen zeytin şişesini mutfağa götür." dediğini, bunun üzerine zeytini içeriye götürdüğünü, ardından aşağıya ineceği sırada bu kişinin elini tutup, kendisini evin salonuna götürerek "Yere uzan." dediğini, istemeyince kendisini zorla yere yatırdığını, iç çamaşırını ve pantolonunu çıkartıp özel bölgelerinden öptüğünü, tişörtünü çıkartmak buna izin vermediğini, eliyle özel bölgelerine dokunduğunu, ardından kendisine "Git, kimseye söyleme!" dediğini, bunun üzerine kıyafetlerini giyerek evden çıktığını, olay sırasında evde başka kimse olmadığını, Mahkemede; sanığı tanıdığını, olay günü annesinin bir şişe içindeki zeytini komşuları olan kadına götürmesini istediğini, kapıyı vurduğunu, sanığın kapıyı açtığını, kendisine "Bunu götür, yukarıya götür, mutfağa götür." dediğini, sonra yere uzanmasını istediğini, sanığın yere uzandığını, kendisinin de uzandığını, pantolonunu sanığın çıkarttığını, sonra ayağa kalkıp "İstemiyorum, istemiyorum!" dediğini, sanığın kendisine "Merdivenden inebilir misin?" dediğini, sanığın kendisini kucağına aldığını, sonra özel bölgelerine dokunduğunu, ardından kendisini giydirdiğini, "Kimseye söyleme!" dediğini, daha sonra annesinin yanına gittiğini, olay sırasında kendi pantolonunu ve kilotunu sanığın çıkardığını, ancak üst kısmında bulunan kıyafetlerini çıkarmadığını, olay sırasında sanığın kendisini yanağından ve arka tarafından öptüğünü, Katılan ... Mahkemede; katılan ...'in kızı olduğunu, olayı kızının kendisine anlattığını, sanıktan şikâyetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini, Şikâyetçi ... kollukta; eşi ve 4 çocuğu ile birlikte yaşadığını, 5 yıl önce Suriye'den geldiğini, katılan ...'in kızı olduğunu, 31.08.2020 tarihinde saat 12.00 sıralarında sanığın eşine zeytin göndereceğini söylediğini, çünkü ekonomik durumlarının kötü olduğunu, sanığın eşinin kabul etmesi üzerine saat 13.00 sıralarında katılan ...'i gönderdiğini, 10 dakika sonra katılan ...'in ağlayarak eve geldiğini, pantolonunu düzelttiğini gördüğünü, ne olduğunu sorunca "Anne beni bir daha oraya gönderme." dediğini, ardından kendisine sanık tarafından gerçekleştirilen cinsel istismar olayını anlattığını, bunun üzerine evden çıkıp bağırmaya başladığını, sanığın evinin önünde bağırırken komşularının polisi aradıklarını, polis gelmeden önce arbede çıktığını, Mahkemede; sanıktan şikâyetçi olduğunu, davaya katılmak istemediğini, İfade etmişlerdir. Sanık kollukta; 7 yıl kadar önce Suriye'den Türkiye'ye geldiğini, evli olup iki çocuğu bulunduğunu, komşusu olan şikâyetçi ...'nın katılan ...'in annesi olduğunu, 31.08.2020 tarihinde saat 13.00 sıralarında katılan ...'in evine elinde plastik şişe ile zeytin getirdiğini, eşinin ve çocuklarının bir gün önce Konya'ya gittikleri için evde bulunmadıklarını, katılan ...'in merdivenlerden çıktığını, içeride odalar arasında bulunan koridorun olduğu yere zeytini bıraktığını, oraya bırakmasını kendisinin söylediğini, katılan ... ile hiç konuşmadığını, hiçbir şekilde bu kişiye dokunmadığını, "Bu olayı kimseye anlatma!" demediğini, Sulh Ceza Sorgusunda; olay tarihinde katılan ...'in zeytin getirdiğini, katılan ...'i evin dış kapısında karşıladığını, elindeki zeytinleri oradan aldığını, içeriye hiç girmediğini, belki 2-3 adım içeriye girmiş olabileceğini, Mahkemede; katılan ...'in zeytini kapıdan verip gittiğini, onu içeri almadığını, ona yönelik cinsel istismarda bulunmadığını, her ne kadar soruşturma sırasında alınan ifadesinde katılan ...'in içeri girip zeytini masaya bıraktığını söylemiş ise de içeri girmediğini savunmuştur. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar TCK’nın "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" başlıklı 109. maddesi; "(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (3) Bu suçun; a) Silahla, b) Birden fazla kişi tarafından birlikte, c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, e) Üstsoy, altsoy veya eşe karşı, f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat arttırılır. (4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır. (6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." şeklinde düzenlenmiş iken 14.07.2021 tarihli ve 31541 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe giren 7331 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 9. maddesiyle anılan maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendine "eşe" ibaresinden sonra gelmek üzere "ya da boşandığı eşe" ibaresi eklenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel şekli düzenlenmiş, ikinci fıkrasında; suçun cebir, tehdit veya hile ile işlenmesi, üçüncü fıkrasında ise; altı bent hâlinde, suçun silahla, birden fazla kişi ile birlikte, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle, üstsoy, altsoy veya eşe ya da boşandığı eşe karşı, çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, beşinci fıkrasında; cinsel amaçla işlenmesi nitelikli hâller olarak yaptırıma bağlanmış, dördüncü fıkrasında; suçun ekonomik bakımdan önemli bir kayba uğraması olarak ifade edilen netice sebebiyle ağırlaşmış hâline, altıncı fıkrasında ise; suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun sonucu itibarıyla ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi hâlinde, ayrıca bu suça ilişkin hükümlerin de uygulanacağı belirtilmiştir. Suçla korunan hukuki değer, bireylerin irade, hareket ve seyahat özgürlüğüdür. Bu husus madde gerekçesinde; "Bu suç ile korunan hukuki değer, kişilerin kendi arzusu ve iradesi çerçevesinde hareket edebilme hürriyeti.." olarak zikredilmiştir. Suçun temel şeklinin tipik eylemi, bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmaktır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, serbest hareketli bir suç olduğundan, fiil, failin doğrudan doğruya veya dolaylı hareketleriyle ve çeşitli araçlar kullanılarak gerçekleştirilebilir. Netice ise mağdurun hareket etme ya da yer değiştirme özgürlüğünün kaldırılmış olmasıdır. Fiilin herkesin girebileceği bir yerde, özel, kapalı veya açık alanda gerçekleştirilmesinin yahut uzun veya kısa süreli olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Suçun oluşması için mutlaka mağdurun bir yere kapatılmış olması gerekmeyip aleni bir yerde tutma veya böyle bir yere götürme hâlinde dahi diğer unsurlar da var ise kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşacaktır. Özgürlükten yoksun bırakma kavramı, anlık olmayan bir süreyi zorunlu olarak içerdiğinden, suçun tamamlanması için fiil ile sonucun hukuken kabul edilebilecek bir zaman müddetince sürmesi gerekmektedir. Sürenin çok kısa olup olmadığı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma niteliği taşıyıp taşımadığı, hareketin ağırlığı, önemi ve ciddiyeti ile birlikte hâkim tarafından değerlendirilip belirlenecektir. Mütemadi/kesintisiz bir suç olması sebebiyle suçun tamamlanma ve bitme zamanları farklı olabilmektedir. Mağdurun hürriyetinin kısıtlanması ile suç tamamlanır, ancak kısıtlama devam ettikçe suç da işlenmeye devam eder. Mağdurun tekrar hürriyetine kavuştuğu an suçun sona erme zamanıdır. Suç tamamlandıktan sonra kısa sürede sona erdirilebileceği gibi günlerce de sürdürülebilir. Suçun manevi unsuru; failin, mağduru şahsi özgürlüğünden yoksun bırakmaya yönelik hareketleri gerçekleştirmeyi bilmesi ve istemesi, yani genel kasttır. Kanun'un metni ve ruhundan anlaşılacağı üzere, suçun temel şeklinin oluşumu için saik (özel kast) aranmamıştır (Ceza Genel Kurulunun 29.06.2010 tarihli ve 110-161, 23.01.2007 tarihli ve 275-9, 03.12.2002 tarihli ve 288-419 sayılı ile bu güne kadar süreklilik arz eden çok sayıdaki kararları). Doktrin de (Çetin Özek - Sahir Erman, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, İstanbul 1994, s. 130; Ayhan Önder, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 4. Bası, İstanbul 1994, s. 31; Durmuş Tezcan - Mustafa Ruhan Erdem - Murat Önok, Teorik - Pratik Ceza Hukuku, Ankara 2008, s. 363; Mehmet Emin Artuk - Ahmet Gökcen, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ankara 2018, Adalet Yayınevi, 17. Baskı, s. 368) aynı görüştedir. Bu aşamada anılan maddenin ikinci fıkrasında nitelikli hâl olarak sayılan hile kavramına değinilmesinde yarar bulunmaktadır. Hile, söz, hareket veya diğer davranışlarla bir kişinin bilerek aldatılması ve yanıltılmasıdır. Hile ile kendisinde yanlış düşünce uyandırılan kişi belli bir davranışa sürüklenmekte ve buna zorlanmaktadır. Hilenin alıkoyma veya kaçırmaya yönelik olması gerekir. Ayrıca hile aldatıcı nitelikte de olmalıdır. Vaad ile hile birbirine karıştırılmamalıdır. Ancak mağdurun yaşı, tecrübesizliği, içinde bulunduğu korku ve endişe hâli gibi nedenlerle esasen hür iradesi ile kabul etmeyeceği bir hususun vaad edilerek iradesinin kırılması durumunda hilenin varlığı kabul edilmelidir. Bu nedenle bir şeyin hile olup olmadığı her somut olaydaki koşullara göre değerlendirilmeli ve mağdurun kandırılarak direncinin kırılıp kırılmadığı belirlenip sonuca ulaşılmalıdır. Öğretide; "Hile, kişiyi kandırmak için kullanılan bir yöntemdir. Hile, gerçek olmayanı gerçekmiş gibi göstererek failin kandırılmasını sağlar. Kandırılmış olan kişi de, gerçeği bilseydi yapmayacağı bir davranışı yapar. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda kullanılan hileyle kandırılan kişi, bir yerden diğer bir yere kendi iradesiyle gider veya gitmez. Ancak, bu irade, kandırılmış olduğundan özgür irade değildir." şeklinde görüşlere yer verilmiştir (Serap Keskin Kiziroğlu, Özel Ceza Hukuku, 3. Cilt, On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı, 2018, s. 86-87). Öte yandan, TCK'nın 109. maddesinin beşinci fıkrasında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun cinsel amaçla işlenmesi de nitelikli hâl olarak yer almıştır. Bu nitelikli hâlin oluşması için kastın yanında failin "cinsel amaçla/saikle" hareket etmesi gerekmektedir. Bu husus madde gerekçesinde de; "Suçun cinsel amaçla işlenmesi, söz konusu suç açısından failin güttüğü amaç itibarıyla ayrı bir nitelikli unsur oluşturmaktadır." şeklinde açıklanmıştır. TCK'nın 109/5. maddesindeki düzenlemede belirtilen cinsel amaçtan maksat, failin eylemi işlerken cinsel arzularını tatmin gayesi ile hareket etmesidir. Amaçlanan cinsel davranışın gerçekleşip gerçekleşmemesi önemli değildir. Bununla birlikte fail cinsel amacını gerçekleştirmiş ise ayrıca bu fiillerden de sorumlu tutulacaktır (Osman Yaşar - Hasan Tahsin Gökcan - Mustafa Artuç, Yorumlu Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, 2. Bası, Ankara-2014, Cilt: 3, s. 3753 vd; Veli Özer Özbek - Mehmet Nihat Kanbur - Koray Doğan - Pınar Bacaksız - İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 8. Bası, Ankara, 2015, s. 417; Mahmut Koca - İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 2. Bası, Ankara, 2015, s. 403 vd.). Failin iç dünyasını ilgilendiren cinsel amacın varlığı; olayın oluşum ve gelişimi, suçun işleniş şekli, olay sırasında failin söylediği sözler ve sergilediği davranışlar ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmelidir. Mamafih, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, cinsel saldırı suçu gibi bazı suçların icrası sırasında zorunlu olarak eşlik eden bir fiil olarak yer alabilir. Cinsel saldırı suçunda failin fiilini icra edebilmesinin zorunlu sonucu olarak mağdurun kısa bir süre özgürlüğünden yoksun kaldığı bu gibi hâllerde işlenen suç dışında failin sorumluluğunu gerektiren ayrı bir fiilin varlığından bahsetmek mümkün değildir. Ancak işlenen fiilin zorunlu sonucu olmamakla birlikte, amaç suçun işlenebilmesi için mağdurun hürriyetinden yoksun bırakıldığı hâllerde, fail amaç suçun yanında ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da cezalandırılacaktır (Mahmut Koca - İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 6. Bası, Ankara, 2019, s. 465). Cinsel saldırı öncesi ya da sonrasında eğer mağdurun özgürlüğü sınırlandırılmışsa, fail kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da sorumlu tutulmalıdır (Mehmet Emin Artuk - Ahmet Gökçen - Mehmet Emin Alşahin - Kerim Çakır, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 18. Baskı, Ankara, 2019, s. 375). Yargıtay uygulamalarına göre de kişinin vücut dokunulmazlığı amaç suçun konusu olması durumunda hürriyeti sınırlandırmadan bu suçların işlenmesine olanak bulunmadığı için suç süresiyle sınırlı olarak kişilerin tutulması hâlinde, örneğin cinsel saldırı (cinsel istismar) veya yaralama eylemini gerçekleştirirken sadece bu suçların işlendiği süre boyunca bekletme veya tutma eylemleri ayrı bir suç oluşturmamaktadır. Ancak amaç suç öncesinde veya sonrasında mağdurun bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğü kaldırıldığında ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşmaktadır. B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Olay tarihi itibarıyla 6 yıl, 8 ay, 25 günlük olan katılan ...'in annesinin istemi üzerine 31.08.2020 tarihinde saat 13.00 sıralarında bir şişe zeytini vermek için sanığın evine gittiği, evin demir dış kapısına vurması üzerine kapıyı eşinin evde bulunmaması nedeniyle sanığın açtığı, katılan ... elindeki zeytin şişesini sanığa vermek istese de sanığın yorgun olduğunu söyleyerek "Bunu götür, yukarıya götür, mutfağa götür." dediği, bunun üzerine katılan ...’in evin içine girip merdivenlerden yukarı çıktıktan sonra zeytin şişesini mutfağa bıraktığı, ardından merdivenlerden aşağı ineceği sırada kendisini takip eden sanığın katılan ...’in elinden tutup onu evin salonuna götürdüğü, ardından zorla yere yatırdığı, pantolonunu ve iç çamaşırını çıkarttığı, katılan ...’in özel bölgesinden öptüğü, ayrıca eliyle özel bölgelerine dokunduğu, daha sonra sanığın "Git, kimseye söyleme!" demesi üzerine katılan ...'in kıyafetlerini giyerek evden ayrıldığı anlaşılan olayda; Cinsel saldırı suçunu işlemek amacıyla hareket eden sanığın yorgun olduğunu söyleyerek katılan ...'den elindeki zeytin şişesini evin üst katında bulunan mutfak bölümüne bırakmasını istemesi, sanığın bu eyleminin katılan ...'in yaşı göz önünde bulundurulduğunda aldatıcı nitelikte olması, annesinin istemi doğrultusunda söz konusu zeytin şişesini kapıdan sanığa teslim edip evine dönme düşüncesinde olan katılan ...’in sanığın bu istemi nedeniyle iradesinin sakatlanması, bu sebeple katılan ...'in gerçeği bilseydi hiç yapmayacağı bir şekilde evin içine girip merdivenlerden çıktıktan sonra mutfak bölümüne söz konusu zeytin şişesini bırakması, evden çıkmak için merdivenlerden inmek istediği sırada ise kendisini takip etmekte olan sanığın onun elinden tutup aynı katta bulunan evin salonunu götürüp cinsel saldırı eylemini gerçekleştirmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın katılan ...’in evin içine girmesi ile başlayıp cinsel saldırı suçunun başlangıç anına kadar devam eden hürriyetten alıkoyma eylemlerinin cinsel saldırı suçunun işlendiği süre ile sınırlı olarak gerçekleştirildiğinin ileri sürelemeyeceği, bu anlamda amaç suç olan cinsel saldırı suçu öncesinde hile kullanarak katılan ...'in iradesini sakatlayıp, suça konu eve girmesini sağlayarak hürriyetinden yoksun bıraktığı anlaşılan sanığa isnat edilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluştuğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmıştır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 27.09.2022 tarihli ve 1300-8230 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, 3- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 22.09.2021 tarihli ve 1583-1341 sayılı kararının, sanığa isnat edilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluştuğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 4-Dosyanın, CMK'nın 304/2. maddesi gereğince Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 16.04.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.