İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2023/333 Karar: 2025/545 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2023/333 K.2025/545

Ceza Genel Kurulu 2023/333 E. , 2025/545 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2020/42866 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 218-84 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın kasten öldürme suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine ilişkin Şanlıurfa 2. Ağır

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2023/333 E. , 2025/545 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2020/42866 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 218-84 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın kasten öldürme suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine ilişkin Şanlıurfa 2. Ağır

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2023/333 E. , 2025/545 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2020/42866 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 218-84 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın kasten öldürme suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine ilişkin Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 28.05.2014 tarihli ve 197-233 sayılı hükmün Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 31.01.2017 tarih ve 6161-200 sayı ile; "...Olay günü Suruç Kaymakamlığı görevlilerince mera olup olmadığı ihtilaflı olan arazide yapılan keşif sırasında çıkan silahlı kavgada, sanıklar ... ve ...’in, sanık ... ile birlikte maktul ...’a doğru av tüfekleriyle ateş ettikleri, jandarma görevlilerince ateş ettiği görülen sanık ...’a müdahale edilerek, elinden av tüfeğinin alındığı, sanık ...’in elindeki av tüfeğinin de zorla alındığı, otopsi raporuna ve maktule ait giysilere ilişkin inceleme sonucuna göre maktulün birden fazla isabet aldığının anlaşıldığı olayda, aynı iştirak iradesiyle sanık ... ile birlikte hareket eden ve fiil üzerinde müşterek hakimiyet kuran sanıklar ... ve ...’in, maktul ...’ı kasten öldürme suçlarından cezalandırılmaları gerektiği nazara alınmadan, yanılgılı değerlendirme sonucu oluşa ve dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle bu suçlardan ayrı ayrı beraat kararları verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesince 03.02.2020 tarih ve 218-84 sayı ile; sanığın kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 29/1, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 14... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba, bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 24.11.2022 tarih ve 6345-9216 sayı ile onanmasına karar verilmiştir. Daire Üyeleri ... ve ...; sanığa isnat edilen suçun sabit olmadığı, bu nedenle beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise; 19.01.2023 tarih ve 42866 sayı ile; "...Sanık ...'in maktul ...'in öldürülmesi olayına iştirak ettiği iddiası ile kamu davası açılmış ise de; olayda sanığın elinden zorla alınan av tüfeği ile ateş edilip edilmediği tespit edilememiş olup, maktulün kardeşi ... tarafından sanığın suça konu tüfekle ateş ettiği beyan edilmiş ise de, ...'ın beyanının olay tarihinden beş gün sonra alındığı, yine maktulün kardeşi olan ... hakkında olay sırasında kendi köylülerini karşı tarafa kışkırttığı yönünde iddialar bulunduğu (...) nazara alındığında, başka bir delille desteklenmeyen beyanlarına itibar edilemeyeceği, ayrıca olayın tarafsız tanıkları konumunda bulunan Jandarma görevlilerinin yeminli beyanları doğrultusunda, olay mahallinde ele geçen toplam beş tane av tüfeği ile kimlerin ateş ettiğinin de net bir şekilde belirlenmiş olduğu, olaydan sonra elinde silahla görülen sanığın olay sırasında silah kullandığına ve maktule ateş ettiğine dair ...'ın beyanı dışında tarafsız tanık beyanı veya başkaca delil bulunmadığı," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 06.06.2023 tarih, 803-3911 sayı ve oy çokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU İnceleme dışı sanıklar ... ve ... hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında maktul ...’a yönelik kasten öldürme suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen kasten öldürme suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Olay yeri inceleme raporu ve eklerinden; 24.03.2011 tarihinde saat 10.30 sıralarında Şanlıurfa ili, Suruç ilçesi, ... Jandarma Komutanlığı sorumluluk alanında bulunan ... köyünde ateşli silahla kasten öldürme suçunun işlendiğinin bildirilmesi üzerine saat 11.00’de olay yerine gidildiği, olay yerinin ... ve ... köyleri arasındaki mera olduğu, merayı ... köyünden kimi şahısların kullandığından bahisle verilen şikâyet dilekçesi üzerine kadastro görevlilerinin keşif yaptığı sırada karşılıklı köylerden toplanan kalabalık bir grup arasında taşlı sopalı kavga çıktığı, silah ve tüfeklerin ateşlenmesi ile ... köyü muhtarı ..., muhtarın oğlu ... ile ...’ın hayatlarını kaybettikleri, ... köyünden ... ve ...’in saçma taneleri ile yaralandıkları, kavgayı ayırmaya çalışan jandarma görevlilerince iki tabanca ve beş av tüfeğinin kalabalıktaki şahısların elinden alınarak muhafaza altına alındığı, olay yerinde kan lekesi, üç adet av tüfeği kartuşu, bir adet deforme çekirdek, iki adet av tüfeği fişeği, dokuz adet boş kovan bulunduğu, Jandarma görevlilerince düzenlenen 24.03.2011 tarihli tutanaktan; "1- Olay yerinin doğu tarafındaki tepelik alandan ... köyünden ...’ın yaklaşık 45 - 50 metre mesafeden ..., ... ve ... köyünden şahıslardan oluşan kalabalığa doğru Magnum Asena marka 3771 seri numaralı (yapılan sorgulamada ... adına kayıtlı olduğu tespit edilen) siyah renkli av tüfeği ile ateş ettiğinin görüldüğü ancak bu şahsın kime ateş ettiği veya ateşiyle kimin yaralandığının tespit edilemediği, (...) 4- Olay esnasında yapılan araştırmada ruhsat kaydı bulunmayan Magnum Hilal marka,16696 seri numaralı siyah av tüfeği kimliği tam olarak bilinmeyen ancak 160-165 cm. Boylarında, zayıf,40-45 yaşlarında,saçlarının çoğu beyazlamış ve saçlarının ortası kel olan şahsın av tüfeğiyle ... köyü tarafına iki el ateş ettikten sonra bunu gören J. Er. ... tarafından şahsın elinden alındığı, bu şahsın kime ateş ettiği veya ateşiyle kimin yaralandığının tespit edilemediği, şahsın yakalandığında adı geçen personel tarafından teşhis edilebileceği, 5- Olay yerinde ...’a kavga sırasında bilinmeyen bir şahıs tarafından taş atıldığı, şahsın yüzünü ve başını korumak için sakındığı, ... ...’e ait olay yerine hızla gelen mavi brandalı 27... plakalı Ford Transit marka kamyonetten inen lacivert ceketli, 30-35 yaşlarında, 170-175 boylarında bir şahsın kamyonetin sağ tarafından av tüfeğiyle ...’a doğru nişan alarak ateş ettiği, daha sonra elindeki siyah av tüfeğini olay yerinde bulunan kamyonetin sağ tarafından içerisine atarak aracın arkasından dolandığı, şahsın daha sonra karmaşadan faydalanarak olay yerinden kaybolduğu, bunu gören J. Er. ... tarafından siyah av tüfeğinin kamyonetin içerisinden alındığı, ateş eden mezkur şüpheli şahıs yakalandığında adı geçen personel tarafından teşhis edilebileceği, bu av tüfeğinin Uzay marka 17634 seri numaralı olup ... ... adına kayıtlı olduğunun sonradan yapılan araştırmayla anlaşıldığı, J. Er. ...’ın ise kamyonetin torpidosunda sayısını tam olarak hatırlamadığı dolu av tüfeği fişeği gördüğü ve bu fişekleri aldığı, 6- Olay esnasında olaydan sonra savuşan ... köyünden ...’ten J. Üçvş.... ve J. Er. ... tarafından Çiftsan marka 48513 seri numaralı av tüfeğinin elinden zorla alınarak muhafaza altına alındığı, bu silahla ateş edilip edilemediğinin ise bilinmediği," ibarelerine yer verildiği, Jandarma Genel Komutanlığınca düzenlenen 05.05.20 11... .05.2011 tarihli uzmanlık raporlarından; olay yerinde bulunan üç adet boş av tüfeği kartuşunun, inceleme dışı sanık ...’dan alınan 16696 seri numaralı, 12 kalibre fişek kullanan, Hilal marka, Magnum model tek namlulu yarı otomatik tüfekten atıldığı; sanık ...’ten alınan 48513 seri numaralı 12 kalibre fişek kullanan, Çiftsan Av Tüfekleri yapısı, üst üste çift namlulu, kırma av tüfeğinin atışa engel arızasının bulunmadığı, tüfeklerde mukayeseye elverişli iz bulunamadığı, Jandarma Genel Komutanlığınca düzenlenen 30.05.2011 tarihli rapordan; maktul ...’ın sağ ve sol el içinden alınan svaplarda atış artığına rastlanıldığı, maktulün ceketinin ön bölgesinde yaklaşık 70 adet, arkasında yaklaşık 30 adet, sağ kolda yaklaşık 40, sol kolda 2 adet; pantolonun paçalarında yaklaşık 20 adet, sol bacak ön yan ve arka kısımda yaklaşık 35 adet küçük ebatlı delinme bulunduğu, giysiler üzerinde yapılan incelemede atış artıklarına rastlanmadığı, atışın uzak atış mesafesinden yapıldığı, Otopsi raporundan; 182 cm boyunda, 75 kg ağırlığında, 65 yaşlarındaki erkek cesedinin sağ omuz, sırt sol kesim, sol uyluk ve sol elde av tüfeği saçması giriş yaraları bulunduğu, sağ kol ve karın ön yüzde saçma tanesi sıyrıkları olduğu, maktulün bedeninde 1 26... ,5 cm çapında saçma yarası tespit edildiği, cesetten 0,3 ve 0.5 cm çaplarında yedi adet saçma tanesi elde edildiği, kişinin vücudundaki av tüfeği saçma yaralarının dağılım özellikleri dikkate alınarak yapılan değerlendirmede birden fazla atışla oluşmuş ve toplu giriş mesafesi dışından yapılmış atışlara ait giriş yaralarının bulunduğu, yapılan atış sayısının kesin olmamakla birlikte dört olabileceği hususunda kanaate varıldığı, kişinin av tüfeği saçma taneleri yaralanmalarına bağlı akciğer, kalp, karaciğer, ince-kalın bağırsak yaralanmalarından gelişen iç kanama sonucu öldüğü, Anlaşılmaktadır. Katılan ... kollukta ve Cumhuriyet Başsavcılığında benzer şekilde; maktul ...’in kardeşi olduğunu, olay günü keşif mahalline kardeşi ile birlikte gittiğini, görevli bir jandarmanın keşif mahallinden kendilerini uzaklaştırdığını, ... köyü tarafına geçtiklerini, inceleme dışı sanık ... köyü muhtarı ... ile birlikte olay mahalline geldiklerinde, yaklaşık 100 metrelik bir mesafeden av tüfeği ile kendilerine ateş açıldığını, kardeşi ...’in ilk ateş açıldığında vurulduğunu, inceleme dışı sanıklar ..., ... ve sanığın maktule doğru av tüfeği ile ateş açtıklarını bizzat gördüğünü, bu konuda bir tereddüdünün olmadığını, bu şahısları olaydan önce de komşu köylerden olmaları sebebi ile tanıdığını, ismini verdiği üç şahsın 20 metreden av tüfeği ile üzerlerine doğru ateş ederek geldiklerini, bahsettiği 100 metrelik mesafeden ateş edenler arasında ise ..., ..., ... ve ...’ın da olduğunu ancak bu şahısların açtığı ateş sonucu herhangi bir yaralanma olmadığını, üç kişiyi diğerlerinden ayırıp teşhis etmesinin sebebinin ise maktule yakın yerden ateş etmeleri olduğunu, Mahkemede; keşif mahalline çok sayıda silahlı kişinin geldiğini, duruşma salonunda bulunan ... ve ... ile sanığın ellerinde bulunan av tüfekleri ile yaklaşık 30-40 metre mesafeden kendilerine doğru ateş etmeye başladıklarını, kardeşi maktul ...’in kendisinin önüne geçtiğini ve açılan ateş sonucu yaralanıp yere düştüğünü, inceleme dışı maktuller ... ve ...’ın bu aşamadan sonra öldürüldüklerini, olay sırasında inceleme dışı sanık ... ...’in kendisine tabanca ile ateş ettiğini ancak yaralanmadığını, pantolonunda mermi izleri bulunduğunu, maktulün kendisinin önüne atıldığı için yaralanıp öldüğünü, şikâyetçi olduğunu, Tanık ... kollukta ve mahkemede; olay günü, rahatsız olan eşini Gaziantep’te bulunan ... Hastanesine götürdüğünü, buna ilişkin muayene fişi örneğini dosyaya sunmak istediğini, olay hakkında bilgi sahibi olmadığını, neden tanık gösterildiğini de bilmediğini, Tanık Jandarma Er ... Cumhuriyet Başsavcılığında; ... Jandarma Komutanlığında er olarak görev yaptığını, olay günü köyler arasındaki ihtilaf nedeniyle keşif işlemi yapıldığını, kendilerinin de keşifte görevli olduklarını, bulundukları yere 250 metre mesafede toplanan kalabalık arasında kavga çıktığını, inceleme dışı sanık ...’ın av tüfeği ile ateş ettiğini görmeleri üzerine görevli arkadaşları ve komutanlarıyla birlikte olay yerine koşarak gittiklerini, 2-3 dakika sonra kavga yapılan yere vardıklarını, ... yönüne baktığı esnada arkasından, çok yakın bir mesafeden ateşlenen tüfek sesi duyduğunu, arkasına döndüğünde bir şahsın av tüfeği ile tekrar ateş ettiğini, bu şahsın elinden av tüfeğini zorla aldığını, şahsın tüfekle ateş ettiği yönde bulunan maktulün yere düştüğünü, bu esnada birçok yerden ateş sesi geldiği için yakaladığı şahsın maktulü öldürüp öldürmediğini bilemediğini, maktul ile ateş eden şahsın arasında mesafe bulunduğunu, maktule ateş eden şahsın adliye koridorunda gördüğü inceleme dışı sanık ... olduğunu, kendisini kesin şekilde teşhis ettiğini, Tanık Jandarma Üstçavuş ... Cumhuriyet Başsavcılığında; olay sırasında maktule taş atıldığını gördüğünü ancak ateş edildiğini görmediğini, sanığı olay yerinde yakalayarak elindeki tüfeği aldıklarını, sanığın maktule ateş edip etmediğini bilmediğini, maktule ... ...’e ait aracın sağ önündeki yerden ateş edildiğini, bu aracın maktule ateş eden kişi tarafından olay yerinden götürüldüğünü, Tanık Jandarma Er ... Cumhuriyet Başsavcılığında; olay sırasında sanığın elinden tüfeği aldıklarını ancak sanığın tüfekle ateş edip etmediğini bilmediğini, ... ...’e ait aracın önünden maktule ateş edildiğini, aracın bu atışı yapan kişi tarafından götürüldüğünü, Tanık Jandarma Er ... Cumhuriyet Başsavcılığında; maktulün öldürülmesini görmediğini; istinabe olunan mahkemede; olay yerinde sanığın elinde pompalı tüfek olduğunu gördüğünü, tüfeği sanığın elinden aldığını, sanığın birini vurduğunu görmediğini, Tanık Jandarma Er... istinabe olunan mahkemede; keşif sırasında çıkan kavgada önce inceleme dışı maktuller ... ve oğlu ...’in öldürüldüğünü, silahları topladıkları sırada maktulün tüfekle vurularak öldürüldüğünü, İnceleme dışı mağdur ... kollukta ve Cumhuriyet Başsavcılığında; olay günü 20-25 kişilik bir grubun kavga ettiğini, inceleme dışı sanıklardan ...’i av tüfeğiyle, ...’ı ise tabancayla ateş ederken gördüğünü, olay sırasında ayağından av tüfeği saçmaları ile yaralandığını, sanık ile inceleme dışı sanık ...’ı tanımadığını, İnceleme dışı mağdur ... kollukta ve Cumhuriyet Başsavcılığında; olay yerinde inceleme dışı sanık ...’ı elinde av tüfeği ile gördüğünü, ... köyünden isimlerini bilmediği, tespit de edemeyeceği şahısların av tüfeği ile sağa sola ateş ettiklerini, bu sırada av tüfeği saçmaları ile başından yaralandığını, İnceleme dışı sanıklar ... ve ... aşamalarda benzer şekilde; suçlamayı reddettiklerini ve suçsuz olduklarını, İnceleme dışı sanık ... mahkemede; keşif yerine yaklaşık 100 metre uzaklıkta kavga sesleri gelmeye başladığını, bu esnada pompalı tüfek sesleri işittiğini, olay yerinde bulunan ... ve maktul dışında kimseyi tanımadığını, kimin kime ne ile ateş ettiğini görmediğini, İfade etmişlerdir. Sanık mahkemede; olay günü inşaatta çalıştığını, silah sesleri işitmesi üzerine tüfek alarak ..., ... ve ... ile birlikte olay yerine gittiğini, olay yerine vardığında elindeki tüfeği alan jandarmanın kendisini uzaklaştırdığını, tüfekle kimseye ateş etmediğini, kimseyi öldürmediğini veya yaralamadığını, suçlamayı kabul etmediğini savunmuştur. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Doktrinde Uyuşmazlık Konularına İlişkin Görüşler Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’ın 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma; "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282.) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Her şeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı.). Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme 24.03.2011 tarihinde Şanlıurfa ili, Suruç ilçesi, ... ve ... köyleri arasında bulunan merada kadastro keşfi yapıldığı, tanık jandarma erleri ile tim komutanının keşifte görevli oldukları, görevli jandarma personelinin toplanan kalabalığı keşif mahallinden 250 metre kadar uzakta durmaları hususunda uyardıkları, belirtilen mesafede toplanan ve keşfi izleyen karşılıklı köylerden kişiler arasında taşlı ve sopalı kavga çıktığı, tabanca ve tüfeklerin de ateşlenmesi sonucu inceleme dışı maktuller ... köyü muhtarı ... ile oğlu ...’ın tabanca mermileri ile isabet alarak hayatlarını kaybettikleri, keşfi izlemeye gelen ve olay yerinde bulunan 66 yaşındaki maktulün vücudunun çeşitli yerlerinden 126 adet av tüfeği saçması isabeti sonucu hayatını kaybettiği, görevli jandarma erlerinin olay yerinde tüfekle ateş ettiklerini gördükleri inceleme dışı sanıklar ... ile ...’ın ellerindeki tüfekleri aldıkları, yine olay sırasında sanığın elinden de bir tüfeğin alınarak muhafaza altına alındığı, olay yerinde bulunan üç adet boş av tüfeği kartuşunun inceleme dışı sanık ...’dan alınan av tüfeğinden ateşlendiğinin ilgili uzmanlık raporunda belirtildiği, otopsi işlemini yapan uzmanların kanaatine göre maktulün bedeninde dört atışla oluşması mümkün saçma giriş yaraları bulunduğunun bildirildiği, hakkında kasten öldürme ve kasten yaralama suçlarına azmettirmeden kamu davası da açılan, maktulün 72 yaşındaki ağabeyi katılan ...’ın aşamalarda, ..., ...’ın yanı sıra sanığın da av tüfeği ile üzerlerine ateş açarak kardeşini öldürdüklerini ileri sürdüğü, mahkemede de maktul kardeşinin açılan ateş sırasında kendisinin önüne atılarak isabet alıp öldüğünü, kendisinin ise isabet almadığını ifade ettiği, kollukta ve Cumhuriyet Başsavcılığında da ..., ... ve sanıktan başka ...’in de kendilerine daha uzak bir mesafeden ateş ettiğini belirttiği, tanık olarak dinlenen ...’in olay tarihinde Gaziantep ilinde eşini hastaneye götürdüğünü ifade ederek buna ilişkin muayene fişini dosyaya sunduğu, sanığın kavgayı duyunca av tüfeği ile olay yerine gittiğini ancak jandarma görevlilerince yakalandığını, kimseye ateş etmediğini, suçsuz olduğunu savunduğu anlaşılan dosyada; Olay yerinde bulunan av tüfeği kartuşlarının sanıktan alınan av tüfeğinden ateşlenmediğine ilişkin uzmanlık raporu, olay yerinde bulunan ve olaya tanık olan jandarma personelinin inceleme dışı sanıklar ... ve ...'in ...'ın ellerindeki tüfeklerle ateş ettiklerini belirtmelerine karşın sanığın tüfekle ateş ettiğini görmediklerine ilişkin anlatımları, olay yerinde bulunanlardan yalnızca maktulün 72 yaşındaki ağabeyi katılan ...'ın sanığın av tüfeğiyle maktule ateş ettiğine ilişkin beyanda bulunması, bu beyanın olaydan ancak beş gün sonra tespit edilmiş olması, katılan ... hakkında olay günü tarafları kışkırtarak kavganın bu aşamaya gelmesine neden olduğundan bahisle kasten öldürme ve kasten yaralama suçlarına azmettirmeden kamu davası açılmış olması, katılan ...'ın olay yerinde inceleme dışı sanıklar ... ve ... ile sanıktan başka ...’in de kendilerine daha uzak bir mesafeden ateş ettiğini belirtmesine karşın, tanık olarak dinlenen ...’in olay tarihinde Gaziantep ilinde eşini hastaneye götürdüğüne ilişkin ifade vermesi ve buna ilişkin dosyaya muayene fişi sunmuş olması, katılan ...'nin maktul kardeşinin açılan ateş sırasında kendisinin önüne atılarak isabet alıp öldüğünü ifade etmesine, maktulün vücudunun çeşitli yerlerinde 126 adet saçma isabeti bulunmasına karşın ...'de hiçbir yaralanma bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanıkla arasında husumet bulunan katılan ...'nin, tarafsız tanık anlatımları ve uzmanlık raporları ile çelişen beyanlarına itibar edilemeyeceği, mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığa isnat edilen suçu işlediğine dair tam bir vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı, in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince oluşan şüphenin sanık lehine değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu, açıklanan nedenlerle sanığa isnat edilen kasten öldürme suçunun sabit olmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 24.11.2022 tarihli ve 6345-9216 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, 3- Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 03.02.2020 tarihli ve 218-84 sayılı hükmün, sanığa isnat edilen kasten öldürme suçunun sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 4- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabul edilerek, Özel Daire onama kararının kaldırılıp Yerel Mahkeme hükmünün bozulması nedeniyle, bahse konu kasten öldürme suçuna ilişkin cezanın İNFAZININ DURDURULMASINA ve atılı suçtan sanığın cezaevine alınmış olması hâlinde TAHLİYESİNE, başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu olmadığı takdirde derhal salıverilmesi için YAZI YAZILMASINA, 5- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.12.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla