İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2023/350 Karar: 2025/306 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2023/350 K.2025/306

Ceza Genel Kurulu 2023/350 E. , 2025/306 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2021/82134 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 7. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 210-186 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın, taksirle orman yangınına sebep olma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2023/350 E. , 2025/306 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2021/82134 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 7. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 210-186 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın, taksirle orman yangınına sebep olma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2023/350 E. , 2025/306 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2021/82134 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 7. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 210-186 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın, taksirle orman yangınına sebep olma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine ilişkin Karabük 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 31.03.2015 tarihli ve 4-199 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesince 03.02.2020 tarih ve 6306-789 sayı ile; "Davanın dayanağını oluşturan suç tutanağına ve sanığın beyanına göre; suça konu taşınmazın yakınında sanığın hayvanları ile tek başına olması, sanığın hemen ayrılmasından sonra duman çıkmasının tanık ... tarafından görülmesi, 25.07.2014 tarihli olay yeri inceleme raporunda yangının meydana geldiği buğday anızlarının olduğu tarlanın sanığa ait olduğu, tarla yolu haricinde başkaca araç ve insan geçişinin ve hareketliliğin olduğu bir bölge olmadığı, olay yeri ve çevresinde kuru ottan başka tutuşturucu ve hızlandırıcı madde kullanıldığına dair herhangi bir iz ve emareye rastlanmadığının tespiti ve suç tutanağında suça konu yerde yangının çıkmasına neden olabilecek başkaca bir kanıt bulunmaması karşısında, suça konu yanan yerin orman olup olmadığı tespit edildikten sonra sonucuna göre sanık hakkında hüküm verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyan Karabük 2. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 14.04.2021 tarih ve 210-186 sayı ile sanığın, aynı suçtan 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 110/3, 110/3.c.son ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş, bu hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 27.02.2023 tarih, 24123-1704 sayı ve oy çokluğu ile; "...olay yeri inceleme tutanağı, orman muhafaza memurları tarafından düzenlenen suç tutanağı, yangın hasar raporu, tanık beyanları, bilirkişi raporları, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın tarlasında anız yakma nedeniyle başlayan yangının orman arazinde 0.05 hektarlık alana zarar verdiği gözetilerek sanığın atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır." şeklindeki gerekçeyle onanmasına karar verilmiştir. Daire Üyesi ...; "Sayın daire çoğunluğu ile uyuşmadığımız suçun sübutuna dairdir. Her ne kadar sanık hakkında taksirle orman yangınına sebebiyet suçundan kamu davası açılmış ise de sanığın fiili işlediğini bizzat gören tanık olmaması, sanığın olay anında başka bir bölgede bulunduğunun dosya kapsamından anlaşılması, tanıklardan sadece ...'nin zanna dayalı bilgi nakletmesi, yanan anızın miktarı ve ormana mesafesi gözetildiğinde sanığın savunmasının aksine mahkûmiyetine yeterli şüpheden uzak, kesin ve kati delil olmadığından beraati yönünde kararın bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun kararına iştirak etmiyorum." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 12.04.2023 tarih ve 82134 sayı ile; "Olay tarihinde Karabük ili Merkez ilçesi ... sınırlarında ormanlık alana 700 metre mesafede bulunan ve sanığa ait olan zirai arazide yangın çıktığı, bu yangının ormanlık alana sıçrayarak buradaki orman örtüsüne kısmen zarar verdiği, çıkan bu yangının Orman İşletme Müdürlüğü personeli tarafından müdahale edilerek söndürüldüğü, yangın sonucunda 0.05 hektarlık orman örtüsünün yandığı, suça konu taşınmazın yakınında sanığın hayvanları ile tek başına görüldüğü, sanığın hemen ayrılmasından sonra duman çıktığının tanık ... tarafından görüldüğü, olay yeri ve çevresinde kuru ottan başka tutuşturucu ve hızlandırıcı maddeye rastlanılmadığı, yine aynı bölgede başkaca araç ve insan geçişinin ve hareketliliğinin olmadığı tanık beyanı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından anlaşılmış, sanığın savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varılmış denilerek sanık aleyhine taksirle orman yangınına sebebiyet vermek suçlamasından mahkumiyet hükmü kurulmuştur. Dosya incelendiğinde yaz mevsiminde kuru ot yanması nedeniyle yangının çıktığı kabul edilmiştir. Fakat sanığın ne şekilde yangına sebebiyet verdiği dosya içeriğinde açıklanamamıştır. Ormanda bir cam kırığından güneşin yansıtması suretiyle kuru otların yanması ile yangın çıkma olasılığının mevcut olduğu bilinmektedir. Sanığı yangının çıktığı yerde tanığın yangından önce gördüğünü söylemesi sanığın taksirle yangın çıkarttığının kabulü için yeterli değildir. Bu bulgularla sanığın atılı suçtan beraati yerine mahkumiyetine dair hüküm usul ve yasalara aykırıdır." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 15.05.2023 tarih, 8057-4714 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve anılan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen taksirle orman yangınına sebep olma suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Karabük Orman İşletme Müdürlüğünde görevli orman muhafaza memurları tarafından düzenlenen 23.07.2014 tarihli suç tutanağına göre; 23.07.2014 tarihinde saat 16.55'te Karabük Orman İşletme Müdürlüğüne bağlı Keltepe Orman İşletme Şefliğinin 12 numaralı bölmesinde yangın çıktığı, Orman İşletme Müdürlüğüne bağlı yangın söndürme ekiplerince saat 17.15'te ilk müdahaleye başlandığı, yangının saat 17.30'da kontrol altına alınıp saat 21.00'de tamamen söndürüldüğü, yanan sahanın örtü yangını olup 0,05 ha genişliğinde olduğu, yangının çıkış nedeni araştırılırken yanan sahanın yakınlarında gördükleri tanık ...'ün, sanığın tarlasından yangın çıktığını gördüğünü söylemesi ve etrafta yapılan incelemede başka bir kanıt bulunamaması sebebiyle sanık hakkında gerekli yasal işlemlerin yapılması için iş bu tutanağın düzenlendiği, Yangın tutanağına, bilgi formuna, sicil fişine ve hasarat raporuna göre; yangının telefon ihbarıyla öğrenildiği, 23.07.2014 tarihinde saat 16.55 sıralarında başlayan yangına saat 17.15'te müdahale edildiği, yangının orman kenarında başladığı, çıkış sebebinin "ihmal ve dikkatsizlik", şeklinin "örtü", yanan ormanlık alanın "0,05 ha", meşcere tipinin "Çka", işletme sınıfı "Karaçam", idare şekli "koru", hâkim ağaç türünün "Çk", en yakın yerleşim yerine uzaklığının "0,3 km" olduğu, %46 nem ve 4 km/s rüzgâr hızı bulunduğu, en yüksek sıcaklığın 33,8 C derece olduğu, 10 ha tarım arazisi ile 0,05 ha ormanlık alanın yangına konu olduğu, suçun failinin bulunduğu, yangının 4 saat 5 dakika sürdüğü, fidan ve ağaç zararı bulunmadığı, 1.592,04 TL zarar bulunduğu, Karabük İl Jandarma Komutanlığı tarafından 25.07.2014 tarihinde düzenlenen olay yeri inceleme raporuna göre; 23.07.2014 tarihinde saat 18.30 sıralarında haber alınması üzerine olay yerine gidildiğinde yangının; saat 16.30 sıralarında Karabük ili, Merkez ilçesi, ... köyünün kuzey batı istikametine 700 metre mesafede, ziraat arazisinde ve ormanlık alan çevresinde meydana geldiği, yangının çıktığı buğday anızlarının olduğu tarlanın sanığa ait olduğu, yangının meydana geldiği noktaya en yakın yerleşim biriminin ... köyü olduğu, tarla yolu haricinde başkaca araç veya insan geçişinin ve hareketliliğin bulunmadığı, basit krokide bir ve iki numara ile gösterilen sanığa ait tarlanın, basit krokide üç numara ile gösterilen boş ziraat arazisinin, sanığa ait tarlanın kuzey istikametinde bitişik vaziyette bulunan ve basit krokide dört numara ile gösterilen ormanlık alanda bulunan çalılıkların yangından kısmen zarar gördüğü, ormanlık alan içerisinde bulunan çalılıkların kök kısımlarından hasara uğradığı, olay yeri ve çevresinde zeminde bulunan kuru otlardan başka tutuşturucu ve hızlandırıcı madde kullanıldığına dair herhangi bir iz ve emareye, tutuşturucu ve hızlandırıcı madde kabı ve kalıntısına, başkaca faydalı iz, delil ve emareye rastlanmadığı, olay yerinin ikinci ve üçüncü genel kontrolünde ise olay yeri ve çevresinde başkaca faydalı iz, delil ve emare görülmemesi üzerine incelemeye son verildiği, olay yeri basit krokisine göre havanın açık olduğu, rüzgâr ve yağış bulunmadığı, 22.10.2020 tarihinde yapılan keşif üzerine düzenlenen 28.10.2020 tarihli orman bilirkişi raporuna göre; yanan sahanın Karabük ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde, eski amenajman planında 12 No.lu bölme, 2019 yılında yapılan amenajman planına göre 1 No.lu bölmede bulunduğu, yangın sahasının 0,05 hektar olduğu, suç konusu sahanın memleket haritasına göre üzerinde bitki örtüsü olmayan sarı ziraat alanı olarak gösterilen 107 ada 79 No.lu orman parselinde yer aldığı, suç konusu yerde 2014 yılında çekilen fotoğraflara göre yanmış bir ağacın bulunmadığı, toprak üzerindeki ot, yaprak ve çalıların yandığı, yanan sahanın % 25 eğimli olup yangının örtü yangını şeklinde gerçekleştiği, yangının tarım arazisinde çıkıp 107 ada 79 No.lu orman parseline geçtiği, tarım arazisinde anız yakmadan çıkan yangının orman parseline sıçradığı, 1.592,04 TL zarar bulunduğu, 22.10.2020 tarihli fen bilirkişi raporuna göre; orman yangınını gösterir harita ve suç tutanağından ... Mahallesi 12. No.lu bölmede sanık tarafından yangın çıkarıldığının iddia edildiği, yanan alanın Karabük ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi, 107 ada, 79 No.lu, 108.218,07 metrekare yüzölçümlü, orman vasıflı, Maliye Hazinesi adına tapuda kayıtlı parsel içerisinde 5600 metrekarelik alanı kapsadığı, Anlaşılmaktadır. Tanık ... aşamalarda; olay günü ... köyünde çobanlık yaptığını, sanığın tarlasına yakın mevkide sanığı ve hayvanlarını gördükten hemen sonra sanığın tarlasından duman çıkmaya başladığını, olay yerinde sanıktan başka kimse olmadığı için sanığın anızlarını yaktığını düşündüğünü, ancak sanığı yakarken görmediğini, dumanı görünce çobanlık yaptığı hayvanların sahibi olan tanık ...'ü arayıp itfaiyeye haber vermesini istediğini, Tanık ... kollukta; olay günü saat 16.30 sıralarında tanık ...'nin kendisini telefonla arayarak yangın çıktığını söyleyip itfaiyeyi aramasını istediğini, bunun üzerine yangın çıkan bölgeye baktığında dumanlar çıktığını ve yangının rüzgârın etkisiyle yayılmaya başladığını gördüğünü, yangının sanığın tarlasında başlayıp yayıldığını, sanığın yakıp yakmadığını bilmediğini, mahkemede; tanık ...'nin kendisini arayıp sanığın tarlada yangının başladığını söyleyerek itfaiyeyi aramasını istediğini, bu sırada evde bulunduğunu, tarlayla evi arasında tepe olduğunu, 500 metre mesafe bulunduğunu, evinden yangın yerini göremeyeceğini, itfaiyeyi arayıp olay yerine gittiğini, olay yerinde sanığı görmediğini, sanığın yakıp yakmadığını bilmediğini, itfaiyeye sanığın tarlasının yandığını söylediğini, Beyan etmişlerdir. Sanık kollukta; ... köyünde ikamet ettiğini, olay günü ormanlık alanda hayvanlarını otlattığını, orman yangınının nasıl çıktığı hakkında bilgisinin olmadığını, orman yangınının çıktığı bölgede tarlası olduğunu ancak kimin yaktığını bilmediğini, şüpheli kimseyi görmediğini, kesinlikle anız yakmadığını, sigara kullanmadığını, yangını söndürülürken gördüğünü, suçlamayı kabul etmediğini, mahkemede; yangınla bir ilgisi olmadığını, yanan tarlanın kendisine ait olmayıp bu tarlayı kiralık olarak ektiğini, olay günü derede bulunan eşinin yanına gittiğini, tarlada anız yakmadığını, yangının çıktığını görmediğini, derede otururken yukarıdan kendisini çağırmaları üzerine haberdar olduğunu, suçu işlemediği için zararı da gidermeyi kabul etmediğini savunmuştur. V. GEREKÇE Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’ın 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Her şeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı). Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 23.07.2014 tarihinde saat 16.30-16.55 sıralarında Karabük ili, Merkez ilçesi, ... köyünde yer alan buğday anızlarıyla kaplı sanığa ait tarlada başlayan yangının sıçraması sonucu 0,05 hektar ormanlık alanın yandığı iddia edilen olayda; tutanaklara, tanıkların beyanlarına, bilirkişi ve olay yeri inceleme raporlarına göre, yangının sanığa ait tarlada bulunan anızların yakılması suretiyle tarım arazisinde başlayıp ormanlık alana sıçraması, yangının başladığı yerin tarla yolu haricinde araç veya insan geçişinin ve hareketliliğin bulunduğu bir bölge olmaması, olay yeri ve çevresindeki zeminde bulunan kuru otlardan başka tutuşturucu/hızlandırıcı madde kullanıldığına dair herhangi bir iz ve emareye rastlanmaması, yangın çıkmasına neden olabilecek cam kırığı, sigara izmariti vb. delil bulunamaması, tanık ...'nin sanığı tarlasına yakın yerde gördükten hemen sonra sanığa ait tarladan duman çıkmaya başladığını ve olay yerinde sanıktan başka kimse olmadığı için sanığın anızlarını yaktığını düşündüğünü beyan etmesi, kolluktaki ifadesinde yangın başladığı sırada ormanlık alanda hayvanlarını otlattığını, mahkemede ise derede bulunan eşinin yanında olduğunu ifade eden sanığın çelişkili savunmalarının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olması hususları hep birlikte değerlendirildiğinde; sanığa isnat olunan taksirle orman yangınına sebep olma suçunun sabit olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı; "Gerekçe bölümünde ayrıntılarına yer verilen açıklamalar doğrultusunda oluşturulduğu değerlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca ileri sürülen nedenlerin yerinde olduğu anlaşılmakla; in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince İlk Derece Mahkemesinin direnme kararında isabet bulunduğunu düşündüğümden Sayın Çoğunluğun görüşüne muhalifim." Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu Üyesi de; benzer düşüncelerle, Karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.06.2025 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 02.07.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla