İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2023/480 Karar: 2025/192 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2023/480 K.2025/192

Ceza Genel Kurulu 2023/480 E. , 2025/192 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2021/11057 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 243-688 I. HUKUKİ SÜREÇ Çocuğun cinsel istismarı suçundan sanığın, katılan mağdur ...'e yönelik eylemleri sebebiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2023/480 E. , 2025/192 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2021/11057 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 243-688 I. HUKUKİ SÜREÇ Çocuğun cinsel istismarı suçundan sanığın, katılan mağdur ...'e yönelik eylemleri sebebiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2023/480 E. , 2025/192 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2021/11057 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 243-688 I. HUKUKİ SÜREÇ Çocuğun cinsel istismarı suçundan sanığın, katılan mağdur ...'e yönelik eylemleri sebebiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-1, 103/3-d, 62 ve 53. maddeleri uyarınca aleyhe bozma yasağı gözetilerek neticeten 2 yıl 6 ay hapis cezası ile; katılan mağdur ...'a yönelik eylemleri sebebiyle ise aynı Kanun'un 103/1-1, 103/3-d, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Ankara 13.Asliye Ceza Mahkemesince verilen 29.12.2020 tarihli ve 243-688 sayılı hükümlerin, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 27.12.2022 tarih ve 19538-12028 sayı ile; "...Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurelerin aşamalardaki çelişkili beyanları, tanık anlatımları, savunma ile tüm dosya içeriği nazara alındığında sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek mağdure sayısınca beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,'' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 09.03.2023 tarih ve 11057 sayı ile; "Sanığın okulda zümre başkanlarını değiştirdiğinde bir kısım öğretmenler tarafından kendisine karşı bir komplo kurulup mağdurlarında kullanıldığına dair savunmasına, mağdurlarla ilgili bu şekilde ithamlarda bulunmalarını kişisel bir neden ortaya koymadığı, başkalarının menfaati için mağdurların niçin kendilerini ortaya koyacak şekilde suçlamalarda bulunduğunun açıklanamadığı bu nedenle itibar edilemeyeceği, mağdur anlatımlarının özü itibariyle değişikliğe uğramadığı ve tutarlı olduğu, bir kısım tanıklara aktardıkları ile resmi makamlara aktardıkları olay arasında farklılık bulunmadığı, bu olaylar dışında da mağdurlara yönelik eylemlerinin gören tanıkların bulunduğu, Yargıtay (kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 08/01/2020 tarih ve 2016/892 Esas, 2020/123 Karar sayılı kararında da açıklandığı gibi tanıdık kişiler (akraba, komşu, öğretmen, iş arkadaşı, amir v.b) tarafından gerçekleştirilen cinsel istismar ve saldırı vakalarında, mağdurların bu kişilerle olan geçmiş ilişkileri, yakınlık düzeyleri, olay öncesi ilişkilenme biçimleri ve daha sonra mağdur ile aynı çevrede kalmaya devam etmeleri sebebiyle ivedi biçimde şikayette bulunmamalarının mağdurların aleyhine yorumlanamayacağı gözetildiğinde olayın intikal şeklinin de olağan olduğu, bu itibarla mağdurların sanığın eylemleri hakkındaki beyanlarına itibar edilmesi ile sanığın mağdur ...'u öptüğünün ve mağdur ...'ini de sanığın evinde bulundukları sırada dizine yatırıp cinsel organını ve göğüslerini ellemek suretiyle her iki mağdura cinsel istismarda bulunduğun kabulüne dair ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olduğu," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 14.06.2023 tarih ve 3610-4273 sayı ile itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca görüşülmüş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçlarının sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Yerel Mahkemece, suç tarihlerinden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile TCK'nın 103. maddesindeki cinsel istismar suçunun cezasının üst sınırının 15 yıla çıkartılmasına istinaden yargılama görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. IV. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER İncelenen dosya kapsamından; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 07.09.2006 tarihli ve 112291-22242 sayılı iddianame ile; ''.... ile ailesinin maddi durumunun iyi olmaması ve ...'in kardeşinin okulda yatılı olarak barındırılması nedeniyle yakından ilgilendiği, zaman zaman eşi ve iki oğluyla birlikte oturduğu evine götürerek misafir ettiği, 9.12.2005 tarihinde de misafir olarak evine götürdüğü, eşi ve ... ile birlikte film seyrettikleri, eşinin yatmasından sonra da filmi izlemeye devam ettikleri, şüphelinin film konusunda hakkında yorum yapmaya başlayarak sözü cinselliğe getirdiği, ...'e kendisini tatmin edip etmediğini sorduğu, hayır cevabı üzerine de ...'i dizine yatırıp, önce cinsel organını sonra da gögüslerini okşadığı, ...'ün ise disiplin davranışları nedeniyle sık sık idareyle sorunlar yaşaması nedeniyle yakınlaştığı, sigarayı bırakmasına yardımcı olmak için sıklıkla odasına çağırdığı, zaman içinde ...'a kendisini beğendiğini ve aşık olduğunu söylediği, Ocak 2006 tarihinde de bir kez yatakhanede arkasından sarılarak göbeğini okşadığı, aynı ay içinde bir kez de makam odasında sarılarak öpmek ve kalçalarına ellemek suretiyle tacizde bulunduğu, ...9.12.2005 tarihinde ...'e karşı gerçekleşen eylemin cinsel taciz mahiyetinde bulunduğu, Müştekinin 19.3.1988 doğum tarihi itibariyle olay tarihinde 18 yaşını bitirmediği,... ...Ocak 2006 tarihinde ...'e yönelen eylemlerin her birinin ayrı ayrı cinsel taciz içerikli olduğu, fiillerin aynı suç işleme kararının icrasından doğması nedeniyle zincirleme suç niteliğine dönüştüğü, Müşteki ...'ün 21.11.1989 doğum tarihi itibariyle olay tarihinde 18 yaşını tamamlamadığı, ... Şüphelinin okul müdürü sıfatıyla öğrencisi üzerindeki nüfuzunu kötüye kullanarak eylemini gerçekleştirdiği, Tanımlanan nitelikleri itibariyle fiilin TCK.'nun 105/1-2 maddesinde düzenlenen cinsel taciz suçunu oluşturduğu,'' şeklindeki anlatım ile cinsel taciz suçundan sanığın, katılan mağdur ...'e karşı eylemi nedeni ile TCK'nın 105/1-2, 53; katılan mağdur ...'a karşı eylemleri nedeniyle de TCK'nın 105/1-2, 43, 53. maddeleri uyarınca cezalandırılmasının istenildiği, Ankara (Kapatılan) 12. Sulh Ceza Mahkemesince 29.03.2007 tarih ve 936-314 sayı ile ''...sanığın mağdurların vücut dokunulmazlığına yönelik eylemlerinin basit cinsel saldırı suçunu oluşturup oluşturmadığı ve bu suçun sanığın kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenip işlenmediği konularındaki savunma delilleri değerlendirme yetkisinin; üst dereceli Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğu,'' gerekçesi ile görevsizlik kararı verilerek sanığın katılan mağdur ...'e yönelik eylemleri sebebiyle TCK'nın 102/1-3.b, 53; katılan mağdur ...'a yönelik eylemleri sebebiyle ise aynı Kanun'un 102/1-3.b, 53. maddeleri uyarınca yargılanması için dosyanın görevli ve yetkili Ankara Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, Görevsizlik kararına sanık müdafii tarafından yapılan itirazın ise Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesince 11.04.2007 tarih ve 82 değişik iş sayılı karar ile reddedildiği, Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesince 26.10.2010 tarih ve 471-646 sayı ile, karar başlığında nüfuzunu kullanarak cinsel taciz suçu yazılmış ise de cinsel saldırı suçundan sanık hakkında, her iki katılan mağdura yönelik eylemleri nedeni ile, TCK'nın 102/1, 102/3-b, 62, 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna karar verildiği, Kararın katılan mağdur ... ile katılanlar ... ve ... vekili ile sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 22.04.2014 tarih ve 8324-5509 sayı ile; ''...sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Kayden 19.03.1988 doğumlu olan mağdure ... ile 21.11.1989 doğumlu olan mağdure ...'un suç tarihleri olan 09.12.2005 ve 2006 yılı ocak aylarında onsekiz yaşını doldurmadıklarından TCK.nın 6/1-b maddesi kapsamında çocuk oldukları gözetilmeden, sanık hakkında eylemlerine uyan çocuğun basit cinsel istismarı suçundan TCK.nın 103/1. maddesi yerine, basit cinsel saldırı suçundan 102/1. maddesi uyarınca mahkûmiyet hükümleri kurulması, TCK.nın 53/3. maddesi uyarınca aynı Kanunun 53/1-c maddesinde düzenlenen kendi alt soyu üzerindeki velâyet, vesayet ve kayyımlık haklarından yoksunluğun koşullu salıverilmeye, diğerleri üzerindeki vesayet ve kayyımlık yetkileri yönüyle ise hak mahrumiyetinin infaz tamamlanıncaya kadar hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Mağdure ...'a TCK.nın 53/1-a maddesinde yer alan yetkisini kötüye kullanmak suretiyle basit cinsel istismarda bulunan sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. maddesinin uygulanmaması,'' isabetsizliğinden,''...mağdure ...'e karşı eylemden dolayı verilen ceza süresi bakımından kazanılmış hak saklı kalmak suretiyle'' bozulmasına karar verildiği, Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesince 21.04.2015 tarih ve 429-313 sayı ile bu kez çocuğun cinsel istismarı suçundan sanık hakkında, her iki katılan mağdura yönelik eylemleri nedeni ile katılan mağdur ... yönünden kazanılmış hakkı da gözetilerek, ayrı ayrı TCK'nın 103/1-1, 62, 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verildiği, Kararın katılan mağdur ..., katılanlar ... ve ... vekili ile sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 17.02.2020 tarih ve 6538-1225 sayı ile; "Mahkemece kurulan hükümlerin Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilleri ile bunların hukuki nitelendirmelerinin yapılması suretiyle delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği halde bu ilkelere uyulmaksızın yazılı şekilde gerekçesiz hükümler kurulması suretiyle Anayasanın 141 ve 1412 sayılı CMUK'nın 308/7. maddelerine muhalefet edilmesi,'' isabetsizliğinden bozulmasına karar verildiği, Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesince 29.12.2020 tarih ve 243-688 sayı ile çocuğun cinsel istismarı suçundan sanık hakkında katılan mağdur ... yönünden aleyhe bozma yasağının bulunduğu belirtilerek, TCK'nın 103/1-1. cümlesi, 103/3-d, 62, 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile, katılan mağdur ...'a yönelik TCK'nın 103/1-1,103/3-d, 62, 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verildiği, Kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı incelen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 27.12.2022 tarih ve 19538-12028 sayı ile; ''...Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurelerin aşamalardaki çelişkili beyanları, tanık anlatımları, savunma ile tüm dosya içeriği nazara alındığında sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek mağdure sayısınca beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,'' isabetsizliğinden bozulmasına karar verildiği, Anlaşılmaktadır. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar TCK’nın "Çocukların cinsel istismarı" başlıklı 103. maddesinin birinci fıkrası; "(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden; a) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, Anlaşılır." şeklinde iken, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile; "(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden; a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır." şeklinde yeniden düzenlenmiştir. Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 142. maddesinde; “Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.", CMK'nın 3. maddesinde de; "Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir," denilmek suretiyle mahkemelerin görevlerinin kanunla belirleneceği hüküm altına alınmıştır. 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 10. maddesinde sulh ceza hâkimliği, 11. maddesinde asliye ceza, 12. maddesinde ise ağır ceza mahkemelerinin görevleri düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un sulh ceza mahkemelerinin görevlerini düzenleyen 10. maddesinin başlığı ve içeriği, 6545 sayılı Kanun'un 48. maddesiyle değiştirilmiştir. Yeni düzenlemede sulh ceza hâkimliklerinin, kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gereken kararları almak, işleri yapmak ve bunlara karşı yapılan itirazları incelemek amacıyla kurulduğu belirtilmiştir. 5235 sayılı Kanun'un 14. maddesinde ise mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulunduracağı belirtilmiştir. Bu düzenlemeler uyarınca sulh ceza hâkimliklerinin, ceza miktarı ve türü ne olursa olsun bir suç nedeniyle yargılama yapma görevleri sona ermiştir. Buna karşılık yağma (m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve 2), resmi belgede sahtecilik (m, 204/2), nitelikli dolandırıcılık (m. 158), hileli iflâs (m. 161) suçları, TCK'nın İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve 12.04.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmak ağır ceza mahkemelerinin; sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere bakmak ise asliye ceza mahkemelerinin görevi içinde kalmaya devam etmiştir. CMK'nın 4 ve 5. maddeleri uyarınca davaya bakan mahkemece, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re’sen karar verebilecek, iddianamenin kabulünden sonra işin, davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa, bir kararla işi görevli mahkemeye gönderecektir. B. Ön Soruna İlişkin Hukuki Değerlendirme Kovuşturma aşamasında 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile değişik TCK'nın 103/1. maddesinin üst sınırının 15 yıla kadar hapis cezası olarak değiştirilmiş bulunması karşısında, bu suça bakma görevinin ağır ceza mahkemesinin görevine girmesine nazaran delillerin takdir ve değerlendirilmesi ile lehe kanun değerlendirmesinin üst dereceli mahkeme tarafından yapılması gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması kanuna aykırıdır. Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçuna dair Yerel Mahkemece verilen 21.04.2015 tarihli ve 429-313, Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince verilen 17.02.2020 tarihli ve 6538-1225, iş bu bozma kararı üzerine Yerel Mahkemece verilen 29.12.2020 tarihli ve 243-688 sayılı kararların hukuki değerden yoksun olduğu anlaşılmakla, dosyanın görevsizlik kararı verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının uyuşmazlık konusu bakımından değişik gerekçe ile kabulüne karar verilmiş ve ulaşılan bu sonuç karşısında, asıl uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının DEĞİŞİK GEREKÇEYLE KABULÜNE, 2- Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 27.12.2022 tarihli ve 19538-12028 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, 3- Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.04.2015 tarihli ve 429-313 sayılı; Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince verilen 17.02.2020 tarihli ve 6538-1225 sayılı ve iş bu bozma kararı üzerine Yerel Mahkemece verilen 29.12.2020 tarih ve 243-688 sayılı kararların hukuki değerden yoksun olduklarının TESPİTİNE, 4- Dosyanın, görevsizlik kararı verilmesi için İlk Derece Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.04.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla