İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2023/531 Karar: 2025/183 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2023/531 K.2025/183

Ceza Genel Kurulu 2023/531 E. , 2025/183 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 186-301 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın, katılan mağdurlar ..., ..., ... ... ve ...'ye yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la d

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2023/531 E. , 2025/183 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 186-301 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın, katılan mağdurlar ..., ..., ... ... ve ...'ye yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la d

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2023/531 E. , 2025/183 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 186-301 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın, katılan mağdurlar ..., ..., ... ... ve ...'ye yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la değişik 103/1-1.cümlesi, 103/3-d-e, 43/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca dört kez 15 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesince oy çokluğu ile verilen 18.04.2016 tarihli ve 192-135 sayılı hükümlerin Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii ve katılan mağdur ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 14.02.2017 tarih ve 12805-651 sayı ile; "5271 sayılı CMK'nın 170. maddesinin üç, dört altıncı fıkraları uyarınca iddianamede mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği, yüklenen suç ile uygulanması gereken kanun maddeleri mevcut delillerle ilişkilendirilerek yüklenen suçu oluşturan olaylar gösterilmeli, aynı Kanun'un 225. maddesine göre de hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilmelidir. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 21.02.2012 gün 4/570-51 sayılı Kararında açıklandığı üzere, soruşturma evresinde elde ettiği kanıtlardan ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, 5271 sayılı CMK'nın 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma evresinin sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiç bir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık, iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiç bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve kanıtlarını sunabilmelidir. İddianame, sanığa isnat edilen ve suç sayılan maddi fiilleri açıkça göstermeli, hukuki nitelendirmesi yapılan fiilin kanunda karşılığı olan suç ve cezası hakkında bilgi içermelidir. İsnat edilen suçun dayanağı olan maddi olaylar hakkında savunmasını yapabilecek şekilde sanığın bilgilendirilmemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6/3-a maddesinin ihlaline de yol açmaktadır. Bu açıklamalar ışığında yargılamaya konu somut olayda hükme esas alınıp İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24.04.2015 günlü iddianame, 5271 sayılı CMK'nın 225. maddesi göz önüne alınarak değerlendirildiğinde, sanık hakkında çocuğun basit cinsel istismarı eylemlerine ilişkin anlatımda, sanığın her bir mağdura karşı işlediği suçlarla ilgili maddi fiillerinin açıkça yer, zaman, eylemin şekli gösterilerek açıklanması gerekirken, mağdurlara yönelik fiillerden iddianamede açıkça bahsedilmemesi karşısında sanık hakkında mağdurlara karşı ayrı ayrı cinsel istismar suçundan kamu davası açıldığının kabul edilemeyeceği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hükümler kurulması suretiyle Anayasanın 90, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanmayı düzenleyen 6. ve 5271 sayılı CMK'nın 225. maddelerine aykırı davranılması, Sanığın idari soruşturma sırasında müfettişlerce ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi psikiyatri servisine sevk edildiği, burada görevli ... Dr. ... tarafından düzenlenen 13.03.2015 günlü raporda, sanığın olayları net hatırlamadığı, anlık kopuşlarının olduğu, geçmişte travmatik yaşantısının olduğunu ifade ettiği, sanığın bu haliyle pedofilik eğilimleri olduğunun düşünüldüğü, ancak psikotik özellikler (anne şizofren hastası) ve cezai ehliyeti açısından yatarak gözlem altına alınmasının uygun olduğunun belirtilmesi karşısında, sanığın suç tarihinde 5237 sayılı TCK'nın 32. maddesi uyarınca akıl hastalığı veya zayıflığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığı veya bu derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalmış olup olmadığı hususlarında heyet raporu alınmasından sonra toplanacak delillere göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. 02.05.2017 tarihli oturumda bozma ilamına uyulmasına karar veren İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 02.05.2017 tarih ve 114-149 sayı ile sanığın aynı suçtan dört kez beraatine karar verilmiş, bu hükümlerin katılan mağdurlar ... ve ... vekili, katılan mağdur ... vekili ile katılan mağdur ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 09.04.2019 tarih ve 8569-8969 sayı ile; "Mahkemece kurulan ilk hükümlerin Dairemizce bozulmasının ardından mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmesine rağmen ilamda belirtilen eksiklikler ikmal edilmeden ve sanığın, mağdureler ..., ..., ..., ... ile ...'a yönelik eylemleri ayrı ayrı belirlenip, bütün deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde beraat hükümleri kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi ise 08.07.2019 tarih ve 186-301 sayı ile; "...Usulüne uygun olmadığı Yargıtay 14 CD Başkanlığınca 14/02/2017 tarih 2016/12805 esas 2017/651 karar sayılı kararı ile kabul edilen iddianame, bunun yanı sıra mahkememizce sanığın üzerine atılı öğrencileri olan mağdurelere karşı cinsel istismarda bulunma suçunu işlediğine dair kanıt olmadığı kabul edilerek beraatine karar verilmiş olması nedeniyle TCK'nun 32. maddesinin uygulanması yönünden mahkememizin bozulan 2017/114 esas, 2017/149 karar sayılı kararının gerekçesinde de belirtildiği üzere sanığın raporunun aldırılmasına gerek görülmemiştir zira TCK'nun 32. maddesinin uygulanmasını gerektiren akıl hastalığı veya zayıflığı hali söz konusu olacak olsa bile sanığın beraatine karar verildiği için sonuca bu nedenle bir etkisi olmayacaktır bu nedenle sanığın beraatine dair mahkememizin önceki kararında direnilmesinin somut olaya yasal düzenlemelere, adalete ve hakkaniyete uygun düşeceği..." gerekçesiyle bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanığın beraatine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükümlerin de katılan mağdurlar ... ve ... vekili, katılan mağdur ... vekili ile katılan mağdur ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.12.2019 tarihli ve 84883 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 14.06.2023 tarih ve 9-4252 sayı ile direnme kararı yerinde görülmeyerek Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU Sanık hakkında mağdurlar ..., ..., ..., ... ve ...’a yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan verilen beraat kararları, Özel Dairece mağdurlar vekillerince yapılan temyiz istemlerinin reddine karar verilmek suretiyle kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme, sanık hakkında katılan mağdurlar ..., ..., ... ve ...’e yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan kurulan beraat hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; Yerel Mahkemece sanık hakkında katılan mağdurlara karşı ayrı ayrı çocukların cinsel istismarı suçundan usulüne uygun olarak açılmış kamu davası bulunmadığı ve TCK'nın 32. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi bakımından rapor alınması gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile hükümler kurulduğuna dair bozma kararına uyulduğu belirtildikten sonra anılan eksiklikler yerine getirilmeden direnme kararı verilip verilemeyeceğinin belirlenmesine ilişkindir. III. GEREKÇE Uyuşmazlığın isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için Yargıtayca verilen bozma kararları üzerine yerel mahkemelerce yapılacak işlemlerin gözden geçirilmesi gerekmektedir. 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken "Davaya yeniden bakacak mahkemenin hak ve mecburiyetleri" başlıklı 326. maddesinde; "Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak mahkeme, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar. Sanık veya müdahil ve vekillerine davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları tespit edilmemiş olsa dahi duruşmaya devam edilerek dava gıyapta bitirilebilir. Ancak sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhâlde dinlenilmesi gerekir. Yargıtaydan verilen bozma kararına mahkemelerin ısrar hakkı vardır. Israr üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymak mecburidir. Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291 inci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz." hükmü yer almaktadır. Buna göre, Yargıtayca verilen bozma kararı üzerine dosyanın gönderildiği ilk derece mahkemelerince yeni bir tensip kararıyla duruşma günü tayin edilecek ve ilgililer duruşmaya çağrılıp bozmaya karşı diyecekleri sorulduktan sonra bozma ilamına uyulup uyulmaması yönünde bir karar verilecektir. Yerel mahkemenin, göreve ilişkin olanlar dışındaki bozma ilamına uyma ya da direnme kararlarından birisini verebilmesi mümkün olup, öğretide buna "bozmadan sonraki serbestlik kuralı" adı verilmiştir. Maddenin üçüncü fıkrasında mahkemenin bozma kararına ısrar hakkı olduğu vurgulandıktan sonra, ısrar üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymanın zorunlu olduğuna işaret edilmiştir. Aynı maddenin son fıkrasında ise, sınırlı biçimde uygulanabilecek olan "cezayı aleyhe değiştirememe" veya "aleyhte düzeltme yasağı" kabul edilerek, yalnız sanık veya onun lehine ilgililer tarafından temyiz davası açıldığında, bozma üzerine yeniden kurulan hükümde belirlenen ceza ve sonucun önceki hükümle belirlenen cezadan ve sonuçtan daha ağır olamayacağı hüküm altına alınmıştır. "Bozmadan sonra serbestlik kuralı" uyarınca bozma kararına uyma ya da direnme kararlarından birini verme konusunda serbest olan ilk derece mahkemelerinin Özel Dairelerin bozma kararlarına uymayı tercih etmeleri durumunda, bu kez "uymadan sonraki serbestlik kuralı" devreye girecektir. Serbestlik kuralı, ceza muhakemesinde maddi gerçeğin araştırılması ve en isabetli kararın verilmesi amacının zorunlu bir sonucu olup, mahkemenin bozma kararına uyulmasına karar verdikten sonra da, sanığın hukuki durumunu yeniden serbestçe değerlendirme hak ve yetkisi bulunmaktadır. Temyiz edilen önceki hüküm bozma kararı verilmesiyle ortadan kalkmış olduğundan, yerel mahkemece önceki karardan farklı olarak, suçun sübutu ve niteliği de dahil olmak üzere sanığın hukuki durumuyla ilgili tüm hususlarda, CMK'nın 217. maddesi uyarınca ulaşılan vicdani kanaat doğrultusunda serbestçe karar verilebilecektir. Nitekim, Yargıtay Özel Daireleri tarafından da ilk temyiz incelemesinde yerinde görülerek bozma konusu yapılmayan hususlar, lüzumu hâlinde hükmün yeniden temyizen incelenmesi sırasında bozma konusu yapılabilmekte, hatta ilk bozma kararından tamamen farklı olacak şekilde bozma kararı verilebilmektedir. Diğer yandan, Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış pek çok kararında; uyma kararının dönülebilecek nitelikte bir ara kararı niteliğinde olmayıp, davanın esasına etkili olan kararlardan olduğu, bozmaya uymakla, yerel mahkemenin bozma kararında gösterilen esaslara göre işlem yapıp karar verme ödevi doğduğu, sonradan bu kararın bir kısmından veya tamamından açıkça ya da örtülü olarak geri dönülerek ilk hükmün aynen veya yeniden kurulmasının, uyma kararının hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırmayacağı, bu nedenle bozmaya uyan yerel mahkemenin dönülemez nitelikteki bu karardan sonradan dönerek, önceki hükmünde direnmesinin isabetsiz olduğu açıklanmıştır. Buna göre, bozmaya uyma kararı verilmesi durumunda, sanığın hukuki durumu yeniden serbestçe değerlendirilerek yeni bir karar verilecektir. Bununla birlikte uymadan sonraki serbestlik ilkesinin, 1- Özel Dairelerin bozma ilamlarına yerel mahkemece uyma kararı verilmesi hâlinde, bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkla yani bozma nedeni ile sınırlı olacak şekilde bozma doğrultusunda hareket etme zorunluluğu, 2- CMUK'un 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326. maddesinin son fıkrasında düzenlenen "cezayı aleyhe değiştirememe" veya "aleyhte düzeltme yasağı" şeklinde iki istisnası bulunmaktadır. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesince 18.04.2016 tarih, 192-135 sayı ve oy çokluğu ile sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerinin, Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii ve katılan mağdur ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 14.02.2017 tarih ve 12805-651 sayı ile sanık hakkında katılan mağdurlara karşı ayrı ayrı çocukların cinsel istismarı suçundan usulüne uygun olarak açılmış kamu davası bulunmadığı ve TCK'nın 32. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi bakımından rapor alınması gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile hükümler kurulduğu şeklindeki gerekçelerle bozulmasına karar verildiği, Yerel Mahkeme tarafından 02.05.2017 tarihli oturumda Özel Dairenin bozma ilamına uyulmasına karar verildiği hâlde bozma sebeplerine dair eksiklikler giderilmeden 02.05.2017 tarih ve 114-149 sayı ile müsnet suçu işlediği sabit olmadığından sanık hakkında beraat hükümleri kurulduğu, söz konusu hükümlerin de katılan mağdurlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece bozma ilamında belirtilen eksikliklerin ikmal edilmediğinin ve sanığın katılan mağdurlara yönelik eylemleri ayrı ayrı belirlenip bütün deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliklerinden bozulması üzerine Yerel Mahkemece bozmaya direnilerek önceki hükümler gibi sanığın beraatine karar verildiği anlaşılan dosyada; bozma ilamına Yerel Mahkemece direnilmesi neticesi hüküm kurma serbestisînin istisnasını göz ardı edecek ve bozmayı etkisiz kılacak surette yeniden beraat kararı verilmesi Özel Dairenin bozma kararına uymayı tercih eden Yerel Mahkemenin bozma kararında gösterilen esaslara göre işlem yapıp karar verme görevini ve uyma kararının hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırmayacaktır. Bu itibarla, sanığın katılan mağdurlar ..., ..., ... ... ve ...'ye yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan Yerel Mahkemece kurulan direnme kararına konu beraat hükümlerinin, sanık hakkında usulüne uygun olarak açılmış kamu davası bulunmadığına ve TCK'nın 32. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi bakımından rapor alınması gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile hükümler kurulduğuna dair bozma kararına uyulmasına rağmen bozma kararında belirtilen eksiklikler yerine getirilmeden direnme kararı verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. IV. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.07.2019 tarihli ve 186-301 sayılı sanığın katılan mağdurlar ..., ..., ... ... ve ...'ye yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan Yerel Mahkemece kurulan direnme kararına konu beraat hükümlerinin, sanık hakkında usulüne uygun olarak açılmış kamu davası bulunmadığına ve TCK'nın 32. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi bakımından rapor alınması gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile hükümler kurulduğuna dair bozma kararına uyulmasına rağmen bozma kararında belirtilen eksiklikler yerine getirilmeden direnme kararı verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, İlk Derece Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla