İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2024/102 Karar: 2025/321 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2024/102 K.2025/321

Ceza Genel Kurulu 2024/102 E. , 2025/321 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2023/14045 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 8. Ceza Dairesi MAHKEMESİ : SAKARYA Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza SAYISI : 2752-3895 I. HUKUKÎ SÜREÇ Silahla tehdit ve korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçlarından açılan

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2024/102 E. , 2025/321 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2023/14045 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 8. Ceza Dairesi MAHKEMESİ : SAKARYA Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza SAYISI : 2752-3895 I. HUKUKÎ SÜREÇ Silahla tehdit ve korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçlarından açılan

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2024/102 E. , 2025/321 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2023/14045 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 8. Ceza Dairesi MAHKEMESİ : SAKARYA Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza SAYISI : 2752-3895 I. HUKUKÎ SÜREÇ Silahla tehdit ve korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçlarından açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda sanığın, silahla tehdit suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2. maddesi uyarınca beraatine, korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçundan ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 170/1-c, 62/2 ve 54. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, müsadereye, CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve beş yıl denetim süresi belirlenmesine ilişkin Gebze 6. Asliye Ceza Mahkemesince 08.09.2015 tarih ve 735-429 sayı ile verilen hükümlerin kesinleşmesinden sonra sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle dosyayı yeniden ele alan Gebze 6. Asliye Ceza Mahkemesince 05.07.2022 tarih ve 69-491 sayı ile korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçundan verilen hüküm açıklanarak sanığın TCK’nın 170/1-c, 62 ve 53/1. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir. Hükmün, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesince 15.12.2022 tarih ve 2752-3895 sayı ile; "... Hukuka aykırı, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafinin istinaf nedenleri bu sebeple yerinde ise de, bu aykırılık CMK'nın 303 ve 280/1-c maddesi uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, istinaf yoluna başvurulan Gebze 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.07.2022 tarihli, 2022/69 (E) ve 2022/491 (K) sayılı kararının tamamen kaldırılmasına, Yerine; '1) Sanık ... hakkında aynı fiille ilgili daha önce açılmış bir dava ve verilmiş bir karar bulunması nedeniyle sanık hakkında 'TCK'nın 170/1-c maddesine muhalefet' suçundan açılan mükerrer davanın CMK'nın 223/7. maddesi uyarınca reddine, 2) Yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına' ibareleri yazılmak suretiyle, hükmün CMK'nın 280/1-c ve 280/1-a madde delaletiyle CMK 303/1. madde gereğince düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine," karar verilmiştir. Bu kararın da, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 10.10.2023 tarih ve 669-7275 sayı ile; "... Sanığın müşteki ile aralarında çıkan tartışma sonucunda karşı tarafı korkutmak amacıyla ruhsatsız silahla ateş etmesi şeklindeki eylemlerinin bir bütün olarak daha ağır cezayı gerektiren 5237 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen silahlı tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden eylemlerin bölünerek yazılı şekilde silahlı tehdit ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarından ayrı ayrı hükümler kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına muhalefet edilmesi ve aynı eylem bölünerek verilen beraat kararının sanık lehine kazanılmış hak oluşturmayacağı gözetilmeden hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 03.11.2023 tarih ve 14045 sayı ile; "... Sanık müdafiinin sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz başvurusunda hukuki yararının olduğu düşünülür ise de bu husus, mükerrer davaya konu önceki hükmün mahkûmiyet ile sonuçlanmış olması hâlinde savunulabilir. Somut olayda ise sanık hakkında silahla tehdit suçundan açılan ve mükerrer davaya konu edilen önceki davada mahkemece zaten beraat kararı verilmiş ve bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Dolayısıyla, sanık müdafisinin bu dosyadan verilen kararı temyizde hukuki yararının bulunmadığının kabulünde zorunluluk bulunmaktadır." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 16.01.2024 tarih ve 4418-348 sayı ile; itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık müdafiinin temyizinde sanığın hukuki yararı bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkin olup hukuki yararı bulunduğu sonucuna ulaşılması hâlinde ayrıca aleyhe temyiz bulunmayan dosyada Bölge Adliye Mahkemesi kararını "Sanığın müşteki ile aralarında çıkan tartışma sonucunda karşı tarafı korkutmak amacıyla ruhsatsız silahla ateş etmesi şeklindeki eylemlerinin bir bütün olarak daha ağır cezayı gerektiren 5237 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen silahlı tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden eylemlerin bölünerek yazılı şekilde silahlı tehdit ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarından ayrı ayrı hükümler kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına muhalefet edilmesi ve aynı eylem bölünerek verilen beraat kararının sanık lehine kazanılmış hak oluşturmayacağı gözetilmeden hüküm kurulmasında hukuka uygunluk görülmemiştir." gerekçesi ile bozan Özel Daire kararının CMK’nın 307/5. maddesi göz önünde bulundurulduğunda isabetli olup olmadığı, buna bağlı olarak da bu hususun eleştiri konusu mu yoksa bozma nedeni mi yapılması gerektiği hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konularına İlişkin Açıklamalar CMK'nın 223. maddesinin birinci fıkrası; "Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.", yedinci fıkrası ise; "Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir." şeklinde düzenlenmiş olup davanın reddi kararı mahkûmiyeti önleyici sonuç doğurduğundan sanık lehine olan bir hüküm türüdür. Ancak Kanun'un 223. maddesinin birinci fırkasında sayılan hükümlerden sanık açısından en lehe olan hüküm ise hiç şüphesiz beraat kararıdır. Öte yandan, CMK’nın 225. maddesi; "(1) Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. (2) Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir." şeklinde düzenlenmiştir. Anılan maddeden de anlaşılacağı üzere hükmün konusu iddianamede gösterilen fiildir. Mahkeme, fiilin hukuki niteliğini takdirde iddia ve savunmalarla bağlı değildir. Kanun'un açık ve kesin olan bu hükmü karşısında, mahkemece sanığın yargılama sonucunda sabit kabul edilen fiilinin hukuksal niteliğine göre hüküm kurulmakla yetinilmesi gerekirken, fiil nitelik yönünden ikiye bölünerek aynı fiilden dolayı hem mahkûmiyet hem de beraat kararı verilmesi CMK'ya aykırılık oluşturacaktır. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 31.01.2017 tarihli ve 64-40 sayılı; 21.02.2017 tarihli ve 1161-83 sayılı; 25.10.2018 tarihli ve 129-481 sayılı; 22.11.2018 tarihli ve 166-563 sayılı kararlarında da aynı sonuca ulaşılmıştır. Bu bağlamda ilk derece mahkemesince sanığın tek olan fiili nitelik yönünden ikiye bölünerek hem beraat hem de mahkûmiyet kararı verilmesi durumunda, aleyhe istinaf bulunmasa dahi hükmün karıştırılması nedeniyle bu hükümler Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılıp tek bir mahkûmiyet hükmü kurulabilecektir. Bu ahvalde kazanılmış hak da beraat hükmüne göre değil ilk derece mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmündeki cezanın türü ve miktarına göre belirlenecektir (Ceza Genel Kurulunun 20.10.2015 tarihli ve 194-340 sayılı kararı). Nitekim bu durumda verilen beraat kararı aynı fiil nedeniyle önceden verilmiş bir hüküm olarak değerlendirilemez zira aynı eylemle ilgili olarak mahkûmiyet kararı da verilmiştir (Ceza Genel Kurulunun 21.06.2022 tarihli ve 139-453 sayılı kararı). Diğer taraftan, ayrıntılarına Ceza Genel Kurulunun 03.04.2012 tarihli ve 353-129 sayılı kararında yer verildiği üzere aleyhe bozma yasağı; "temyiz davası yalnızca sanık veya müdafii ya da sanık lehine Cumhuriyet savcısı veya sanığın eşi ya da yasal temsilcisi tarafından açıldığında, hükümde, yaptırımın türü ve ağırlığı bakımından sonucu sanığın aleyhine ağırlaştırıcı, diğer bir deyişle, aleyhe sonuç verici düzeltmelerin yapılamaması veya kurulacak yeni hükümdeki cezanın, sanığın aleyhine olarak ilk hükümden daha ağır olamaması" şeklinde tanımlanmaktadır. Latince reformatio in pejus olarak adlandırılan, öğreti ve uygulamada ise lehe kanun yolu davası üzerine hükmü aleyhe değiştirmeme zorunluluğu, aleyhe düzeltme yasağı, aleyhe bozma yasağı, aleyhe bozmama zorunluluğu, yaptırımı ve sonuçlarını aleyhe kötüleştirememe yasağı, yaptırımı ve sonuçlarını ağırlaştıramama kuralı olarak ifade edilen bu ilkenin amacı; hükmün aleyhine de bozulabileceğini düşünen sanığın, bazı davalarda istinaf ya da temyiz kanun yoluna başvurmaktan çekinmesinin önüne geçmek ve kanun yoluna başvurma hakkını daha özgürce kullanabilmesini sağlamaktır. Anılan kural, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 326. maddesinin 4. fıkrasında; "Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291'inci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz." şeklinde kanuni düzenlemeye kavuşturulmuştur. Ceza muhakemesi hukukumuzda bu madde dışında yaptırım ve cezayı aleyhe değiştirme yasağını düzenleyen başka bir hüküm de bulunmamaktadır. Buna göre, ceza hukukunda genel anlamda kazanılmış hak kavramından bahsedilemeyeceği, yalnızca CMUK'un 326. maddesinin 4. fıkrası uyarınca sınırlı biçimde uygulanabilecek bir cezayı aleyhe değiştirememe ilkesi veya aleyhte düzeltme yasağının söz konusu olduğunun kabulü gerekmektedir. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren CMK'nın 307. maddesinin, 20.02.2019 tarihli ve 7165 sayılı Kanun'la anılan maddeye yeni bir fıkra eklenmesi nedeniyle son fıkrası hâline gelen 5. fıkrasında da; "Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262'nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz." düzenlemesine yer verilmek suretiyle aleyhe bozmama ilkesi korunmuştur. Kanun'un açık düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere yaptırımı ve sonuçlarını aleyhe değiştirme yasağının kapsamı yalnızca ceza ve yaptırım miktarı ile sınırlıdır. Kanun koyucu suçun niteliği veya adı yönünden sanık yararına kazanılmış bir hak tanımamıştır. B. Hukuki Değerlendirme 1. Sanık müdafiinin temyizinde sanığın hukuki yararı bulunup bulunmadığı Sanığın tek olan fiili nitelik yönünden ikiye bölünerek korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün yanında hükmün karıştırılmasına neden olacak biçimde silahla tehdit suçundan verilen beraat hükmünün, aynı fiil nedeniyle önceden verilmiş ve kesinleşmiş bir hüküm olarak değerlendirilemeyeceği, ayrıca davanın reddi kararı mahkûmiyeti önleyici sonuç doğursa da CMK'nın 223. maddesinin birinci fırkasında sayılan hükümlerden sanık açısından en lehe olan hükmün hiç şüphesiz beraat kararı olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesince, korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmü kaldırılıp yerine "... aynı fiille ilgili daha önce açılmış bir dava ve verilmiş bir karar bulunması nedeniyle sanık hakkında TCK'nın 170/1-c maddesine muhalefet suçundan açılan mükerrer davanın CMK'nın 223/7. maddesi uyarınca reddine," ibaresi yazılmak suretiyle verilen düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararı sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesi ile temyiz eden sanık müdafiinin temyizinde sanığın hukuki yararının bulunduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının bu uyuşmazlık konusu bakımından reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır. 2. Aleyhe temyiz bulunmayan dosyada Bölge Adliye Mahkemesi kararını "Sanığın müşteki ile aralarında çıkan tartışma sonucunda karşı tarafı korkutmak amacıyla ruhsatsız silahla ateş etmesi şeklindeki eylemlerinin bir bütün olarak daha ağır cezayı gerektiren 5237 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen silahlı tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden eylemlerin bölünerek yazılı şekilde silahlı tehdit ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarından ayrı ayrı hükümler kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına muhalefet edilmesi ve aynı eylem bölünerek verilen beraat kararının sanık lehine kazanılmış hak oluşturmayacağı gözetilmeden hüküm kurulmasında hukuka uygunluk görülmemiştir." gerekçesi ile bozan Özel Daire kararının CMK’nın 307/5. maddesi göz önünde bulundurulduğunda isabetli olup olmadığı, buna bağlı olarak da bu hususun eleştiri konusu mu yoksa bozma nedeni mi yapılması gerektiği; Aleyhe istinaf talebi bulunmayan dosyada aralarında çıkan tartışma sırasında mağduru korkutmak amacıyla 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz silah ile havaya 4 el ateş eden sanığın tek olan fiilinin TCK'nın 106/2-a maddesinde düzenlenen silahla tehdit suçunun yanı sıra aynı Kanun'un 170/1-c maddesinde tanımlanan korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçunu da oluşturduğu, TCK'nın 44. maddesindeki farklı neviden fikri içtima hükmü gereğince de en ağır cezayı öngören silahla tehdit suçundan sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiğinden Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet hükmü kaldırılıp sanık hakkında silahla tehdit suçundan mahkûmiyet hükmü kurulup kazanılmış hakkın da ilk derece mahkemesince korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçundan verilen mahkûmiyet hükmündeki cezanın türü ve miktarına göre belirlenmesi gerektiği gözetilmemiş ise de temyiz yolu aşamasında kazanılmış hakkın sanığın ceza almasını önleyici sonuç doğuran ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen ret kararına göre belirlenmesi gerektiği, cezaya hükmolunmaması nedeniyle de temyiz incelemesi sonucunda kazanılmış hakkın korunarak hükmün bozulmasının mümkün olmadığı, bu hususun ancak eleştiri konusu yapılabileceği değerlendirilmekle, Özel Daire bozma kararının isabetli olmadığı kabul edilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının; a- (B-1) numaralı uyuşmazlık konusu bakımından REDDİNE, b- (B-2) numaralı uyuşmazlık konusu bakımından değişik gerekçe ile KABULÜNE, 2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 10.10.2023 tarihli ve 669-7275 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, 3- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 15.12.2022 tarihli ve 2752-3895 sayılı kararına yönelik temyiz isteminin, "Aleyhe istinaf talebi bulunmayan dosyada aralarında çıkan tartışma sırasında mağduru korkutmak amacıyla 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz silah ile havaya 4 el ateş eden sanığın tek olan fiilinin TCK'nın 106/2-a maddesinde düzenlenen silahla tehdit suçunun yanı sıra aynı Kanun'un 170/1-c maddesinde tanımlanan korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçunu da oluşturduğu, TCK'nın 44. maddesindeki farklı neviden fikri içtima hükmü gereğince de en ağır cezayı öngören silahla tehdit suçundan sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiğinden Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmü kaldırılıp sanık hakkında silahla tehdit suçundan mahkûmiyet hükmü kurulup kazanılmış hakkın da ilk derece mahkemesince korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçundan verilen mahkûmiyet hükmündeki cezanın türü ve miktarına göre belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır." şeklindeki eleştiriyle ESASTAN REDDİNE, 4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.06.2025 tarihinde yapılan birinci müzakerede (B-1) numaralı uyuşmazlık konusu bakımından yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 02.07.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede (B-1) numaralı uyuşmazlık konusu bakımından oy çokluğuyla; (B-2) numaralı uyuşmazlık konusu bakımından ise oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla