İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2024/364 Karar: 2025/132 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2024/364 K.2025/132

Ceza Genel Kurulu 2024/364 E. , 2025/132 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 223-396 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın nitelikli kasten öldürme suçuna azmettirmeden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin Sakarya 3. Ağır Ceza M

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2024/364 E. , 2025/132 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 223-396 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın nitelikli kasten öldürme suçuna azmettirmeden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin Sakarya 3. Ağır Ceza M

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2024/364 E. , 2025/132 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 223-396 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın nitelikli kasten öldürme suçuna azmettirmeden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.06.2017 tarihli ve 211-226 sayılı hükmün Cumhuriyet savcısı, katılanlar vekili, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 06.02.2018 tarih ve 6-93 sayı ile; "…... Bakanlığının bu suçların zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK'nın 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve CMK'nın mağdur ... katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan, dolayısıyla katılan sıfatını alacak tarafın sunacağı delillere karşı sanığa savunma hakkı tanınmadan yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesince 08.06.2018 tarih ve 161-301 sayı ile, sanığın nitelikli kasten öldürme suçuna yardımdan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 39/1, 82/1-a, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba karar verilmiş, resen istinafa tabi olan hükmün sanık müdafii, katılanlar vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 19.02.2019 tarih ve 1950-261 sayı ile istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. Kararın sanık müdafii, katılanlar vekili, katılan Bakanlık vekilince temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 14.06.2021 tarih ve 2875-10469 sayı ile; "a- …Bozmadan sonra sanık dinlenmeden mahkûmiyet kararı verilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması, b- …Suçun ortaya çıkmamasını sağlamak amacıyla öldürme eylemini gerçekleştirdikleri anlaşıldığından; maktul ...'ye karşı kasten öldürme suçu açısından TCK'nin 82/1-h hükmünün uygulanmayarak yazılı şekilde sadece TCK'nın 82/1-a hükmünün uygulanması," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesince 15.03.2022 tarih ve 321-70 sayı ile sanığın nitelikli kasten öldürme suçuna yardımdan TCK’nın 82/1-a-h, 39/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba karar verilmiş, hükmün sanık müdafii, katılanlar vekili ve katılan Bakanlık vekilince temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 25.04.2023 tarih ve 7328-2229 sayı ile; "Sanık ...'ın azmettirmek suretiyle tasarlayarak bir suçun delillerini ortadan kaldırmak amacıyla öldürme suçunu işlediğinin kabulü gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde yardım eden olarak cezalandırılması suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini," isabetsizliğinden bozulmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir. Daire Başkanı ...; hükmün onanması gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesi ise 23.11.2023 tarih ve 223-396 sayı ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın nitelikli kasten öldürme suçuna yardımdan mahkûmiyetine karar vermiştir. Hükmün sanık müdafii, katılanlar vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.02.2024 tarihli ve 14599 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya, CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 13.03.2024 tarih, 2068-4503 sayı ve oy çokluğu ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş, açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI, KONUSU VE ÖN SORUN Direnme kararının kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında maktul ...’e yönelik nitelikli kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; sanığın nitelikli kasten öldürme suçuna, TCK’nın 38. maddesi uyarınca azmettiren olarak mı, yoksa aynı Kanun’un 39. maddesi uyarınca yardım eden olarak mı iştirak ettiğinin belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; 1- Hüküm kurulmadan önce Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünün usulüne uygun olarak alınıp alınmadığının, 2- Hazır bulunan sanık ... müdafilerine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan ve SEGBİS yoluyla duruşmada hazır bulunan sanığa son sözleri de sorulmadan hüküm kurulmasının savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığının, Değerlendirilmesi gerekmektedir. III. OLAY VE OLGULAR İLE ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER İncelenen dosya kapsamından; Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesince bozmadan sonra yapılan yargılamada, 23.11.2023 tarihli oturumda bozma ilamı okunarak duruşmada hazır bulunan sanık müdafileri, sanık, katılanlar vekili ile Cumhuriyet savcısından bozma ilamına karşı diyeceklerinin sorulduğu, Cumhuriyet savcısının; "Sanığın tutukluluk hâlinin devamına karar verilmesi ve Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmesi talep olunur." şeklindeki beyanından sonra Cumhuriyet savcısına esas hakkındaki görüşü sorulmadan, hazır bulunan sanık ... müdafilerine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan ve sanığa son sözleri de sorulmadan duruşmaya son verilip direnme kararına konu hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE 1. İlgili Mevzuat ve Ön Sorunlara İlişkin Açıklamalar Ön sorun ile ilgili CMK'da yer alan yasal düzenlemeler şöyledir: "Kararların verilmesi usulü Madde 33 – (1) Duruşmada verilecek kararlar, Cumhuriyet savcısı, duruşmada hazır bulunan müdafi, vekil ve diğer ilgililer dinlendikten; duruşma dışındaki kararlar, Cumhuriyet savcısının yazılı veya sözlü görüşü alındıktan sonra verilir." "Delillerin tartışılması Madde 216 –1) Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir. 2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ... müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir. 3) Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir. Bu aşamada zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel teşkil etmez." "Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri Madde 307 – (1) Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar. ... (4) Yargıtaydan verilen bozma kararına bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin direnme hakkı vardır. .." Amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmak olan ceza yargılamasının özünü; yargılamanın asıl süjeleri tarafından, silahların eşitliği, yüz yüzelik ve doğrudan doğruyalık ilkeleri doğrultusunda icra edilecek olan ve çelişmeli yargılamaya imkân sağlayan kolektif bir kurum olarak aleni duruşma/celse oluşturur. Duruşmaya ara verilmeksizin devam edilerek hüküm verilir (CMK madde 190). CMK'nın 191. maddesinde öngörülen usule göre başlayan duruşmada sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde, usulüne göre sorgusu yapılır. Sanığın sorguya çekilmesinden sonra delillerin ortaya konulmasına başlanır (CMK madde 206/1). Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ... katılan da mahkeme başkanı veya hâkim aracılığı ile soru yöneltebilir (CMK madde 201/1). Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir. Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ... müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir (CMK madde 201/1). İddianame çerçevesinde, iddia makamı ve katılan/müşteki-mağdur tarafın ileri sürdüğü iddialar ile savunmanın serdedilmesi ve ikame olunan delillerin huzurda tartışılmasından sonra işbu kolektif yargısal faaliyetin, ihtilafı çözme/sonuç çıkarma/hüküm kurma aşamasına geçilecektir. Gelinen bu aşamada sanığın hukuki durumu henüz bir yargı kararı ile belirlilik kazanmadığından iddia makamının, yapılan yargılama, mevcut ve ikame olunan delil(lerin) durumu ve gelişen/değişen süreç itibarıyla son görüşünün ne olduğunun bilinmesi, etkin bir savunma hakkının kullanılması bağlamında büyük önem arz eder. Bu nedenledir ki kanun vazıı, CMK'nın 33. maddesinde; "Duruşmada verilecek kararlar, Cumhuriyet savcısı, duruşmada hazır bulunan müdafi, vekil ve diğer ilgililer dinlendikten...sonra verilir." diyerek, Cumhuriyet savcısı yönünden emredici bir düzenlemeye yer vermiştir. Cumhuriyet savcısının bu görüşünün/esas hakkındaki mütalaasının, doğrudan ya da iddianameye veya zikredilen özellikleri taşıyan önceki mütalaaya atfen de olsa; sanığa isnat edilen maddi vakıayı, bu vakıanın hukuki nitelendirmesini ve mahkûmiyete dair ise nitelendirmeyle ilgili kanun maddelerini açık ve anlaşılır biçimde gösteriyor olması lazım gelir. Bu konuda doktrin görüşleri de şöyledir; "İddia makamı, muhakeme boyunca, mütalaa mahiyetindeki hükümleri ile hâkime ışık tutacak, muhakemede tez ileri sürüp sentez elde edilmesine çalışacaktır... Savcılık son kararın nasıl olması gerektiği hakkındaki görüşünü esas hakkındaki mütalaası ile açıklayacak ve artık şüphesi kalmayıp mahkûmiyet kararı verilmesini düşünüyorsa o zaman, sanığın cezalandırılmasını isteyecektir... Tartışma sadece maddi meseleye taalluk etmez; muhakeme hukuki meseleyi de çözeceğinden, bu mesele hakkındaki görüşler de iddiada yer alacaktır." (Prof. Dr. Nurullah Kunter, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayınları, 9. bası, İstanbul, s.193, 936-937); "Ceza muhakemesi hükmünün kolektif olması gerekmesi sebebiyle, savcının son soruşturma safhasının sonuç çıkarma devresinde düşüncelerini bildirmesi yani esas hakkındaki mütalâasını serdetmesi, vazgeçilmez bir zarurettir. Diğer ilgililerin bir şey söylemeksizin işi mahkemenin kararına terk etmeleri mümkün görülebilmekle beraber, savcı bakımından böyle bir şey söz konusu olamaz; savcı her hâlde en son iddialarını söylemelidir. Bu itibarla, savcılık talep veya iddia durumunda olduğu konularda keyfiyeti hâkime (veya hâkimin takdirine) bıraktığını beyan ile yetinemez... Savcının esas hakkındaki mütalâasının alınması mecburî olmakla beraber, yargıcın bu ödevini yerine getirmekten kaçınan savcıyı zorlamak yetkisi bulunmadığından, bu gibi hâllerde son kararın esas hakkındaki mütalâa alınmadan verilebilmesi de kabul edilmektedir. Ancak böyle bir durum ceza muhakemesi hükmünün kolektif olmasına engel teşkil edeceğinden, yargıç veya mahkeme başkanı hiç olmazsa makamın başı olan savcıya müracaat edebilmeli ve esas hakkındaki mütalâasını vermeyi reddeden yardımcı yerine bir başkasının duruşmaya çıkarılmasını talep edebilmelidir... Esas hakkındaki mütalaanın sadece sübuta yani maddi meseleye değil, hukuki meseleye de taalluk etmesi gerekir. Muhakemenin aynı zamanda hukuki meseleyi de halletmek zorunda olması, savcının bu konudaki düşüncelerini de bildirmesini gerektirmektedir." (Dr. Selahattin Keyman, Ceza Muhakemesinde Savcılık, Sevinç Matbaası, Ankara, 1970, s. 258-262). Diğer taraftan müstakar uygulamalara göre; Yargıtayın bozma ilamı ile derece mahkemelerince verilen hüküm ve kararlar ortadan kalkarlar. Bozmadan sonra serbestlik ilkesi kapsamında mahkemeler kural olarak bozmadan sonra gerek bir önceki kararlarından, gerekse bozma ilamından tamamen farklı bir sonuca ulaşıp apayrı bir hüküm/karar tesis edebilirler. Bu ilkenin istisnalarından birini direnme/ısrar kararı oluşturur (CMK madde 307/4). Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar (CMK madde 307/1). Cumhuriyet savcısının bozmaya karşı diyeceklerini bildirmesi ile esas hakkındaki mütalaasını sunması, prensip olarak farklı fonksiyonları ve sonuçları olan savcılık işlemleridir. Bu nedenledir ki Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak derece mahkemesi, bozma kararına uysa da önceki kararında ısrar etse de Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasının, savunma hakkının etkin kullanılabilmesine imkân sağlayacak açıklık ve yeterlilikte olması usuli bir mecburiyettir. Keza hüküm, Cumhuriyet savcısı, duruşmada hazır bulunan müdafii ve diğer ilgililer dinlendikten sonra verilebilir (CMK madde 33). Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir (CMK madde 216/3). Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasından sonra hazır bulunan sanık ... müdafii dinlenmeli, her halûkârda hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilmelidir. 2. Ön Sorunlara İlişkin Hukuki Nitelendirme İncelemeye konu dosyada 23.11.2023 tarihli oturumda Cumhuriyet savcısı tarafından beyan edilen ve CMK'nın 216. maddesinin birinci fıkrası uyarınca duruşmada ortaya konulan delillere yönelik olan "Sanığın tutukluluk hâlinin devamına karar verilmesi ve Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmesi talep olunur." şeklindeki istemin esas hakkında mütalaa olarak geçerli ve yeterli kabul edilmesi olanağı bulunmadığı, bu nedenle Cumhuriyet savcısından esas hakkındaki görüşü sorulmadan, hazır bulunan sanık ... müdafilerine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan ve CMK'nın 216/1 ve 3. maddelerine aykırı olacak şekilde duruşmada hazır bulunan sanığa son sözleri de sorulmadan yargılamaya son verilip hüküm tesis ve tefhim edilmesi suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı kabul edilmelidir. Bu itibarla İlk Derece Mahkemesince kurulan direnme kararına konu hükmün; bozulmasına karar verilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.11.2023 tarihli ve 223-396 sayılı hükmün, Cumhuriyet savcısından esas hakkındaki görüşü sorulmadan, hazır bulunan sanık ... müdafiine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan ve CMK'nın 216/3. maddesine aykırı olacak şekilde duruşmada hazır bulunan sanığa son sözleri sorulmadan yargılamaya son verilip hüküm tesis ve tefhim edilmesi isabetsizliklerinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.03.2025 tarihli müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla