Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2024/44 E. , 2025/366 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2023/30350 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2472-121 I. HUKUKİ SÜREÇ Sanığın kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 29, 53, 54... . maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası il
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2024/44 E. , 2025/366 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2023/30350 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2472-121 I. HUKUKİ SÜREÇ Sanığın kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 29, 53, 54... . maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin Bitlis 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09.02.2021 tarihli ve 119-82 sayılı resen istinaf incelemesine tabi hükmün, sanık müdafii, katılanlar vekilleri ve Cumhuriyet savcısı tarafından da istinaf edilmesi üzerine duruşmalı yapılan inceleme sonucunda Van Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 29.09.2021 tarih ve 621-1007 sayı ile; İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanığın TCK’nın 81/1, 62, 53, 54... . maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir. Bu hükmün de sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 20.10.2022 tarih ve 1719-8149 sayı ile; "…Sanığın aşamalardaki savunmalarında, maktul ile tanık ... arasındaki telefon görüşmesinde, maktul tarafından mezarlığa götürüleceği hususunun kararlaştırıldığını duyarak kendisini tehdit altında hissetmesi üzerine eylemini gerçekleştirdiğini beyan etmesi karşısında, TCK’nın 29. maddesi uyarınca sanık lehine asgari düzeyde haksız tahrik indirimi yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini," isabetsizliğinden bozulmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir. Daire Üyeleri ... ve ...; "…Kamera görüntülerinden olay mahallinin şehir merkezinde kalabalık ve işlek bir yer olduğu anlaşılmaktadır. Savunmalarında ifade ettiği gibi kendisine zarar geleceğinden korkması hâlinde sanık etraftan kolaylıkla yardım isteyebilecek durumdadır. Olay anına ilişkin görüntülerde maktulün sanığı yanında zorla götürmediği de görülmektedir. Maktulün sanığa fiziki teması olmadığı gibi o sırada telefonla kardeşiyle görüşme yapmaktadır. Sanık etraftan yardım istememiş, imkânı varken maktulün yanından uzaklaşmamış, kendisine karşı hiçbir eylemi olmayan maktule saldırarak ilk haksız eylemi başlatmış ve onu öldürme yolunu seçmiştir. Bu nedenle hakkında TCK’nın 29. maddesinin uygulanma koşulları oluşmamıştır." görüşüyle karşı oy kullanmışlardır. Van Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi ise 08.02.2023 tarih ve 2472-121 sayı ile; "...Sanık ile maktulün olay esnasında kalabalık bir ortamda birlikte yürüdükleri sırada maktulün cep telefonuyla konuştuğu ve sanığı kendisiyle birlikte yürümeye zorlayan bir davranışının bulunmadığı, sanığın da maktulün yanından kolaylıkla uzaklaşabilecek ya da çevreden yardım isteyebilecek durumda olduğu gözetildiğinde, sanığın kendisini tehdit altında hissettiği yönündeki savunmasının dosya kapsamına uygun düşmediği," şeklindeki gerekçe ile bozma ilamına direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine, bu hükmün de sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 06.07.2023 tarih ve 3301-4799 sayı ile onanmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir. Daire Üyesi ...; "…Maktul tarafından mezarlığa götürüleceği korkusuyla kendisini tehdit altında hissedip eylemi gerçekleştiren sanık hakkında haksız tahrik nedeniyle ceza indirimine gidilmesi gerektiği," düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 27.07.2023 tarih ve 30350 sayı ile; "...Sanık hakkında TCK'nın 29. maddesi uyarınca asgari düzeyde haksız tahrik indirimi yapılması gerektiği," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 25.12.2023 tarih, 6607-8329 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU İtirazın kapsamına göre inceleme, sanık hakkında kasten öldürme suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya muhteviyatından; Sanık ve maktulün ağabeyi olan tanık ... arasında olay öncesinde bir münakaşa yaşandığı, olay tarihi olan 23.11.2019'da saat 14.00 sıralarında sanık ve ...’un Bitlis çarşı merkezinde karşılaştıkları, sanığın arkadaşları olan ... ... ve ... ...’nun anlatımlarına göre ...’un sanığa sert bir şekilde bakarak bir şeyler mırıldandığı, ...’un beyanına göre de sanığın kendisine kafa salladığı, akabinde ...'un maktulü saat 13.15.46'da cep telefonu ile arayarak olayı anlatıp sanıkla konuşmasını istediği, birkaç dakika sonra arkadaşlarından ayrılan sanığın biraz ileride gördüğü başka bir arkadaşı olan tanık ... ile konuştuğu sırada maktulün, sanığın yanına giderek sert bir ifadeyle "Gel, seninle işim var!" dediği ve sanık ile maktulün birlikte yürümeye başladıkları, bu sırada maktulün ...'u saat 13.17.21'de cep telefonu ile arayıp 34 saniye konuştuğu, maktul ve sanığın bir müddet daha yan yana yürüdükleri, saat 13.20.52'de maktulün yine ...’u arayıp bir görüşme daha gerçekleştirdiği, bu esnada mobese görüntülerine giren maktulün önden, sanığın ise birkaç adım geriden yürümekte olduğu, sanık ile maktul arasında herhangi bir fiziki temas bulunmadığı, saat 13.20.59'da sanığın sağ elini cebine attığı, 13.21.01'de sağ cebinden sol cebine bir şey aktardığı, bu esnada maktulün telefonla konuşmaya devam ettiği, maktul ve sanığın yan yana yürür vaziyette saat 13.21.05'te kameranın görüş açısından çıktıkları, saat 13.21.15'te bu kez gittikleri yönün karşı tarafında olacak şekilde kameranın sol alt köşesinde maktulün göründüğü ve elindeki telefonunun park hâlinde duran bir aracın altına düştüğü, sanığa karşılık verdiği anlaşılan maktul kamera açısından çıkar çıkmaz saat 13.21.17'de kadraja bu kez sanığın girdiği, hareket hâlinde olan sanığın eliyle bir şey tuttuğu, saat 13.21.18'de kamera açısından çıktığı, saat 13.21.22'de tekrar kamera açısına giren sanığın bu an itibarıyla sağ elinde bulunan ve bıçak olduğu anlaşılan nesneyi havaya doğru kaldırdığı, saat 13.21.29'da sanığın sol eli cebinde ve sağ elinde bıçak bulunur şekilde tekrar kamera açısına girdiği, olay yerinde bulunan bir vatandaşın araya girerek sanığı uzaklaştırdığı, sanık tarafından sustalı çakı bıçağı ile göğüs, el, kalça ve uyluk bölgelerinden yaralanan maktulün Bitlis Devlet Hastanesine kaldırıldığı, sanığın ilk adli muayenesinde; göğüs ön duvarında ve sol el bileğinde yüzeysel ekimotik lezyon mevcut olduğunun belirlendiği, bunun dışında bir yaralanma tespit edilemediği, Otopsi raporuna göre; sol kalçada 1 cm’lik yara, sol uyluk orta arka yüzde 2 cm’lik iki açısı da dar kesici delici alet yarası, sağ glutea altında 1,5 cm’lik sütüre yara, sağ uyluk orta hatta 1,5 cm’lik yara, göğüs orta hatta 21 cm'lik yara, bu yaranın biraz üstünde bulunan 10 cm’lik yara, göğüs boşluğunun tam ortasındaki bölgede 1 cm yara, sağ memenin altında 1.5 cm’lik yara, sol meme başı altında 2 cm’lik yara, her iki kasık bölgesinde 0,5 cm’lik yara, sol el avuç içinde 3 cm’lik yara, sol el üzeri serçe parmak hizasında 1 cm’lik yara olmak üzere toplamda 14 adet metalik sütürlü yara görülen maktulün kesici/delici alet yaralanması sonrası gelişen komplikasyon nedeniyle hayatını kaybettiği, Anlaşılmaktadır. Tanık ... aşamalarda; olaydan bir yıl kadar önce işletmekte olduğu bilardo kafede taşkınlık yapması nedeniyle sanık ile aralarında tartışma yaşandığını, olay günü yolda karşılaştığı sanığın kendisine ters ters bakıp kafa sallayarak yoluna devam ettiğini, bunun üzerine kardeşi olan maktulü arayarak durumu anlattığını, sanığın kendisine doğru geldiğini söyleyip dikkatli olmasını istediğini, daha sonra kardeşinin arayıp sanığın yanında olduğunu belirttiğini, kendisinin de "Gelip ... ile bir çay içip konuşacağım, neden öyle ters baktığını ve benimle sorununun ne olduğunu soracağım." dediğini, daha sonra telefonu kapattığını, olay mahalline doğru yürüdüğü sırada yaşananları öğrendiğini, kardeşine sanığı mezarlık tarafına götürmesini söylemediğini, Tanık ...; olayın yaşandığı yerin yakınlarındaki bir taksi durağında çalıştığını, olay günü bir kalabalığa ve iki şahsın kavga ettiklerine tanık olduğunu, şahıslardan birinin elinde bıçak bulunduğunu, diğer şahsın ise yaralı hâlde yerde yattığını, bıçaklı şahsın kaçıp gittiğini, daha sonra yaralı şahsın hastaneye götürüldüğünü, Tanık ... kollukta; eşi ile çarşıda dolaşırken maktulü ve akrabası olan sanığa kavga ederken rastladığını, her ikisinin birbirlerine vurduklarını, kavgayı ayırmak için yanlarına doğru koştuğunu ancak olay yerine vardığında kanlar içerisindeki maktulün yere yığıldığını gördüğünü, orada bulunan duraktan taksi çağırarak yanındakilerle birlikte maktulü hastaneye götürdüklerini, Beyan etmişlerdir. Sanık soruşturmada; olaydan yaklaşık 5-6 ay kadar önce maktulün ağabeyi olan ...'un iş yerinde kendisiyle münakaşa yaşadıklarını, ...'un hakaret ederek kendisini dışarıya çıkardığını, maktulün de bu sırada ağabeyinin yanında olduğunu, olay günü arkadaşları ... ve ... ile çarşıda yürümekteyken ... ile denk geldiklerini, ...’un kendisine bakarak bir şeyler mırıldandığını duyduğunu ancak bunu önemsemediğini, arkadaşlarından ayrılıp yoluna devam ettiğini, biraz ileride tanık ... ile karşılaşıp selamlaştıkları esnada maktulün yanına geldiğini, omzundan tutup çekerek "Gel, seninle işim var!" dediğini, maktul ile yürümeye başladıklarını, yakında bulunan bir taksi durağının yanına geldiklerinde maktulün telefonla görüştüğü şahsa "Nereye getireyim?" diye sorduğunu, ağabeyi olduğunu tahmin ettiği karşıdaki kişinin de "Mezarlığa getir." dediğini duyunca korkup paniğe kapıldığını, ancak maktulün kolundan tutmaya devam etmesi nedeniyle yanından ayrılamadığını, kaçmayı ya da yardım istemeyi de düşünemediğini, yürüdükleri sırada maktul ile ağabeyi arasında aynı içerikteki konuşmaların devam etmesi nedeniyle kendisini savunmak amacıyla cebinde bulunan bıçağını çıkartıp maktulün bacağına doğru bir kere salladığını, maktulün eliyle kendisine karşılık vermesi üzerine aralarında arbede yaşandığını, sonrasında maktulü hatırlayamadığı sayıda bıçakladığını, olay yerinde bulunan vatandaşların araya girmesiyle oradan uzaklaştığını, 24.12.2019 tarihli tutukluluk incelemesinde; olay günü maktülün kendisine bıçak çekmeye teşebbüs ettiğini, elini sürekli beline doğru götürüp getirdiğini, Kovuşturmada ve Bölge Adliye Mahkemesinde önceki beyanlarından farklı olarak; maktul ile yürüdükleri sırada ... ve büyük ağabeyleri ...'un mezarlığa doğru gittiklerini gördüğünü, kendisini öldüreceklerini düşünerek korkuya kapıldığını, maktulün sırtından çıkardığı bıçak ile üzerine atlayıp kendisine saldırmaya başladığını, bunun üzerine maktule bıçakla karşılık verdiğini, Savunmuştur. V. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar ve İlgili Mevzuat Modern ceza hukuku, sadece işlenen suçu değil, suçun işlenmesinde etkili olan psikolojik nedenleri de göz önünde bulundurarak faili cezalandırma yoluna gitmekte ve bu durumu cezai sorumluluğu azaltan bir sebep olarak görmektedir. Bu düşünceden hareketle TCK'nın 29. maddesinde de haksız tahrik; "Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir." şeklinde, ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak kabul edilmiştir. Haksız tahrik, kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddet ya da şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi durumunda kusur yeteneğindeki azalmayı ifade etmektedir. Bu hâlde fail, suç işleme yönünde önceden bir karar vermeden, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısı üzerinde meydana getirdiği karışıklığın neticesi olarak bir suç işlemeye yönelmektedir. Bu yönüyle haksız tahrik, kusurun irade unsuru üzerinde etkili olan nedenlerden biridir. Başka bir anlatımla, haksız tahrik hâlinde failin iradesi üzerinde zayıflama meydana gelmekte, böylece haksız fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altındaki kişinin suç işlemekten kendisini alıkoyma yeteneği önemli ölçüde azalmaktadır. Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararları ile öğretide de kabul gören görüşler doğrultusunda haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için; a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı, b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı, c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı, d) Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sâdır olmalıdır. TCK'da, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yer alan ağır-hafif tahrik ayrımına son verilerek tahriki oluşturan eylem, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilip, sanığın iradesine etkisi göz önünde bulundurulmak suretiyle, maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda cezasından indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlemediği önemlidir. Mağdur ya da ölenden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hâllerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir. Yerleşmiş yargısal kararlarda kabul edildiği üzere tahrik uygulamasında kural olarak, haksız bir eylem ile mağduru tahrik eden fail, karşılaştığı tepkiden dolayı tahrik altında kaldığını ileri süremez. Ancak maruz kaldığı tepki, kendi gerçekleştirdiği eylemle karşılaştırıldığında aşırı bir hâl almışsa, başka bir deyişle tepkide açık bir oransızlık varsa, bu tepkinin artık başlı başına haksız bir nitelik alması nedeniyle fail bakımından haksız tahrik oluşturduğu kabul edilmelidir. Karşılıklı tahrik oluşturan eylemlerin varlığı hâlinde, fail ve mağdurun biri diğeri yönünden tahrik oluşturan bu haksız davranışları birbirlerine oranla değerlendirilmeli, öncelik-sonralık durumları ile birbirlerine etki-tepki biçiminde gelişip gelişmediği göz önünde tutulmalı; ulaştıkları boyutlar, vahamet düzeyleri, etkileri ve dereceleri gibi hususlar dikkate alınmalı, buna göre etki-tepki arasında denge bulunup bulunmadığı gözetilerek, failin başlangıçtaki haksız davranışına gösterilen tepkide aşırılık ve açık bir oransızlık saptanması hâlinde, failin haksız tahrik hükümlerinden yararlandırılması yoluna gidilmelidir. Evrensel bir ceza hukuku ilkesi olan kuşkudan sanık yararlanır prensibi uyarınca bir olayda ilk haksız hareketin sanıktan mı, yoksa maktul ya da mağdurdan mı kaynaklandığının her türlü şüpheden uzak ve inandırıcı delillerle kanıtlanamaması hâlinde, oluşan kuşku sanık lehine yorumlanarak sanığın TCK'nın 29. maddesindeki haksız tahrik hükmünden yararlandırılması gerektiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamakta ise de bu kabulün dosya kapsamından anlaşılan olayın gerçekleşme biçimine, somut olayın özelliklerine ve hayatın olağan akışına uygun düşmesi zorunluluğu karşısında her olayın kendine özgü koşulları değerlendirilerek bir sonuca varılması gerektiği gözden uzak tutulmamalıdır. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Dosyaya yansıyan delillere göre; maktulün saat 13.20.52'de ağabeyi ...’u arayıp konuşmaya başladığı, bu esnada maktul ve sanığın mobese görüş açısına girdikleri, maktulün önden, sanığın ise birkaç adım geriden yürümekte olduğu, sanık ile maktul arasında herhangi bir fiziki temasın bulunmadığı, saat 13.20.59'da sanığın sağ elini cebine atıp birkaç saniye sonra sağ cebinden sol cebine bıçağını aktardığı, maktul ve sanığın yan yana yürür vaziyette saat 13.21.05'te kadrajdan çıktıkları, maktulün ağabeyi ile 20 saniye süren görüşmesinin saat 13.21.12’de sona erdiği, görüşme biter bitmez sanığın maktule ilk olarak arkasından saldırarak onu uyluk ve kalça bölgelerinden yaraladığı, bunun üzerine maktulün yürümekte oldukları yolun karşı tarafına doğru savrularak elindeki telefonunu yere düşürdüğü, bu vaziyete göre aniden saldırıya uğrayan maktulün ayağa kalkıp doğrulmasından sonra karşı hamle geliştirdiği ve eliyle sanığa karşılık vermeye çalıştığı, nitekim avuç içlerindeki yaralanmaların da bu esnada gerçekleştiği, devamında sanığın yere düşen maktulü bu kez kasık ve göğüs bölgelerinden bıçakladığı, maktule doğru yeniden hamle yapacağı sırada orada bulunan şahısların araya girmesi üzerine olay mahallinden kaçıp gittiği anlaşılan ve Bölge Adliye Mahkemesince sanık lehine haksız tahrik hükmünün uygulanma şartlarının oluşmadığı kabul edilen olayda; Sanığın, olayın hemen akabinde alınan ilk beyanında maktulün telefonla görüştüğü şahsa "... yanımda, ne yapayım?" diye sorması üzerine sesinden ağabeyi ... olduğunu tahmin ettiği karşıdaki şahsın "Mezarlığa getir." şeklinde cevap verdiğini duyunca bir an korkuya kapılarak kendisini savunmak amacıyla bıçağını maktulün bacağına sapladığı yönünde savunmada bulunmasına rağmen ilerleyen aşamalarda bu kez maktulün kendisine bıçakla saldırması üzerine karşılık verdiğini belirtmek suretiyle savunmasını genişletmesi, maktulün kolundan tutması nedeniyle yanından ayrılamadığı yönündeki ifadesinin ise mobese kayıtları ile doğrulanmaması, maktulün ilk bıçak darbesini aldığı aşamaya değin olay yeri yakınlarında bulunan şahısların herhangi bir aksiyon içinde olmayıp maktul ve sanığın kadrajdan çıkmalarından birkaç saniye sonra oldukları yöne doğru bakmalarından, bu esnada sanığın maktule yönelik ilk saldırıyı gerçekleştirmiş olduğunun anlaşılması, dolayısıyla sanığın mezarlığa gitme konusunda aralarında tartışma çıktığı yolundaki beyanının da dosya kapsamıyla örtüşmemesi, sanığın, maktulün kendisine bıçak çektiği yönündeki iddiasının ise görüntüler ve olay yerinde başkaca bir bıçak ele geçirilememesi nedeniyle gerçeğe aykırı olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; çarşı merkezinde bulunup yardım isteme veya olay yerinden ayrılma imkânı bulunan sanığın, cezadan kurtulmaya yönelik, aşamalarda önemli değişiklikler gösteren ve maddi deliller ile uyumlu olmayan savunmalarına itibar edilemeyeceği, olay öncesinde ve olay sırasında maktulden kaynaklanıp sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturan bir söz ve davranış bulunmadığı cihetle sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2-Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.10.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.