İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2024/462 Karar: 2025/193 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2024/462 K.2025/193

Ceza Genel Kurulu 2024/462 E. , 2025/193 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2015/60880 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 392-587 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/2, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 6 yıl 8

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2024/462 E. , 2025/193 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2015/60880 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 392-587 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/2, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 6 yıl 8

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2024/462 E. , 2025/193 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2015/60880 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 392-587 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/2, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109/1, 109/3-f, 109/5, 62/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasılarıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesince oy çokluğuyla verilen 29.12.2014 tarihli ve 392-587 sayılı hükümlerin, katılan mağdur vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 09.01.2024 tarih, 4127-86 sayı ve oy çokluğu ile; "...Sanığın soruşturma aşamasında katılan mağdurenin yaşının küçük olduğunu bilmediğini, fiziki görüntüsünün büyük olduğunu, yargılama aşamasında ise katılan mağdurenin yaşını on yedi gibi olduğunu bildiği şeklindeki savunması, katılan mağdurenin 1.70-1.72 boylarında, 60- 65 kilo ağırlığında, dış görünümü itibari ile 15- 16 yaşlarında göründüğü şeklindeki 04.09.2014 celse tarihli mahkeme gözlemi, dosya arasındaki katılan mağdureye ait facebook çıktıları üzerindeki farklı yıllara ait doğum bilgisi, katılan mağdurenin dosya arasındaki facebook fotoğraflarındaki fiziksel özellikleri, dosyada dinlenen ... ve ... isimli tanıkların sanığın katılan mağdurenin gerçek yaşını bilmediğine yönelik beyanları ve tüm dosya kapsamına göre olayda 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunduğu nazara alınarak karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uymayan yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 230 uncu maddesine muhalefet edilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Daire Başkan vekili ... ile Üyesi ...; "Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerde herhangi bir hukuka aykırılık saptanmadığı, hata hükümlerinin uygulanmamasına yönelik gerekçenin dosya kapsamıyla uyumlu olduğu, verilen mahkumiyet kararlarının hukuka ve vicdana uygun olduğu değerlendirilmekle kurulan mahkumiyet hükümlerinin onanması görüşünde olduğumuzdan hükümlerin bozulmasına ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.'' düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 21.03.2024 tarih ve 60880 sayı ile; "...27.12.1999 doğumlu olup suç tarihinde yaklaşık 14 yaş 2 aylık olan mağdurla 10.04.1995 doğumlu olup suç tarihinde 19 yaşını ikmal etmiş bulunan sanık arasında 4 yıl 8 aylık bir yaş farkı olduğu, aynı mahallede yaşamaları nedeniyle tanışıklıklarının geriye doğru dört yılı olduğu ve mağdurenin sanık tarafından 10 yaşından itibaren tanındığı, sanıkla katılan mağdure arasında daha öncesinde de bir arkadaşlığın bulunduğu, sanığın mağdureninin yaşının bilmese öğrenebilecek durumda olduğu gözetildiğinde, mağdurenin fiziksel görünümünün olduğu yaştan bir yaş daha fazla göstermesine dayanarak atılı fiilleri işleyen sanığın bu şekilde düştüğü hatanın, esaslı bir hata olduğunun kabulüne imkan olmadığı ve TCK'nın 30.maddesinde düzenlene hata hükümlerinden yaralanması imkanının bulunmadığı," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 04.06.2024 tarih ve 3247-5527 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında TCK'nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 27.12.1999 doğumlu olan katılan mağdurun suç tarihinde, 14 yıl 2 ay yaş içerisinde bulunduğu, 10.04.1995 doğumlu olan sanık ...'in ise suç tarihinde 18 yıl 11 ay yaş içerisinde bulunduğu, beyanına göre açık öğretim lisesinde okuduğu, işçi olarak çalıştığı, sabıkasız ve bekâr olduğu, 15.09.2019 tarihinde evlendiği ve iki çocuğunun olduğu, İlçe Nüfus Müdürlüğünün 13.08.2014 tarihli yazısı ekinde gönderilen mernis doğum tutanağında; katılan mağdurun sağlık personeli yardımı ile doğduğunun ve annesinin bildirimi ile 26.06.2000 tarihinde tescilinin yapıldığının; Zübeyde Hanım Doğumevi Hastanesinin 01.09.2014 tarihli yazısı ve doğum belgesinde; katılan ...'in 27.12.1999 tarihinde hastanede bir kız çocuk doğurduğunun belirtildiği, 23.03.2014 tarihli kayıp şahıs bildirimi formunda; katılan mağdur ...'ın 170 cm boyunda, 55 kiloda, vücut yapısının ise iri olduğuna dair eşkâl bilgilerine yer verildiği, Bursa Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 30.06.2014 tarihli ve ... sayılı sağlık raporunda; katılan mağdur hakkında '' ...14 yıl 6 ay yaşındadır. Zihinsel gelişimi yaşıtları düzeyindedir.'' bilgisine yer verildiği, Adli Tıp Uzmanı tarafından düzenlenen 17.06.2014 tarihli bilirkişi raporunda; katılan mağdurun muayenesinde, "...Olaya ilişkin ifadesinde 9. sınıfa gidiyordum. İkinci dönem gidemedim. 2 ay önce annem babam beni çok sıktıkları için evden kaçtım. ... isimli 19 yaşındaki kişiyi yaklaşık 4 senedir tanıyorum. ... ‘Ailen seni sıkıyorsa ben sana ev ayarlayacağım’ dedi. Ben evden gece 3 gibi çıktım, beni Kumla’daki yazlıklarına götürdü... 'Bu olayı kimseye söyleme, seninle evleneceğim! dedi.1,5 ay kadar konuşmaya devam ettik. Yaklaşık 15 gündür beni aramıyor.Bugün polise... şikâyetçi oldum...'' dediğinin belirtildiği, Çocuk gelişim uzmanı tarafından düzenlenen adli görüşme değerlendirme raporunda; "... görüşme sürecinde anlatımları, ön görüşmesi ile tutarlı bulunmuş, adli görüşmeci ile ...’un uyumlu olduğu görülmüştür. Kendisini akıcı bir şekilde ifade edebilmiştir. Adli görüşme süresince oryantasyonu normal, bilişsel yetisi yaşı ile uygun gözlemlenmiştir...'' bilgisine yer verildiği, Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 24.11.2014 tarihli raporunda; "...05.11.2014 tarihli; Kişi ile yapılan görüşmede; 14 yaş 11 aylık, lise 1 terk olduğu,... Depresif Uyum Bozukluğu tespit edildiği..." hususunda muayene kaydı bulunduğunun belirtildiği, Bilgi Teknolojileri Kurumundan celp edilen iletişim kayıtlarında; kayıp ihbarına ilişkin tahkikat sürecinde, katılan ...'un bildiği kadarı ile kullandığı bir telefonu olmadığını da beyan ettiği katılan mağdurun, kullandığını belirttiği ve başkası adına kayıtlı telefonu ile sanığın kullanımında olan telefonla 23.03.2014 tarihinde iletişim kurduklarına dair HTS bilgilerinin bulunduğu, Aşamalarda dosya içeriğine sunulan, katılan mağdur ve tanıkların beyanları ile de katılan mağdurun kullanıldığı belirtilen sosyal medya hesaplarına ilişkin ekran görüntüleri içeren fotoğraflarda, hesapların profil bilgilerinde doğum günü bilgilerinin gün ve ay olarak aynı fakat yıl olarak 1986, 1993 ve 1997 şeklinde belirtildiği, 23.03.2014 tarihini içerir, katılan mağdurun bir adet fotoğradının, tanık ... tarafından sunulduğu, Sanık müdafii tarafından katılan mağdurun sosyal medya hesaplarına, telefon mesajına, olayın gerçekleştiği yazlık daireye vs. ilişkin çeşitli fotoğrafların, ekran görüntülerinin, site yönetimince verilen yazının dosya içeriğine ibraz edildiği, 04.09.2014 tarihli duruşmada zaptında; "Mağdurenin mahkememizce gözlemlenmesinde 1,70- 1,72 boylarında, 60-65 kilo kadar ağırlığında, dış görünümü itibari ile 15-16 yaşlarında göründüğü gözlemlendi.'' şeklinde tespit yapıldığı, duruşmada görevli uzman bilirkişinin beyanında ise; "Duruşma öncesi mağdure ile görüşüp gerekli bilgilendirmelerde bulundum, mağdurenin fiziksel ve zihinsel olarak içinde bulunduğu gelişimsel dönemle uyumlu özellikler sergilediği, görüşme sırasında sakin ve iletişime açık bir tutumunun olduğu, kendini ifade etme yönünde herhangi bir sorununun bulunmadığı, duruşma sırasında ise kaygı düzeyinin yükseldiği ve kaygısı ile baş etmekte zorlandığından ifade vermekte güçlük çektiğinin,'' hususlarına yer verildiği, Anlaşılmaktadır. Katılan mağdur soruşturma aşamasında; aynı mahallede oturan sanık ...'i dört yıldır tanıdığını, zaman zaman konuştuklarını ve telefonlaştıklarını, kovuşturma aşamasında ise doğum tarihinin doğru olduğunu, sanığın, yaşını bildiğini, beş yıl boyunca aynı mahallede oturdukları sanığın son bir yıldır kendisini tanıdığını, sanığın olay tarihinden önce dokuzuncu sınıfa gittiğini bildiğini, sosyal medya hesaplarını arkadaşlarının açtığını, gösterilen profillerin kendisine ait olduğunu, ancak doğum tarihlerine bakmadığından düzeltme ihtiyacı hissetmediğini, gösterilen paylaşımları kendisinin yaptığını, Tanık ...; sanığın, katılan mağdurun lise birinci sınıfa gittiğini bildiğine dair bir bilgisinin olmadığını, ancak katılan mağdurun sanığa yaşını büyük söylemiş olduğunu, sanıkla konuştuğunu abartarak kendisine anlattığını, kendisine sanığı tanıdığını ve akrabası olduğunu söylediğini, katılan mağdurun yaşını büyük söylediğini beyan ettiği bir erkekle bu şekildeki mesajlarını kendisine gösterdiğini, bu şahsın büyük ihtimalle sanık olduğunu, Tanık ... ...; katılan mağdurun üç ayrı sosyal medya hesabının bulunduğunu ve bu hesapların hepsinde kendisini büyük göstermiş olduğunu, bu hesaplarda kendisinin de arkadaş olarak ekli olduğunu, katılan mağduru mahalleden tanıyan sanığın zannınca olay tarihinde katılan mağdurun lise birinci sınıfa gittiğini bilmediğini, ancak yaşını büyük bildiğini, gösterilen fotoğraflardaki kişinin katılan mağdur olduğunu, Beyan etmişlerdir. Sanık soruşturma evresinde; katılan mağduru yaklaşık olarak dört yıldır tanıdığını, belli bir süre arkadaşlık kurduğu katılan mağdurun sevgilisi olmadığını, yaşının küçük olduğunu bilmediğini ve fiziken büyük göründüğünü, kovuşturma evresinde ise, önceden tanıdığı katılan mağduru 1997 doğumlu olarak bildiğini, sosyal medya hesabında da bu tarihin yazılı olduğunu, katılan mağdurun arkadaşlarının da böyle söylediklerini, nüfus cüzdanını görmediği katılan mağdurun yaşını on yedi olarak bildiğini, Savunmuştur. V. GEREKÇE TCK'nın "Hata" başlıklı 30. maddesi şöyledir; "Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddî unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hâli saklıdır. Bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır. Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır." Madde, 08.07.2005 tarihli ve 25869 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile eklenen; "İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz." biçimindeki dördüncü fıkra ile son hâlini almıştır. Madde gerekçesinde ise; "Madde metninde çeşitli hata hâlleri düzenlenmiştir. Birinci fıkrada suçun maddî unsurlarında hataya ilişkin hükme yer verilmiştir. Kast, suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Bu unsurlara ilişkin bilgisizlik, eksik veya yanlış bilgi sahibi olunması durumu ise, maddî unsurlarda hata olarak adlandırılır. Böyle bir hata kastın varlığına engel olur. Örneğin, kişi vestiyerden kendisininki zannederek başkasının paltosunu alır. Keza, kişi gece karanlığında vahşi bir hayvan zannıyla hareketli bir cisme ateş eder. Ancak, gerçekte bu hareket eden cisim bir insandır ve dolayısıyla; bu insan ölür veya yaralanır. Örnek olarak verilen bu olaylarda failin bilgisi gerçeğe uysaydı; işlediği fiil haksızlık teşkil etmeyecekti. Bu nedenle hata hâlinde kasten işlenmiş bir suçtan söz etmek mümkün değildir. Fıkrada ayrıca, maddî unsurlarda hata hâlinde, taksirle sorumluluğa ilişkin hükme yer verilmiştir. Buna göre, meydana gelen neticeye ilişkin olarak gerekli dikkat ve özen gösterilmiş olsaydı böyle bir netice ile karşılaşılmazdı şeklinde bir yargıya ulaşılabiliyorsa; taksirle işlenmiş bir suç söz konusu olur. Ancak bu durumda neticenin taksirle gerçekleştirilmesinin kanunda suç olarak tanımlanmış olması gerekir. Bu nedenle, kendisinin sanarak başkasının çantasını alan kişinin yanılgısında taksirin varlığı kabul edilse bile; kanunda hırsızlık fiilinin ancak yararlanma kasdıyla işlenebileceği belirtildiği için; böyle bir olay dolayısıyla ceza sorumluluğu doğmayacaktır. Buna karşılık, av hayvanı zannederek gerçekte bir insana ateş edip onun ölümüne neden olan kişinin bu hatasında taksiri varsa, adam öldürme kanunda taksirle işlenen bir suç olarak da tanımlandığı için, böyle bir olayda fail, taksirle adam öldürme suçundan dolayı sorumlu tutulacaktır. Kastın varlığına engel olan hata, suçun sadece temel şekline ilişkin unsurlar hakkında değil, aynı zamanda failin daha ağır veya hafif ceza ile cezalandırılmasını gerektiren nitelikli unsurları bakımından da ortaya çıkabilir. İkinci fıkra ile kişinin, suçun nitelikli unsurlarına ilişkin hatasından yaralanması öngörülmüştür. Hükûmet Tasarısının 23 üncü maddesinin birinci fıkrasında 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 52 nci maddesinde düzenlemeye paralel olarak şahısta hata ve hedefte sapma hâli düzenlenmiştir. 'Şahısta hata' aslında bir ve ikinci fıkra hükümleri bağlamında düşünülmesi gereken bir durum olduğu için, bu hususa ilişkin ayrı bir hükme yer verilmesi gereksiz görülmüştür. Keza, hedefte sapma hâli ile ilgili olarak bu madde kapsamında düzenleme yapılmasına gerek görülmemiştir. Çünkü hedefte sapma hâlinde bir hata söz konusu değildir. Bu durumda suçların içtimaı hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gereken bir sorun söz konusudur. Nitekim, uygulamada da hedefte sapma, suçların içtimaı ve özellikle fikri içtima bağlamında ele alınmaktadır. Hükûmet Tasarısının 23 üncü maddesinin 3 üncü fıkra veya bendinde düzenlenen 'hukuka uygunluk nedenlerinde hata' ile ilgili hüküm, bölüm başlığına paralel olarak değiştirilmiştir. Madde metnindeki 'hukuka uygunluk nedenleri' yerine, 'ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler' ibaresi konulmuştur. Somut olayda söz konusu nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanabilecektir. Ancak, bunun için hatanın kaçınılmaz olması gerekir. Hatanın kaçınılabilir olması durumunda ise, kişi işlediği fiilden dolayı sorumlu tutulacak ve fakat bu hata, temel cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulacaktır." biçiminde açıklamalarda bulunulmuştur. Hata (yanılma); genel olarak kişinin tasavvuru ve zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu, dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şeyin olduğundan farklı bir biçimde algılanması hâlinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi hâlinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası, bir algılama hatası olduğu hâlde; yasak hatası, bir değerlendirme hatasıdır. Hata, kastı ortadan kaldıran veya kusurluluğu etkileyen hata olmak üzere ikiye ayrılır. Suçun maddi unsurlarında (TCK'nın 30/1. maddesi), suçun nitelikli hâllerinde (TCK'nın 30/2. maddesi), hukuka uygunluk nedenlerinin maddi şartlarında (TCK'nın 30/1-3. maddesi) hata kastı kaldırır. Kusurluluğu ortadan kaldıran veya azaltan sebeplerin maddi şartlarında hata (TCK'nın 30/3. maddesi) ile haksızlık yanılgısı (yasak hatası) (TCK'nın 30/4. maddesi) kusurluluğu etkileyen hata şekilleridir. Kastı kaldıran hata türüne hukuka uygunluk nedenlerinin sınırındaki yanılgıyı da eklemek gerekmektedir (TCK'nın 27/1. maddesi). TCK'nın 30. maddesinde çeşitli hata hâlleri düzenlenmiş olup maddenin birinci fıkrasında suçun maddi unsurlarında hataya ilişkin hükme yer verilmiştir. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olup bu unsurlara ilişkin bilgisizlik, eksik ya da hatalı bilgi, maddi unsurlara ilişkin bir hatadır. Bu hatanın kastın varlığına engel olacak düzeyde bulunması hâlinde sanığa ceza verilmeyecektir. Suçun maddi unsurlarına ilişkin hata, eylemin suç teşkil etmesi için bulunması zorunlu hususlara ilişkin bir yanılmadır. Maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hâlinin saklı olduğu belirtildiğinden, taksirle de işlenebilen bir suçun maddi unsurlarında tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu hataya düşülmesi kusurluluğu ortadan kaldırmayacaktır. Doktrinde bu konuya ilişkin olarak; "Suçun maddi unsurlarına ilişkin hata, eylemin suç teşkil etmesi için bulunması zorunlu hususlara ilişkin bir yanılmadır. Örneğin, arkadaşını ziyarete giden bir kimsenin, arkadaşının olduğu düşüncesiyle bir başkasının konutuna girmesi veyahut onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla rızaen cinsel ilişkide bulunanın, mağdurun reşit olduğunu düşünerek bu eylemi gerçekleştirmesi." (Artuk/Gökcen/Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, 7. Baskı, s. 522), "Suçun maddi unsurlarında hata (unsur yanılgısı), müşahhas bir olayda suçun maddi unsurlarına müteallik hususlardaki bilgisizliği, eksik veya yanlış bilgiyi ifade eder. Bir başka ifadeyle, faildeki müşahhas olaya ilişkin tasavvurun gerçekle bağdaşmaması hâlidir. Bu hata, suça ilişkin kastı ortadan kaldırır. Bu hata hâlinde kasten işlenmiş bir haksızlıktan bahsetmek mümkün değildir. Failin bilgisi veya tasavvuru gerçeğe uysaydı; işlediği fiilin bir haksızlık teşkil etmeyeceği muhakkak olmalıdır." (İzzet Özgenç, Türk Ceza Kanunu Gazi Şerhi Genel Hükümler, Seçkin, 1. Baskı, 2005, s. 421), "Failin suç tipindeki bir unsurda yanılması, bu suçun kasten işlenmesini engeller. Bu takdirde suç taksirle işlendiği takdirde cezalandırılabilen bir suç ise, sorumluluk taksirli suçtan dolayıdır." (Hakan Hakeri, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi,12. Baskı, s. 362) şeklinde görüşlere yer verilmiştir. Failin isnat olunan suçun maddi unsurlarına ilişkin hatası esaslı, diğer bir ifadeyle kabul edilebilir bir hata olursa, bu takdirde fail TCK'nın 30. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu hatasından yararlanacak, bunun sonucu olarak yüklenen suç açısından kasten hareket etmiş sayılmayacağından ve suçun taksirle işlenmesi hâli de kanunda cezalandırılmıyor ise CMK'nın 223. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraatine karar verilmesi gerekecektir. İkinci fıkra ile kişinin suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin gerçekleştiği hususundaki hatasından yararlanması öngörülmüş, buna göre kardeşi olduğunu bilmediği bir kişiyi öldüren failin, kasten öldürme suçunun nitelikli hâllerinden olan kardeşini öldürmekten değil, kasten öldürmenin temel şeklinden sorumlu olacağı, değersiz zannederek değerli bir kolyeyi çalan fail hakkında ise değer azlığı hükmünün uygulanacağı ilke olarak kabul edilmiştir. Üçüncü fıkrada, ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait şartların gerçekleştiği konusunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin, bu hatasından yararlanacağı hüküm altına alınmış olup fıkrada hem hukuka uygunluk sebebinin maddi şartlarında hata hem de kusurluluğu etkileyen hâllerle ilgili hata düzenlenmiştir. Failin bu fıkra hükmünden yararlanabilmesi için bulunduğu durum itibarıyla hatasının kaçınılmaz olması gerekmektedir. Hataya düşmenin kaçınılmaz olmasını, kusursuz olmak şeklinde anlamak gerekir (Nevzat Toroslu, Ceza Hukuku, Genel Kısım, Savaş Yayınevi, Ankara, 2016, s. 194). Bunun için fail, fiili işlediği sırada ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususundaki hatası nedeniyle kınanamamalı, dikkatsiz ve özensiz davranmış olmamalıdır. Maddeye 5377 sayılı Kanun'la eklenen dördüncü fıkrada ise kişinin işlediği fiilden dolayı kusurlu ve sorumlu tutulabilmesi için, bu fiilin bir haksızlık oluşturduğunu bilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre fail, işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu konusunda kaçınılmaz bir hataya düşmüşse, diğer bir ifadeyle, eyleminin hukuka aykırı olmadığı, haksızlık oluşturmadığı, meşru olduğu düşüncesiyle hareket etmişse ve bu yanılgısı, içinde bulunduğu şartlar bakımından kaçınılmaz nitelikte ise artık cezalandırılmayacaktır. Hatanın kaçınılmaz olduğunun belirlenmesinde kişinin bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre şartları göz önünde bulundurulacaktır. Üçüncü ve dördüncü fıkraların uygulanması yönüyle kişinin kaçınılmaz bir hataya düşmesi şartı aranmakta olup hatanın kaçınılabilir olması durumunda kişi kusurlu sayılacak, diğer bir ifadeyle fiilden dolayı sorumlu tutulacak, ancak bu hata temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınacaktır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Aynı mahallede ikamet eden sanık ve katılan mağdurun birbirlerini dört yıldır tanıdıkları, 2014 yılının Mart ayında katılan mağdurun gece vakti sanığı telefonla arayarak "Evden kaçtım, buluşalım. Bana yardım eder misin? Duaçınarı Metro İstasyonuna gel!" dediği, bunun üzerine sanığın babasına ait araçla katılan mağduru belirttiği yerden aldığı, Mudanya'ya giden tarafların geceyi sahilde geçirdikleri, ertesi sabah katılan mağdurun eve gidemeyeceğini söylemesi sebebiyle adı geçenlerin sanığın ailesine ait evin bulunduğu Gemlik ... Beldesi'ne gittikleri, söz konusu evde katılan mağdurun da rızasıyla cinsel ilişkiye girdikleri kabul edilen olayda; Sanığın, katılan mağdurun yaşını on yedi olarak bildiğine, fiziken büyük gösterdiğine ve sosyal medya hesaplarında doğum tarihinin 1997 olarak belirtildiğine ilişkin aşamalarda istikrar gösteren savunması, bu savunmanın gerek katılan mağdurun iri bir vücut yapısına sahip olduğuna dair 23.03.2014 tarihli kayıp şahıs bildirim formundaki tespit gerekse 04.09.2014 tarihli oturumda katılan mağdurun 15-16 yaşlarında gösterdiğine ilişkin mahkemece yapılan gözlem ile desteklenmesi, katılan mağdurun arkadaşları olan tanıklar ... ve ...'nın da katılan mağdura ait sosyal medya hesaplarının tamamında yaşının büyük gösterildiğini belirtmeleri karşısında; suç tarihi itibarıyla on sekiz yaşında olan sanığın dosyaya yansıyan bilgi düzeyi, eğitimi ve içinde bulunduğu sosyo-kültürel çevre şartları da dikkate alındığında, suç tarihi itibarıyla on dört yaş iki aylık olan katılan mağdurenin yaşının on beşten küçük olduğu hususunda hataya düşmesinin mümkün olması nedeniyle sanığın suçun maddi unsurları bağlamında katılan mağdurun yaşına ilişkin olarak hataya düştüğünün ve hakkında TCK'nın 30/1. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının oluştuğu kabul edilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığın mağdurun yaşı konusunda hataya düşmediği gerekçesiyle itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.04.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla