İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2024/561 Karar: 2025/161 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2024/561 K.2025/161

Ceza Genel Kurulu 2024/561 E. , 2025/161 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : Ceza Genel Kurulu MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1-2 HÜKÜM : Sanığın askerî eşyayı özürsüz kaybetmek suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 130/1 ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 ay 15 g

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2024/561 E. , 2025/161 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : Ceza Genel Kurulu MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1-2 HÜKÜM : Sanığın askerî eşyayı özürsüz kaybetmek suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 130/1 ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 ay 15 g

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2024/561 E. , 2025/161 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : Ceza Genel Kurulu MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1-2 HÜKÜM : Sanığın askerî eşyayı özürsüz kaybetmek suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 130/1 ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkindir. I. HUKUKÎ SÜREÇ 1632 sayılı Kanun'da düzenlenen askerî eşyayı özürsüz kaybetmek suçundan sanık ...'nin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince kurulan 06.02.2023 tarihli ve 1-1 sayılı hükmün, Yargıtay Cumhuriyet savcısı ve katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bozma istekli 23.03.2023 tarihli ve 34802 sayılı tebliğnamesi ile dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunca 27.09.2023 tarih, 174-472 sayı ve oy çokluğu ile; "...Suç tarihi itibarıyla Genelkurmay Başkanlığı ... İşleri Müdürü (Hâkim Albay) olarak görev yapan sanık ...'nin, makam telefonu olarak tahsis edilen cep telefonunun kaybolmasına sebebiyet vermesi karşısında; suça konu askerî eşyanın cep telefonu olması, sürekli yanında taşınmayı gerektirmesi ve makam telefonu olarak tahsis edilmesi, görevinin niteliği ile suç tarihinde meydana gelen darbe girişimi sırasında makam telefonu özelliği olan askerî eşyayı başka bir şahsın odasında bırakmasının hayatın olağan akışına uygun olmaması, makamının gereği odasında olmadığı zamanlarda dahi ulaşılabilmesi için tahsis edilen telefonu sürekli yanında taşıması gerekirken herhangi bir tedbir almadan başkasının odasında bırakarak farklı bir yere gidip sonrasında cep telefonunu bıraktığı yerden almak için çaba sarf etmeyerek zilyetliğinde bulundurduğu askerî eşyanın korunması için gerekli olan dikkat ve özeni göstermemesi, elinde olmayan nedenlerle askerî eşyanın kaybedilmediği gibi savunmasında belirttiği durumların kabul edilebilecek bir özür niteliğinde bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığa yüklenen askerî eşyayı özürsüz kaybetmek suçunun unsurları itibarıyla sabit olduğu..." isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 10.10.2024 tarih ve 1-2 sayı ile; sanığın 1632 sayılı Kanun'un 130/1 ile TCK'nın 62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiş, bu hükmün de sanık ve müdafii ile katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama istekli 10.12.2024 tarihli ve 125980 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekili; sanığın üzerine kayıtlı askerî eşyayı kaybetmesine sebep olan olaylar dikkate alınarak müsnet suçtan teşdiden cezalandırılması ile herhangi bir pişmanlık duymaması ve suçu inkâr etmesi karşısında takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması gerektiği, sanık; eksik soruşturma neticesinde verilen mahkûmiyet kararının usul ve kanuna aykırı olduğu, sanık müdafii ise; komuta katına götürülmesi yasak olan cep telefonunun sanık tarafından bırakıldığı odayı kullanan savcının tanık olarak dinlenilmemesi ve odaya ilişkin kamera kayıtlarının araştırılmaması sebebiyle maddi gerçeğin araştırılması ilkesine aykırı davranıldığı, adli sicil kaydı bulunmayan, cezaevinde bulunduğu için suç işleme olasılığı olmayan ve duruşmalarda taşkınlık yapmayan sanık hakkında somut olaya uygun değerlendirme yapılmadan hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi lehe olan hükümlerin uygulanmadığı ve bu hususun gerekçelendirilmediği, komuta katına çıkarılması yasak olan cep telefonunu bırakmak zorunda olması, cep telefonunu bıraktığı yerin Genelkurmay karargâhının en güvenli yerinde bulunması, cep telefonunun değerinin düşük olması nedenleriyle sanığın kastı, özürsüz kaybetmesi ve ihmalkârlığı olmadığından suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı gerekçeleriyle temyiz talebinde bulunmuşlardır. III. İNCELEME KAPSAMI VE KONUSU İnceleme dışı sanık ... hakkında kurulan beraat hükmü Ceza Genel Kurulunca onanarak kesinleşmiş olup temyizin kapsamına göre inceleme sanık hakkında 1632 sayılı Kanun'da düzenlenen askerî eşyayı özürsüz kaybetmek suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün isabetli olup olmadığına ilişkin yapılmıştır. IV. GEREKÇE Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." şeklinde düzenlenmiştir. CMK'nın "Kararların gerekçeli olması" başlıklı 34. maddesinin birinci fıkrasında; "Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230. madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.”, "Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar" başlıklı 230. maddesinde de; "(1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir: a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler. b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi. c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanunu'nun 61 ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanun'un 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi. d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar. (2) Beraat hükmünün gerekçesinde, 223. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hâllerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir. (3) Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hâllerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir. (4) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar veya hükmün verilmesi hâlinde bunun nedenleri gerekçede gösterilir.", Hükümlerine yer verilmiştir. Yüksek Ceza Genel Kurulunun 2003/7-223, 2003/239 ve 2004/4-23, 2004/38 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; Karar; sorun, gerekçe ve sonuç bölümlerinden oluşur. Sorun bölümünde, somut olay ile suçun işlenmesindeki özellikler ve suçun ne şekilde işlendiği açıklanmalı, gerekçe kısmında mevcut deliller irdelenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ, diğer bir söylemle neden bu sonuca varıldığı anlatılmalı ve hukuki nitelendirme yer almalıdır. Sonuç, hüküm kısmında ise CMUK'un 268. maddesi uyarınca, verilen kararın ne olduğu, uygulanan yasa maddeleri, hükmolunan ceza miktarı, yasa yollarına başvurmanın mümkün olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir. Gerekçe/esbabı mucibe; tarafların esasa müessir iddia, savunma ve taleplerinin dinlendiğini, hangisinin hangi nedenle makbul addedilip üstün tutulduğunu, hangi beyan ya da delilin niçin kabul edilmediğini (AİHM Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/4/2007, §§ 84, 85, Boldea/Romanya, B. No: 19997/02, 15/2/2007, § 30; Hiro Balani/İspanya, B. No: 18064/91, 9/12/1994, § 27), bu cümleden olarak; maddi vakıanın kabulüne hangi delillere dayanılarak ulaşıldığını açıklamalıdır. Karar mahkûmiyete ilişkin ise; eylemin hangi suçu oluşturduğuna dair hukuki değerlendirmeler ile cezanın belirlenmesi ve kişiselleştirilmesine ilişkin kriterlerin, somut olaya özgü hangi olgusal temellere göre belirlendiğini gösterilmelidir. Yargılama faaliyeti sonucunda ortaya çıkan vicdani kanaatin oluşum sürecinin inikâsı olan gerekçe; akla, bilime, hukuka ve dosya kapsamına uygun, tarafların ve kamuoyunun ikna ve güveni ile kanun yolu mahkemelerinin denetimine elverişli yeterlilikte (Hadjianastassiou/Yunanistan, B. No: 12945/87, 16/12/1992, § 33) olduğunu açıkça ortaya koymalı, gerek kendi içinde gerekse hüküm fıkrası ile çelişki oluşturacak ifade ve unsurlar barındırmamalıdır. Nihayet bir cihette hükmün meşruiyetini tahkim eden hukuki ve edebi bir metin olması itibarıyla insan onuruna, mahkemenin mehabetine, hukuk biliminin gerekleri ile temel kavramların da özgün anlamları ile kullanıldığı Türkçenin belagat ve selasetine yaraşır bir üslupla kaleme alınmalıdır. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta, tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve Diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34.). Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi, CMK'nın 289/1-9 ve 1412 sayılı CMUK'nın 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 308/7. maddeleri uyarınca hukuka kesin aykırılık hâllerinden birini oluşturacaktır. Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş kararlarında da belirtildiği üzere, cezanın belirlenmesi ve kişiselleştirilmesine ilişkin kriterlerin, somut olaya özgü hangi olgusal temellere göre belirlendiğinin gösterilmesi ve gerekçenin gerek kendi içinde gerekse hüküm fıkrası ile çelişki oluşturacak ifade ve unsurlar barındırmaması gerektiği hususları ile inceleme konusuna ilişkin yukarıdaki açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; temel cezanın belirlenmesi, takdiri indirim nedenleri, seçenek yaptırımlar, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi düzenlemelerin uygulanması veya uygulanmaması sırasında mahkemece gösterilen gerekçe, dosyada bulunan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde kanuni ve yeterli olmalı, aynı zamanda söz konusu düzenlemelere ilişkin değerlendirmeler de kendi içerisinde çelişmemelidir. Gerekçenin bu niteliği keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek özelliklerini de taşır. Zira kanuni olmayan, yeterli ve dosya kapsamıyla uyumlu bulunmayan ve içerisinde de çelişki barındıran bir gerekçeye dayanılarak temel cezanın belirlenmesi, takdiri indirim nedenleri, seçenek yaptırımlar, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi düzenlemelerin uygulanması veya uygulanmaması, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi cezanın kişiselleştirilmesi ilkesine de aykırı olup uygulamada keyfiliğe yol açabilecektir. Bu açıklamalar ışığında inceleme konusu değerlendirildiğinde; Genelkurmay Başkanlığı ... İşleri Müdürü (Hâkim Albay) olarak görev yapmakta iken ... Komisyonunca askerî hâkimlik mesleğinden çıkarılan ve FETÖ-PDY dosyası kapsamında hakkında adli işlem yapılarak tutuklanan sanık hakkında, 15.07.2016 tarihinden önce makam telefonu olarak tahsis edilen cep telefonunu kaybettiğinden bahisle askerî eşyayı özürsüz kaybetmek suçundan kamu davası açıldığı anlaşılan olayda; Ceza Genel Kurulunun 27.09.2023 tarihli ve 174-472 sayılı kararında da kabul edildiği üzere sanığın görevinin niteliği itibarıyla suç tarihinde meydana gelen darbe girişimi sırasında makam telefonu olarak kullanılan askerî eşyayı başka bir şahsın odasında bırakmasının genel hayat tecrübeleriyle bağdaşmaması, telefonu sürekli yanında taşıması gerekirken herhangi bir tedbir almadan başkasının odasında bırakıp geri almak için çaba sarf etmemek suretiyle gerekli olan dikkat ve özeni göstermemesi ve savunmasında belirttiği durumların kabul edilebilecek bir özür niteliği taşımaması birlikte değerlendirildiğinde; sübut bulan askerî eşyayı özürsüz kaybetmek suçunun unsurları itibarıyla oluştuğu ve araştırılması gereken başkaca husus bulunmadığı anlaşıldığından, katılan vekili ile sanık ve müdafiinin sair temyiz sebeplerinin reddine ancak; Askerî eşyayı özürsüz kaybetmek suçundan alt sınırdan ceza tayin edilirken ve takdiri indirim nedenleri uygulanırken sanık lehine değerlendirilen hususların hükmün açıklanmasının geri bırakılması, seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme kurumları bakımından aleyhe yorumlanması suretiyle gerekçede çelişkiye düşüldüğü, böylelikle gerekçeli karar hakkı ile cezanın kişiselleştirilmesi ilkeleri ile Anayasa'nın 141/3, CMK'nın 34, 230/1-c ve 232. maddelerinin ihlal edildiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, sanık hakkında askerî eşyayı özürsüz kaybetmek suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 10.10.2024 tarihli ve 1-2 sayılı sanık hakkında askeri eşyayı özürsüz kaybetmek suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, askerî eşyayı özürsüz kaybetmek suçundan alt sınırdan ceza tayin edilirken ve takdiri indirim nedenleri uygulanırken sanık lehine değerlendirilen hususların hükmün açıklanmasının geri bırakılması, seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme kurumları bakımından aleyhe yorumlanması suretiyle gerekçede çelişkiye düşüldüğü, böylelikle gerekçeli karar hakkı ile cezanın kişiselleştirilmesi ilkeleri ile Anayasa'nın 141/3, CMK'nın 34, 230/1-c ve 232. maddelerinin ihlal edildiği isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, Yargıtay 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.03.2025 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 09.04.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla