Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2024/78 E. , 2025/205 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 226-381 TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın çocuğun basit cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 1
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2024/78 E. , 2025/205 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 226-381 TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın çocuğun basit cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-a, 103/4, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 09.05.2012 tarihli ve 156-957 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 09.03.2016 tarih ve 3017-2326 sayı ile; "Mağdurenin aşamalardaki anlatımları, savunma, adli rapor ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın soruşturma evresinde 'Epilepsi (Sara) hastalığına yakalandım ve o tarihten itibaren de tedavi görmekteyim, bu nedenle askerlik hizmetimi de yapamadım ve çürük raporu aldım, rahatsızlandığım zamanlar ne yaptığımı bilmiyorum.' beyanı karşısında, suç tarihinde işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamamasına veya fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmasına etkili akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunup bulunmadığı ve varılan sonuca göre, TCK'nın 32/1-2. maddesinden faydalanıp faydalanamayacağı hususu araştırılıp gerekirse Adli Tıp Kurumundan rapor alındıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması..." isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyan Bakırköy 34. Asliye Ceza Mahkemesince 15.06.2016 tarih ve 276-391 sayı ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın gönderilmesi üzerine Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 20.12.2017 tarih ve 372-418 sayı ile sanığın aynı suçtan TCK'nın 103/1-a delaletiyle 103/1, 103/4, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiş, bu hükmün, sanık müdafii, mağdur vekili ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 25.06.2019 tarih ve 4033-10349 sayı ile; mağdur vekili ile usulüne uygun şekilde davaya katılmayan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri reddedilerek, "Sanığın aşamalarda suç tarihinde Kadıköy ilçesinde olduğunu ve olayın meydana geldiği Bahçelievler ilçesine hiç gitmediğini belirtmesi karşısında, söz konusu istismar eyleminin gerçekleştiği 05.06.2008 tarihinde sanığın kullandığı 0536 8** **** nolu cep telefonu ile yapılan görüşmelere ait sinyal bilgilerini içerir baz istasyonlarını gösteren kayıtların ilgili makamdan temin edilerek değerlendirilmesinden sonra varılacak kanaate göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyan Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 08.07.2020 tarih ve 371-146 sayı ile sanığın aynı suçtan TCK'nın 103/1-a delaletiyle 103/1, 103/4, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiş, bu hükmün sanık müdafii ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 28.12.2021 tarih ve 16213-10390 sayı ile; "...Yargılama sırasında duruşma günü davetiyesi tebliğine rağmen usulüne uygun şekilde davaya katılmayan Bakanlık vekilinin mahkemece kurulan hükmü temyize hakkı bulunmadığı..." gerekçesiyle Bakanlık vekilinin temyiz isteminin reddine ve "Mağdurenin aşamalardaki anlatımları, savunma, sanığın kullandığı cep telefonunun eylemin gerçekleştiği 05.06.2008 tarihine ait HTS kayıtlarının incelenmesinde olay yerinde bulunduğuna dair herhangi bir sinyal bilgisinin bulunmaması, sanığın eşgaline ilişkin mağdurenin 05.06.2008 günlü kolluk ifadesinde verdiği bilgiler ile sanığın olaydan dört gün önce çekilen fotoğraflarındaki görüntüsünün açık şekilde uyumsuz olması, yine mağdurenin aynı kolluk beyanında failin 170 cm boylarında olduğunu söylemesine karşılık 20.12.2008 tarihli teşhis tutanağını düzenleyen polis memuru tanık ...'ın mahkeme ifadesinde teşhis amacıyla emniyete getirilen sanığın 180-185 cm boylarında olduğunu belirtmesi, dosyada mevcut 20.12.2008 günlü ifadeli teşhis tutanağının 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun ek 6. maddesine uygun olmadığının anlaşılması ve tüm dosya içeriği karşısında sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi ise 17.10.2022 tarih ve 226-381 sayı ile; "...Mağdurenin bu kişinin sanık olduğunu teşhis ettiği, sanığın aşamalarda alınan savunmasında atılı suçu işlemediğini, mağdureyi tanımadığını beyan ettiği, HTS kayıtlarının sanığın savunmasını doğrulamadığı, sanığın suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmediği, ... zira mağdurun bozmadan önceki 20.12.2017 tarihli 4. celsede 'Huzurdaki sanık olduğuna dair net eminim. Kendisini huzurda teşhis ediyorum. Ayrıca olaydan bir süre sonra zamanı tam hatırlamıyorum karakolda sanık bana canlı olarak camlı bölme arkasından gösterildi. Orada da teşhis yapmıştım.' şeklinde beyanda bulunduğu, sanığa iftira atması için bir neden bulunmayan mağdurenin aşamalarda değişmeyen istikrarlı beyanının bulunduğu, mağdurenin suç tarihinde 10 yaşında olduğu, yaşı göz önüne alındığında eylemi gerçekleştiren kişinin boyunu cm olarak tarifinin gerçek dışı olduğunun söylenemeyeceği, mağdurenin 20.12.2017 tarihli celsede sanığı kesin ve net olarak teşhis etmiş olmasının hükme esas alındığı, sanığın üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği..." gerekçesiyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafii ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.05.2023 tarihli ve 31566 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 12.09.2023 tarih ve 6334-5066 sayı ile direnme kararı yerinde görülmeyerek Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, kovuşturma evresinde mahkemesince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davadan haberdar edilmesinin zorunlu olmadığı yönündeki kararı ile Ceza Genel Kurulunun 22.12.2022 tarihli ve 372-826 sayılı kararı birlikte değerlendirildiğinde; 13.12.2019 tarihli ve 6-7 sayılı davadan ve duruşma gününden usulüne uygun şekilde haberdar edilmesine rağmen duruşmalara katılmayan, süresinde katılma talebinde bulunmayan ve CMK'nın 237. maddesine uygun biçimde katılan sıfatını almayan suçtan zarar gören Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının temyiz hakkı bulunmadığından Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.10.2022 tarihli ve 226-381 sayılı direnme kararına konu hükmüne yönelik inceleme, sanık müdafiinin temyiz istemiyle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat olunan çocuğun basit cinsel istismarı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Bahçelievler İlçe Emniyet Müdürlüğü Çocuk Büro Amirliğince 05.06.2008 tarihinde suç tarihinde on yaşında olan mağdurun cinsel istismara uğramasıyla ilgili olan tahkikat evrakının gönderildiği Yenibosna 75. Yıl Polis Merkezi Amirliğince savcılığa yazılan 20.06.2008 tarihli müzekkereye göre; mağdurun Pol-Net Eşkâl Tespit Sistemindeki fotoğraflardan herhangi bir kişiyi tespit edemediği ve bir adres ya da isim veremediği, hazırlanan tahkikat evrakının ikmalen gönderilmesi üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18.10.2008 tarihli ve 2008/61014 numaralı daimi arama kararında; suça konu olayın failinin yakalanana kadar aranmasına karar verildiği, 20.12.2008 tarihli tutanaklara ve Göztepe Polis Merkezi Amirliğince 20.12.2008 tarihinde Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliğine yazılan müzekkereye göre; 19.12.2008 tarihinde saat 19.30 sıralarında Kadıköy ilçesi Göztepe Polis Merkezi Amirliği sorumluluk bölgesinde ... isimli kadına cinsel saldırıda bulunması sebebiyle yakalanıp mahkemece serbest bırakılan sanığın Bahçelievler ilçesinde meydana gelen küçük yaştaki kız çocuklarına yönelik taciz olaylarının şüphelisi olabileceği düşünüldüğünden Pol-Net ortamındaki fotoğrafı Bahçelievler Çocuk Büro Amirliğine gönderildiği, fotoğrafı gören mağdurların sanığın faile benzediğini söylemeleri üzerine Kadıköy ilçesindeki ikametinden temin edilen sanığın Göztepe Polis Merkezi Amirliğine getirtilip Gasp Büro Amirliği görevlilerine teslim edildiği, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünce 22.12.2008 tarihinde Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan müzekkereye göre; Bahçelievler ilçesinde meydana gelen küçük yaştaki çocuklara cinsel taciz olayları ile ilgili olarak alınan müracaatlar incelendiğinde; 1- ...’ın Bahçelievler Çocuk Büro Amirliğinde alınan ifadesinde; 06.06.2008 tarihinde saat 14.30 sıralarında marketten çıktıktan sonra hiç tanımadığı bir erkek şahsın kendisini takip ettiğini, yolda karşılaştığı arkadaşıyla konuşurken kendisini beklediğini, bu şahıstan korktuğu için hızla yaşadığı binaya girdiğini, bu erkek şahsın da arkasından gelip "4. katta ... diye birisi oturuyormuş, bana onu tarif edebilir misin, ya da beni onun yanına götürür müsün?" diye sorması üzerine şahsa burada öyle birinin oturmadığını söylediğini, "Beni 3. kata çıkar, sen de önden git!" demesi üzerine hızla merdivenlerden çıkarken şahsın arkasından gelip boğazını sıkarak eliyle ağzını kapattığını, "Sakın sesini çıkarma, yoksa seni öldürürüm!" diyerek yanağından öptüğünü, elini ağzından çektiği sırada bağırması üzerine şahsın kaçtığını, esmer tenli, hafif pis sakallı, siyah gözlü, siyah saçlı, 1.70-1.75 boylarında normal kilolu, yuvarlak yüzlü olan şahsı yeniden görse belki tanıyabileceğini beyan ettiği, 2- Mağdurun, önceden hiç görmediği ve tanımadığı ancak görse tanıyabileceği 1.70 boylarında, kısa ve siyah saçlı, yuvarlak yüzlü, kirli sakallı bir şahıs tarafından istismara uğradığını beyan ettiği, 3- ...'un Bahçelievler Çocuk Büro Amirliğinde alınan ifadesinde; 17.06.2008 tarihinde saat 10.00 sıralarında marketten ikametine dönüp apartman kapısından içeri girdiğinde, daha önceden görmediği ve tanımadığı bir erkek şahsın cep telefonu ile konuşuyormuş gibi yaparak peşinden apartmanın içerisine girdiğini, kendisine hangi katta oturduğunu sorduğunu, şahsa 1. katta oturduğunu söylediğinde şahsın eliyle ağzını kapatarak "Sakın sesini çıkarma, konuşma!" dediğini, çığlık atması üzerine şahsın apartmandan kaçarak gittiğini, bu şahsın orta boylu, normal kilolu, esmer tenli, siyah saçlı, bıyıksız olduğunu, şahsı görse belki tanıyabileceğini beyan ettiği, 4- ...'ın Bahçelievler Çocuk Büro Amirliğinde alınan ifadesinde; 22.09.2008 tarihinde saat 16.30 sıralarında arkadaşlarıyla birlikte oyun oynamak için dışarı çıktıklarında yanlarına gelen 1.70 boylarında, saçları dik, yüzü sivilceli ve sakallı, zayıf, esmer tenli genç bir erkek şahsın arkadaşlarına para verip onları bakkala gönderdiğini, kendisini evlerinin bodrum katına indirdiğini, telefon vererek oyun oynamasını istediğini, zorla eşofmanını indirip bacaklarını ve vücudunu ellemeye başladığını, komşuların sesleri üzerine kaçtığını, hatta kaçarken yere düştüğünü, kendisinin de koşarak evine doğru gittiğini, merdivenlerde karşılaştığı annesine yaşadıklarını anlattığını beyan ettiği, 5- ...'nın 20.12.2008 tarihinde saat 20.45 sıralarında Gasp Büro Amirliğinde alınan ifadesinde; yaklaşık iki ay kadar önce ikametinden çıkıp markete giderken sokağın başında bekleyen daha önceden tanımadığı erkek bir şahsın kendisine dikkatlice baktığını anladığını, bu şahsın marketten çıktıktan sonra kendisini ikametinin kapısına kadar takip ettiğini, bu olaydan yaklaşık bir hafta sonra öğle saatlerinde ikametinde yalnız bulunduğu sırada kapının çaldığını, kapıyı açar açmaz kendisini önceden takip eden bu şahsın ağzını kapatarak kapının girişinde bulunan ayakkabılığa doğru ittiğini, badisinin içine elini sokup vücudunu okşamaya başladığını, üzerindeki siyah kemerini ve pijamasını çıkarmaya çalıştığını, ancak direnerek bu şahsa tekme attığını, sendeleyen şahsın "Bu iş burada bitmedi!" şeklinde kendisini tehdit edip panikleyerek kaçtığını, çekindiği için olayı ailesine anlatamadığını, olaydan bir hafta sonra sinir krizi geçirirken sayıklaması üzerine ailesinin durumu anladığını, annesinin ...'nın programına telefonla bağlanarak yaşadığı olayı anlattığını, iki gün sonra polislerin kendisiyle irtibat kurarak görüşmek istediklerini, bu bölgede taciz olayları yaşandığını söyleyip kendisine fotoğraflar gösterdiklerini, cinsel saldırıda bulunan şahsı fotoğraflarından tanıdığını, Gasp Büro Amirliği görevlilerinin yapmış oldukları çalışmalar neticesinde 19.12.2008 tarihinde gerçekleşen cinsel saldırı olayı ile ilgili olarak yakalanan ve mağdurların vermiş oldukları eşkal bilgilerine uyan sanığın, Göztepe Polis Merkezi Amirliğinden teslim alınıp anılan olayların mağdurlarına gösterildiğinde tüm mağdurların sanığı kesin ve net olarak teşhis ettikleri, Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliğince düzenlenen ve polis memurları olan tanıklar ... ve ...'un imzası bulunan 20.12.2008 tarihli ifadeli teşhis tutanağına göre mağdurun; "Huzurda bana gösterilen şahıslardan dizilişe göre sağ baştan 2. sırada bulunan ismini burada siz görevlilerden öğrendiğim ... isimli şahısı kesin ve net olarak olay faili olarak tanıyıp teşhis ettim, diğer şahısları tanımam..." şeklinde beyanda bulunduğu, HTS kayıtlarına göre; ... adına kayıtlı 0536 8** **** numaralı hattın 05.06.2008 tarihinde görüşme kaydına rastlanmadığı, Sağlık raporlarına göre; sanığın epilepsi hastası olduğu, 06.10.2017 tarihli bilirkişi raporuna göre; DVD içerisinde bulunan video ve fotoğraflarda 01.06.2008 ibaresinin bulunduğu ve bu kayıt tarihinin orijinal olduğu, videolardan örnek fotoğraflar ile DVD içerisinde bulunan beş adet fotoğrafın renkli ve orijinal çıktılarının mahkemeye sunulduğu, Pedagog ..., asliye ceza mahkemesinde; o psikolojide mutlaka bir teşhis yapması istenmiş ise mağdurun yanlış teşhis yapmış olabileceğini, zihinsel bir özrü olmayan mağdurun maruz kaldığı davranışı gerçekleştirilen kişiyi farklılıklarıyla algılayabilecek yetiye sahip olduğunu beyan ettiği, Dosya arasında bulunan ve UYAP'ta yapılan inceleme sonucunda sanık hakkında yapılan yargılamalara ilişkin kayıtlar incelendiğinde; 1- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2012 tarihli ve 93-354 sayılı kararı ile; suç tarihinde 26 yaşında olan ...'ın 19.12.2008 tarihinde saat 18.00 sıralarında Kadıköy ilçesinde bulunan kayınvalidesinin evine gidip dış kapının ziline bastığı, kapının açılması üzerine içeriye girip merdivenlerden ikinci katta bulunan daireye çıktığı, binaya girip mağduru takip eden sanığın daire kapısı önünde adı geçen mağdurun arkadan beline sarılarak elini bacak arasına soktuğu, daire kapısının açılması ve adı geçen mağdurun bağırması üzerine kaçan sanığın bodrumda yakalandığı, sanığın cinsel saldırı suçundan TCK'nın 102/1. maddesi uyarınca 4 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, anılan hükmün Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince onanarak kesinleştiği, 2- Bakırköy 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.10.2010 tarihli ve 36-627 sayılı kararında; sanık hakkında 06.06.2008 tarihinde saat 14.30 sıralarında suç tarihinde 10 yaşında olan ...'a yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan açılan kamu davası sonucunda; "...Mağdurun 30-35 yaşlarında bir kişiden bahsettiği ancak sanığımızın suç tarihi itibari ile 24 yaşında olduğu açıktır. Sanık bir bölgede bu işleri devamlı gerçekleştiren kişi olarak hakkında dava açılmış, vekillerin savunmalarına göre dosya içinde de ekspertiz raporu bulunan (25.12.2008 tarihli) bir başka mağdurun yanında bulunan kanın sanığın kan örneğiyle bir benzerlik taşımadığı belirtilmiştir. Mağdur mahkememizdeki daha sonraki beyanında yanlış kişiyi teşhis ettiğini beyan etmiştir. Değişken ve tutarsız beyanlar ve tüm dosya içeriği değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçu işlediği konusunda tam bir vicdani kanı oluşmamıştır." şeklindeki gerekçeyle sanığın CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiği, 3- Bakırköy 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2012 tarihli ve 38-173 sayılı kararında; sanık hakkında 17.06.2008 tarihinde saat 10.00 sıralarında Bahçelievler ilçesinde suç tarihinde 9 yaş 9 aylık olan ...'a yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçuna teşebbüsten açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sırasında; adı geçen mağdurun mahkemede; "...Şu anda huzurda bulunan sanığa baktığımda da o anda da yüzünde sivilceler vardı ancak şu andaki gibi iz oluşturacak şekilde değildi sanki birazda topluca gibiydi, şu anda huzurda bulunan sanık olup olmadığından emin değilim. Canlı teşhis ettiğim sırada sanık gibiydi." şeklinde beyanda bulunması sebebiyle sanığın CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiği, 4- Bakırköy 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2009 tarihli ve 2-401 sayılı kararında; sanık hakkında 22.09.2008 tarihinde saat 16.30 sıralarında Bahçelievler ilçesinde suç tarihinde 6 yaşında olan ...'a yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan açılan kamu davası sonucunda yapılan yargılama sırasında; adı geçen mağdurun; karakolda kendisine gösterilen şahsın saçlarının dik olmadığını, şakaklarında ve kafasının yan taraflarında saçlarının, alnında iz ve kaşlarının gür olduğunu, bodruma birlikte gidip oyun oynadığı şahsın ise alnında iz olmadığını, saçlarının dik, kaşlarının ayrık, yüzünün sivilceli, hafif sakallı, esmer ve zayıf olduğunu beyan ettiği, annesi ...'ın ise; failin 1.75 boylarında, 65-70 kg ağırlığında, gözünde normal çerçeveli gözlük olan, saçları jöleli, yanlardan asker traşlı, 20-21 yaşlarında, çenesinde keçi sakalı olan ve yüzünde sivilce bulunan, karadeniz şiveli ancak doğu görünümlü bir şahıs olduğunu, kızını bodruma indiren şahsın kafasının çivi ya da metale değip yaralandığını, şahsın kafasının şakak kısmının sol tarafından hafifçe kan aktığını gördüğünü, olaydan 2-3 ay sonra karakola çağrıldığını, teşhis için gösterilen sanığın kapısına gelen şahsa benzediğini, ancak sanığın yüzünde daha az sivilce olduğunu, boyunun da daha kısa olduğunu, bu nedenle kesin olarak teşhis edemediğini, sanığı konuşturmalarını istediğini ancak konuşturmadıklarını, dolayısıyla karakolda yaptığı teşhisin kesin teşhis olmadığını, ...'ın ise sanığı tanımadığını, daha önce hiç görmediğini, gördüğü kişinin boyunun daha kısa olduğunu beyan ettikleri, yargılama sonucunda "...Şikâyetçi, mağdur ve tanığın sanığı teşhis edemediği, olay yerinde alınan kan örneklerinin yapılan incelemesi sonucunda bulunan kan örneğinin kriminal polis daş. Başkanlığınınn 08/5099 sayılı raporuna görede sanığa ait olmadığının tespit edildiği, telekominikasyon dai. Başkanlığından gelen 04.03.2009 tarihli iletişimin tespiti tutanaklarına göre de sanığın kullandığı telefonun suç tarihindeki baz istasyonu değerlendirildiğinde sanığın Avrupa yakasına gelmediğinin de tespit edildiği dolayısıyla sanığın müsnet suçu işlediğine ilişkin herhangi bir delil elde edilmediği" gerekçesiyle sanık hakkında CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verildiği, 5- Sanık hakkında 20.12.2008 tarihinden iki ay önce Bahçelievler ilçesinde suç tarihinde 24 yaşında olan ...'ya yönelik konut dokunulmazlığını ihlal etme, cinsel saldırı ve cinsel taciz suçlarından açılan kamu davası sonucunda Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.05.2014 tarihli ve 82-175 sayılı kararı ile; cinsel taciz suçundan beraat, nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs ve konut dokunulmazlığını ihlal etme suçlarından mahkûmiyet hükümleri kurulduğu, başka dosyada sanık olarak yargılanan ... isimli şahsa ait fotoğraflar gösterilerek 24.12.2012 tarihli duruşmada sorulduğunda ...'nın; "Bana karşı cinsel saldırı eylemini gerçekleştiren şahıs fotoğraftaki şahıs değildir. Bana karşı cinsel saldırı eylemini gerçekleştiren şahıs dosyada sanık olarak yargılanan ve ismini daha sonradan öğrendiğim ... isimli şahıstır. Onu net ve kesin olarak teşhis ediyorum. Olay sebebi ile psikolojim bozuldu. Bu sebeple duruşmalara katılmak istemiyorum." şeklinde beyanda bulunduğu, Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 21.05.2018 tarih ve 9303-3808 sayı ile; "Katılan 07.05.2009 tarihli celsede alınan beyanında olay tarihinde sanığın elinin üzerinde dövme olduğunu bildirdiği halde, duruşmada yapılan gözlemde sanığın elleri üzerinde dövme ya da silindiğine dair bir iz bulunmadığının bildirilmesi, soruşturma evresinde yapılan teşhis işleminde katılan, sanığı açık şekilde teşhis etmiş ise de bu işlemden önce sanığın polnet üzerinden temin edilen fotoğraflarının katılana gösterildiğinin anlaşılması, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanığın atılı suçları işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, tarafsız, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi," isabetsizliğinden mahkûmiyet hükümlerinin bozulması üzerine Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.11.2018 tarihli ve 368-386 sayılı kararı ile; bozma ilamındaki gerekçelerle sanık hakkında CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verildiği, Tüm beraat hükümlerinin temyiz edilmeksizin kesinleştiği, bu dosyalarda sanığın Bahçelievler ilçesine gitmediğini söyleyerek suçlamaları kabul etmediği, Anlaşılmaktadır. Mağdur kollukta; 04.06.2008 tarihinde dayısında kaldığını, 05.06.2008 tarihinde saat 10.00 sıralarında evlerinin önüne geldiğinde daha önce hiç görmediği ve tanımadığı ancak görse tanıyabileceği, 170 cm boylarında, kısa, siyah ve yukarı doğru taranmış jöleli saçları olan, kilolu, yuvarlak yüzlü, kirli sakallı bir erkek şahsı bina kapısı önünde beklerken gördüğünü, bu şahsın kendisine binanın giriş kapısındaki zilde ismi yazan ...'ı tanıyıp tanımadığını sorduğunu, şahsa öyle birini tanımadığını söylediğini, daha sonra şahsın hangi katta oturduğunu sorduğunu, şahsa beşinci katta oturduğunu söylediğini, sonrasında annesinin kapının otomatiğine basıp bina giriş kapısını açtığını, bu şahısla birlikte binaya girdiklerini, kapının kapandığını, şahsın hemen elleriyle ağzını kapatıp kendisini duvara sıkıştırdığını, "Beş kişiyi öldürdüm. Sen de altıncı olursun!" diyerek bir eliyle ağzını kapatıp bir eliyle de boğazını sıktığını, ağzını açmaya çalışırken şahsa bağırmayacağını ve nefes alamadığını söylediğini, şahsın, dudağından öptüğünü, yüzünü duvara çevirip arkasından kıyafetleri varken poposuna birkaç defa cinsel organını değdirdiğini, geç kalmasından şüphelenen annesinin koridora çıkıp kendisine seslenmesi üzerine şahsın kaçtığını, annesinin yanına çıkıp yaşadıklarını anlattığını, asliye ceza mahkemesinde; kendisine cinsel istismarda bulunan kişinin daha önce teşhis ettiği sanık olduğunu, teşhisten emin olduğunu, eşkal verdiğinde kendisine cinsel istismarda bulunan kişinin hafif kilolu, kısa saçlı ve normal boyda olduğunu söylediğini, kendisine birçok fotoğraf gösterildiğini, fotoğraflardan birini teşhis ettiğini, sonrasında karakolda canlı teşhis sırasında gösterilen şahsı da teşhis ettiğini, kendisine teşhis ettiği şahsın fail olmayabileceği hususunda uyarıda bulunulmadığını, 20.12.2017 tarihinde ağır ceza mahkemesinde; failin huzurdaki sanık olduğundan emin olduğunu, sanığı huzurda teşhis ettiğini, ayrıca olaydan bir süre sonra karakolda camlı bölme arkasından kendisine gösterildiğinde de teşhiste bulunduğunu, karakoldaki ifadesinin doğru olduğunu, zaman geçtiği için detayları hatırlayamadığını, teşhisten önce kendisine herhangi bir fotoğraf gösterilmediğini, teşhis yaptırıldığında sanığın yanında başka birinin olup olmadığını ve öncesinde fotoğraf gösterilip gösterilmediğini hatırlamadığını, Şikâyetçi ... aşamalarda; mağdurun 05.06.2008 tarihinde saat 10.00 sıralarında binanın giriş kapısına gelip zile basması üzerine daire kapısında mağduru beklemeye başladığını, mağdurun yukarı çıkmaması üzerine şüphelenip aşağıya inerken boğuk sesler duyduğunu, mağdura seslenerek aşağıya doğru indiğinde mağdurun "Anne bana biri saldırdı!" dediğini, Bahçelievler Çocuk Büro Amirliğinde şüpheliler albümünde mağdura cinsel istismarda bulunan şahsa rastlamadıklarını, Tanık ...; Bahçelievler ilçesinde çocuklara yönelik birden fazla cinsel istismar olayını gerçekleştiren şüphelilerin, mağdurların beyanına göre eşkalleri farklı birden fazla kişi olduğunu, basında çıkan Bahçelievler sapığı ile bu olayın şüphelisinin farklı olabileceğini, tutanak içeriğinin doğru olduğunu, net bir teşhis yapılmadıkça tutanak düzenlemediklerini, Tanık ...; Bahçelievler ilçesinde 20-25 olay olduğunu, üç ayrı robot resim çizildiğini, olayların çokluğu nedeniyle emniyetin bu konuda çalışma yaptığını, Maltepe'de bir kişinin sarkıntılık yaparken yakalandığını ve serbest kaldığını öğrendiklerini, cinsel saldırıdan yakalanan 1.80-85 boylarında, yüzü çilli, dengesiz yürüyen sanığa ait fotoğrafın mağdura gösterildiğini, mağdurun sanığı fotoğraf üzerinden teşhis etmesi üzerine sanığı Gayrettepe Asayiş Şube'ye getirttiklerini, mağdurların tamamının sanığı teşhis ettiklerini, mağdurlara tek bir fotoğraf göstermiş olabileceklerini, teşhis işleminin o tarihlerde bir kez yaptırıldığını, teşhiste bulunana, teşhise katılanlar arasında gerçek failin olmayabileceği hususunun söylenip söylenmediğini hatırlamadığını, Beyan etmişlerdir. Sanık aşamalarda; epilepsi hastası olduğu için ailesinin yardımı olmadan dışarı çıkamadığını, herhangi bir işte çalışamadığını ve askerlik de yapamadığını, rahatsızlandığı zamanlarda ne yaptığını bilmediğini, geçmişe dönük olayları hatırlamadığını, hafıza sorunları yaşadığını, Kadıköy'de ikamet ettiğini, Bahçelievler ilçesine hiç gitmediğini, bu olayı kimin yaptığını bilmediğini, teşhis tutanağını kabul etmediğini, Avrupa yakasına tek başına hiç gitmediğini, belki ailesiyle birlikte gelmiş olabileceğini ancak ailesinin yanından hiç ayrılmadığını, kendisine ait olan fotoğraflara bakıldığında mağdurun tarifiyle uyuşmadığının görüleceğini, Bahçelievler sapığı olarak karakolda tüm suçları üzerine attıklarını, diğer dosyalardan beraat ettiğini, suç tarihinde zayıf olduğunu, oysa mağdurun faili kilolu olarak tarif ettiğini, suçlamayı kabul etmediğini savunmuştur. IV. GEREKÇE Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’ın 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Her şeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı). Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (Y CGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: 05.06.2008 tarihinde saat 10.00 sıralarında evlerinin önüne gelen mağdura, daha önce hiç görmediği ve tanımadığı 170 cm boylarında, kısa, siyah ve yukarı doğru taranmış jöleli saçlı, kilolu, yuvarlak yüzlü, kirli sakallı olan ve bina kapısı önünde bekleyen failin, ...'ı tanıyıp tanımadığını ve hangi katta oturduğunu sorduğu, mağdurun faile öyle birini tanımadığını, beşinci katta oturduğunu söylediği, bina giriş kapısının açılması üzerine mağdur ve failin birlikte binaya girdikleri, kapı kapandıktan sonra failin, ağzını kapattığı mağduru duvara sıkıştırdığı, "Beş kişiyi öldürdüm. Sen de altıncı olursun!" diyerek mağdurun boğazını sıktığı, mağduru dudağından öptüğü ve yüzünü duvara çevirip üstü giyinikken poposuna birkaç defa cinsel organını değdirdiği, geç kalmasından şüphelenen annesinin koridora çıkıp mağdura seslenmesi üzerine failin kaçtığı iddia edilen olayda; 05.06.2008 tarihinde gerçekleşen çocuğun basit cinsel istismarı suçunun failinin olaydan hemen sonra yakalanamadığı için dosyanın daimi aramaya alınmasına karar verilmesi, 06.06.2008, 17.06.2008, 22.09.2008 ve Ekim 2008 tarihlerinde başka olayların mağdurları olan ..., ..., ... ve ...'ya yönelik çocuğun basit cinsel istismarı ve cinsel saldırı suçlarını, mağdura karşı ise çocuğun basit cinsel istismarı suçunu işleyen failin sanık olabileceği düşüncesiyle kolluk tarafından mağdurlara sanığın yalnızca fotoğrafı gösterilmek suretiyle PVSK'nın Ek 6. maddesinde belirtilen usule aykırı şekilde teşhis işlemi yaptırılması sanığı bu şekilde teşhis eden mağdur ve inceleme dışı mağdurların yargılamalar sırasında failin sanık olmadığını ve yanlış kişiyi teşhis ettiklerini öne sürmeleri, bazı dosyalarda failin olay yerinde bulunan kan örneğinin sanığa ait çıkmaması, inceleme dışı mağdurlardan ...'ın annesi ...'ın da failin sanık olmadığını belirtmesi, inceleme dışı mağdur ...'ın ise failin dövmesi olduğunu ileri sürdüğü hâlde sanıkta dövme bulunmaması, inceleme dışı bir dava dosyasındaki HTS kayıtlarına göre sanığın olay yerinde olmadığının ortaya çıkması, tüm olayların birbiriyle bağlantılı olduğu düşüncesiyle daimi aramaya alınan dosyaların faillerini ortaya çıkarmak için suç tarihinden yaklaşık altı ay sonra 19.12.2008 tarihinde Kadıköy ilçesinde 26 yaşında olan ... isimli şahsa yönelik işlediği basit cinsel saldırı suçundan yakalanıp yapılan yargılama sonucunda mahkûmiyetine karar verilen sanığın, mağdurla birlikte diğer dosyalardaki inceleme dışı mağdurlara yönelik eylemleri gerçekleştiren fail olduğu kabulüyle hareket edilip işlemler yapılması, usule aykırı olan teşhis işleminden önce fotoğraf gösterilerek mağdurların yönlendirilmesi, Kadıköy ilçesinde ikamet eden ve yakalanıp ceza aldığı suçu da aynı ilçede işleyen sanığın, ilişkilendirildiği dört farklı olayın Bahçelievler ilçesinde gerçekleşmesi, açık kaynaklara da yansıyan ve Bahçelievler sapığı şeklinde haberlere konu olan olaylarla ilgili başka bir şahsın da yakalandığının anlaşılması, sanığın inceleme dışı mağdurlara yönelik eylemleri sebebiyle yapılan yargılamaların büyük çoğunluğundan beraat etmesi ve bu hükümlerin temyiz edilmeksizin kesinleşmesi, sanığın suçlamaları kabul etmeyip epilepsi hastası olduğu için ailesinin desteği olmadan Kadıköy'den Bahçelievler'e gidemeyeceğini savunması, HTS kayıtlarına göre sanığın kullandığı cep telefonunun suç tarihinde iletişim kaydının bulunmaması, polis memuru olan tanık ...'ın, sanığın 1.80-1.85 boylarında olduğuna dair beyanı ve bilirkişi raporuna göre suç tarihinden dört gün öncesinde çekilmiş sanığa ait fotoğraflar ile mağdurun suç tarihinde verdiği failin kilolu, yuvarlak yüzlü ve 1.70 boylarında olduğuna dair eşkal bilgilerinin uyuşmaması, suç tarihi ile teşhis işlemi arasında geçen süre, duruşmada mağdurun beyanı sırasında hazır bulunan pedagog tarafından mağdurun içinde bulunduğu psikolojik duruma göre yanlış bir teşhis yapmış olabileceğini beyan etmesi ve sanığın tüm aşamalarda mağdura yönelik cinsel istismarda bulunmadığına dair aksi kanıtlanamayan savunmaları hep birlikte değerlendirildiğinde; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığın müsnet çocuğun basit cinsel istismarı suçunu işlediği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçtan beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün, sanığa isnat olunan çocuğun basit cinsel istismarı suçunun sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı; "Maddi vâkıânın kabulüne ilişkin vicdani kanaatini, doğrudan muhatap olduğu takdirî deliller ve dosya kapsamına uygun, ilgili, özgün ve yeterli gerekçelere dayandıran Yerel Mahkemenin takdir ve değerlendirmelerinde bir isabetsizlik bulunmadığından Sayın Çoğunluğun görüşüne muhalifim". Bir Ceza Genel Kurulu Üyesi de; "Sanığa isnat olunan çocuğun basit cinsel istismarı suçunun sabit olduğu", Düşünceleriyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.10.2022 tarihli ve 226-381 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmündeki gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün, sanığa isnat olunan çocuğun basit cinsel istismarı suçunun sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, İlk Derece Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.